HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve nisbesi
Abdullah Mekkî, kaynaklarda Abdullah-ı Mekkî ve Abdullah Mekkî Erzincânî adlarıyla anılan XIX. yüzyıl Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir. “Mekkî” nisbesi uzun yıllar Mekke’de yaşaması ve irşad hizmetini orada sürdürmesiyle ilgilidir. Memleketi konusunda bazı geç anlatılar “aslen Mekkeli” derken, Hâlidî silsile literatürü ve TDV’nin Hâlidiyye tasnifi onu Erzincânî diye kaydeder. Bu sebeple ana dosyada Erzincan kökeni esas alınmış, farklı nakil gizlenmemiştir.
İlim tahsili ve Bağdat’a gidişi
Zâhirî ilimleri tahsil ettikten sonra tasavvuf terbiyesi için Bağdat’a giderek Mevlânâ Hâlid el-Bağdâdî’ye intisap etti. Seyrüsülûkünü onun yanında tamamladı ve irşad-hilâfet icazeti aldı. Şeyhiyle bağı yalnız ilk eğitim dönemiyle sınırlı kalmadı; Hâlid el-Bağdâdî hac yolculuklarında onunla Mekke’de görüşmeyi sürdürdü.
Mevlânâ Hâlid’in vasiyeti
Mevlânâ Hâlid’in Abdullah Mekkî’ye hitaben kaleme aldığı ve 1305/1887-88’de İstanbul’da neşredilen vasiyet, onun irşad anlayışını anlamak için temel birincil metindir. Metinde takvâ, ihlâs, kalbî zikir, Kur’an’ı hıfz ve tilâvet, fıkıhla meşguliyet, sünnete bağlılık, kanaat, teheccüd, işrak, evvâbîn ve duhâ namazlarına devam öne çıkar. Yöneticilerin işlerine karışmaması, buna karşılık idarecilerin ıslahı için dua etmesi istenir. Böylece Hâlidî terbiye ibadet, ilim, zikir, ahlâk ve siyasî mesafeyi birlikte düzenleyen bir çerçeve olarak görünür.
Erzincan’daki irşad halkası
İcazetinin ardından vazifeli olarak Erzincan’a geldi. Burada oluşan sohbet çevresi, Hâlidiyye’nin Doğu Anadolu’daki başlıca yayılma damarlarından birine dönüştü. TDV’nin Hâlidiyye maddesi de Anadolu’daki etkili silsilelerden birini açıkça “Abdullah Mekkî’ye (Erzincânî) ulaşan silsileler” başlığı altında değerlendirir.
Terzi Baba ile buluşması
Erzincan’daki en önemli halifesi, Terzi Baba diye tanınan Mehmed Vehbî’dir. Aşçı İbrâhim Dede’nin aktardığı gelenek hafızasına göre Abdullah Mekkî, Mevlânâ Hâlid’den aldığı mânevî emaneti taşıyacak kişiyi aradığını söylemiş ve Terzi Baba’yı buna ehil görmüştür. Kaynakların ortaklaştığı tarihî çekirdek, Terzi Baba’nın Abdullah Mekkî’ye intisap ettiği ve hilâfetini ondan aldığıdır; görüşmenin ayrıntılı konuşmaları menkıbevî aktarım olarak ayrıca okunmalıdır.
Erzurum, Bağdat, Kudüs ve Hicaz güzergâhı
Erzincan’daki hizmetinden sonra Erzurum’a geçtiği; dönüş yolunda Bağdat ve Kudüs üzerinden Hicaz’a ulaştığı kaydedilir. Güzergâhın bütün aşamaları aynı kesinlikte belgelenmediğinden, hareket hattı mutlak bir seyahat çizelgesi gibi sunulmamıştır. Bununla birlikte Erzincan, Erzurum, Bağdat, Kudüs ve Mekke onun irşad coğrafyasının açık merkezleridir.
Mekke’de irşad ve şeyhinin emrine bağlılığı
Mevlânâ Hâlid bir mektubunda kendisinden Mekke’yi terk etmemesini ve irşad vazifesini orada sürdürmesini istedi. Rahatsızlığı sebebiyle Tâif’e gitmesi tavsiye edildiğinde, şeyhinin Mekke’de kalma emrini çiğnememek için bu öneriyi kabul etmediği aktarılır. Bu kayıt, gelenek içinde mürşid emrine bağlılığın örneklerinden biri olarak korunmuştur.
Mekke’deki halifeleri
Mekke’de farklı bölgelerden gelen hacılar ve ilim-tasavvuf çevreleriyle temas kurdu. Vefatına yakın dönemde Mekke’deki tekkesine Süleyman b. Hasan el-Kırımî’yi halife tayin ettiği kaydedilir. Yahyâ Dağıstânî ve oğlu Halil Hamdi Paşa da onun Mekke çevresinde yetişen isimleri arasındadır. Anadolu’daki halifeleri arasında Terzi Baba, Yanyalı Mustafa İsmet ve Mustafa Hüdâverdî zikredilir. Her isim aynı kolun ardışık post halkası sayılmamış; doğrudan hilâfet ve bölgesel irşad bağları ayrı tutulmuştur.
Yahyâ Dağıstânî’ye uzanan hat
Dağıstan’dan hac için gelen Yahyâ Efendi, Mekke’de Abdullah Mekkî’nin sohbetlerine katıldı ve oğluyla birlikte ona intisap etti. Seyrüsülûkünü tamamladıktan sonra irşad icazeti aldı. Bu hat daha sonra Yahyâ Dağıstânî’den Mustafa Rûmî Şîrânî’ye uzanarak Çorum ve çevresinde devam etti.
Vefatı ve tarih meselesi
Abdullah Mekkî Mekke’de vefat etti ve kaynaklarda Cennetü’l-Muallâ ile ilişkilendirilir. Altın Silsile çalışmasının Mustafa Şîrânî bölümünde kendisi için 1311/1894 tarihi verilir; buna karşılık biyografisini anlatan ana bölüm doğum ve vefat tarihinin kesinleşmediğini belirtir. Bu iç tutarsızlık sebebiyle 1894 ihtiyat kaydı olarak metinde gösterilmiş, tartışmasız kesin tarih gibi sunulmamıştır.