Ara
Menü

Nakşibendiyye

Hâcegân geleneğinden doğan, tarih boyunca Orta Asya'dan Anadolu'ya ve geniş bir coğrafyaya yayılan tasavvuf yolu.

Hâcegân silsilesi, hafî zikir ve dünya ölçeğinde yayılış
Coğrafi köken
Buhara
Teşekkül
XIV. yüzyıl
Bağlı kol
25

Yolun canlı haritası

Pîrleri, halkaları, kolları ve coğrafî intikali aynı görünümde izleyin.

EL ELE, EL HAKK'ANakşibendiyye Atlası40 şahsiyet25 tarihî kol24 mekânAtlası aç →

Bir kuruluş tarihinden daha uzun bir oluşum

Nakşibendiyye, XIV. yüzyılda Bahâeddin Nakşibend'in adıyla tanınsa da tarihî omurgası Yûsuf el-Hemedânî ve Abdülhâlik Gucdüvânî çevresindeki Hâcegân yoluna dayanır. Bu sebeple yolun tarihi tek bir kurucunun bir anda oluşturduğu sistem değil, farklı yüzyıl ve coğrafyalarda yeniden yorumlanan irşad ağı olarak okunur.

Hâcegân usulü

Hafî zikir, sohbet, hizmet, meslek sahibi olma ve halk içinde mânevî dikkati koruma erken çizginin başlıca özellikleridir. Gucdüvânî'ye nispet edilen sekiz ilkeye Bahâeddin Nakşibend çevresinde vukūf-ı zamânî, vukūf-ı adedî ve vukūf-ı kalbî adı verilen üç ilke eklenir. Son üç ilkenin tarihî nispeti kaynaklarda tartışmalıdır.

Bahâeddin Nakşibend ve ilk halifeler

Bahâeddin'in görüşleri kendi telifinden değil Muhammed Pârsâ, Salâh b. Mübârek, Câmî ve sonraki müelliflerin aktardığı sohbet ve menkıbelerden izlenir. Muhammed Pârsâ yazılı öğretinin, Alâeddin Attâr Hârizm-Herat hattının, Ya‘kūb-i Çerhî ise Ubeydullah Ahrâr'a uzanan ana devamın taşıyıcısıdır.

Ahrâriyye: toplumsal ağ

Ubeydullah Ahrâr döneminde Nakşibendiyye Mâverâünnehir'de vakıf, tarım, ticaret, hükümdarlarla arabuluculuk ve geniş halife ağıyla büyük bir toplumsal güce dönüştü. Abdullah-ı İlâhî ve Emîr Buhârî yoluyla erken Osmanlı Nakşibendîliği; Muhammed Kādî ve Ahmed Kâsânî çevresiyle Kâsâniyye; Câmî ve Herat çevresiyle güçlü bir edebî-tasavvufî damar gelişti.

Müceddidiyye: Hindistan'da yenilenme

Hâcegî İmkenegî'nin halifesi Muhammed Bâkī-Billâh'ın Delhi'deki irşadı, Ahmed Sirhindî'nin Müceddidiyye yorumuna zemin hazırladı. İmâm-ı Rabbânî'nin Mektûbât'ı şeriat-tarikat ilişkisi, tevhid, sünnete bağlılık ve sülûk meselelerini geniş bir muhatap ağı içinde ele aldı. Müceddidiyye, oğulları ve halifeleriyle Hindistan'dan Orta Asya, Hicaz ve Osmanlı dünyasına yayıldı.

Mazhariyye ve Hâlidiyye

Mazhar Cân-ı Cânân–Abdullah Dihlevî hattı Delhi'de XVIII. yüzyılın büyük aktarım merkezini oluşturdu. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin Abdullah Dihlevî'den aldığı icazet, XIX. yüzyılda Hâlidiyye'nin Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya, Balkanlar ve daha uzak bölgelere yayılmasını sağladı. Hâlidiyye Nakşibendiyye'nin tamamı değil, Müceddidî kökten gelişen büyük ve etkili bir koldur.

Tek biçimli olmayan uygulamalar

Hafî zikir genel ayırt edici özellik olmakla birlikte Mahmûd Encîrfağnevî ve Kâsâniyye gibi çevrelerde cehrî zikir de görülür. Semâ, halvet, râbıta ve siyasî tutum bütün dönemlerde aynı biçimde uygulanmamıştır. Site bu farklılıkları “değişmez Nakşibendî usul” başlığı altında düzleştirmez.

Kaynakları okuma yöntemi

Erken sohbet derlemeleri, menâkıbnâmeler, mektuplar, vakıf ve arşiv kayıtları ile modern araştırmalar ayrı kanıt türleridir. Tarihî biyografi, gelenek içi menkıbe ve tarikatın kendi silsile beyanı birbirine karıştırılmadan; fakat aynı şahsiyet dosyasında bağlantılı biçimde sunulur.

Başvuru

TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye

Silsile özeti

Yûsuf el-Hemedânî–Abdülhâlik Gucdüvânî ile Hâcegân; Bahâeddin Nakşibend ve üç ana halife; Ya‘kūb-i Çerhî–Ubeydullah Ahrâr ile Ahrâriyye; Hâcegî İmkenegî–Bâkī-Billâh–İmâm-ı Rabbânî ile Müceddidiyye; Mazhar Cân-ı Cânân–Abdullah Dihlevî–Mevlânâ Hâlid ile Mazhariyye ve Hâlidiyye. Silsile, doğrudan eğitim, Üveysî nispet ve tarihî tesir ayrılarak gösterilir.

