KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Mâ-i dâfik
Atılarak çıkan su; meni. Kur’ân’daki insanın yaratılışı bağlamında geçen bir ifadedir.
→Dil ve Genel KültürMâ-i maîn
Akıp giden, kolayca erişilen berrak su. Kur’ânî kullanımda hayat veren suyu; cennet tasvirlerinde kesintisiz akan nimeti anlatır.
→İbadet ve FıkıhMa'bûd
a'bûd a. (j^) [Ar.] Kendisine ibadet edilen varlık. Bu terim, hem batıl hem de Hak için kullanümaktır. Batıl olanlar, put, ateş veya şeytan olabilirken Hak tanrı tektir; o da evreni yaratan yüce Allah’tır.
→Kur’an ve TefsirMâcid
Sözlük anlamı “Şan ve şeref sahibi, hayrı ve ihsanı bol, lütfü ve keremi sonsuz.” olan bu söz, “esmâ’ü’lhüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemekle beraber Allah’ın doksan dokuz ismini veren…
→Kur’an ve TefsirMâde zarb
Hadis yazımında yanlışlıkla fazla yazılmış harf, kelime veya ibarenin üzerine çizgi çekerek yahut özel işaret koyarak metinden düşürüldüğünü gösterme usulü. Bu tashih yöntemi, yazma nüshada yanlış kısmı okunamaz hâle getirmeden korur ve metnin ilmî…
→Mâh-ı sıyam
Ramazan ayı. tas. Riyazet ve çile dönemi. |
→Mâh-rüy
Ay Yüz. İster rüyada görülsün, ister uyanıkken
→Mahabbet-i asliyye
Asli muhabbet, temel Sevgi. tas. Zatın, zatını başka şey için değil, sırf zatı için sevmesi, Diğer bütün sevgilerin kaynağı, bu sevgidir (kı).
→Mahalle
Kaynaklarda, sâlikin ilâhî kemal sıfatlarının tecellileri vasıtasıyla sevgiliye yaklaşması anlamında kullanılan seyrek bir tasavvuf terimidir. Gündelik dildeki yerleşim birimi anlamıyla karıştırılmamalıdır. Terimin anlamı, geçtiği metindeki “mahall” ve “menzil” kavramlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
→Dil ve Genel KültürMahdûm
Hizmet edilen, kendisine hizmet sunulan kimse. Tekke çevresinde şeyh veya halife için saygı unvanı olarak kullanılabilir. Osmanlı kullanımında bir büyüğün oğlu için de nezaket unvanıdır; anlam bağlama göre ayrılır.
→İbadet ve FıkıhMahfil-i kazâ
Yargılama meclisi veya şer‘î mahkeme. Kadının hüküm verdiği mahkeme ortamını ifade eden tarihî tamlamadır.
→Mâhî
Balık. Tasavvuf şiirinde mârifet denizine dalmış kâmil ârifin remzidir. Balığın su içinde olduğu hâlde suyu araması, bütün varlık ilâhî delillerle çevriliyken hakikati dışarıda arayan insanın gafletini anlatan yaygın bir benzetmedir.
→Mahmel
Yükün konulduğu yer veya yük taşıma aracı. Tasavvufî metinlerde yük ve külfet mecazı çevresinde, sâlikin benlik iddiasından ve ağırlaşmış alışkanlıklardan kurtulması anlamında kullanılır. Kaynaklardaki “teklif külfetinden rahatlamak” ifadesi, dinî sorumluluğun kalkması değil; ibadetin zoraki…
→Mahmuri
3) Mahmurluk. tas. Kendinden geçme hali (sr).
→Hadis ve SünnetMahv
Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var…
→Mahv-i ubüdiyet
Kullugun mahvı. tas. A'yâna varlık nispet etmemek. Aslında | aynlar (ç. a'yan) yoktur, yalnızca Hak onlarda zuhur ettiği için vardır. Bu türlü varoluş aslında yok oluştan başka bir şey değildir. Haktan başka fail ve…
→Tasavvuf ve TarikatMahya
Zikir, salavat ve dinî sohbet için geceleyin düzenlenen ihya meclisi. Kelime “geceyi diri tutmak” anlamındaki ihyâ ile ilişkilidir. Osmanlı kültüründe kandil ve ramazan gecelerinde minareler arasına kurulan ışıklı yazı düzenine de mahya denir. İki…
→Tasavvuf ve TarikatMakām-ı vahdet
Birlik makamı; çokluk görünüşlerinin ardındaki tevhid hakikatinin idrak edildiği mânevî mertebe. Bazı tasniflerde ceberût âlemiyle ilişkilendirilir.
