KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Sözlüğün başka bir yerinden başlayın.
İ) Harabelerin suyu. tas. Saf ve halis olma hali. Zahir ve bâtındaki bulanıklığı temizleyen ve harabeyi mamure haline getiren rahmani tecelli (sr).
Maddeyi aç →Tasavvuf sözlüğüGamz-ı ayneynİki gözü kapatma, gözleri yumma. tas, Hz. Peygamber Hz. Ali'ye zikir telkin ederken gözlerini yummasını emretmişti (AM 45). Nakşbendiye şeyhleri de mürit adayına zikir telkin ederken gözlerini yumdu- rurlar.
Maddeyi aç →Tasavvuf sözlüğüMüddeâ aleyhüdde'â aleyh a. [Ar.] Davalı.
Maddeyi aç →Dil ve Genel KültürYezîdîlikYezîdiyye maddesine bakınız.
Maddeyi aç →Tasavvuf sözlüğüAglat¢. Galat. Galatlar, hatalar. Bkz. Satah.
Maddeyi aç →A‘mâl-i zâhire
Zahiri ameller, şer'i fiiller, şeriat ulemasının incelediği ve hükümlerini tespit ettiği insan fiilleri. Ahkâm-ı hakikat, ahkâm-ı şeriat.
→Dil ve Genel KültürA‘yân-ı sâbite
Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arasındaki yer A‘yân-ı sâbite…
→Ab-ı harâbât
İ) Harabelerin suyu. tas. Saf ve halis olma hali. Zahir ve bâtındaki bulanıklığı temizleyen ve harabeyi mamure haline getiren rahmani tecelli (sr).
→Tasavvuf ve TarikatAba
Dervişlerin ve müritlerin giydikleri kalın ve kaba kumaştan yapılan uzun ve bol elbise. Yoksul ve züğürtlerin giydiği basit bir elbise olduğu için süfiler ve dervişler bu elbiseyi fakr alameti ve züht nişanesi olarak giymeyi…
→Abâ-i ulviyye
veya pederân-ı bülend , “ulu atalar, yüce babalar” anlamında kullanılan Farsça bir tamlamadır. Felsefe ve astroloji geleneğinde hava, su, toprak ve ateşten oluşan dört unsurun kaderini yönlendirdiğine inanılan yıldızlara verilen ad. Tasavvufta yaratılışın zuhuruyla…
→Tasavvuf ve TarikatAbâdile
, Arapça “Abdullahlar” anlamına gelir. Başına abd kelimesi getirilerek yapılan Abdurrahman, Abdülkuddûs, Abdülkādir ve Abdülkerîm gibi birleşik isimler için de kullanılır. Tasavvufî anlamı Tasavvuf dilinde abâdile, ilâhî isimlerden birinin tecellisini kendisinde belirgin biçimde gerçekleştiren…
→Abd ve abdiyet
Kul ve kulluk. Tasavvufta insanın Hakk’a tam yönelmesi, benlik iddiasından uzaklaşması ve Allah'tan başkasına kulluk etmemesi anlamında kullanılır.
→Tasavvuf ve TarikatAbdalân
Abdallar. Farsça çoğul biçimindeki kelime, tasavvuf literatüründe abdâl adı verilen velîler topluluğunu ifade eder. Abdalân-ı Rûm Anadolu’nun İslâmlaşması ve Osmanlı kuruluş çevresiyle ilişkilendirilen gezgin derviş ve eren zümreleri için kullanılan tarihî ad. Abdâl ve…
→Tasavvuf ve TarikatAbdâlân-ı Rûm
Bkz. Rum erenleri-Rum abdalları
→Kur’an ve TefsirAbdest
Namaz, tavaf ve bazı ibadetler öncesinde belirli organları yıkayıp mesh ederek yapılan hükmî temizlik. Yüzü yıkamak. Kolları dirseklerle birlikte yıkamak. Başın gerekli bölümünü mesh etmek. Ayakları topuklarla birlikte yıkamak. Niyet, besmele, ağız ve burnu…
→İbadet ve FıkıhAbdesti bozan durumlar
Abdestin hükmünü sona erdiren hâllerin ortak adı. İdrar ve dışkı yollarından çıkan şeyler, yellenme, bayılma ve aklı örten durumlar temel örneklerdir. Uyku, kanama, kusma ve karşı cinse dokunma gibi meselelerde mezhepler farklı hükümler vermiştir.…
→Hadis ve SünnetAbdestin sünnetleri
Hz. Peygamber’in abdest uygulamasından öğrenilen tamamlayıcı davranışlar. Niyet ve besmeleyle başlamak. Elleri bileklere kadar yıkamak. Ağız ve burnu temizlemek. Organları üçer defa yıkamak. Başın tamamını ve kulakları mesh etmek. Sıraya ve ara vermeden devam…
→Abdullah
. Tebaiyet yoluyla onun vârislerine de bu isim verilir. b İsmi bilinmeyen her insana Abdullah (Tanrı kulu) diye hitap edilir. Genellikle kabre konan cenazeye telkin verilirken, “Ya Abdullah, ya emete'llah,” denir.