Yolun maddî kültürü

Müze kataloglarında bu yolla ilişkilendirilen tâc, sikke ve gül mühür örnekleri.

Küratöryel vitrini aç →

Adını bir pîrden, omurgasını uzun bir Hâcegân birikiminden alan yol

Bahâeddin Nakşibend yolun ad verici merkezidir; fakat Hâcegân terbiyesi Yûsuf Hemedânî, Abdülhâlik Gucdüvânî ve sonraki hâce halkalarında daha önce şekillenmişti. Üveysî nispet, doğrudan sohbet, icazet ve sonraki menkıbe aynı tarihî ilişki olarak gösterilmez.

Kurucu zemin
Hâcegân ve Abdülhâlik Gucdüvânî
Ad verici pîr
Bahâeddin Nakşibend, 1318-1389
İlk büyük genişleme
Ubeydullah Ahrâr ve Ahrâriyye
Okuma ilkesi
Silsila, sohbet, tesir ve Üveysî nispet ayrılır

Sessizlikten daha geniş bir terbiye düzeni

Hafî zikir ayırt edici omurgadır; fakat yol yalnız sessizce tesbih çekmeye indirgenemez.

HAFÎ ZİKİR

Kalpte isim ve tevhid

Nefes, kalp dikkati ve sayının denetimi şeyh rehberliği içinde yürütülür; cehrî zikir kullanan tarihî çevreler de kayıttan silinmez.

SOHBET VE HİZMET

İnsan içinde terbiye

Halvet der encümen ilkesi, toplumdan kaçmadan iç dikkati koruma ve gündelik sorumluluğu sürdürme idealini taşır.

RÂBITA

Şeyh ile mânevî yöneliş

Biçimi ve teorik açıklaması özellikle Müceddidî ve Hâlidî dönemlerde ayrıntılandı; bütün erken Hâcegân'a aynı terminolojiyle yüklenmez.

MURAKABE

Kalbin hâlini gözetmek

Letâif, teveccüh ve murakabe şemaları bölge ve kola göre farklı tertipler kazanabilir.

MESLEK VE HELÂL KAZANÇ

Dest be-kâr, dil be-yâr

Çalışma ve toplumsal ilişki mânevî dikkatin karşıtı değildir; slogan nispetleri tarihî kaynağıyla ayrıca sınanır.

ŞERİAT VE EDEP

Sülûkün ölçüsü

Kerâmet veya mânevî tecrübe, sünnete bağlılık ve ahlâkî dönüşümden bağımsız üstünlük kanıtı sayılmaz.

Dört büyük dönüşüm eşiği

Aynı silsila gövdesi, her yüzyılda aynı kurum ve siyasî tutumu üretmedi.

XII-XIV. YÜZYIL

Hâcegân ve Nakşibend

Sohbet, hafî zikir, hizmet ve Mâverâünnehir şehir kültürü.

XV. YÜZYIL

Ahrâriyye

Vakıf, tarım, ticaret, arabuluculuk ve geniş halife ağıyla toplumsal ölçek.

XVII-XVIII. YÜZYIL

Müceddidiyye ve Mazhariyye

Mektûbât, şeriat-tarikat tartışmaları, letâif ve Delhi merkezli yenilenme.

XIX. YÜZYIL

Hâlidiyye

Yoğun icazet, medrese ve şehir ağıyla Irak'tan Osmanlı coğrafyasına hızlı yayılım.

Tek merkezden kopyalanmayan dünya ağı

Buhara ve MâverâünnehirHâcegân, Bahâeddin Nakşibend ve Ahrâr çevresi
Herat ve HorasanCâmî, Alâeddin Attâr ve çoklu halife yolları
Doğu TürkistanKâsâniyye içindeki İshâkî ve Âfâkî rekabet ve irşad ağları
Delhi ve HindistanBâkī-Billâh, İmâm-ı Rabbânî, Mazhar ve Abdullah Dihlevî
Irak, Şam ve HicazHâlid-i Bağdâdî sonrası yoğun icazet ve medrese dolaşımı
Anadolu ve İstanbulErken Ahrârî aktarımından Hâlidî tekke ve ilim çevrelerine
KafkasyaŞirvânî hatlar, yerel direniş ve bölgesel dinî otorite
Balkanlar ve modern dünyaGöç, yayın, yeni dernek ve diaspora biçimleri

Yirmi beş kol ve hattı tarihî ailelerle okumak

Kurucu evre, ana kol, alt kol, aile postu ve bölgesel icazet hattı aynı hiyerarşi düzeyinde değildir.

Dehbîd ve Doğu Türkistan'a uzanan farklılaşmalar

Kâsâniyye ailesi

Delhi merkezli yenilenme ve alt halkalar

Müceddidî ve Mazharî dönüşüm

Irak, Anadolu, Suriye ve Osmanlı şehir ağları

Hâlidiyye ana yayılımı

Medrese, aile, tekke ve bölgesel post ağları

Doğu Anadolu ve Irak hatları

Yerel merkez ve şeyh nispetleri

Hâlidî bölgesel devamlar

Tek bir kurucu kitap yoktur

Bahâeddin Nakşibend'in öğretisi kendi telifinden çok sohbet ve menâkıb derlemeleriyle izlenir. Muhammed Pârsâ'nın eserleri, Reşahât, Câmî'nin metinleri, İmâm-ı Rabbânî'nin Mektûbât'ı ve Hâlidî mektuplar farklı yüzyılların ihtiyaçlarına cevap verir.

