KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Sa‘d-ı asgar
“Küçük uğur” adı verilen astrolojik gösterge. Eski yıldız ilminde bazı gök cisimlerinin uğurlu tesir tasnifiyle ilişkilendirilir; bilimsel astronomi kavramı değildir.
→Dil ve Genel KültürSa‘d-ı ekber
“Büyük uğur” anlamında klasik astrolojide Müşteri gezegenine verilen ad. Uğur nispeti tarihî astroloji inancıdır.
→Tasavvuf ve TarikatSa'diyye
ye nispet edilen ve Şam merkez olmak üzere Hamâ, Humus, Halep, Akkâ, Nablus, Sayda bölgesinde kurulan, sonra Anadolu’ya yayılan ve İstanbul’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada taraftar bulmuş olan bir tarikatın adı. Bu tarikat,…
→Saba
r. Seher yeli, gül ve çiçeklerin açmasını sağlayan ferahlatıcı rüzgâr, tas. Ruhani âlemin doğusundan esen ve hayra vesile olan nefhalar, manevi esintiler (Kı; TK 1:868, 953). Sabak / Sebek iar. (Sm) Vird, ders, Sâbıka…
→Sabîhu’l-vech
Güzel ve aydınlık yüzlü. Tasavvufî yorumda Allah’ın cömertlik bildiren isimlerine mazhar olduğu ve insanların ihtiyacını gidermeye vesile olduğu kabul edilen güzel ahlâklı kimseyi niteler.
→Kur’an ve TefsirSabûr
Sözlük anlamı “Kendine hâkim olmak, tahammül etmek.” olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Günahkâ ları cezalandırma konusun acele etmeyip lütfuyla ve iyilik muamele eden, çok sabırlı.” a lamında Allah’a nispet edilme tedir (bk. M. F.…
→Sabühi
Sabah içkisi, sabahları içilen şarap. tas. Sohbet, hasbıhal.
→Sada
i. ar. Pas. tas. Nefsin kötülüklerinden hasıl olan karanlık ve maddi suretler sebebiyle kalbin üzerinde meydana gelen ince perde ki, hakikatlerin kabulüne ve tecelli nurlarının alınmasına engel olur. Bu pas, kirlilik seviyesine ve mahrumiyet…
→Dil ve Genel KültürSâdât
Seyyidler; efendiler ve büyükler. Seyyid kelimesinin çoğuludur. Tarikat dilinde bir silsilenin büyük şeyhleri için “sâdât-ı kirâm” denebilir. Bu kullanım her zaman Hz. Peygamber soyundan gelme iddiası taşımaz; nesep bağlamı ayrıca belirtilir.
→Sâdât-ı Nehrî
Nehrî veya Şemdînî şeyhleri diye anılan Seyyid Tâhâ Hakkârî ailesi ve bu ailenin Nehrî Tekkesi'ndeki irşad halkası.
→Dil ve Genel KültürSafi
T. Saf ve aba giyen. 2. tas. a Eren, ermiş. Gönlü saf (saf derün) ki- Şİ. b Mâlik ve memlük olmayan ¢ Nefsinden fani, Hak ile baki. d Zahirde halk ile bâtında Hak ile…
→Kur’an ve TefsirSafiyyullah
“Allah’ın seçkin ve arınmış kulu.” İslâmî gelenekte Hz. Âdem için kullanılan hürmet unvanlarından biridir.
→Dil ve Genel KültürSâhha
Şiddetli ses ve sarsıcı haykırış. Bazı âhiret terimleri sözlüklerinde kıyametin dehşetini anlatan adlardan biri olarak geçer.
→Dil ve Genel KültürSâhib-i asâ
“Asâ sahibi” anlamında Hz. Mûsâ için kullanılan unvan. Onun mûcizevî asâsına gönderme yapar.
→Dil ve Genel KültürSâhib-i beyân
Açık ve etkili anlatım sahibi. Dinî edebiyatta vahyi açıklayan ve en güzel söz söyleyen anlamında Hz. Muhammed için unvan olarak kullanılabilir.