→Dil ve Genel KültürAcem
Arapların Arap olmayanlara ve özellikle de İran halkına verdikleri ad.
→Açık baş
Ser-bürehne. Tevazu göstergesi olarak bazı ermişler yalınayak, baş açık gezerlerdi.
→Adak
Bir dileğin gerçekleşmesi veya şükür amacıyla ibadet, kurban ya da yardım türünden bir işi üstlenme. Türbe ve tekke çevresindeki halk uygulamalarında da görülür.
→Adem-i mana
Mana adamı, hakiki insan, her şeyin aslını ve hakikatini bilen, mana âlemine vâkıf, merd-i mana, mana eri. Nüsha-i vahdet âdemdir Nefha-i kudret âdemdir Âdem'den gayri ademdir Gel âdeme er bu deme Şeyh Ibrahim
→Dil ve Genel KültürAdemü’s-sübût
Bir iddia, rivayet veya hükmün sabit olmaması; doğrulanmaması. Delilin yeterli bulunmadığı durumları anlatır.
→Adl
Adalet, denge. tas. Kendisi aracılığıyla göğün ve yerin yaratıldığı hak, yaratma vasıtası olan hak, (el-hakku'l-mahlüku bih). “O, semalarla yeri, ancak hak ile yarattı” (Zümer Suresi, 5) Sehl Tüsteri burada geçen hakka ad, Ibn Berrecan…
→Afak
& Ufuk. Ufuklar. Dünya, maddi âlem. “Mana ve gönül âlemine ise enfüs denir (Fussilet Suresi, 53) Tasavvufta Allah, afaktan çok enfüste (kalp) aranır. Afaki ayetler Hakk'ın birliğine delalet eden dış âlemdeki her zerre. Birliği…
→Afet
ç. Afat Musibet, bela, zarar, ziyan. tas. a Kötü huylardaki tehlikeler ve zararlar; örn. gıybet afeti, yalan afeti, şöhret afeti. b Organların ahlak dışı yollarda ve günaha yol açacak biçimde kullanılması; örn. dilin afeti…
→Hadis ve SünnetAfiyet
Gönül huzuru, bela ve musibetten selamette kalma.
→Kur’an ve TefsirAfüv
Sözlüklerde “Silmek, yok etmek, ortadan kaldırmak” biçiminde açıklanan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın kullarına ait günahlarını bağışlama, Kirâmen Kâtibin meleklerinin kayıtlarmda bulunan suçlarını silme, bu tür günahlardan dolayı kıyamet gününde kullarmdan…
→Agâh
Vâkıf, muttali, müteyakkız, arif, aşina, dikkatli, haberdar, uyanık. tas. Halden anlayan, doğru yolu gösteren, maddi ve manevi olarak darda kalanların imdadına yetişen bilgin ve olgun; Hak adamı, hoşgörülü ve kalp gözü açık veli. Eski…
→Aglat
¢. Galat. Galatlar, hatalar. Bkz. Satah.
→Ağlama
Bükâ, girye, gözyaşı dökme. tas. Elem, haz; üzüntü, sevinç; ilâhî azap, ilâhî lütuf sebebiyle gözyaşı akıtma. İ Gözlerimden yaş ile kan akıtır İlâhi yaşım dilemezem siline Zira aktıkca gözümden kanlı yaş Hos teselliler gelir…
→Dil ve Genel KültürAh li-eb
Baba bir erkek kardeş. Aynı babadan doğduğu hâlde annesi farklı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.
