HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve mesleği
Asıl adı Mehmed Vehbi, babası Fazlızâde Abdurrahman’dır. Yaklaşık 1789’da Erzincan’da doğduğu kabul edilir. Terzilik yaptığı için Terzi Ağa, Terzi Baba ve Hayyât Vehbi; uzun boyu sebebiyle Uzun Terzi diye tanındı. Erzurumlu Kādirî Terzi Baba ile karıştırılmamalıdır.
İlk tasavvuf çevresi
Gençliğinde tekkelere devam etti ve Şirvanlızâde diye anılan bir Kādirî şeyhine intisap etti. Düzenli medrese tahsilinden çok sözlü kültür ve tekke sohbetleri içinde yetiştiği kaydedilir. Bu ilk Kādirî bağı, daha sonra aldığı Hâlidî hilâfetini geçersiz kılmaz; hayatının farklı dönemlerindeki iki tasavvuf çevresini gösterir.
Abdullah Mekkî’ye intisabı
Kırk yaşları civarında Hâlid el-Bağdâdî’nin halifesi Abdullah Mekkî ile Erzincan’da görüştü. Gelenek anlatısına göre Abdullah Mekkî, Hâlid el-Bağdâdî’den aldığı emaneti taşıyacak kişiyi onda gördü ve kendisine hilâfet verdi. Bundan sonra irşad çevresi Erzincan’dan Erzurum, Gümüşhane, Bayburt ve Sivas’a yayıldı.
Halifeleri
Damatları Mustafa Fehmi Efendi ve Mehmed Rüşdü’nün yanı sıra Süleyman Efendi (Leblebici Baba), Abdülbâki Baba, Abdüssamed Efendi ve İrşâdî Baba tanınmış halifeleri arasındadır. Bu ağ, Nakşibendî-Hâlidîliğin XIX. yüzyıl Doğu Anadolu’sundaki yayılışında belirleyici oldu.
Eseri
Dinî ve tasavvufî konuları işleyen mensur Kenzü’l-fütûh ona aittir. Eser daha sonra Rüşdü Efendi tarafından nazma çevrilerek Miftâh-ı Kenz adıyla yayıldı. Manzum metnin doğrudan Terzi Baba’nın şiiri sayılması doğru değildir. Sübûtiyye Risâlesi de kendisine nisbet edilir.
Vefatı ve türbesi
1848’de Erzincan’daki kolera salgınında vefat etti. Önce ahşap bir türbeye defnedildi; yangınla harap olan yapının yerine daha sonra taş türbe yapıldı. Erzincan’daki mezarlık ve külliye onun adıyla anılmaktadır.