→Tasavvuf ve TarikatSâhiliyye
İslâmî tarikatlerinden 14. yüzyıl başlaa. rmda ortaya çıkan ve Ebû Abrledullah Muhammed b. Ahmed b. bk. Abdurrahman es-Sâhilî el-Ensârî (öl. 736 / 1335) ye nispet edilen ilibir tarikatın adı. sin
→Sâhip
Le) Ashab. tas, a Sohbete katılan, mürit, derviş. b Yoldaş, musahip. c Ehl. d Bir beldeyi veya şehri manen koruyan ve ona bekçilik eden veli veya yatır; örn. Üsküdar'ın sahibi Aziz Mahmud Hüdai, Konya'nınki…
→Sahrâ
Geniş kır, ova veya çöl. Tasavvufî sembolizmde sınırsızlık ve maddî kayıtlardan sıyrılmış ruhânî âlem için mecaz olabilir. Şiirde yolculuk, gurbet ve tecelli mekânı anlamları da taşır.
→Sahv
Ayıklık, kendinde olma hali, huşyâri, kendine gelme. 2. tas. Hislerini yitiren ve kendinden geçen arifin hissine dönmesi, kendine gelmesi (cr). Sekr, sarhoş olma ve kendinden geçme; sahv, ayılma ve kendine gelme halidir. Sekri Hak'la…
→İbadet ve FıkıhSâî
Çalışan, gayret eden veya görevli tahsildar. Klasik zekât idaresinde zekâtı toplamakla görevlendirilen kimse için kullanılabilir.
→Sâika
Yıldırım. tas. Bir anda âşığı yakıp kül eden aşk ateşi ve kıvılcımı.
→Sail
Dileyen, isteyen; dilenci, gedâ. 2. tas. Hak'tan hidayet isteyen, her şeyi Allah'tan isteyen ve dileyen. Sair/Seyyar Hak yolda yürüyenler. Onlarınki çetin ve güç bir yolculuktur; fakat marifet derecesine ulaşanlar uçarak yolculuk yaparlar. Bu yüzden…
→Tasavvuf ve TarikatSalâhiyye
İslâmî tarikatlerinden 18. yüzyılda ortaya çıkan, Halvetî-Uşşâkıyye tarikatının Abdullah Salâhî Efendi (öl. 1197 /1783) ’ye nispet edilen bir kolunun adı.
→Tasavvuf ve TarikatSalât
Namaz; tekbirle başlayıp selâmla tamamlanan, kıyam, kıraat, rükû ve secdeden oluşan temel ibadet. Müslümanlara günde beş vakit farz kılınmıştır. Salât kelimesi bağlama göre dua ve rahmet anlamlarını da taşır. Hz. Peygamber’e salât etmek, onun…
→İbadet ve FıkıhSalât-ı aşâ
Yatsı namazı. Akşam kızıllığı kaybolduktan fecr-i sâdığa kadar olan vakitte kılınan dört rekât farz namazdır.
→İbadet ve FıkıhSalât-ı fecr
Sabah namazı. Fecr-i sâdığın doğuşundan güneş doğuncaya kadar olan vakitte iki rekât farz olarak kılınır; öncesinde iki rekât sünnet vardır.
→İbadet ve FıkıhSalât-ı hamse
Günde beş vakit kılınan farz namazların bütünü. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını ifade eder.
→Dil ve Genel KültürSalât-ı havf
Savaş veya ciddi tehlike sırasında güvenlik düzeni korunarak kılınan korku namazı. Cemaatin gruplara ayrılması gibi uygulama biçimleri şartlara göre değişir.
→İbadet ve FıkıhSalât-ı hayr
Hayır niyetiyle kılınan nâfile namaz için kullanılan genel ifade. Bazı geç dönem kaynaklarında Berat gecesiyle ilişkilendirilir; sabit ve tek biçimli bir farz veya sünnet namaz adı değildir.
→İbadet ve FıkıhSalât-ı îd
Ramazan ve Kurban bayramlarında cemaatle kılınan bayram namazı. İki rekâttır; tekbirlerin sayısı ve hükmün ayrıntıları mezheplere göre farklılık gösterir.
→İbadet ve FıkıhSalât-ı işâ
Yatsı namazı. Akşam kızıllığının kaybolmasından fecr-i sâdığa kadar kılınan dört rekât farz namazdır.
