Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

TÜMÜABÇDEFGĞHIİKLMNÖPRSŞTÜVYZ

124 temiz madde bu görünümde hazır.

A‘mâl-i zâhire

Zahiri ameller, şer'i fiiller, şeriat ulemasının incelediği ve hükümlerini tespit ettiği insan fiilleri. Ahkâm-ı hakikat, ahkâm-ı şeriat.

Dil ve Genel Kültür

A‘yân-ı sâbite

Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arasındaki yer A‘yân-ı sâbite…

Ab-ı harâbât

İ) Harabelerin suyu. tas. Saf ve halis olma hali. Zahir ve bâtındaki bulanıklığı temizleyen ve harabeyi mamure haline getiren rahmani tecelli (sr).

Tasavvuf ve Tarikat

Aba

Dervişlerin ve müritlerin giydikleri kalın ve kaba kumaştan yapılan uzun ve bol elbise. Yoksul ve züğürtlerin giydiği basit bir elbise olduğu için süfiler ve dervişler bu elbiseyi fakr alameti ve züht nişanesi olarak giymeyi…

Abâ-i ulviyye

veya pederân-ı bülend , “ulu atalar, yüce babalar” anlamında kullanılan Farsça bir tamlamadır. Felsefe ve astroloji geleneğinde hava, su, toprak ve ateşten oluşan dört unsurun kaderini yönlendirdiğine inanılan yıldızlara verilen ad. Tasavvufta yaratılışın zuhuruyla…

Tasavvuf ve Tarikat

Abâdile

, Arapça “Abdullahlar” anlamına gelir. Başına abd kelimesi getirilerek yapılan Abdurrahman, Abdülkuddûs, Abdülkādir ve Abdülkerîm gibi birleşik isimler için de kullanılır. Tasavvufî anlamı Tasavvuf dilinde abâdile, ilâhî isimlerden birinin tecellisini kendisinde belirgin biçimde gerçekleştiren…

Abd ve abdiyet

Kul ve kulluk. Tasavvufta insanın Hakk’a tam yönelmesi, benlik iddiasından uzaklaşması ve Allah'tan başkasına kulluk etmemesi anlamında kullanılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdalân

Abdallar. Farsça çoğul biçimindeki kelime, tasavvuf literatüründe abdâl adı verilen velîler topluluğunu ifade eder. Abdalân-ı Rûm Anadolu’nun İslâmlaşması ve Osmanlı kuruluş çevresiyle ilişkilendirilen gezgin derviş ve eren zümreleri için kullanılan tarihî ad. Abdâl ve…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdâlân-ı Rûm

Bkz. Rum erenleri-Rum abdalları

Kur’an ve Tefsir

Abdest

Namaz, tavaf ve bazı ibadetler öncesinde belirli organları yıkayıp mesh ederek yapılan hükmî temizlik. Yüzü yıkamak. Kolları dirseklerle birlikte yıkamak. Başın gerekli bölümünü mesh etmek. Ayakları topuklarla birlikte yıkamak. Niyet, besmele, ağız ve burnu…

İbadet ve Fıkıh

Abdesti bozan durumlar

Abdestin hükmünü sona erdiren hâllerin ortak adı. İdrar ve dışkı yollarından çıkan şeyler, yellenme, bayılma ve aklı örten durumlar temel örneklerdir. Uyku, kanama, kusma ve karşı cinse dokunma gibi meselelerde mezhepler farklı hükümler vermiştir.…

Hadis ve Sünnet

Abdestin sünnetleri

Hz. Peygamber’in abdest uygulamasından öğrenilen tamamlayıcı davranışlar. Niyet ve besmeleyle başlamak. Elleri bileklere kadar yıkamak. Ağız ve burnu temizlemek. Organları üçer defa yıkamak. Başın tamamını ve kulakları mesh etmek. Sıraya ve ara vermeden devam…

Abdullah

. Tebaiyet yoluyla onun vârislerine de bu isim verilir. b İsmi bilinmeyen her insana Abdullah (Tanrı kulu) diye hitap edilir. Genellikle kabre konan cenazeye telkin verilirken, “Ya Abdullah, ya emete'llah,” denir.