→Dil ve Genel KültürAh li-ebeveyn
Anne ve baba bir erkek kardeş. Hem annesi hem babası aynı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.
→Dil ve Genel KültürAh li-ümm
Anne bir erkek kardeş. Aynı anneden doğduğu hâlde babası farklı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.
→Dil ve Genel KültürAh-i şakîk
ah şakîk a. [Ar.] Anne baba bir öz kardeş.
→Kur’an ve TefsirAhad
Sözlük anlamı “Bir, bir tek, yegâne” olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dandır. Aynı anlamı içeren bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “İhlâs suresi” nde doğrudan doğruya Allah’a nisbet edilmiştir. Bu anlam çerçevesinde hadislerde de geçen…
→Ahâdis-i nefs
!) Nefsin sözleri. tas, Nefsin, sahibini kötülüğe teşvik eden istekleri ve kışkırtmaları; doğru ve gerçek olandan uzaklaştıran aşağı arzular. Bkz. Hâtır.
→Ahadiyetü'l-ayn
!) Ayn tekliği tas. Bize ve isimlere muhtaç olmadığı için zât-ı Hakk'ın mertebesi; cem't’l-cem de denir (km).
→Ahadiyetü'l-cem
Cem ahadiyeti, toplama tekliği. tas. Sıfat ve isimlerin varlığı ve yokluğu (ispatı ve iskatı) söz konusu olmaksızın zatı zat olarak dikkate alma mertebesi. Ahadiyet mertebesinde sıfatlar ve isimler iskat edilir ve dikkate alınmaz; burada…
→Dil ve Genel KültürAhbâ
Yakın dostlar ve sırdaşlar. Klasik metinlerde güvenilen, mahrem sözlerin paylaşıldığı kimseler için kullanılan çoğul bir adlandırmadır.
→Ahfiyâ
veya Ahfiye Gizliler, saklı olanlar. tas. Melamet ehli; Melamiler, kendilerini halktan ayıran herhangi bir özel kıyafet ve nişan kullanmaz. “Allah ahfiyayı sever” (iri 16). Bkz. Arâis-i Hak. Terkedip nam u nişânı, giy melamet hirkasin…
→Ahi
Kardeş, yiğit, cömert. tas. Civanmert, ayyar, fetâ, fütüvvet teşkilatına mensup olan. Ahi Evran (ölm. 660/1262) tarafından kurulan Ahilik teşkilatının mensuplarına verilen unvan. Fütüvvet ve esnaf teşkilatının üyesi (İBA 1:89- 93). Anadolu Ahileri, taşıdıkları mahalli…
→Ahi tâcı
Kadiriyye’nin Ahi adıyla anılan koluna mensup şeyhlerin giydiği tarikat tâcı. Başlığın biçimi, terkleri ve sarılış tarzı mensubiyet işareti olarak değerlendirilir.
→Ahilik
Kardeşlik, cömertlik ve yiğitlik. Anadolu’da esnaf ve sanatkâr çevrelerinde gelişen; meslek ahlâkını fütüvvet, dayanışma, hizmet ve tasavvufî terbiye ilkeleriyle birleştiren teşkilât ve yaşayış biçimidir. Ahiliğin tarihî gelişimi yalnız bir kişiye indirgenemez; ancak Anadolu’daki teşkilatlanması…
→Dil ve Genel KültürAhir
veya Ahir Son. 2. tas. a İnsanın sahip oldugu her cesit sifatin evvel ve ahiri Hak olup o, Hakk'ın evvel ve ahir sıfatları arasında anzi bir varlıkur. b İnsanın yeryüzündeki hilafeti evvel ile ahir…
→Ahit
Ahd. Söz verme, peyman, söz alma, taahhüt etme, üstlenme. tas, a Misak, peyman, emanet, bezm-i ezel'de ve kâlübelâ'da insanların Allah'ı Rab tanıyacakları ve kendilerini onun merbübu (kul) bileceklerine dair verdikleri SÖZ, yaptıkları muahede (A'raf…
→Tasavvuf ve TarikatAhiyân-ı Rûm
Anadolu ahîleri. Âşıkpaşazâde’nin Osmanlı kuruluş çevresinde saydığı toplumsal-dinî zümrelerden biridir. Şehir esnafı, zanaatkârlar, zaviyeler ve misafir ağırlama hizmetleri çevresinde teşkilatlanan ahîler; meslek ahlâkı, dayanışma ve fütüvvet ilkeleriyle ilişkilendirilir. Ahiyân-ı Rûm, Kalenderiyye’nin bir alt kolu…
→Dil ve Genel KültürAhkâm-ı adliyye
Adalet ve hukuk düzeniyle ilgili hükümler. Osmanlı hukuk dilinde yargı ve hakların korunmasına ilişkin kurallar için kullanılır.