→İbadet ve FıkıhSalât-ı leyl
Gece kılınan nâfile namaz. Teheccüd ve gece ibadeti kapsamında, yatsıdan fecre kadar farklı rekâtlarla kılınabilir.
→İbadet ve FıkıhSalât-ı mağrib
Akşam namazı. Güneş battıktan akşam kızıllığı kayboluncaya kadar kılınan üç rekât farz namazdır.
→Salât-ı maklup
Çile-i ma'kusa, Salih WU) ¢. Sulaha, Salihin Ehl-i salah, dürüst, iyi, her türlü bozukluktan arınmış uyumlu ve geçimli kişi, Salahın zıddı fesat, salihin zıddı fasittir, Düzgün bir hayat Yaşayan barışçı insan,
→İbadet ve FıkıhSalât-ı sefer
Yolculuk hâlindeki kişinin namazı. Dört rekâtlı farzların kısaltılması ve cem imkânı mezheplerin şartlarına göre uygulanır.
→Hadis ve SünnetSalâtü’l-havf
Savaş veya ciddi tehlike sırasında cemaatin güvenliği korunarak kılınan korku namazı. Cemaatin gruplara ayrılarak nöbetleşe imama uyması Kur’ân’da açıklanır. Uygulama tehlikenin türüne ve mezhep görüşüne göre farklı biçimler alabilir; amaç namazı bütünüyle terk etmeden…
→Dil ve Genel KültürSalâtü’l-vitr
Yatsı namazından sonra tek sayılı rekâtlarla kılınan vitir namazı. Hükmü ve kılınış biçimi mezheplere göre farklı ayrıntılar taşır.
→Tasavvuf ve TarikatSâlik
Lr, Yolcu. 2. tas. a Ehl-i sülûk, Allah’a giden yolu tutana seyr halinde bulunduğu sürece müritle müntehi arasındaki mutavassite sâlik denir. Imi ve tasavvuruyla değil, haliyle makamlarda seyreden sâlik bu haldeyken ayne'l-yakin türünden bilgi…
→Kur’an ve TefsirSamed
“Sıkıntıya düşüldüğü zaman kendisine baş vurulan kimse.” anlamında olan bu söz, “esmâ'ü’lhüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de “İhlâs suresi” (112 / 2) nde “Herkesin sığınacağı yegâne varlık” olarak geçmektedir. Bu söz, Allah’ın fiilî…
→Samt
+. Killet-ı kelâm, Süküt, susmak, hamüş olmak. 2. tas. Tasavvufta süküt etmek ve bir mecburiyet olmadıkça konuşmamak, konuşunca da gerektiği kadar konuşmak esastir. Samt iki türlüdür: zahiri sükat, lisanın konuşmamasıdır; batini süküt, zihnin ve…
→Tasavvuf ve TarikatSâviyye
İslâmî tarikatlerden 18. yüzyılda ortaya çıkan, Halvetiyye-Derdîriyye tarikatının Ahmed b. Muhammed es-Sâvî (öl. 1241 / 1825) ’ye nispet edilen bir kolunun adı ve bunun için kullanılan terim.
→Tasavvuf ve TarikatSayyâdiyye
İslâ tarikatlerinden 13. yüzyılda taya çıkan, Rifâiyye tarikatın İzzddin Ahmed es-Sayyâdî ( 670 / 1271) ’ye nispet edilen b kolunun adı ve bunun için k lanılan terim
→Sayyâdiyye
Ahmed İzzeddin es-Sayyâdî'ye nispet edilen Rifâiyye kolu.
→Seb
Gece. tas. a Gayb âlemi, cebergt âlemi, yokluk karanlığından ibaret olmaşı sebebiyle alyan-1 sabite. b Nurlar, ç Beseriyet (kesret-i taayyünata rz, gündüz de denir). Sebangeh ji Sars. Geceleyin; hallere hâkim olma (115). Şeb-i ards…
→Dil ve Genel KültürSeb‘a-i iklîm
Yedi iklim; klasik coğrafyada yerleşilebilir dünyanın yedi bölgeye ayrılması. Şiirde bütün dünya ve geniş hükümranlık anlamında mecazlaşmıştır.