Tâc, mühür, evrâd, tekke ve mezar taşı

TÂC

Dört terk, müjgan ve bedâhe

A-58-A-59 grubunda kubbe merkezi boş, gül mühürsüz örnekler görülür; biçim benzerliği Kādirî aidiyetiyle özdeşlik değildir.

İCAZET VE SİLSİLANÂME

Yetkinin yazılı izi

Hırka, zikir ve irşad yetkileri aynı belgede bulunabilir; soy şeceresi ile hilâfet belgesi ayrılır.

EVRÂD VE MEKTÛBÂT

Taşınabilir terbiye

Yazma, matbu mecmua ve mektup farklı okur çevrelerine ulaşan maddî metin biçimleridir.

TEKKE VE MEDRESE

Çakışan kurumlar

Özellikle Hâlidî çevrelerde ders, zikir, misafirlik ve bölgesel otorite aynı yapıda birleşebilir.

Bir kuruluş anından çok, yaşayan bir aktarım zinciri

Şâh-ı Nakşibend yeni bir yolu tek seferde kurmuş bir “müessis” gibi değil, Buhara ve Mâverâünnehir'deki Hâcegân mirasını yeniden biçimlendiren merkez şahsiyet olarak anlaşılmalıdır. Hafî zikir, sohbet, hizmet, meslek sahibi olma ve halk içinde mânevî dikkati koruma bu çizginin öne çıkan özellikleridir.

Sonraki yüzyıllarda gelenek Ahrâriyye, Müceddidiyye ve Hâlidiyye gibi büyük safhalardan geçerek Orta Asya'dan Hindistan'a, Osmanlı coğrafyasına, Kafkasya'ya ve daha geniş dünyaya yayıldı.

Altın Silsile dosyasını aç →

Şema ana devam hattını gösterir. Bahâeddin Nakşibend sonrası Muhammed Pârsâ ve Alâeddin Attâr gibi paralel halife hatları kişi bağlantılarında ayrıca korunur; Üveysî nispetler doğrudan tarihî görüşme gibi sunulmaz.

On bir temel ilke

İlk sekiz ilke gelenekte Abdülhâlik Gucdüvânî ile, son üçlü ise sıklıkla Şâh-ı Nakşibend ile ilişkilendirilir. Son üç ilkenin nispeti akademik literatürde kesin kabul edilmez.

01

Hûş der dem

Her nefeste uyanık olmak; nefesin gafletle geçmemesine dikkat etmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

02

Sefer der vatan

Kişinin kötü huylardan iyi huylara doğru iç yolculuğu. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

03

Halvet der encümen

Toplum içinde bulunurken kalben Allah ile beraber olma şuurunu korumak. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

04

Bâz geşt

Zikir sırasında niyeti yenileyerek Allah'ın rızasına yönelmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

05

Nigâh dâşt

Kalbi dağıtan düşüncelere karşı iç dikkati muhafaza etmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

06

Vukûf-ı zamânî

Geçen zamanı ve o andaki mânevî hâli gözetmek; vakti bilinçli değerlendirmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

07

Vukûf-ı adedî

Zikrin sayısını dikkatle takip etmek; sayıyı amaç değil, dikkati toplama aracı görmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

08

Vukûf-ı kalbî

Kalbin hâline ve yönelişine dikkat etmek; zikrin merkezini kalpte tutmak. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

09

Sâdât-ı Nehrî

Nehrî veya Şemdînî şeyhleri diye anılan Seyyid Tâhâ Hakkârî ailesi ve bu ailenin Nehrî Tekkesi'ndeki irşad halkası.

10

Nehrî Kolu

Seyyid Tâhâ Hakkârî'nin Şemdinli-Nehrî merkezinde şekillendirdiği, Nakşibendî-Hâlidî geleneğe bağlı bölgesel şube.

11

Zikr-i Celâl

Allah lafzıyla yapılan ism-i zât zikri. Nehrî çevresinde mürşidin telkini ve gözetimi altında yürütülen ferdî virdin başlıca biçimlerindendir.

12

Nefy ü isbât virdi

Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidiyle yapılan; olumsuzlama ve yalnız Allah'ı tasdik anlamlarını birleştiren zikir uygulaması.

13

Nakşibendî tâcı

Bazı Osmanlı Nakşibendî çevrelerinde dört parçalı, sivri kubbeli ve müjgânlı örnekleri bulunan tâc ailesi. Nakşibendiyye'nin bütün dönem ve coğrafyalarında ortak zorunlu kıyafet değildir.

14

Nazar ber-kadem

Yürürken bakışı ve dikkati dağıtan şeylerden korumak; sâlikin attığı adımın yönünü ve niyetini gözetmesi. Hâcegân ve Nakşibendî terbiyesinde dış bakışın dağılmasını azaltarak kalp huzurunu ve mânevî dikkati korumayı anla

15

Yad-dast

Hatırda tutma, muhafaza, tas. a Nefesi tutup nefy-i ispat yoluyla (kelime-i tevhit) zikr eden sâlikin mezkürün huzurunda olma halini kalbinde muhafaza etmesidir. b Her halükârda kalbin Hak'la huzurda olması hali, yani mu

16

Yâd-kerd

Zikretmek, hatırlamak. tas. a Murakabe mertebesine ulaştıktan sonra sâlikin lisanla belli sayıda nefy ve ispatı (La ilahe nefy, illallah ispat kısmıdır) zikretmesi. Bu yolla kalbin pası silineceğinden müşahede mertebesin

İlk halkaların zaman akışı

yüksek

Bahâeddin Nakşibend'in doğumu

Bahâeddin Muhammed el-Buhârî, Buhara yakınındaki Kasr-ı Hinduvân'da doğdu. Yerleşim daha sonra Kasr-ı Ârifân adıyla anıldı.

