KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ra'd Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin on üçüncü sûresi. Ra'd sûresi, kırk üç âyet-i kerîmedir. Sûrenin on üçüncü âyetinde gök gürültüsü mânâsına gelen er-Ra'd kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; Allahü teâlânın varlığı, birliği, ilminin sonsuzluğu, îmân etmekle mes'ûd…
→Kur’an ve TefsirRab
Terbiye eden, yetiştiren, yöneten, sahip olan ve gözeten. Mutlak anlamda Allah için kullanılan temel Kur’ân kavramlarından biridir. Rab ismi yaratma ile terbiyeyi birlikte anlatır: Allah varlığı meydana getirir, ihtiyaçlarını karşılar ve onu aşama aşama…
→Dil ve Genel KültürRabb-i bâkî
Ebedî ve kalıcı Rab; Allah. Yaratılmışların faniliğine karşı ilâhî bekāyı vurgular.
→Dil ve Genel KültürRabb-i celîl
Yüce ve azamet sahibi Rab; Allah. Celâl, kudret ve ululuk sıfatlarını vurgulayan saygı ifadesidir.
→Kur’an ve TefsirRabb-Ül'âlemîn
Âlemlerin rabbi, sâhibi olan Allahü teâlâ. (Bkz. Rab) Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: H amd, Rabb-ül'âlemîn olan Allah'a mahsûstur. O, Rahmân (dünyâda nîmetini herkese veren) ve Rahîm (âhirette nîmetlerini sâdece mü'minlere veren) dir. (Fâtiha…
→Dil ve Genel KültürRabbenâ
(LJ [Ar.] Rabbimiz, cümle yaratıkların rabbi olan Hak teâlâ, Allah.
→İbadet ve FıkıhRabbenâ Lekel Hamd
"Ey Rabbimiz sana hamd olsun" mânâsına namazda rükûdan doğrulunca okunması sünnet olan söz. Peygamber efendimiz cemâatle namaz kılarken; "Semiallahü limen hamideh" yâni Allahü teâlâ kendisine hamd edenin hamdini işitir, kabûl eder" deyince, ilk safta…
→Dil ve Genel KültürRabbi
Çj [Ar.] Rabbim, Allahım. Yâ-RabbU: “Ey Rabbim!”
→Dil ve Genel KültürRabbü’d-dâr
Evin sahibi ve yöneticisi. Kullanımına göre aile reisi, mülk sahibi veya mecazen bir makamın hâkimi anlamına gelebilir.
→Dil ve Genel KültürRabbü’l-beyt
Evin sahibi ve yöneticisi. Kur’ân’da “bu evin Rabbi” ifadesi Kâbe’nin Rabbi olan Allah için kullanılır; gündelik bağlamda ev sahibini de gösterebilir.
→Dil ve Genel KültürRabbü’l-mâl
Sermaye sahibi. Mudârebe ortaklığında sermayeyi koyan tarafı ifade eder; emeği ve işletmeyi üstlenen taraf mudârib dir.
→Tasavvuf ve TarikatRabıta
Bağ, ilişki. 2. tas. Müridin, ruhaniyetinden feyz alacağına inanarak kâmil şeyhinin suretini (şeklini) zihninde tasavvur etmesi. Müridin ilk hedefi şeyhinde fani olmaktır (fena fi’s-seyh); zira şeyhte fani olmak Allah'ta fani olmanın (fena fillah) mukaddimesidir.…
→Tasavvuf ve TarikatRâcife
Şiddetle sarsan. Kur’ân’da kıyamet sahnesini anlatan ve sûra ilk üflenişle ilişkilendirilen terim. Ardından gelen ikinci sarsıntı veya üfleyiş için râdife kelimesi kullanılır. Kavram tasavvufî metinlerde kalbi sarsan ilâhî uyarı için mecazen de anılabilir.