→Tasavvuf ve TarikatSeb‘a-i muallaka
İslâm öncesi Arap şiirinin en seçkin örnekleri kabul edilen yedi uzun kaside. Muallakāt-ı seb‘a adıyla da bilinir. Şiirlerin Kâbe duvarına asıldığı yolundaki meşhur anlatının tarihîliği tartışmalıdır. Külliyat çöl hayatı, kabile, yolculuk, aşk hatırası, savaş…
→Dil ve Genel KültürSeb'iyye
G».* •) Wr.] Şi'â inancında, yedili devir inancmı benimseyen eski İsmâ'ilî doktirinini devam ettirenler için kullanılan terim.
→Kur’an ve TefsirSeb‘u’l-mesânî
“Tekrarlanan yedi.” Fâtiha sûresinin yedi âyetine verilen Kur’ânî ad. Namazın her rekâtında tekrar okunması ve temel iman-dua muhtevasını toplaması sebebiyle bu adla anıldığı açıklanır.
→Dil ve Genel KültürSebe’iyye
Şi'â dünya S sında, Abdullah b. Sebe'ye nispet edilen ve Hz. Ali’nin ilâhlığı, ölümsüzlüğü, Hz. Peygamber tarafindan vasi tayin edüdiği, ölmeyip geri döneceği gibi konularda düşünce ve görüşler ileri s süren aşırı bir firkanm…
→Tasavvuf ve TarikatSebtiyye
İslâmî tarikatlerden 13. yüzyılda ortaya çıkan, Medeniyye tarikatının Ahmed b. Ca'fer es-Sebtî (öl. 601 / 1205) ye nispet edilen bir kolu için kullanılan terim.
→Kur’an ve TefsirSecde
Alın ve burnu yere koyarak Allah’a kulluk ve teslimiyet gösterme. Namazın temel rükünlerinden biridir. Secde yalnız Allah’a ibadet maksadıyla yapılır. Namaz secdesinin yanında Kur’ân’daki secde âyetleri sebebiyle tilâvet secdesi ve namazdaki yanılmayı telâfi eden…
→Kur’an ve TefsirSecde âyeti
Okunduğunda veya işitildiğinde tilâvet secdesi yapılmasını gerektiren Kur’ân âyetlerinin ortak adı. Bu âyetlerin sayısı ve bazı yerlerde secdenin hükmü konusunda mezhepler arasında farklı görüşler vardır. Mushaflarda secde işaretiyle gösterilir.
→Tasavvuf ve TarikatSecere
Ağaç. 2. tas. a Tarikat silsilelerini gösteren şema. b Külli cisim kitlesini yöneten kâmil insan (İFM, ct; İbn Arabi Şeceretü”1-kevn). Şecere-i marifet Marifet ağacı; marifetullah ( SF). Şecere bir ağaçtır ki, Hz. Musa o…
→Sefer
Yolculuk, mesafe katetme, yolda yürüme. tas. Hakk’a yönelmeye başlayan kalbin zikirle seyretmesi ve manevi yolculuk yapması. Dört çeşit sefer vardır: Seyr ile'llâh, yani Allah’a doğru yolculuk. Nefs menzillerinden başlar, ufuk-i mübine kadar devam eder.…
→Tasavvuf ve TarikatSefer der vatan
Kişinin kötü huylardan iyi huylara doğru iç yolculuğu. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
→Sefidi
Beyazlık, tas. Tam bir yöneliş ve mâsivâdan ilgiyi keserek erişilen tek renklilik (Is), yetmisiki millete bir gözle bakma makamı. Bkz. Renk, Bi-reng. Seher Uyumama, kullet-i menâm.
