KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Vadi
Nebilerin, velilerin, âlimlerin kalpleri. Tür Dağı'ndan, yani feyz menbaından fışkıran marifet suları ve nefis mükâşefe halleri bu vadilerde akar (cim 69). Bkz. Tür. Vadi-i eymün (y+ ig’ $y) I. İlahi tecelliyi kabul edecek şekilde…
→Dil ve Genel KültürVahdâniyye
Allah’ın bir ve tek olduğunu kabul eden tevhid anlayışı. Kelâm dilinde ilâhî birlik inancını; dinler tarihi tasnifinde ise tek tanrıcılığı ifade eder.
→Vahdet-i edyân
Dinlerin Birliği, Vahdet-i kusüd Maksatta, muratta ve matlapta söz konusu olan birlik; Hakk'ın irade ettiği ve istediğiyle kulun irade ettiği ve istediği şeyin bir ve aynı olması, Böylece iki irade birleşmiş ve tek bir…
→Vahit
Bir. tas. Tek olması itibariyle Zatın ismi.
→Vahiy
Hakk'ın hitabı, süfilere gelen ilham. Mesnevi'nin okunması bitince: In ne necmest u ne remlest u ne hab Vahy-i Hak Allahu a'lem bi's-savab denir. İbn Arabi, “Sözlerimiz vahy-i kelam değildir, ama vahy-i ilhamdır” der .
→Tasavvuf ve TarikatVahşet
Yalnızlık, yabancılık ve insanlardan uzak kalma isteği. Tasavvufta halkla beraberlikten sıkılıp Hakk’la ünsiyeti arama hâlini ifade eder. Kaynaklar bunu insan düşmanlığı olarak değil, kalbi dağıtan ilişkilerden bir süre uzaklaşma eğilimi şeklinde açıklar. Üns maddesine…
→Dil ve Genel KültürVakf
Bir malın aslını kalıcı biçimde koruyup gelir veya kullanımını hayır amacına tahsis etme. Vakfın yönetimi mütevelli tarafından yürütülür; kayyım ve diğer görevlilerin yetkileri vakfiyede belirlenir.
→Dil ve Genel KültürVakf-ı fâsid
Kuruluş şartlarından biri eksik veya geçersiz olan vakıf. Eksikliğin giderilebilirliği ve hukukî sonucu mezhep ve mevzuata göre değerlendirilir.
→Hadis ve SünnetVakfe
Duraklama, duraksama. tas. İki makam arasında kalma, burada mahpus olma (kı; iFM). Bunun sebebi, bir önceki makamın gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi, o makama hakkının verilmemiş olması, bu yüzden de bir sonraki makama yükselme…
→İnanç ve KelâmVâkıfe
Bilimsel bir konunun veya sorunun açılımı veya çözülmesi konusunda herhangi bir fikir ileri sürmeyen ya da yorum getirmeyen kimseler için kullanılan kelâm terimi.
→Kur’an ve TefsirVâkī
Koruyan, gözeten ve zarardan sakındıran. Allah’a nispet edildiğinde yaratılmışları koruyup gözeten anlamında kullanılan sıfatlardan biridir. Kelime, insanın fiilleri için kullanıldığında bir şeyi meydana gelmeden önce engelleyen veya zarara karşı tedbir alan kimseyi ifade eder.