yüksek

Muhammed Pârsâ'nın doğumu

Erken Nakşibendî müellif Muhammed Pârsâ Buhara'da doğdu.

yaklaşık

Bahâeddin Nakşibend'in ilk hac yolculuğu

Kaynakların iki hac yolculuğu kaydettiği Bahâeddin Nakşibend'in ilk haccı, Emîr Külâl'in vefat tarihiyle ilişkilendirilerek yaklaşık 1370'e tarihlenir.

yüksek

Bahâeddin Nakşibend'in vefatı

Bahâeddin Nakşibend, 3 Rebîülevvel 791/2 Mart 1389'da Kasr-ı Ârifân'da vefat etti ve buraya defnedildi.

yaklaşık

Muhammed Pârsâ'nın Medine'de vefatı

Muhammed Pârsâ ikinci hac yolculuğunun ardından Medine'de vefat etti ve Cennetü'l-Bakî'ye defnedildi. Hicrî 822 tarihi miladî takvimde 1419-1420 aralığına karşılık gelir.

orta

Hekim Çelebi Tekkesi'nin kuruluşu

Rüstem Paşa'nın teşviki ve padişah fermanıyla bir fil ahırı kaldırılarak mescit ve zâviye inşa edildi; Hekim Çelebi postu kabul ederek irşada başladı. Kaynak kesin yılı vermediğinden tarih yaklaşık gösterilir.

yüksek

Hâce Fazlullah'ın Emir Buhârî Zâviyesi postuna geçişi

Hâce Fazlullah, amcazadesi Ziyâeddin Ahmed Efendi'nin ardından 1016/1607-08'de Emir Buhârî Zâviyesi postuna geçti.

yüksek

Taşkentli Hâce Fazlullah'ın vefatı

Hâce Fazlullah Zilkade 1046/Mart-Nisan 1637'de vefat etti; Baba Haydar Nakşibendî Zâviyesi sahasına defnedildi ve postu oğlu Seyyid Abdullah Efendi'ye geçti.

yüksek

Seyyid Mustafa en-Nakşbendî'nin vefatı

Seyyid Mustafa en-Nakşbendî'nin vefatı

yüksek

Seyyid Fazlullah'ın Hekim Çelebi Zâviyesi'ne geçişi

Seyyid Fazlullah'ın Hekim Çelebi Zâviyesi'ne geçişi

yüksek

Neccâr-zâde'nin Müceddidî hilâfeti

Edirne'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin yanında Müceddidî sülûkünü tamamlayarak hilâfet aldı.

yüksek

Neccâr-zâde Tekkesi'nin ihyası

İstanbul'a dönüşünden sonra Beşiktaş Sinan Paşa çevresindeki tekkeyi canlandırdı; hafî ve cehrî zikir ile Mesnevî dersleri aynı programda yer aldı.

yüksek

Seyyid Abdülkebîr'in Emir Buhârî postu

Seyyid Abdülkebîr'in Emir Buhârî postu

yüksek

Muhammed Murad Buhârî'nin İstanbul'da vefatı

Müceddidî şeyhi Muhammed Murad Buhârî 22 Şubat 1720'de İstanbul'da vefat ederek Eyüp'teki medrese dershanesine defnedildi.

yüksek

Muhammed Sâdık Erzincânî'nin doğumu

Erzincan'da doğdu; 1136 hicrî yılı milâdî 1723-24 aralığına karşılık gelir.

yüksek

Neccâr-zâde'nin Hac yolculuğu

Oğlu Muhammed Sıddîk ile Hicaz'a gitti; şiirlerinin Zuhûrât-ı Mekkiyye bölümü bu seyahat çevresinde oluştu.

yüksek

Süleyman Kürdî'ye intisap

Şam'da Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Süleyman Kürdî'ye intisap ederek yaklaşık sekiz yıl yanında kaldı.

yüksek

Neccâr-zâde Mustafa Rızâ’nın vefatı ve Mehmed Sıddık’ın posta geçişi

Neccâr-zâde Mustafa Rızâ’nın vefatından sonra Beşiktaş’taki hankâhın meşihatı oğlu Mehmed Sıddık Efendi’ye verildi. Vefat gününe ilişkin kaynaklarda birkaç günlük fark vardır.

yüksek

Neccâr-zâde Mustafa Rıza'nın vefatı

5 Şubat 1746'da vefat ederek Beşiktaş'taki türbesine defnedildi.

yüksek

İzzî Süleyman Efendi’nin Şeyh Murad Tekkesi vakfı

İzzî, tekke, türbe ve medrese hizmetleri için İstanbul’daki taşınmaz gelirlerini vakfetti.

571632

Hz. Muhammed Mustafa

Hz. Muhammed, İslâm’ın son peygamberi, Kur’an’ın ilk muhatabı ve Müslüman hayatının temel örneğidir. Tasavvufî yollar onu tarih içinde kurulmuş bir tarikatın mensubu olarak değil; tevhid, kulluk, ihsan, merhamet ve güzel ahlâkın müşterek nebevî kaynağı olarak kabul eder.

Dosyayı aç →
573634

Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk

Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (ö. 13/634), ilk müslümanlardan, hicret yolculuğunda Resûlullah’ın arkadaşı ve Hulefâ-yi Râşidîn’in ilkidir; Nakşibendî aktarım geleneğinde silsilenin Hz. Peygamber’den sonraki halkası kabul edilir.