→Segaf
+. Kalbin üzerini kaplayan ince zar, 2, tas, Aşk, sevda, Beş derecesi vardır: sevgilinin arzusunu Yerine getirme; içinde ondan başkasına yer vermeme; düşmanına düşman olma; dostuna dost olma; âşıkla maşuk arasındaki halleri giz- li…
→Seher vakti
) Tan yeri ağardıktan sonra başlayan ve güneşin doğmasına kısa bir süre kalmasına kadar Süren zaman. Seher vakti yapılan dua ve ibadetlerin kabul şansı çok fazladır. Veliler seher vaktini ganimet sayar, Dağlar ile taşlar…
→Tasavvuf ve TarikatSehliyye
Sehl et-Tüsterî’ye nispet edilen tasavvufî yol ve çevre için kullanılan ad. Kur’ân’a bağlılık, sünnete uyma, helâl lokma, günahlardan kaçınma ve sürekli tövbe bu çizgiye atfedilen başlıca ilkeler arasındadır.
→Tasavvuf ve TarikatSekinet
1, Vakar, ağırbaşlılık, sükünet. 2. tas, Gaybın (ve maneyi feyzin) gelişi esnasında kalbin bulduğu itmi'nan ve huzur hali. Sekinet nebi ve velilerin kalplerine iner, Nur, kuvvet ve ruhtan oluşur, korkan kişi o sayede sükün,…
→Tasavvuf ve TarikatSelâmiyye
İslâmî se tarikatlerden 17. yüzyılda ortaya çıkan, Celvetiyye tarikatının Selâmî Ali Efendi (öl. 1103 / 1691)’ye nispet edilen bir kolunun adı ve bunun için kullanılan terim.
→Dil ve Genel KültürSelefîlik
İnanç ve din anlayışında ilk Müslüman nesillerin yorum ve uygulamalarını esas alma iddiasındaki yaklaşım. Tarihî Ehl-i hadis çizgisiyle modern Selefî hareketler aynı bağlamda değerlendirilmemelidir.
→Dil ve Genel KültürSelmâniyye
[A Sahâbeden Selmân-ı Fârisî yi yücelten ve hakika giriş kapısının sembolü olduğ 597 semâh ya nu savunan, ayrıca “Sîniyye” (bk. bu madde) olarak da adlandırılan aşırı cemaat
→Tasavvuf ve TarikatSelmâniyye
Selmân-ı Fârisî’yi mânevî rehber ve örnek kabul eden tarihî zümreler için kullanılan ad. Kaynaklardaki kullanım her zaman kurumsal bir tarikatı göstermez; Selmân-ı Fârisî’ye duyulan özel bağlılığı ifade edebilir.
→Dil ve Genel KültürSem‘
İşitme ve duyma. Allah hakkında kullanıldığında bütün ses ve sözleri araçsız kuşatan ilâhî işitme sıfatını; insan için duyma yetisini ifade eder.
→Sema
Dinleme, işitme, kulak verme. 2. tas. a İlahileri dinleme, dini musikiyi dinleme. b Makam ve nagmeyle okunan dini metinleri dinleme. c Raksetme, devran etme, dinlenen dini musikinin tesiriyle coşup dönme. Dinleyene, söyleyene, maksada ve…
→Semseme
I. Susam, susam tanesi. 2. tas. Dil ve kelimeyle anlatılması mümkün olmayacak kadar ince marifet. İnsanın semeresi olan marifet, yalnızca işaretle idrak olunur. Allah'ın Âdem'i yarattığı balçıktan geriye susam (zerre) kadar bir miktar artmıştı;…
→Sened-i hırka
Silsile. Serâir & Serire 1. Sırlar. 2. tas. a Tam erme halindeki sâlikin Hak'ta yok olması. “Benim Hak'la öyle bir zamanım var ki, o zaman içinde ne bir meleğe ne de Peygambere bende yer…
→Tasavvuf ve TarikatSenûsiyye
’ye nisp edilen tarikatın adı ve bun için kullanılan terim
→Ser-bürehne
Farsça başı açık demektir. Derviş kıyafeti, melâmet tavrı veya yas ve tevazu hâlini anlatan metinlerde kullanılır. Açık baş maddesine de bakınız.
→Dil ve Genel KültürServer-i enbiyâ
“Peygamberlerin önderi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan unvan. İslâmî edebiyatta onun son peygamber ve örnek rehber oluşunu ifade eder.
→Dil ve Genel KültürServer-i kâinât
“Kâinatın önderi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan saygı ve övgü unvanı. Na‘t, mevlid ve tasavvufî şiir dilinde yaygındır.
→