→Vakt
Zaman. tas. a Hal, sâlikin içinde bulunduğu geçmiş ve gelecekle ilgili olmayan hali (irm). Yapma (mec'al) olmayan istidadın gerektirdiği hal. b Silikin içinde bulunduğu hal. Sâlikin hali eğer dünya ise (aklı, fikri, hissi dünyayla…
→Valaf
Duran, bilen, ehl-i vukuf. tas. a Agâh, kalp gözü açık, arif, ileriyi ve gerçeği gören. Vâkıf bütünüyle ilim, bütünüyle hükümdür; Allah'ı en iyi tanıyan odur. b İki makam arasında kalan. Bkz. Vakfe, Cem-i kütüb…
→Varid
¢. Varidat Gelen, varan, inen. tas. Kulun kasdi olmaksizin gaybten (Hak'tan) kalbe gelen manalar. Allah'tan gelen vâride (ilhama, feyze) vârid-i Hak, ilimden (şeriattan) gelen varide varid-i ilim denir. Bazı vâridler neşe ve sevinç, bazıları…
→Dil ve Genel KültürVarlık
Vücut. 2. tas. a Kibir, enâniyet. b kişinin ferdi, şahsi ve maddi varlığı. Vârımı Hakk’a verdim gayrı vârım kalmadı Cümlesinden el çekip bes dü cihanım kalmadı Çünkü hubbullah erişti çekti beni kendine Açtı gönlüm…
→İnanç ve KelâmVâsıliyye
[ “Mu'tezile” (Kader inancını kâr eden Hak dininden bir flr fırkasmm kurucusu sayı Vâsıl b. Atâ (öl. 131 / 748) nın 683 vas a. lâm felsefesini benimseyen ce vvuf maat. ve
→Kur’an ve TefsirVasiyet (I)
Bir kimsenin ölümünden sonra yerine getirilmek üzere malı, menfaati veya bir işi hakkında yaptığı hukukî tasarruf. Vasiyet mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz; terekenin belirli bir oranı, borçlar ve cenaze giderlerinden sonra hüküm doğurur. Mirasçıya vasiyet…
→Dil ve Genel KültürVasiyetnâme
Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği işlemleri ve malî tasarrufları bildiren yazılı belge. Geçerlilik ve kapsam miras hukukunun emredici hükümleriyle sınırlıdır.
→Vatan
Yurt, yerleşilen ve dönülen yer. Tasavvuf dilinde sâlikin hâlinin yerleşip istikrar kazandığı mânevî mertebe için kullanılır. Geçici olarak doğup sönen hâtır ın aksine vatan, mânanın gönülde kökleşmesini anlatır. Şiirde ruhlar âlemi insanın “aslî vatanı”,…
→Vazife
Vezâif Görev. 2. tas. a Süfilerin düzenli olarak icra ettikleri hususlar. b Şeyhin müride verdiği belli miktardaki zikir, hizb. Vecd (+e 3) + Mevacid 1. Bulma, varolma, hasıl olma, buluş. 2. tas. a Ekstaz;…
→Hadis ve SünnetVazzâ‘
Hadis uyduran veya uydurma rivayet nakleden kimse. Cerh ve ta‘dîl dilinde ağır bir güvenilmezlik nitelemesidir.
→Vecd ehli
Ashab-ı keşf. Vech-i Hak 1. Hakk'ın yüzü. 2. tas. Nesnelerin varolmasını sağlayan Hak. Zira her şeyin hakikati (mahiyeti) Hak'tır. “Nereye yönelirseniz yönelin Allah'ın yüzü oradadır” ifadesiyle buna işaret edilmiştir. O, tüm şeylerde var olan…
→İbadet ve FıkıhVedâ haccı
Hz. Muhammed’in hicretin onuncu yılında, milâdî 632’de gerçekleştirdiği son hac. Hac menâsikinin uygulamalı biçimde öğretildiği, geniş bir sahâbe topluluğunun katıldığı ve Vedâ hutbesi diye anılan hitapların yapıldığı bu yolculuk, Hz. Peygamber’in vefatından kısa süre…
→Hadis ve SünnetVedâ hutbesi
Hz. Muhammed’in Vedâ haccı sırasında Arafat, Mina ve çevresinde yaptığı hitapların İslâm geleneğinde topluca anıldığı ad. Can, mal ve namus dokunulmazlığı; faiz ve kan davalarının kaldırılması; emanet, aile hukuku, kardeşlik ve dinî sorumluluk bu…