→İbadet ve FıkıhAhkâm-ı bâtına
İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini…
→Ahlâk ve ÂdâbAhlâk-ı hasene
Güzel ve övülen ahlâk özellikleri. Doğruluk, merhamet, sabır, adalet ve tevazu gibi erdemleri kapsar.
→Dil ve Genel KültürAhlâm
Rüya, düş. 2. tas. a Hayal mertebesi, misal mertebesi. İnsan uyurken, nefs maddi âlemle ilişkisini tamamen keserse, o nefse misal âleminin suretleri yansır, tıpkı bir şeyin aynaya yansıması gibi. Sadık rüya ve ahlâm bu…
→Dil ve Genel KültürAhlât-ı bedeniyye
Eski tıp anlayışında bedenin dört temel sıvısı: kan, balgam, sarı safra ve kara safra. Sağlık ve mizacın bunların dengesine bağlı olduğu kabul edilirdi; bu tarihî model modern tıp değildir.
→Tasavvuf ve TarikatAhmediye (I)
İslâmî tarikatlerden olup 14. yüzyılda ortaya çıkan ve Ömer el-Halvetî ’ye nipet edilen bir büyük tarikatın kolu için kullanılan ad.
→Dil ve Genel KültürAhmediye (II)
Hz. Muhammed’in hayatmı ve onun etrafında oluşan menkıbeleri anlatan eser.
→Tasavvuf ve TarikatAhsen
Çok güzel, daha güzel veya en güzel anlamındaki Arapça kelime. Ahsen-i takvîm , Kur’ân’daki Tîn sûresinin dördüncü âyetinde insanın en güzel ölçü ve kıvamda yaratılışını ifade eden terkiptir. Tasavvufî yorumlarda insanın maddî ve mânevî…
→Kur’an ve TefsirAhsenü’l-hadîs
“Sözlerin en güzeli” anlamında Kur’ân için kullanılan ifade. Zümer sûresi 23. âyette Kur’ân’ın tutarlı ve öğüt verici niteliğini vurgular.
→Ahvâl
!) Haller, değişmeler, hisler, gelip geçici duygular. tas. Gayb âleminden ve Allah tarafından kulun çabası dışında pak ve temiz kalbe tümüyle ilâhî lütuf sonucu gelen birtakım hususlar, umur ve manalar. Vecd, cezbe, aşk, şevk,…
→Tasavvuf ve TarikatAhyar
Ahyer. Hayırlılar, hayr ehli. Hayır sever, herkese faydası ve iyiliği dokunan kimseler. tas. a Üç evliya zümresinden biri. Abdal Şam'da, nüceba Yemen'de, ahyâr Irak'ta bulunur. b Çok ibadet, hayırlı iş ve iyi ahlakla kurtuluşa…
→Kur’an ve TefsirAhz ü siyâset
Yakalama ve cezalandırma. Klasik hukuk ve idarî dilde kamu düzenini korumak amacıyla suç isnadı bulunan kimsenin ele geçirilmesi ve yetkili makamca yaptırıma tâbi tutulmasını ifade eder.
→Tasavvuf ve TarikatAhz-ı feyz
Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifade…
→Ahz-ı nisbet
Bir mürşidden mânevî bağ ve tarikat terbiyesi almak; el alıp mürid olmak. Ahz almak, nisbet ise sâliki irşad zincirine bağlayan mânevî yakınlık anlamındadır. Terim yalnız şeklen biat etmeyi değil, sohbet, zikir ve âdâb yoluyla…
→Tasavvuf ve TarikatAhz-ı tarikat
şb i+) Tarikat almak. tas. Tarikate girmek ve bir şeyhe bağlanmak, el almak. 5 7 Âkıl
→Ahz-ı yed
|) El almak. tas. Tarikate girmek ve şeyhe bağlanmak.