→Kur’an ve TefsirRacîm
"Allahü teâlânın rahmetinden kovulmuş uzaklaştırılmış" mânâsına şeytanın Kur'ân-ı kerîmde bildirilen sıfatı. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: (İblîs yâni şeytan) dedi ki: "Ben ondan (hazret-i Âdem'den) hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın." (Allahü teâlâ)…
→Tasavvuf ve TarikatRacül-İ Hassa
Arapça, özel adam demektir. Manevî güç sahibi, özel kişiler için kullanılan bir ifâdedir. Hz. Adem’e ait bazı özellikleri taşıyan kimselere denir ve sayılarının üçyüz kişi olduğu kaydedilir.
→Tasavvuf ve TarikatRacül-İ Kamil
Arapça, olgun insan demektir. Manevî güç sahibi bir grup veli. Hz. Nuh’un kalbi üzerine, her asırda kırk kişi yetişir. Ümmet-i Muhammed (s) ‘den olmakla birlikte, diğer peygamberlerin manevî mirasına sahip bu kişiler hakkında, “Ümmetimden,…
→Tasavvuf ve TarikatRacül-Ricâl
Arapça, erkek anlamında bir kelime. Allah’ın veliliğine layık olmuş kişiler ki, bu mânâda kadınlardan da recül olur. Bunlara “ticaret ve alışverişin, Allah’ı zikirden alıkoymadığı erkekler…” âyetiyle işaret edilmiştir (Nur/37).İki türlü rical vardır :Ricâl-i aded…
→Kur’an ve TefsirRadıyallahu anh
“Allah ondan razı olsun.” Özellikle sahâbeden bir erkek anıldıktan sonra söylenen dua ve hürmet ifadesi. Kadın için radıyallahu anhâ , iki kişi için anhümâ , topluluk için anhüm biçimleri kullanılır.
→İnanç ve KelâmRadıyallahü Teâlâ Anhâ
Hanım sahâbîlerden birinin ismi anılınca veya yazılınca söylenen "Allahü teâlâ ondan râzı olsun" mânâsına duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki hanım sahâbî için (Radıyallahü teâlâ anhümâ" ve ikiden çok için "Radıyallahü anhünne" denir. Kadınlar…
→Dil ve Genel KültürRadî'
Süt emen iki buçuk yaşından küçük çocuk. Radî', süt ana-baba ve akrabâsının hepsiyle evlenemediği gibi, süt ana-baba da Radî'nin evlâdı, zevc (koca) veya zevcesi (hanımı) ile evlenemez. (İbn-i Âbidîn)
→Dil ve Genel KültürRafızî
(^IJ [âr.] Hz. Peyga ber’in ölümünden sonra Hz. E Bekir ve Hz. Ömer’in hilâfetle ni kabul etmeyerek redded Şi'î eğilimli cemaat
→Dil ve Genel KültürRâfızîler
Şîanın kollarından. İmâm-ı Zeynel'âbidîn'in vefâtından sonra oğlu Zeyd'den ayrılarak, Eshâb-ı kirâm (Peygamber efendimizin arkadaşları) düşmanlığında taşkınlık gösteren, hazret-i Ebû Bekr ve hazret-i Ömer'in halîfeliklerini kabûl etmeyen kimselerin mensûb olduğu bozuk fırka. Terk edenler, ayrılanlar…
→İnanç ve KelâmRâfi' (er-Râfi')
Esmâ-i hüsnâdan. Allahü teâlânın güzel isimlerinden. Mü'minlerin ve evliyânın derecelerini yükselten ve huzûrunda başlarını kaldırarak pak cemâline bakmak ile mertebelerini yükselten. Er-Râfi' ism-i şerîfini söyleyen, zâlimlerin zulmünden emin olur. Beş yüz kerre söyliyenin maddî…
→İbadet ve FıkıhRagîbet
İhsân ve ikrâm. Çoğulu regâibdir. Receb-i şerîfin ilk Cumâ gecesine Regâib gecesi denir. Çünkü Allahü teâlâ bu gecede, mü'min kullarına rağibetler yapar. O gece yapılan duâ, namaz, oruç, sadaka gibi, ibâdetlere kat kat sevâb…
→Dil ve Genel KültürRâh-ı aşk
Aşk yolu. Tasavvuf şiirinde sâlikin benlikten geçerek ilâhî yakınlığa yöneldiği mânevî yolculuğu anlatır.