Dil ve Genel Kültür

Acem

Arapların Arap olmayanlara ve özellikle de İran halkına verdikleri ad.

Açık baş

Ser-bürehne. Tevazu göstergesi olarak bazı ermişler yalınayak, baş açık gezerlerdi.

Adak

Bir dileğin gerçekleşmesi veya şükür amacıyla ibadet, kurban ya da yardım türünden bir işi üstlenme. Türbe ve tekke çevresindeki halk uygulamalarında da görülür.

Adem-i mana

Mana adamı, hakiki insan, her şeyin aslını ve hakikatini bilen, mana âlemine vâkıf, merd-i mana, mana eri. Nüsha-i vahdet âdemdir Nefha-i kudret âdemdir Âdem'den gayri ademdir Gel âdeme er bu deme Şeyh Ibrahim

Dil ve Genel Kültür

Ademü’s-sübût

Bir iddia, rivayet veya hükmün sabit olmaması; doğrulanmaması. Delilin yeterli bulunmadığı durumları anlatır.

Adl

Adalet, denge. tas. Kendisi aracılığıyla göğün ve yerin yaratıldığı hak, yaratma vasıtası olan hak, (el-hakku'l-mahlüku bih). “O, semalarla yeri, ancak hak ile yarattı” (Zümer Suresi, 5) Sehl Tüsteri burada geçen hakka ad, Ibn Berrecan…

Afak

& Ufuk. Ufuklar. Dünya, maddi âlem. “Mana ve gönül âlemine ise enfüs denir (Fussilet Suresi, 53) Tasavvufta Allah, afaktan çok enfüste (kalp) aranır. Afaki ayetler Hakk'ın birliğine delalet eden dış âlemdeki her zerre. Birliği…

Afet

ç. Afat Musibet, bela, zarar, ziyan. tas. a Kötü huylardaki tehlikeler ve zararlar; örn. gıybet afeti, yalan afeti, şöhret afeti. b Organların ahlak dışı yollarda ve günaha yol açacak biçimde kullanılması; örn. dilin afeti…

Hadis ve Sünnet

Afiyet

Gönül huzuru, bela ve musibetten selamette kalma.

Kur’an ve Tefsir

Afüv

Sözlüklerde “Silmek, yok etmek, ortadan kaldırmak” biçiminde açıklanan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın kullarına ait günahlarını bağışlama, Kirâmen Kâtibin meleklerinin kayıtlarmda bulunan suçlarını silme, bu tür günahlardan dolayı kıyamet gününde kullarmdan…

Agâh

Vâkıf, muttali, müteyakkız, arif, aşina, dikkatli, haberdar, uyanık. tas. Halden anlayan, doğru yolu gösteren, maddi ve manevi olarak darda kalanların imdadına yetişen bilgin ve olgun; Hak adamı, hoşgörülü ve kalp gözü açık veli. Eski…

Aglat

¢. Galat. Galatlar, hatalar. Bkz. Satah.

Ağlama

Bükâ, girye, gözyaşı dökme. tas. Elem, haz; üzüntü, sevinç; ilâhî azap, ilâhî lütuf sebebiyle gözyaşı akıtma. İ Gözlerimden yaş ile kan akıtır İlâhi yaşım dilemezem siline Zira aktıkca gözümden kanlı yaş Hos teselliler gelir…

Dil ve Genel Kültür

Ah li-eb

Baba bir erkek kardeş. Aynı babadan doğduğu hâlde annesi farklı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.

Dil ve Genel Kültür

Ah li-ebeveyn

Anne ve baba bir erkek kardeş. Hem annesi hem babası aynı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.

Dil ve Genel Kültür

Ah li-ümm

Anne bir erkek kardeş. Aynı anneden doğduğu hâlde babası farklı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.

Dil ve Genel Kültür

Ah-i şakîk

ah şakîk a. [Ar.] Anne baba bir öz kardeş.