Dosyayı aç →
656

Selmân-ı Fârisî

Selmân-ı Fârisî (ö. 35-36/656), Mecûsî bir âteşkede görevlisiyken din arayışıyla İran'dan çıkıp köle olarak Medine'ye düşen ve Hz. Peygamber'in “Selmân bizdendir, Ehl-i beyt'tendir” dediği sahâbî; Hendek'te hendek fikrinin sahibi, Medâin valisi ve pek çok tasavvuf silsilesinin halkası.

Dosyayı aç →
657725

Kâsım b. Muhammed b. Ebû Bekir

Kāsım b. Muhammed b. Ebû Bekir (Hz. Osman devri – 106-107 / 725-726, Kudeyd); fukahâ-yi seb'a dan tâbiî fakihi ve muhaddis. Hz. Ebû Bekir'in torunu, Hz. Âişe'nin yeğeni; Ca'fer es-Sâdık onun torunudur ve Nakşî silsilesinin ilk halkalarındandır.

Dosyayı aç →
702765

Ca‘fer es-Sâdık

Ca'fer es-Sâdık (80/699 veya 83/702 – Medine); İsnâaşeriyye'nin altıncı, İsmâiliyye'nin beşinci imamı, Ca'ferî fıkhının kurucusu . Soyu baba tarafından Hz. Ali'ye, anne tarafından Hz. Ebû Bekir'e ulaşır.

Dosyayı aç →

Bâyezîd-i Bistâmî

Bâyezîd-i Bistâmî (Tayfûr b. Îsâ, ö. 234/848 [?]), “sultânü'l-ârifîn” diye anılan Horasanlı sûfî; sekr, fenâ ve mi'rac diliyle tasavvufun sözlüğünü kuran ve şathiyeleriyle asırlarca hem sevilen hem tenkit edilen isim.

Dosyayı aç →
9631033

Ebü’l-Hasan el-Harakānî

Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.

Dosyayı aç →
10101084

Ebû Ali el-Fârmedî

Ebû Alî Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (401-477/1010-1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın sohbetlerinden etkilenen, seyrüsülûkunu Cürcânî yanında tamamlayan ve sonraki Hâcegân-Nakşibendî silsilesinde iki kolu birleştiren Horasan sûfîsidir.

Dosyayı aç →
1140

Hâce Yûsuf el-Hemedânî

Yûsuf el-Hemedânî (440 veya 441/1048-49–22 Rebîülevvel 535/5 Kasım 1140), Nizâmiye’de yetişen; Merv merkezli ilim ve irşadıyla Ahmed Yesevî, Abdülhâlik Gucdüvânî, Abdullah Berakî ve Hasan Endâkî’yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfî müelliftir.

Dosyayı aç →
1179

Hâce Abdülhâlik Gucdüvânî

Abdülhâlik Gucdüvânî, Yûsuf el-Hemedânî’nin halifesi; hafî zikir, sekiz Hâcegân ilkesi, ilim ve toplum içinde mânevî dikkat anlayışıyla Nakşibendiyye öncesi usulün kurucu şahsiyetidir.

Dosyayı aç →
11651237

Hâce Muhammed Ârif Rîvegerî

Hâce Muhammed Ârif Rîvegerî (doğumu yaklaşık 1165; vefatı için güçlü yazma kaydı 1236-37), Abdülhâlik Gucdüvânî’nin halifesi, Mahmûd Encîrfağnevî’nin mürşidi ve Farsça Ârifnâme’nin müellifidir.

Dosyayı aç →
1315

Mahmûd Encîrfağnevî

Mahmûd Encîrfağnevî, Ârif Rîvegerî'nin ardından Hâcegân çevresinin taşıyıcı halkasıdır. Kaynaklarda zikir usulü ve mürid eğitimi etrafındaki uygulamalarıyla anılır; hayatına ilişkin tarihler ihtiyatla ele alınmalıdır.

Dosyayı aç →
1321

Hâce Ali Râmîtenî

Ali Râmîtenî (ö. 721/1321), Mahmûd Encîrfağnevî’nin halifesi; dokumacılık, helâl kazanç, cehrî-hafî zikir dengesi ve kabiliyete göre terbiye anlayışıyla Hâcegân yolunu Râmîten’den Hârizm’e taşıyan şeyhtir.

Dosyayı aç →
1354

Muhammed Baba Semâsî

Muhammed Baba Semmâsî (Semmâsî köyü, Buhara – 734-736 / 1333-36); Hâcegân şeyhi, Ali Râmîtenî'nin halifesi. Bahâeddin Nakşibend'i üç günlükken mânevî evlât edinmiş , terbiyesini halifesi Emîr Külâl'e emanet etmiştir. Kasrıârifân adı ondan gelir.

Dosyayı aç →
1370

Seyyid Emîr Külâl

Seyyid Emîr Külâl (683/1284, Sûhârî – 8 Cemâziyelevvel 772 / 28 Kasım 1370, Sûhârî); Hâcegân şeyhi, Bahâeddin Nakşibend'in ilk ve en önemli mürşidi . Çömlekçi (külâl) ve seyyid; güreş meydanından alınıp yola girmiştir.

Dosyayı aç →
13181389

Bahâeddin Nakşibend

Bahâeddin Nakşibend (718/1318 – 791/1389), Buhara yakınlarındaki Kasrıârifân'da doğup ölen ve “tarîk-i hâcegân”ın adının kendisiyle Nakşibendiyye 'ye dönüştüğü şeyh; semâ, halvet ve tekkeye itibar etmemiş, hafî zikri esas almıştır.