→Tasavvuf ve TarikatRah-I Hak
Hak yolu manasına Farsça-Arapça bir ifâde. Allah yolu, sırat-ı müstakim.
→İnanç ve KelâmRâh-I İctibâ
Tasavvufta Allahü teâlâya kavuşturan yollardan biri. Seçilmişlerin yolu. (Bkz. İctibâ Yolu) Râh-ı ictibâ, Peygamberlerin ilerledikleri yoldur. Ancak ümmetlerinden onlara tâbi olanlara da, onlara mahsûs olan kemâllerden ihsân olunduğu gibi, buna da nasîb ederler. (Şihâbüddîn…
→Dil ve Genel KültürRâh-ı kehkeşân
Samanyolu; gökte uzanan yıldız yolu. Farsça tamlama klasik şiirde semavî yol ve ihtişam mecazı olarak da kullanılır.
→İnanç ve KelâmRâh-I Mürîdân
Tasavvufta müridlerin, talebelerin yolu. Allahü teâlâya kavuşturan yollardan. Sâlikler (tasavvuf yolunda ilerleyen talebeler) yolu. (Bkz. İnâbet) Allahü teâlâya kavuşturan yollar ikidir: Râh-ı mürîdân ve râh-ı murâdân. Râh-ı mürîdân, müridlerin yolu olup, sülûk ile (tasavvuf…
→Rahat
Dinlenme, ferahlama, ârâm, huzur. Serâpa çeşm-i ibaretten geçirdim nüsha-i dehri İçinde ma'ni-i arama dair bir ibaret yok Nâbi Fakat hırslı ve açgözlü kişiler bu âlemde rahattır. Cihânın mihnet-i erbab-1 hırsa ayn-ı rahattır Değil âsüde,…
→Hadis ve SünnetRâhib
Hiç evlenmeyen, bekâr ve yalnız yaşayan, yalnız ibâdetle meşgûl olan ve kilisede vazîfeli olan hıristiyan din adamı. Papazlar herkese râhib olmayı, yalnız yaşamayı emrediyordu. Allah yolunda bulunabilmek ve Allahü teâlâya yaklaşabilmek ancak ruhbanlıkla yâni…
→Dil ve Genel KültürRâhibe
Kadın râhib. Hiç evlenmeyen, yalnız ve bekâr olarak yaşayan, kilisede ibâdetle meşgûl olan görevli kadın. Şehvet nazarı ile kadınlara bakmanın aynen zinâ olduğunu Îsâ aleyhisselâm bildirmiş iken, hıristiyanlar kadınlarını örtmemişlerdir. Bugün ellerde dolaşan İncîller…
→İbadet ve FıkıhRahîm (er-Rahîm)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Âhirette yalnız müslümanlara acıyan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: ... Şüphesiz ki, Allahü teâlâ Gafûrdur, Rahîmdir. (Zümer sûresi: 53) ... Ben ziyâdesi ile tövbe kabûl…
→Tasavvuf ve TarikatRahmân
Rahmeti bütün yaratılmışları kuşatan. Allah’a özgü güzel isimlerden biri. Rahmân ismi ilâhî merhametin dünyada mümin-kâfir ayrımı olmadan bütün varlıklara ulaşan genişliğini anlatır. Tasavvuf ahlâkında kulun bu ismin tecellisinden payı, yaratılmışlara merhamet, şefkat ve koruyuculuk…
→İbadet ve FıkıhRahmân (er-Rahmân)
"Dünyâda dost olsun düşman olsun, lâyık olsun olmasın, mü'min olsun kâfir olsun bütün yaratıklara rızık ve sayısız nîmetler veren" mânâsında Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Rahmânın…
→Kur’an ve TefsirRahmân Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli beşinci sûresi. Rahmân sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yetmiş sekiz âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen Rahmân kelimesinden dolayı Sûret-ür-Rahmân denilmiştir. Sûrede; göklerin düzeninden, Allahü teâlânın insanlara olan lütfu ve ikrâmından,…
→Tasavvuf ve TarikatRahmânî
Allah’a ve ilâhî rahmete ait; şeytânî olanın karşıtı. İlham, hâl veya düşüncenin iyiliğe, doğruluğa ve şer‘î ölçülere uygun oluşunu belirtmek için kullanılır. Okuma notu Bir tecrübenin “rahmânî” sayılması yalnız güçlü hissedilmesine değil, dinî ve…
→Tasavvuf ve TarikatRahmaniyye
İsim ve sıfatların, hakikatlarıyla ortaya çıkışı. Rahmaniyye mertebesinde zuhur eden isim, er-Rahmân’dır.