Kur’an ve Tefsir

Ahad

Sözlük anlamı “Bir, bir tek, yegâne” olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dandır. Aynı anlamı içeren bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “İhlâs suresi” nde doğrudan doğruya Allah’a nisbet edilmiştir. Bu anlam çerçevesinde hadislerde de geçen…

Ahâdis-i nefs

!) Nefsin sözleri. tas, Nefsin, sahibini kötülüğe teşvik eden istekleri ve kışkırtmaları; doğru ve gerçek olandan uzaklaştıran aşağı arzular. Bkz. Hâtır.

Ahadiyetü'l-ayn

!) Ayn tekliği tas. Bize ve isimlere muhtaç olmadığı için zât-ı Hakk'ın mertebesi; cem't’l-cem de denir (km).

Ahadiyetü'l-cem

Cem ahadiyeti, toplama tekliği. tas. Sıfat ve isimlerin varlığı ve yokluğu (ispatı ve iskatı) söz konusu olmaksızın zatı zat olarak dikkate alma mertebesi. Ahadiyet mertebesinde sıfatlar ve isimler iskat edilir ve dikkate alınmaz; burada…

Dil ve Genel Kültür

Ahbâ

Yakın dostlar ve sırdaşlar. Klasik metinlerde güvenilen, mahrem sözlerin paylaşıldığı kimseler için kullanılan çoğul bir adlandırmadır.

Ahfiyâ

veya Ahfiye Gizliler, saklı olanlar. tas. Melamet ehli; Melamiler, kendilerini halktan ayıran herhangi bir özel kıyafet ve nişan kullanmaz. “Allah ahfiyayı sever” (iri 16). Bkz. Arâis-i Hak. Terkedip nam u nişânı, giy melamet hirkasin…

Ahi

Kardeş, yiğit, cömert. tas. Civanmert, ayyar, fetâ, fütüvvet teşkilatına mensup olan. Ahi Evran (ölm. 660/1262) tarafından kurulan Ahilik teşkilatının mensuplarına verilen unvan. Fütüvvet ve esnaf teşkilatının üyesi (İBA 1:89- 93). Anadolu Ahileri, taşıdıkları mahalli…

Ahi tâcı

Kadiriyye’nin Ahi adıyla anılan koluna mensup şeyhlerin giydiği tarikat tâcı. Başlığın biçimi, terkleri ve sarılış tarzı mensubiyet işareti olarak değerlendirilir.

Ahilik

Kardeşlik, cömertlik ve yiğitlik. Anadolu’da esnaf ve sanatkâr çevrelerinde gelişen; meslek ahlâkını fütüvvet, dayanışma, hizmet ve tasavvufî terbiye ilkeleriyle birleştiren teşkilât ve yaşayış biçimidir. Ahiliğin tarihî gelişimi yalnız bir kişiye indirgenemez; ancak Anadolu’daki teşkilatlanması…

Dil ve Genel Kültür

Ahir

veya Ahir Son. 2. tas. a İnsanın sahip oldugu her cesit sifatin evvel ve ahiri Hak olup o, Hakk'ın evvel ve ahir sıfatları arasında anzi bir varlıkur. b İnsanın yeryüzündeki hilafeti evvel ile ahir…

Ahit

Ahd. Söz verme, peyman, söz alma, taahhüt etme, üstlenme. tas, a Misak, peyman, emanet, bezm-i ezel'de ve kâlübelâ'da insanların Allah'ı Rab tanıyacakları ve kendilerini onun merbübu (kul) bileceklerine dair verdikleri SÖZ, yaptıkları muahede (A'raf…

Tasavvuf ve Tarikat

Ahiyân-ı Rûm

Anadolu ahîleri. Âşıkpaşazâde’nin Osmanlı kuruluş çevresinde saydığı toplumsal-dinî zümrelerden biridir. Şehir esnafı, zanaatkârlar, zaviyeler ve misafir ağırlama hizmetleri çevresinde teşkilatlanan ahîler; meslek ahlâkı, dayanışma ve fütüvvet ilkeleriyle ilişkilendirilir. Ahiyân-ı Rûm, Kalenderiyye’nin bir alt kolu…

Dil ve Genel Kültür

Ahkâm-ı adliyye

Adalet ve hukuk düzeniyle ilgili hükümler. Osmanlı hukuk dilinde yargı ve hakların korunmasına ilişkin kurallar için kullanılır.