→İnanç ve KelâmMakdûr
Kudretin konusu olan şey. Kelâm ilminde bir kudret sıfatının etkisinin yöneldiği mümkün fiil veya varlık için kullanılan terimdir. Allah’ın kudreti bağlamında makdûr, yaratılması veya meydana getirilmesi aklen mümkün olan şeyi ifade eder; mantıken imkânsız…
→Makt-i kebir
Bkz. Âr-i azim - Makt-i kebir.
→Maktel
Meshet. Ödürülen yer ve zaman. tas. a Bir azizin öldürüldügü yer ve zaman. b Bu vesileyle yapılan anma töreni ve söylenen mersiyeler.
→Dil ve Genel KültürMâlik
(dlL) [Ar.] İslâm inancına göre, cehennemi idare eden meleklerden biri için kullanılan ad.
→İnanç ve KelâmMâlikî Mezhebi
Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olup Hicrî yılın ikinci yüzyılında Medine’de doğan ve İmam Mâlik b. Enes (öl. 179 / 795) tarafindan oluşturulan ve geliştirilen, ismini de kurucusundan alan, sonradan “Mâlikiyye” olarak da adlandırılan…
→Dil ve Genel KültürMâlikîlik
Mâlikî Mezhebi maddesine bakınız.
→Dil ve Genel KültürMâlikiyye
Mâlikî Mezhebi maddesine bakınız.
→Kur’an ve TefsirMâlikü’l-Mülk
“Mülkün sahibi.” anlamında bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a izafe edümektedir. “Âl-i İmrân suresi” nin 26. ayetinde mealen “De ki, Allahım, ey mülkün sahibi, sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü…
→Mana
Anlam. tas. Hakikat, sır, marifet. Bir şeyin sahtesi ve taklidine dava, hakikatine ve ruhuna mana (ma'ni) denir. Âlem-i mana: Rüya âlemi, bazen gayb ve misal âlemi. Marifet-i şuhüdi Eydürsin kim gözüm görür dâviyi, ma'niye…
→Manassa
Çardak tas. Mahrem tecelliler, yani ruhani tecelliler. Bu terim özellikle İbni Arabi'nin el-Futuhatu'l-Mekkiyesi'nin son kısmında kullanılır.
→Kur’an ve TefsirMâni
Sözlük anlam “Mahrum etmek, engel olmak olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak “Koruyucu kollayan, yardım eden.” anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de on al tı ayette yer almaktadır (bk. M. F Abdülbâkî,…
→Marg
Kuş. tas. Ruh. Süfiler bedeni kafese, ruhu kuşa benzetir. Kuşun yükselmesi için ya tabii veya ihtiyari ölümle beden kafesinden kurtulması, böylece kutsiler âlemine doğru kanat açması lazımdır (sp). Ederdim mürğ-i dille yârâ irsâl-i peyâm…
→Mârifet
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah , sahibine ârif veya ârif-i billâh denir. Sûfîler mârifeti yalnız…
→Marit
İrade ve talep eden, ehl-i irade, isteyen, arzu eden. tas, a İradesi olmayan, iradesinden soyutlanan, iradesini kullanmayan. b Kendisine semanın kapısı açılan ve isimle Hakk’a erenler arasına katılıp ona eren. ¢ Kaynak işaretleri Basılı…
→Mastaba
veya Mıstaba Seki, sedir. 2. Toplantı yeri; meyhane. 3. tas. a Harabât. b Tekke. Mastaba ehli Süfiler, rindler (sr). Toplantı yeri; meyhane. 3. tas. a Harabât. b Tekke. Mastaba ehli Süfiler, rindler (sr).
→İnanç ve KelâmMâtürîdiyye
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin görüşleri çevresinde şekillenen Sünnî kelâm ekolü. Özellikle Hanefî çevrelerde yayılmış; Allah’ın sıfatları, insan fiilleri, iman, nübüvvet ve aklın dinî bilgideki yeri konularını sistemli biçimde ele almıştır. Akla bilgi edinmede önemli bir…
→Mau’l-kuds
Kutsiyet suyu. tas. a Nefsi tabiat kirinden ve kötü huy pisliğinden arındıran ilim, bilgi. b Kadimin tecellisiyle hâsıl olan ve hadesi ortadan kaldiran hakiki temaşa. Zira ariflere göre hades pisliktir (kı).
