Köken ve kullanım
i. ar.
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Zaman.
- tas. a Hal, sâlikin içinde bulunduğu geçmiş ve gelecekle ilgili olmayan hali (irm). Yapma (mec'al) olmayan istidadın gerektirdiği hal. b Silikin içinde bulunduğu hal. Sâlikin hali eğer dünya ise (aklı, fikri, hissi dünyayla ilgiliyse) vakti dünyadır, ahirette ise ahirettir. Hüzün ise vakit hüzün, neşe ise neşedir. Vakt, sâlikin üzerinde galip ve hâkim durumda bulunan duygu ve düşüncedir. Vakit nakittir. Bütün manevi faziletler ve ruhi kemal, vakit içinde vakitle kazanılır. Vakti gelince insanın içi aydınlanır. “Her şey vaktine merhundur,” kimse vakit gelmeden irşada yeltenemez. “Vakitsiz öten horozun başı kesilir.” Vakt-i daim: Sürekli ve aralıksız zaman. Bkz. An-ı daim. Vaktidir nik u bede tahvil eden her süreti Vakt olur kim, ekbah-ı şey ahsen-i mevcud da Nevres-i Kadim Vaktine mâlik olan derviştir sultan-ı vakt Izz u cah-1 saltanat değmez cihanın kavgasına Baki Vakti müsermed “Vaktim aralıksız ve süreklidir. Hak'la aramdaki hal hiçbir zaman değişmez;” bu sözü ancak vecd ehli, kendisinde olanı haber vermek için söyler. Mazi gecmistir, onunla ugrasmak hali zayi etmek olur. Gerçeği yaşamak ise kesin değildir. Geriye vakt olarak, hal kalır. Sûfî, hali değerlendirir.