→Tasavvuf ve TarikatRahmaniyyun
Rahman’a mensup olanlar anlamında, Arapça bir kelime. Veliler hiyerarşisindeki tabakalardan biri. Tasavvufa dair eserlerde, “her asırda, üç kişiden ibaret olan Rahmâniyyun, taşa sürtülen demirin çıkardığı ses gibi, gizliden sesler duyarlar. Bu sesten, Allah’ın muradını…
→İnanç ve KelâmRahmet Kapısı
Duâların kabûl edildiği, ihsân ve bereket kapısı. Duâların geri çevrilmediği lütuf kapısı. Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan duâ, tövbe red olmaz. Fıtr (Ramazan) bayramının ve Kurban bayramının birinci geceleri, Şâban'ın on…
→Kur’an ve TefsirRahmet Melekleri
Yeryüzünde dolaşan ve mü'minlerin ölümü ânında hâzır olan melekler. Bunlara Rûhâniyân da denir. Resim, kö pek ve cünüp kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez. (Hadîs-i şerîf-Zevâcir) Sizden öncekiler arasında doksan dokuz kişiyi öldürmüş biri…
→Tasavvuf ve TarikatRahmet Okumak
Vefat eden mü’minlerin ardından, yapılan bir dua. Bu, övgü yerinde de kullanılır.Edenler hâlimi idrâk, okurlar rıfk ile rahmet, Olanlar zâir-i kabrim, dönerler müşfik u mahzun.Abdülhak Hâmid
→Tasavvuf ve TarikatRahmet Okutmak
Birinin zulüm veya kötülük yapma açısından diğerinden daha ağır olup, onu arattırması durumunda kullanılan bir tâbir.Kâfir ol mertebe kıydı cana, Rahmet okuttu Hülâgu Hân’a.Enderunlu Fâzıler-
→Kur’an ve TefsirRahmet-İ İlâhiyye
Allahü teâlânın merhameti, acıması. Kalbinde zerre kadar îmân olan bir kimse, Cehennem'de sonsuz kalmayacak, rahmet-i ilâhiyyeye kavuşarak Cennet'e girecektir. (İmâm-ı Rabbânî) Cenâb-ı Hak bir kulunun hidâyet ve îmânda sebâtını dilerse, o kimseye rahmet-i ilâhiyye…
→Kur’an ve TefsirRahmeten Lil âlemîn
"Âlemlere rahmet" mânâsına Peygamber efendimizin mübârek isimlerinden. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Biz seni ancak rahmeten lil âlemîn gönderdik. (Enbiyâ sûresi: 107) Geldi çün ol rahmeten lil âlemîn Vardı nûr anda karâr kıldı hemîn…
→Tasavvuf ve TarikatRahmetü’l-Vücudiyye
Arapça, varlıkla ilgili, vücuda ait acımak anlamını ihtiva eder. Kaşânî bunu şöyle tarif eder : “A’raf suresinin 6 ve 56. âyetlerinde belirtildiği gibi, Allah’ın muhsin ve muttakilere (gerçek inananlara) vâdettiği rahmettir. Bu, imtinâni rahmete…
→Tasavvuf ve TarikatRahmetül’l-İmtinaniyye
Arapça, kıymetli bir şeyler ilgili olarak, ihsâni açıdan acımayı ifâde eden bir tamlama. Kaşânî bunu, “kulun kulluğunu yapmadan, Allah tarafından ihsana nail olmasıdır ki, bu genel bir rahmettir” diye tanımlar. Bu, Allah’ın Rahman ismiyle,…
→Rai
1. Coban, güden, 2, tas. Dünya işlerinin sevk ve idaresi ve düzene konulması hakkında gerekli olan bilgilere sahip bulunan kimse. Kamiller her zaman, özellikle bast zamanlarında edep gözetir ve erkâna riayet ederler. Kaynak işaretleri…
→Tasavvuf ve TarikatRak
Arapça, ince demektir. İnsan ruhu. Zira eşyanın bıraktığı aslî ve fıtrî iz orada bulunur.