→Mazhar
Bir şeyin göründüğü ve ortaya çıktığı yer. Tasavvuf dilinde ilâhî isim ve sıfatların tecelli ettiği varlık veya mahal. Mazhar, tecelli eden hakikatin kendisi değildir. Aynı ilâhî isim farklı varlıklarda farklı ölçülerde görünebilir; varlıkların kabiliyet…
→Tasavvuf ve TarikatMazhariyye
l Nakşibendiyye-Müceddidiyye a tarikatının Mazhar Cân-ı Cânân te (öl. 1195 / 1781) a nispet edilen mkolu. ıu mazmaza a. Cu^^Aa) [Ar.] fık. îslâm n, inancma göre, abdest alırken ve i gusül yaparken ağza su…
→Kur’an ve TefsirMe‘âlî
Hadis rivayetinde isnadı atalardan ve dedelerden başlayarak nakletme biçimi. Terim, aile içinden kuşaklar boyunca aktarılan rivayet zincirlerini ifade eder. Okuma notu Bu madde Meâric sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında sonraki sütunun başlığı açıklamaya…
→Mecaz
Bir kelimeyi asıl anlamı dışında ilişki ve benzerlik yoluyla kullanma; geçici ve iğreti olan. Tasavvuf dilinde dünya ve yaratılmış güzellikler, kalıcı hakikate işaret eden mecazlar olarak okunabilir. Mecazdan hakikate “Mecaz hakikate köprüdür” sözü, yaratılmışlarda…
→Kur’an ve TefsirMecîd
Sözlük anlamı “Soylu, asil” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup “Çok itibarlı, şerefli, cömert.” anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a izafe edilmektedir: “Hûd suresi”. Ayrıca bu terim iki ayette de “çok şerefli” anlamında Kur’ân’m…
→Mecmau'l-ezdad
Zitlar merkezi. tas. Bütün uçların ve uzantıların birleştiği mutlak hüviyet makamı (kı). Burada zahir-bâtın, evvel-âhir gibi zıtlar birleşir, ikilik, çokluk ve zıtlık ortadan kalkar.
→Meczup
İlâhî cezbeye tutulmuş kimse. Tasavvuf geleneğinde Hakk’ın güçlü çekimiyle normal davranış ölçülerinin dışına çıkan kişi için kullanılır. Meczup ile sülûkunu bir mürşid gözetiminde adım adım sürdüren sâlik aynı değildir. Kaynaklar cezbe hâlini mânevî yakınlık…
→Meded-i vücudi
394) Varoluş desteği tas. Bir mümkünün var ol- | ması için muhtaç olduğu her şeyin aralıksız ona yetişmesi ve bu suretle varlığını | sürdürmesini sağlaması: Hak, mümküne rahmani nefesten varlık vererek onu yok olmaktan…
→Kur’an ve TefsirMedenî
Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında bu şehirde nazil olan Kur’ân-ı Kerîm’deki sure veya ayetler; bk. sûre 2. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında bu şehirde ortaya çıkan ve yayılan hadisler. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında…
→Medhûş
Hayrete düşmüş, kendinden geçmiş. Tasavvufta güçlü bir hâl veya tecellinin etkisiyle olağan idrak ve davranışına hâkim olamayan sâlik için kullanılır. Dehşet maddesine de bakınız.
→Dil ve Genel KültürMedine sözleşmesi
Farklı din ve sosyal gruplar arasındaki ilişkileri, hukuk düzeni ve karşıhklı güven anlayışı temeli üzerine kurulmuş ve Hz. Peygamber tarafından Hicret (622) ’in hemen sonrasında Medine’de çoğu Yahudi olan farklı kabileler üe yerli halkın…
→Dil ve Genel KültürMedlûl
Bir delilin, işaretin veya sözün gösterdiği anlam ve sonuç. Mantık ve dil biliminde delâlet eden göstergeye karşılık, onun işaret ettiği mâna medlûldür. “Delil” ile “medlûl” bu sebeple aynı şey değildir.