Dosyayı aç →
1400

Hâce Alâeddin Attâr

Alâeddin Attâr (ö. 802/1400), Bahâeddin Nakşibend’in damadı ve doğrudan halifesi; hafî zikir, murakabe ve sohbet terbiyesini ilk Nakşibendî kuşağa taşıyan Buharalı şeyhtir.

Dosyayı aç →
1447

Mevlânâ Ya‘kūb-i Çerhî

Ya‘kūb-i Çerhî (ö. 851/1447), Gazne yakınındaki Çerh’te doğan; Herat ve Mısır’da ilim tahsil ettikten sonra Bahâeddin Nakşibend ile Alâeddin Attâr’ın terbiyesinde yetişen ve Ubeydullah Ahrâr vasıtasıyla Nakşibendiyye’nin Orta Asya’daki yayılışını belirleyen şeyhtir.

Dosyayı aç →
14041490

Ubeydullah Ahrâr

Hâce Ubeydullah Ahrâr (806/1404, Bâgıstan, Taşkent – 29 Rebîülevvel 895 / 20 Şubat 1490, Semerkant); Ahrâriyye kolunun pîri . Ziraat ve ticaretle geçinip kimseden hediye kabul etmemiş, iki ordu arasındaki savaşı önleyerek halkı katliamdan korumuştur.

Dosyayı aç →
1529

Muhammed Zâhid Vahşuvârî

Muhammed Zâhid Vahşuvârî (ö. 1529), Vahş köyünde doğan, Ubeydullah Ahrâr’dan hilâfet alıp memleketinde irşad eden ve Derviş Muhammed İmkenegî’yi yetiştiren Ahrârî şeyhidir.

Dosyayı aç →
1562

Derviş Muhammed İmkenegî

Derviş Muhammed İmkenegî (ö. 18 Eylül 1562), Ubeydullah Ahrâr’dan başlayan terbiyesini dayısı Muhammed Zâhid Vahşuvârî’nin yanında tamamlayan; İmkene çevresinde ziraat, hadis tedrisi ve irşadı birleştiren Ahrârî-Nakşibendî şeyhidir.

Dosyayı aç →
15121599

Hâcegî Muhammed İmkenegî

Hâcegî Muhammed İmkenegî (918/1512-13–1008/1599), babası Derviş Muhammed’in Hâcegân mirasını sürdüren ve Bâkī-Billâh’ı Hindistan irşadı için yetiştirerek Müceddidiyye tarihine geçiş sağlayan Nakşibendî mürşididir.

Dosyayı aç →
15641603

Muhammed Bâkī-Billâh

Muhammed Bâkī-Billâh (971 veya 972 / 1563-65, Kâbil – 25 Rebîülâhir 1012 / 2 Ekim 1603, Delhi); Nakşibendiyye'yi Hindistan'da kökleştiren şeyh ve İmâm-ı Rabbânî'nin mürşidi. Kırk yaşında vefat etmiş, irşad devri ancak iki üç yıl sürmüştür.

Dosyayı aç →
15641624

İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî

İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Sirhindî (14 Şevval 971/26 Mayıs 1564 – 8 Safer 1034/20 Kasım 1624, Sirhind); Müceddidiyye'nin pîri ve Mektûbât müellifi. “Müceddid-i elf-i sânî” unvanıyla anılır; vahdet-i vücûdu aşıp vahdet-i şühûd u savunması asırlarca tartışılmıştır.

Dosyayı aç →
15991668

Muhammed Ma‘sûm Sirhindî

Muhammed Ma'sûm Sirhindî (11 Şevval 1007 / 7 Mayıs 1599 – 9 Rebîülevvel 1079 / 17 Ağustos 1668, Sirhind); Hindistanlı Nakşibendî-Müceddidî şeyhi . İmâm-ı Rabbânî'nin üçüncü oğlu ve halefi; “Urvetü'l-vüskā” ve “Kayyûm-i Sânî” lakaplarıyla anılır.

Dosyayı aç →
1684

Muhammed Seyfeddin Sirhindî

Muhammed Ma‘sûm'un oğlu ve halifesi Seyfeddin Sirhindî, Sirhind postunu sürdürdü; Delhi'de Bâbürlü hükümdarı Evrengzîb'in mânevî eğitimiyle görevlendirildi.

Dosyayı aç →
1723

Seyyid Muhammed Nûr Bedeûnî

Seyyid Muhammed Nûr Bedeûnî (ö. 1723), Muhammed Seyfüddin Sirhindî’nin halifesi; helâl kazanç, kul hakkı ve sünnete bağlılık vurgusuyla tanınan, Mazhar Cân-ı Cânân’ı yetiştiren Müceddidî şeyhidir.

Dosyayı aç →
16991781

Mazhar Cân-ı Cânân

Mirza Mazhar Cân-ı Cânân (1110/1699 – 1195/1781), Nakşibendiyye-Müceddidiyye'nin dört ana kolunu şahsında birleştiren Delhili mutasavvıf; tarikatın merkezini Sirhind'den Delhi'ye taşımış, Hinduizm hakkındaki alışılmadık değerlendirmeleriyle ve bir suikast sonucu vefatıyla tanınmıştır.

Dosyayı aç →
17431824

Şah Abdullah ed-Dihlevî

Şah Abdullah ed-Dihlevî, diğer adıyla Gulâm Ali (1156/1743–1240/1824), Mazhar Cân-ı Cânân’dan sonra Delhi’de Hânkāh-ı Mazhariyye’yi yöneten; hadis ve tefsir dersleriyle tasavvuf terbiyesini birleştiren ve Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’yi yetiştiren Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.