İbadet ve Fıkıh

Ahkâm-ı bâtına

İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini…

Ahlâk ve Âdâb

Ahlâk-ı hasene

Güzel ve övülen ahlâk özellikleri. Doğruluk, merhamet, sabır, adalet ve tevazu gibi erdemleri kapsar.

Dil ve Genel Kültür

Ahlâm

Rüya, düş. 2. tas. a Hayal mertebesi, misal mertebesi. İnsan uyurken, nefs maddi âlemle ilişkisini tamamen keserse, o nefse misal âleminin suretleri yansır, tıpkı bir şeyin aynaya yansıması gibi. Sadık rüya ve ahlâm bu…

Dil ve Genel Kültür

Ahlât-ı bedeniyye

Eski tıp anlayışında bedenin dört temel sıvısı: kan, balgam, sarı safra ve kara safra. Sağlık ve mizacın bunların dengesine bağlı olduğu kabul edilirdi; bu tarihî model modern tıp değildir.

Tasavvuf ve Tarikat

Ahmediye (I)

İslâmî tarikatlerden olup 14. yüzyılda ortaya çıkan ve Ömer el-Halvetî ’ye nipet edilen bir büyük tarikatın kolu için kullanılan ad.

Dil ve Genel Kültür

Ahmediye (II)

Hz. Muhammed’in hayatmı ve onun etrafında oluşan menkıbeleri anlatan eser.

Tasavvuf ve Tarikat

Ahsen

Çok güzel, daha güzel veya en güzel anlamındaki Arapça kelime. Ahsen-i takvîm , Kur’ân’daki Tîn sûresinin dördüncü âyetinde insanın en güzel ölçü ve kıvamda yaratılışını ifade eden terkiptir. Tasavvufî yorumlarda insanın maddî ve mânevî…

Kur’an ve Tefsir

Ahsenü’l-hadîs

“Sözlerin en güzeli” anlamında Kur’ân için kullanılan ifade. Zümer sûresi 23. âyette Kur’ân’ın tutarlı ve öğüt verici niteliğini vurgular.

Ahvâl

!) Haller, değişmeler, hisler, gelip geçici duygular. tas. Gayb âleminden ve Allah tarafından kulun çabası dışında pak ve temiz kalbe tümüyle ilâhî lütuf sonucu gelen birtakım hususlar, umur ve manalar. Vecd, cezbe, aşk, şevk,…

Tasavvuf ve Tarikat

Ahyar

Ahyer. Hayırlılar, hayr ehli. Hayır sever, herkese faydası ve iyiliği dokunan kimseler. tas. a Üç evliya zümresinden biri. Abdal Şam'da, nüceba Yemen'de, ahyâr Irak'ta bulunur. b Çok ibadet, hayırlı iş ve iyi ahlakla kurtuluşa…

Kur’an ve Tefsir

Ahz ü siyâset

Yakalama ve cezalandırma. Klasik hukuk ve idarî dilde kamu düzenini korumak amacıyla suç isnadı bulunan kimsenin ele geçirilmesi ve yetkili makamca yaptırıma tâbi tutulmasını ifade eder.

Tasavvuf ve Tarikat

Ahz-ı feyz

Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifade…

Ahz-ı nisbet

Bir mürşidden mânevî bağ ve tarikat terbiyesi almak; el alıp mürid olmak. Ahz almak, nisbet ise sâliki irşad zincirine bağlayan mânevî yakınlık anlamındadır. Terim yalnız şeklen biat etmeyi değil, sohbet, zikir ve âdâb yoluyla…

Tasavvuf ve Tarikat

Ahz-ı tarikat

şb i+) Tarikat almak. tas. Tarikate girmek ve bir şeyhe bağlanmak, el almak. 5 7 Âkıl

Ahz-ı yed

|) El almak. tas. Tarikate girmek ve şeyhe bağlanmak.