→Medyum
Ruhlarla veya görünmeyen varlıklarla iletişim kurduğunu ileri süren kimse. Bazı eski sözlüklerde “meczup”la yakın gösterilse de iki kavram aynı değildir: meczup tasavvufî cezbe hâliyle, medyum ise spiritüalist aracılık iddiasıyla ilişkilidir.
→Mekân
¢. Mekânet Yer, konak tas. a Allah katındaki menzillerin en yükseği olan menzil (Kamer Suresi, 55), Mekânda bulunan silik temkin ehlidir.
→Kur’an ve TefsirMekkî
Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti öncesinde bu şehirde nazil olan Kur’ân-ı Kerîm’dekl sure veya ayetler; bk. sûre 2. Hz. Peygamber’in Mekke yıllarında ortaya çıkan ve yayılan hadisler. Hz. Peygamber’in Mekke yıllarında ortaya çıkan ve yayılan…
→Tasavvuf ve TarikatMelamet
Su) Kınama, ayıplama, kötüleme, karalama, tas. Melamet selameti terk etmektir (Hamdun Kassar). Kınayanların kınamasından çekinmeden doğru yolda yürümektir. Allah'ın kanunu öyledir ki, kim halkı hak yola davet et- se herkes onu kınar. Peygamberler, veliler…
→Tasavvuf ve TarikatMelâmî
lik Melâmîlik öz. a. “Melâmet” (bk. b madde) tarikatini benimseyen tasavvuf ehlinin oluşturduğu v her türlü gösterişten armmay dünya işlerini bir kenara b 451 Melâmîlik L) rakmayı ilke edinen bir tarikat. Kaynaklarda bu tarikatın…
→Dil ve Genel KültürMelâmiyye
İbadet ve mânevî hâlleri gizleme, nefsin şöhret ve beğenilme isteğini kırma ilkesini öne çıkaran tasavvuf anlayışı. Tarihte Nişâbur Melâmetîliği, Bayramî-Melâmîlik ve sonraki Melâmî çevreleri aynı dönem ve teşkilat değildir.
→Kur’an ve TefsirMelik
Padişah, şah, sultan. tas. Veli, ermiş. Evliyadan bazıları halktan herhangi biri gibi yaşar, hatta bunlar ömürlerini yoksul kişiler gibi geçirdiklerinden haklarında “Aba altındaki melikler,” denilmiştir. Bkz. Sultan, Şah.
→Kur’an ve TefsirMennân
Sözlük anlamı k “İyilik etmek, nimet vermek, bir.” iyiliği başa kalkmak.” olan bu e, söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah'ın agüzel isimleri)dan olup “Allah'ın si kullarına olan ihsanının bolluğu a ve sayısız nimet verdiği.” anlamında olup Kur’ân-ı…
→Merâtib-i vücûd
Vücûdun mutlaklık, ilâhî ilim, ruhlar, misal, şehâdet ve insan gibi mertebeler bakımından açıklanmasıdır. Tasnifler üçlü, beşli, yedili veya daha ayrıntılı olabilir; sayılar ayrı ontolojik varlıklar değil aynı hakikatin nispet ve tecellî düzeylerini anlatır.
→Merg
Ölüm. tas. Madde elbisesini çıkarıp atmak, dünyayla bağları koparmak, ilgiyi kesmek, mana âlemine yönelerek isim, sıfat ve zatta fani olmak. Dört çeşit ölüm vardır: Zillet ve lanetli ölüm, kâfirlerin ölümü; hasret ölümü, günahkârların ölümü,…
→Kur’an ve TefsirMerviyyât
Rivayet yoluyla nakledilmiş haber ve hadislerin bütünü. Hadis kitaplarında bir râvinin, bölgenin veya konunun rivayet malzemesini ifade eder. Merviyyâtın varlığı tek başına sıhhat hükmü değildir; rivayetler sened ve metin tenkidiyle ayrı ayrı değerlendirilir.
→Ahlâk ve ÂdâbMescid-i takvâ
Takvâ temeli üzerine kurulmuş mescid. Kur’ân’daki ifade özellikle Kuba Mescidi ve samimi niyetle kurulan ibadet mekânı bağlamında yorumlanmıştır.