→Kur’an ve TefsirVedÛd
Sözlük anlam “Çok seven ve sevilen.” olan b söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah güzel isimleri)dan olup “Sa kullarını çok seven, güzel amel ri sebebiyle onlardan razı olan bundan dolayı onlara ihsan bulunan, aynı zamanda onlar t…
→Ahlâk ve ÂdâbVefa
Bağlılık. 2. tas. a Ruhu gaflet uykusundan uyandırmak, zihni dünya dağdağasıyla meşgul etmemek (sr 88). Sözde samimi olma, ruhun dürüstlük içinde bulunması. b Ezelde, bezm-i elestte Allah’a verilen söze, misaka bağlı kalmak. c Insanlara…
→Tasavvuf ve TarikatVefâ'iyye
İslâm tarikatlerden 12. yüzyılda orta 689 Vehhâb ne çıkan, EbüT-Vefâ el-Bağdâdî (öl. eti 501 / 1107) ye nispet edUen bir an* tarikat. Irak ve Suriye yöresinde ası yaygınlık gösteren bu tarikat, rak daha sonralan…
→Dil ve Genel KültürVefat
Ölüm; dünya hayatının sona ermesi. Kelime “tam olarak almak” anlamındaki kökten gelir ve İslâmî dilde canın Allah tarafından alınmasını anlatan saygılı bir kullanım kazanmıştır. Tasavvuf biyografilerinde ölüm tarihi çoğu zaman “irtihal” veya “Hakk’a yürüyüş”…
→Tasavvuf ve TarikatVehhâbîlik
İslâmî tarikatlerden 18. yüzyılda ortaya çıkan, Muhammed b. Abdülvehhâb (öl. ve 1206 /1792) a nispet edilen dinîsiyasî hareket, Arabistan’da doğmuş; “ehl-i sünnet” (bk. bu madde) çerçevesinde kalan ve “ehl-i hadis” (bk. bu madde) çizgisinde…
→Dil ve Genel KültürVekîl
İslâm hu kunda, kanun önünde bir ki seyi temsil eden ve bir kişi ad iş yürüten kimse
→Veladet
gibi isimler verilir. Şeyh ile müridi arasında öyle bir kaynaşma (teellif) hasıl olur ki neticede mürit şeyhin parçası olur, tıpkı tabii veladette oğulun babanın parçası olması gibi. “İnsan iki kere doğmadan meleküt âlemine yükselemez.”…
→Tasavvuf ve TarikatVelâyet-i vustâ
Orta velâyet mertebesi. Bazı tasavvuf tasniflerinde velâyet derecelerini küçük, orta ve büyük şeklinde ayıran şemadaki ara basamağı ifade eder.
→Veleh
Şaşkınlık, hayret ve kendinden geçme. Tasavvuf dilinde vecdin çok kuvvetlenmesiyle sâlikin olağan idrak düzenini bir süre kaybetmesi anlamında kullanılır. Kalıcı bir akıl kaybı değil, yoğun mânevî tesirin doğurduğu geçici hayret hâlidir.
→Tasavvuf ve TarikatVeli
¢. Evliya Dost, yar, sevgili, eren, ermiş. tas, Hakk'ın dostu ve sevgili kulu. “Allah bir kulunu sevdimi onun gören gözü, işiten kulağı; tutan eli, yürüyen ayağı olur. Bu kul Allah'tan bir şey dilese dileği…
→Verâ-i lübs
Karışıklığın ve şekillenişin ötesi, tas, Vahidiyetten önce ahadiyet mertebesinde bulunan Hak. Bu, hakkın birinci mertebesidir; ikinci mertebede vahidiyet gelir. Sonra Hak üçüncü mertebede isimlerin manası ve al'yânın hakikatleriyle karışır, sonra ruhi suretler, sonra misali…
→İbadet ve FıkıhVera’
Takva. Dinde haram ve mekruh olan şeyleri terk ettikten sonra haram ve mekruh oluşu şüpheli olan hususları ve helâl ve mübahların ihtiyaçtan fazlasını da terketmek. Zerre kadar da olsa kimsenin hakkını üzerine geçirmemek (SL…
→Verda
Öte, tas. Süfilere göre insana şah damarından daha yakın olan Allah, aynı zamanda onlara çok uzaktır, ötelerin ötesindedir.