→Kur’an ve TefsirRakīb
Gözeten, koruyan ve hiçbir şey kendisinden gizli kalmayan. Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Kul bakımından murakabe, Allah’ın her hâli bildiği bilinciyle söz ve davranışını denetlemektir. Bu bilinç başkalarını sürekli gözetleme değil, kişinin önce kendi niyet…
→Kur’an ve TefsirRakîb (er-Rakîb)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyi hakkıyla gören, gözeten, koruyan, bir an onlardan habersiz olmayan, murâkabesi (gözetmesi) devamlı olan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlâ her şeyi, rakîbdir. (Ahzâb sûresi: 52)
→Rakīka
İnce, yumuşak ve şeffaf şey. Tasavvufta kalbi incelten öğüt, menkıbe ve vecizelerle; kul ile Hak arasında bağ kurduğu kabul edilen mânevî latife için kullanılır. Rakīka-i nüzûl Hak’tan kula ulaştığı kabul edilen yardım ve medet…
→Hadis ve SünnetRaks
Dans. tas. Sema, deveran. Topluca zikir yapılır ve ilahiler okunurken bir halka oluşturan dervişlerin oturarak veya ayakta yaptıkları ritmik hareketler. “Ashab-ı kiram sürür vaktinde raks ederdi. Fukaranın raksı dahi bu kabildendir.” Az olur ki…
→İbadet ve FıkıhRamazan Bayramı
Türk-İslâ kültüründe oruç ayı olan ram zan günlerinin sonunda kut nan bayram günleri
→Tasavvuf ve TarikatRamazan İlâhîsi
Türk-İslâ geleneğinde ramazan ayı b yunca, cami ve tekkelerde k nan teravih namazlannın h bir dört rekâtı arasmda okun İlâhîler için kullanılan terim
→Dil ve Genel KültürRamazâniyye
Halvetiyye’nin Ramazan Mahfî’ye nispet edilen kolu. İstanbul’da teşekkül etmiş; Cerrâhiyye bu ana gövdenin Nûreddin Cerrâhî çevresinde oluşan önemli şubesi olmuştur.
→Kur’an ve TefsirRâsih âlim
Kur'ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin derin ve ince mânâlarını, işâretlerini anlayan büyük din âlimi. (Bkz. Ulemâ-i Râsihîn) Râsih âlimlerin dört hasleti vardır: 1)Allahü teâlâdan korkmak, 2)İnsanlara karşı mütevâzî (alçak gönüllü) olmak, 3)Dünyâya düşkün olmamak,…
→Tasavvuf ve TarikatRaşidiyye
Ahmed b. Yusuf er-Raşidî (ö. 927/1521) tarafından kurulan ve Zerrûkıyye’nin kolu olan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatRâtib
Arapça, maaş, aylık, güç bir yerde sabit durmayı ifâde eden bir kelime, ism-i fail. Ayderusiyye tarikatında bir vird ve zikir şekli. Ebced hesabıyla, kahve ve esma-i hüsnadan olan el-Kavî’nin edeb hesabıyla değeri 116 ettiği…
→Kur’an ve TefsirRaûf (er-Raûf)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına karşı merhâmeti çok olan ve yaptıkları iyilikleri zâyî etmeyen. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Muhâcirlerden (Mekke'den göç eden) ve Ensârdan (Medîneli müslümanlardan) sonra, kıyâmete…
→Tasavvuf ve TarikatRaûfiyye
Halvetiyye’nin Ramazâniyye kolu içinde Ahmed Raûfî’ye nispet edilen şube. İstanbul ve çevresindeki dergâhlar vasıtasıyla temsil edilmiş; Halvetî zikir ve seyrüsülûk usullerini kendi silsile ve irşad çevresi içinde sürdürmüştür.