Dosyayı aç →
1852

Şeyh Abdullah Mekkî Erzincânî

Şeyh Abdullah Mekkî Erzincânî, Mevlânâ Hâlid el-Bağdâdî’nin halifesi; Terzi Baba’ya hilâfet veren, Erzincan’da ve Mekke’de irşad halkaları kuran XIX. yüzyıl Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir.

Dosyayı aç →

Yahya Dağıstânî

Yahyâ Dağıstânî, oğlu Halil Hamdi ile hac için geldiği Mekke’de Abdullah Mekkî’ye intisap edip hilâfet alan; Şiranlı Mustafa Rûmî ve başka halifeleriyle Mekkî kolunun Anadolu’ya uzanmasında rol oynayan şeyhtir.

Dosyayı aç →
18291899

Mustafa Rûmî Şirânî

Mustafa Rûmî Şirânî (1829–1899), Mekke’de Yahyâ Dağıstânî’den hilâfet alan; Şiran, Niksar ve Çorum çevresindeki irşadıyla Mustafa Hâki Tokâdî ve Hacı Ahmed Niksârî’nin de aralarında bulunduğu geniş bir Mekkî-Hâlidî halkası yetiştiren şeyhtir.

Dosyayı aç →

Halil Hamdi Dağıstânî

Halil Hamdi Dağıstânî, babası Yahyâ Dağıstânî ve Abdullah Mekkî’den terbiye alan; Mekke’de irşad eden, İrşâdü’r-râgıbîn başta olmak üzere eserleriyle Nakşibendî usulünü açıklayan şeyhtir.

Dosyayı aç →
18551920

Mustafa Hâki Tokâdî

Mustafa Hâki Tokâdî (1855–1920), Şiranlı Mustafa Rûmî’nin halifesi; Tokat’taki irşadının yanı sıra mebusluk ve Meclis-i Meşâyih üyeliği yapan, Mustafa Takî Sivasî ile İhramcızâde İsmail Hakkı’yı yetiştiren Hâlidî şeyhidir.

Dosyayı aç →
18731925

Mustafa Takî Sivasî

Mustafa Takî Sivasî (1873–1925), medrese âlimi, hâkimlik ve öğretmenlik görevlerinde bulunmuş Birinci Meclis Sivas mebusu; Mustafa Hâki Tokâdî’nin halifesi ve İhramcızâde’nin irşad halkasıdır.

Dosyayı aç →
18801969

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak (1880–1969), Mustafa Hâki ve Mustafa Takî çevresinde yetişen; Hacı Ahmed Niksârî’nin müridlerini devralan, Sivas’taki irşadı cami, okul, su ve köprü hizmetleriyle birleştiren mürşiddir.

Dosyayı aç →
19141990

Osman Hulûsi Ateş

Osman Hulûsi Ateş (1914–1990), Darende’de Somuncu Baba zâviyesi çevresinde yetişen; İhramcızâde İsmail Hakkı’nın halifesi, Dîvân ve Mektûbât sahibi şair, imam-hatip ve hayır hizmetleri öncüsüdür.

Dosyayı aç →
1960

Hamid Hamideddin Ateş

Hamid Hamidettin Ateş (d. 18 Ağustos 1960, Darende), Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin oğlu; 1987'den itibaren Darende Şeyh Hamîd-i Velî Camii'nde imam-hatiplik yaptı, Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı'nın mütevelli başkanıdır.

Dosyayı aç →
13551420

Muhammed Pârsâ

Hâce Muhammed Pârsâ (749/1348, Buhara – 24 Zilhicce 822 / 11 Ocak 1420, Medine); Bahâeddin Nakşibend'in halifesi, hadis âlimi ve müellif. Nakşibendiyye'yi taşra tecrübesinden şehirli bir tarikata dönüştüren eserleri onundur; Medine'de vefat edip oraya defnedilmiştir.

Dosyayı aç →
1820

Seyyid Abdullah Şemdînî

Seyyid Abdullah Şemdînî (ö. 1235/1819-20), Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin medrese arkadaşı ve ilk halifelerinden; 1813-14'te aldığı mutlak irşad icazetiyle Nehrî'de Hâlidî geleneğin ilk merkezini kuran âlimdir.

Dosyayı aç →

Bu dosya neye dayanıyor?

2016

Hoca Bahâeddin Nakşbend

Necdet Tosun · Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı

66 sayfalık sadeleştirilmiş biyografi. Hayat, menkıbeler, tasavvufî görüşler, hadis yorumları, hikmetli sözler, nispet edilen eserler, vefat ve kabir bölümlerini içerir. Müellif erken Farsça kaynakları kullandığını, fakat genel okuyucu için dipnotları kaldırdığını belirtir; bu sebeple tek başına ayrıntılı akademik atıf kaynağı sayılmamalıdır.
KLASİK

Reşahât Aynü'l-Hayât

Fahreddin Ali Sâfî; çev. Süleyman Kuku

Farsça aslı 909/1503'te kaleme alınmıştır. Hâcegân silsilesini ve özellikle Ubeydullah Ahrâr çevresini anlatır; Bahâeddin Nakşibend'e ayrılan bölüm hayat, eğitim, hafî zikir, seyahatler, sözler ve çok sayıda menkıbe içerir. Yakın dönem tarikat hafızasının temel kaynaklarındandır; menkıbevî unsurlar eleştirel ayrımla kullanılmalıdır.
2000