→Mescit
Secde edilen, namaz kılınan yer, musalla, namazgâh, küçük | tas. a İlk zahitler ibadet etmek için çekildikleri köşelere (küşe-i inzivaya) mescit derlerdi. b Daha sonra hankah ve tekkelerde namaz kılmak için ayrılan ye- re…
→Mesh
Bir şeklin veya sûretin bozulup başka bir şekle dönüşmesi. Tasavvufî kullanımı Kalbin mânevî biçiminin değişmesi; insanın Hakk’a yönelişten uzaklaşıp nefsin haz ve arzularına bağlanması sebebiyle iç dünyasının bozulması anlamında kullanılır. Buradaki dönüşüm bedensel değil,…
→Mesnet
Post, makam; örn. mesned-i irşat, irşat postu.
→Dil ve Genel KültürMest
Sarhoş, sermest. tas. Sekran, aşkın, âşığın bütün varlığına hâkim olması, iliklerine işlemesi. Bkz. Sekr. Mest-i harap Sarhoşluğa gark olmuş, aşk denizine batmış (115). Sanman bizi kim şire-i engur ile mestiz Biz ehl-i harabattaniz mest-i…
→Mestüri
Gizlilik. 2. tas. Ermişler ve peygamberler de dahil olmak üzere kâinatta hiçbir kimsenin idrakının ulaşamadığı ilâhî mahiyetin künhü (115). Gayb-ı mutlak, Zat-ı ahadiyet. Meşârik-i feth (55 5 _ +) veya Meşârik-ı subh 1. Fetihlerin…
→İbadet ve FıkıhMeş‘ar
Hac ibadeti sırasında belirli vakitte bulunulan veya durulan kutsal yer. Arapça şiâr kökünden gelir; çoğulu meşâir dir. Kur’ân’daki el-Meş‘arü’l-harâm ifadesi Müzdelife’deki durakla ilişkilendirilir. Terim yalnız herhangi bir “tören yeri”ni değil, hac menâsikinin belirlenmiş duraklarından…
→Meşârik-i şems-i hakikat
Hakikat güneşinin doğuş yerleri. 2. tas. Cem ahadiyetinin aynında tam bir fena hali hasıl olmadan önceki zati tecelliler (kı). Meşhet (445) ç. Meşâhit 1. Hakk'ın tecelli ettiği yer, mazhar tecelligâh. b Şehitlerin gömülü oldukları…
→Hadis ve SünnetMetîn
olan ancak Allah’tır.” ibaresiyle Allah’a nispet edilmektedir. “Metin adı, Allah’ın doksan dokuz ismi ni veren İbn Mâce ve Tirmizî ri vayetlerindeki listede de yer al mıştır. Ayrıca bu isim. Peygamberimizin bir hadi sinde İslâm…
→Mevâcid
Vecd kelimesinin çoğulu; gönülde ortaya çıkan yoğun mânevî buluş ve coşku hâlleri. Keşif, ilham ve mânevî tecrübeyle sûfîye açılan hâller için kullanılır. Mevâcid geçici tecrübeleri ifade eder; kalıcı makam ve doğrulanmış bilgiyle aynı sayılmaz.
→Dil ve Genel KültürMevâlîd-i süflî
Maden, bitki ve hayvanlardan oluşan aşağı tabiat varlıkları. Klasik kozmolojide “üç doğmuş” anlamındaki mevâlîd-i selâsenin yeryüzü mertebesini ifade eder.
→Meve
Dalga tas, Mutlak varlığın, kâinatın mertebesinde peyda olan tecellileri, âlem ve adem mutlak vücudun, vahdet denizinin dalgalarıdır. Zehi derya-yi vahdet kim kesilmez hergiz emvacı Bu kesret âlemi ondan doğup nâçâr olur peyda Misti Vücud-i…
→Tasavvuf ve TarikatMevlevi
ve a. [Ar.] H Mevlâna’nın izinde olanları kurduğu tarikat, bk. Mevleviyye
→Mevlevî sikkesi
Mevlevîlerin dövme keçeden yapılmış uzun başlığı. Şeyh, halife ve çelebilerin sikkelerinde destarın rengi ve sarılışı görev, soy ve tekke geleneğine göre farklılaşabilir.
→Bu görünüm temizlenmiş ilk 180 maddeyi gösteriyor. Harf, konu veya arama kullanarak listeyi daraltabilirsiniz.