→Raûnet
Benlik, kendini beğenme, şımarıklık ve düşüncesizce böbürlenme. Sülûk ahlâkında kişinin ibadet, bilgi veya mânevî hâlini kendinden bilmesine yol açan nefs kusurlarından sayılır.
→Dil ve Genel KültürRavda-İ Mukaddese
Mukaddes bahçe. Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Medîne-i münevveredeki mescidinin içinde kabr-i şerîfi ile mescidin o zamanki minberinin arasında kalan mübârek mekân, yer. (Bkz. Ravda-i Mutahhera)
→İbadet ve FıkıhRavda-İ Mutahhera
Temiz bahçe. Medîne-i münevveredeki Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mescidinin içinde bulunan ve Peygamber efendimizin kabr-i şerîfi ile mescidin o zamanki minberi arasında kalan 26 m. uzunluğundaki mübârek yer. Ravda-i mukaddese, Ravda-i mübâreke…
→Dil ve Genel KültürRavda-İ Mübâreke
Mübârek, bereketli bahçe. Medîne-i münevverede, Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem kabr-i şerîfi ile mescidin o zamanki minberi arasında kalan mübârek mekan, yer. (Bkz. Ravda-i Mutahhera)
→Tasavvuf ve TarikatRavza-İ Mutahhara
Temizlenmiş bahçe anlamında Arapça bir tamlama. Peygamberimizin kabrine denir. Buna Ravza-i Nebi de denir. Ravza, cennet anlamına da gelir.
→Dil ve Genel KültürRavza-i Rıdvân
Rıdvân bahçesi; cennet. Klasik edebiyatta hoş, huzurlu ve bereketli mekânları cennete benzeten bir tamlama olarak da kullanılır.
→Ravzu'r-reyâhin fi hikâyâti's-salihin'idir
Menkıbe. Hikd Kin. tas. a Halka karşı kalpte beslenen ve düşmanlıktan kaynaklanan süizan (cr). b Öç alma hissi. c Yapılan kötülükleri unutmamak, özür dilemeye rağmen ilk fırsatta intikam almaya girişmek, affetmemek.
→Dil ve Genel KültürRâye
Bayrak, sancak. (Bkz. Livâ) Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, yirmi yedi kerre muhârebe yaptı. Bunlardan dokuzunda er olarak hücûm etti. Diğerlerinde başkumandanlık mevkiinde bulundu. Râyesi siyâh idi. Livâsı (sancağı) daha küçük olup, beyaz idi.…
→İbadet ve FıkıhRâzı
Memnûn, hoşnûd olan. (Bkz. Rızâ) Kendisinden kocası râzı olduğu hâlde ölen her müslüman kadın Cennet'e girer. (Hadîs-i şerîf-Zevâcir) Namazlarını vakitleri gelince hemen kılanlardan Allahü teâlâ râzı olur. Vakitlerinin sonlarında kılanları da affeder. (Hadîs-i şerîf-Eşi'at-ül-Leme'ât)…
→İnanç ve KelâmRâzık
Rızık veren. Allah hakkında kullanılan bir isim ve sıfat olup canlıların maddî ihtiyaçlarını, ayrıca ilim, iman ve mânevî nimetleri ihsan eden anlamına gelir. Aynı kökten gelen Rezzâk , rızkı çokça ve sürekli veren anlamını…
→Kur’an ve TefsirRe'fet
Acıma, merhamet. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Sonra (Nûh ve İbrâhim aleyhimesselâmın) arkalarından peygamberlerimizi ardarda gönderdik. Arkalarından da Meryem oğlu Îsâ'yı (aleyhisselâm) gönderdik ve ona İncîl'i verdik. Kendisine tâbi olanların (bağlı kalanların)…
→