Kur’an ve Tefsir

Akabe

Yokuş, engel, sarp yerlerden geçen daracık ve tehlikeli yol, barikat. tas, Hakk’a giden yolda karşılaşılan zorluklar ve aşılması gereken engeller. İbrahim Ethem, salihlerin derecesine ulaşmak için şu altı engeli aşmanın şart olduğunu belirtmiştir: refah…

Dil ve Genel Kültür

Akd-i izdivâc

Evlilik sözleşmesi; nikâh akdi. Tarafların evlenme iradelerini hukukî şartlar içinde birleştiren bağdır.

Dil ve Genel Kültür

Akd-i zimmet

Klasik İslâm hukukunda gayrimüslim toplulukla can, mal ve din güvenliğini düzenleyen zimmet sözleşmesi. İslâm’ı kabul etme işlemi değildir; tarihî vatandaşlık ve vergi düzeninin parçasıdır.

Akıl

Mutasavvıflar ilâhî, ezeli ve ebedi gerçeklerin akıl yoluyla kavranamayacağını belirtir, nazari aklı reddeder ve Yeni Platonculugun etkisiyle keşf ve marifet anlayışlarıyla uyuşan farklı bir akıl anlayışı ileri sürerler. Tasavvuf dilinde insan aklına akl-ı cüzi…

Hadis ve Sünnet

Akîka kurbanı

Çocuğun doğumu vesilesiyle şükür amacıyla kesilen kurban. Sünnette doğumun yedinci günü isim verme ve saç kesmeyle birlikte anılır; daha sonraki bir zamanda da kesilebilir. Akîka farz değildir. Etinden aile ve yakınlar yiyebilir, ihtiyaç sahiplerine…

Akit

Kulun, Allah'la kendisi arasında kalmak üzere kalben bir taahhütte bulunması, bir akit yapması ve niyet etmesidir. Aynı şey dille olursa buna ahit veya ahdetme (söz verme) denir. Avam (alım satım vs. işlerinde) dille yaptıkları…

Dil ve Genel Kültür

Akl-ı beşer

İnsan aklı ve beşerî kavrayış gücü. Sınırları, vahiy ve mânevî bilgiyle ilişkisi kelâm ve tasavvuf metinlerinde tartışılır.

Dil ve Genel Kültür

Akl-ı ferzâne

Bilgece ve olgun akıl. Bilgiyle tecrübeyi birleştiren, sonuçları tartarak hüküm veren kavrayışı anlatır.

Dil ve Genel Kültür

Akl-ı hayvânî

Canlının korunma, beslenme ve içgüdüsel davranışlarını yöneten idrak düzeyi. Klasik psikoloji tasnifinde insanî akıldan ayrılır.

Dil ve Genel Kültür

Akl-ı insânî

İnsana özgü düşünme, kavram kurma ve ahlâkî tercih yetisi. Klasik tasniflerde duyusal ve hayvanî idrakin üzerinde değerlendirilir.

Dil ve Genel Kültür

Aklâm

ÇdUl) [Ar.kalem’in ç. b.] Kalemler, hat sanaünda on iki ) tümün hepsi. )

Dil ve Genel Kültür

Akrab

“Daha yakın, en yakın” anlamındaki Arapça karşılaştırma sıfatı. Kur’ân’da Allah’ın insana şah damarından daha yakın olduğunu bildiren Kaf sûresi 16. âyet bağlamında, ilâhî bilme ve kuşatmanın yakınlığını anlatmak için kullanılır; mekânsal yakınlık anlamına gelmez.

Kur’an ve Tefsir

Alâ ferîzati’ş-şer‘iyye

Şer‘î miras paylarına göre. Mirasın Kur’ân ve fıkıhta belirlenen oranlar esas alınarak bölüştürülmesini ifade eden hukuk terimi. Yaygın örnekte aynı derecedeki erkek çocuğun payı kız çocuğunun payının iki katıdır; ancak mirasçıların türü ve yakınlık…

Dil ve Genel Kültür

Alaka

ç. Alaik Bağ, engel, neden. tas. Kulu bağlayıp Hakk’a giden yola girmesini, bu yola girdikten sonra da doğru bir şekilde ilerlemesini engelleyen maddi ve nefsani nedenler, dünyevi bağlar ve her türlü engel. Bu bağların…

72 / 124