→Kur’an ve TefsirAkabe
Yokuş, engel, sarp yerlerden geçen daracık ve tehlikeli yol, barikat. tas, Hakk’a giden yolda karşılaşılan zorluklar ve aşılması gereken engeller. İbrahim Ethem, salihlerin derecesine ulaşmak için şu altı engeli aşmanın şart olduğunu belirtmiştir: refah…
→Dil ve Genel KültürAkd-i izdivâc
Evlilik sözleşmesi; nikâh akdi. Tarafların evlenme iradelerini hukukî şartlar içinde birleştiren bağdır.
→Dil ve Genel KültürAkd-i zimmet
Klasik İslâm hukukunda gayrimüslim toplulukla can, mal ve din güvenliğini düzenleyen zimmet sözleşmesi. İslâm’ı kabul etme işlemi değildir; tarihî vatandaşlık ve vergi düzeninin parçasıdır.
→Akıl
Mutasavvıflar ilâhî, ezeli ve ebedi gerçeklerin akıl yoluyla kavranamayacağını belirtir, nazari aklı reddeder ve Yeni Platonculugun etkisiyle keşf ve marifet anlayışlarıyla uyuşan farklı bir akıl anlayışı ileri sürerler. Tasavvuf dilinde insan aklına akl-ı cüzi…
→Hadis ve SünnetAkîka kurbanı
Çocuğun doğumu vesilesiyle şükür amacıyla kesilen kurban. Sünnette doğumun yedinci günü isim verme ve saç kesmeyle birlikte anılır; daha sonraki bir zamanda da kesilebilir. Akîka farz değildir. Etinden aile ve yakınlar yiyebilir, ihtiyaç sahiplerine…
→Akit
Kulun, Allah'la kendisi arasında kalmak üzere kalben bir taahhütte bulunması, bir akit yapması ve niyet etmesidir. Aynı şey dille olursa buna ahit veya ahdetme (söz verme) denir. Avam (alım satım vs. işlerinde) dille yaptıkları…
→Dil ve Genel KültürAkl-ı beşer
İnsan aklı ve beşerî kavrayış gücü. Sınırları, vahiy ve mânevî bilgiyle ilişkisi kelâm ve tasavvuf metinlerinde tartışılır.
→Dil ve Genel KültürAkl-ı ferzâne
Bilgece ve olgun akıl. Bilgiyle tecrübeyi birleştiren, sonuçları tartarak hüküm veren kavrayışı anlatır.
→Dil ve Genel KültürAkl-ı hayvânî
Canlının korunma, beslenme ve içgüdüsel davranışlarını yöneten idrak düzeyi. Klasik psikoloji tasnifinde insanî akıldan ayrılır.
→Dil ve Genel KültürAkl-ı insânî
İnsana özgü düşünme, kavram kurma ve ahlâkî tercih yetisi. Klasik tasniflerde duyusal ve hayvanî idrakin üzerinde değerlendirilir.
→Dil ve Genel KültürAklâm
ÇdUl) [Ar.kalem’in ç. b.] Kalemler, hat sanaünda on iki ) tümün hepsi. )
→Dil ve Genel KültürAkrab
“Daha yakın, en yakın” anlamındaki Arapça karşılaştırma sıfatı. Kur’ân’da Allah’ın insana şah damarından daha yakın olduğunu bildiren Kaf sûresi 16. âyet bağlamında, ilâhî bilme ve kuşatmanın yakınlığını anlatmak için kullanılır; mekânsal yakınlık anlamına gelmez.
→Kur’an ve TefsirAlâ ferîzati’ş-şer‘iyye
Şer‘î miras paylarına göre. Mirasın Kur’ân ve fıkıhta belirlenen oranlar esas alınarak bölüştürülmesini ifade eden hukuk terimi. Yaygın örnekte aynı derecedeki erkek çocuğun payı kız çocuğunun payının iki katıdır; ancak mirasçıların türü ve yakınlık…
→Dil ve Genel KültürAlaka
ç. Alaik Bağ, engel, neden. tas. Kulu bağlayıp Hakk’a giden yola girmesini, bu yola girdikten sonra da doğru bir şekilde ilerlemesini engelleyen maddi ve nefsani nedenler, dünyevi bağlar ve her türlü engel. Bu bağların…
→Bu görünüm temizlenmiş ilk 180 maddeyi gösteriyor. Harf, konu veya arama kullanarak listeyi daraltabilirsiniz.