→Verkā
Güvercin veya kumru. Tasavvuf ve İşrâkî sembolizmde insan ruhunu, küllî nefsi yahut ulvî âleme özlem duyan mânevî varlığı temsil eder. Kafese konmuş kuş mecazı, ruhun beden ve dünya kayıtları içindeki durumunu; uçuş ise aslına…
→Dil ve Genel KültürVesile
Vesâil Vasıta, aracı, sebep, bahane. tas. Allah’a yaklaşmak veya bir dileğin kabul edilmesini veya bir musibetin defedilmesini sağlamak için ermişlerin türbelerine gidip onların ruhlarından ve yatırlardan medet ummak. Tasavvufi anlamda vesile ve tevessül budur.…
→Vesm
Dağlama, nişan vurma, damga basma. tas. Allah'ın ezelde, bir daha hiç değişmeyecek biçimde ve dilediği yaratıkları nişanladığı damga ki, bunu hiç kimse bilemez. Allah birisini “Bu cennetliktir,” diğerini “bu da cehennemliktir” diye damgaladı mı,…
→Kur’an ve TefsirVesvese
Kuruntu, iskil. tas. Şeytan'ın ilkâı, kötü bir işin yapılması, iyi bir işin terk edilmesi veya geciktirilmesi veya eksik yapılması için Şeytan'ın insanı kışkırtması, aklını çelmesi, nefsin aşağı arzularına uymaya teşvik etmesi. İnsanın içine dört…
→Vîrâne
Yıkılmış ve harap yer. Tasavvuf şiirinde dünya, gösterişten arınmış gönül veya toplum ölçülerine aldırmayan derviş için kullanılan mecaz. Gönül vîrânesi, benlik yapısının çözülüp ilâhî aşk hazinesinin ortaya çıktığı yer olarak tasvir edilir.
→Dil ve Genel KültürVird
ç. Evrâd Günlük dualar, düzenli bir şekilde belli zamanlarda okunmak üzere ayet, hadis ve ermişlerin sözlerinden derlenmiş dualar, ahzap, hizip, ezkâr, zikir. Her tarikatin kendine özgü bir evrâdı vardır. Bu dualar günün ve gecenin…
→İbadet ve FıkıhVitr
Tek. Bütün itibarların (nispetlerin) ortadan kalkması itibariyle
→İbadet ve FıkıhVitrü’n-nehâr
“Gündüzün tek rekâtlısı” şeklindeki edebî ifade. Kullanıldığı kaynakta belirli bir namaza veya gündüz içindeki tek sayılı ibadete işaret edebilir; bağlamı olmadan akşam namazıyla özdeşleştirilmemelidir.
→Vukuf
Durmak, bilmek. tas. Sâlikin ısrarla, dikkat ve özenle belli hususlar üzerinde durması, onları kavramaya çabalaması. Üç vukuf: Nakşibendilere göre üç önemli vukuf vardır: Vukaf-i kalbi. Nakşbendiye'nin rabıta, zikir, murakabe, hıfz-ı nispet ve sohbet-i şeyh…
→Vukûf-ı adedî
Zikrin sayısını dikkatle takip etmek; sayıyı amaç değil, dikkati toplama aracı görmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
→Vukûf-ı kalbî
Kalbin hâline ve yönelişine dikkat etmek; zikrin merkezini kalpte tutmak. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
→Vukûf-ı zamânî
Geçen zamanı ve o andaki mânevî hâli gözetmek; vakti bilinçli değerlendirmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
→Vücûd
Varlık ve bulunma. Tasavvuf dilinde hem genel varoluşu hem de vecd sonucunda Hakk’ı bulma ve huzur bilincini ifade eder. Vahdet-i vücûd bağlamı Hakikî ve kendinden var olan vücûdun yalnız Allah’a ait olduğu; yaratılmışların varlığının…
→