Risâle-i Kudsiyye Tercemesi ve Şerhi

Mustafa İsmet Garibullah; şerh: Mahmud Ustaosmanoğlu · Siraç Kitabevi

Mustafa İsmet Garibullah'ın manzum Risâle-i Kudsiyye'sinin Mahmud Ustaosmanoğlu'nun sohbet notlarına dayalı geniş şerhidir. Şâh-ı Nakşibend'in biyografisi için birincil kaynak değildir; 19.-20. yüzyıl İstanbul Nakşibendî-Hâlidî çevresinin kavram, eğitim ve yorum dilini incelemek için yardımcı kaynaktır. Muhammed Pârsâ'nın aynı adla bilinen eseriyle karıştırılmamalıdır.
2014

Salâhî Abdullah Uşşâkî'nin Risâle-i Kudsiyye Tercümesi'nin Transkripsiyonu ve Tahlîli

Muhammed Mekki Arvas · Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Muhammed Pârsâ'nın Şâh-ı Nakşibend sohbetlerinden derlediği erken dönem Risâle-i Kudsiyye'nin, Salâhî Abdullah Uşşâkî tarafından 1180/1766-67'de yapılan Osmanlıca tercümesini inceler. Bir matbu ve üç yazma nüshayı karşılaştırır; transkripsiyon, tahlil ve tıpkıbasım içerir. Erken Nakşibendî adab, erkân, silsile ve kavramları için bu dosya grubundaki en güçlü metin temelli akademik kaynaktır.
1988

Tevhide Giriş: Faslü'l-hitâb Tercümesi

Muhammed Pârsâ; çev. Ali Hüsrevoğlu · Erkam Yayınları

Muhammed Pârsâ'nın Faslü'l-hitâb li-vasli'l-ahbâb adlı Farsça eserinin Türkçe tercümesidir. Tevhid, tasavvufî düşünce ve Nakşibendî çevrenin ilmî dilini anlamak için tamamlayıcı bir birincil kaynaktır. Şâh-ı Nakşibend sohbetlerini derleyen Risâle-i Kudsiyye ile aynı eser değildir.
2007

The Naqshbandiyya: Orthodoxy and Activism in a Worldwide Sufi Tradition

Itzchak Weismann · Routledge

Nakşibendiyye'yi Orta Asya'daki ilk dönem, Hindistan merkezli Müceddidiyye ve Osmanlı coğrafyasında şekillenen Hâlidiyye safhaları üzerinden dünya ölçeğinde inceler. Tarikat içi biyografik kaynakların ideal kahraman anlatısı üretebileceğini vurgular ve bağımsız kaynaklarla çapraz kontrol önerir. Kullanıcı tarafından sağlanan PDF reklam ve alakasız metin enjeksiyonu içerdiği için dosyanın kendisi yayımlanmamış, yalnız doğrulanmış Routledge künyesi kaydedilmiştir.Yayıncı kaydı ↗
KLASİK

Tarikat Taçları

Mikail Türker Bal (derleyen)

Tarikat tâcının tanımı, kubbe-lenger-destar-taylasan gibi bölümleri ve bazı tarikatlara nispet edilen tâc biçimlerini Semih Ceyhan ile Nurhan Atasoy'un çalışmalarından özetleyen beş sayfalık derleme. Kaynakça ve tarih yazımında hatalar bulunduğundan tek başına kesin biçim kataloğu olarak kullanılmamış; maddeler ana başvuru çalışmalarına yönlendiren giriş düzeyinde değerlendirilmiştir.
2016

Nakşbendî-Hâlidîliğin Seyyid Taha Hakkârî Nehrî Kolu (XIX. Yüzyıl)

Mehmet Saki Çakır · İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Nehrî kolunun teşekkülünü, Sâdât-ı Nehrî'yi, Türkiye-İran-Irak hattındaki yayılışı ve eğitim usullerini arşiv belgeleri, yazmalar, icazetnâmeler ve saha görüşmeleriyle inceler. Siyasî olaylar ve menkıbevî rivayetler kendi kanıt düzeylerinde sunulmalıdır.
2018

Günümüz Mâverâünnehir'inde Nakşbendîlik: Hüseyniyye Kolu Örneği

Mairamkan Isabaeva

149 sayfalık çalışma Hüseyniyye'nin 2018'e kadarki Güney Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve çevrelerindeki tarihini, silsile nüshalarını, şeyh biyografilerini ve eğitim uygulamalarını inceler. Görüşme ve gelenek içi anlatılar arşiv/ansiklopedi kayıtlarından ayrılmış; yaşayan kişiler hakkındaki 2018 gözlemleri güncel durum diye sunulmamıştır.
2001

Ali Behçet Efendi ve Risâle-i Ubeydiyye-i Nakşbendiyye

Melahat Haksever; yüksek lisans tezi

Ortak kaynakçayı aç →

Bu ana gövde içinde hazırlanan çalışmalar

Alt tarikatlarda yayımlanan şahsiyet ve yazılar ana tarikat dosyasına otomatik yansır.

ALT TARİKAT

Hüseyniyye (Mâverâünnehir)

Muhammed Hüseyin Buhârî'ye (ö. 1834) nispet edilen, Nakşibendiyye-Müceddidiyye içinde Mâverâünnehir ve Güney Kazakistan'da devam eden bölgesel irşad hattı.

3 şahsiyet · 2 yazıDosyayı aç →

Bu yolun kişi dosyalarına doğrudan geçin

Sefîne’den süzülen hayat, menkıbe, eser ve ilişki bilgileri ayrı bir kaynak menüsünde tekrarlanmıyor; her şahsiyetin kendi dosyasında birleştiriliyor.