KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Pabucu Dama Atılmak
Eskiden esnaflar, fütüvvet teşkilâtı bünyesinde bir tarikat şeyhine bağlı idiler. Esnaftan biri, fütüvvet terbiye ve âdabına aykırı bir davranış sergilerse (meselâ, bağlı olduğu loncaya aidatını ödemezse, hile yaparsa, ahlâksız bir iş yaparsa) dükkanının önünde,…
→Tasavvuf ve TarikatPabuç
Farsça, ayağa giyilen şey demektir, Pâ : Ayak, Pûş: Giymek manasına gelir. Tasavvuf âdabına göre, misafirin ayakkabıları dışarı doğru çevrilmez. Bunun sebebi, misafirin giderken, sırtını ev sahibine dönme zorunda kalmasıdır. Bu şekilde misafir, arkasını…
→Tasavvuf ve TarikatPalheng
Farsça, av veya suçlu kişinin bağlandığı kemende, ipe derler. Dizgin anlamına da gelir. Kalenderi ve Bektaşîlerde, bele kuşatılan kemerin biraz sol tarafına bağlanan, yaklaşık el büyüklüğündeki taşa denir. Bu taş, onu bağlayanı dizginleyip, nefsine…
→Ahlâk ve ÂdâbPapa
Katolik mezhebine mensûb hıristiyanların en yüksek rûhânî (dînî) lideri. Atalar atası mânâsına gelen papa, Roma'da bulunur. Îsâ aleyhisselâmın dînini yaymak için seçtiği on iki havârîden mürted olan (dinden çıkan) Yehûda (Judas) ilk papa olarak…
→Dil ve Genel KültürPapaz (papas)
Hıristiyan din adamlarına verilen ad. Akıldan ve ilimden mahrûm olan papazlar, İslâm dînine ve onun yüce peygamberine karş ı korkunç iftirâ yapıp yalanlar uydurdular. İslâm âlimleri, papazlarla yaptıkları çeşitli münâzaralarda onları cevap veremez hâle…
→İbadet ve FıkıhPara
Alış-veriş aracı olarak kullanılan, biriktirme ve tasarruf etmeye yarayan, çeşitli mâdenlerden veya kağıttan îmâl edilmiş değer ölçüsü. Belli ağırlıkta basılmış olan altın ve gümüş paralara sikke veya meskûkât, altın paralara dînâr, gümüş paralara dirhem…
→Dil ve Genel KültürPaskalya
Hıristiyanların inanışlarına göre, Îsâ aleyhisselâmın haça gerildikten sonra dirilerek göğe yükselmesi ile ilgili olarak her yıl Mart ayının on dördüncü gününden sonra gelen ilk Pazar günü yaptıkları şenlik, âyin. Hindûların bayram günlerine ve ateşe…
→Kur’an ve TefsirPatrik
Ortodoks mezhebine mensûb hıristiyanların, en büyük rûhânî (dînî) lideri. 1054 (H. 446) yılına kadar Roma'daki papaya bağlı kalan İstanbul patriği Mihâel Kirolarius, papadan ayrılarak şark (doğu) kilisesini kurdu. Ortodoks kilisesi adını alan bu kilisenin…
→Tasavvuf ve TarikatPây-I Mâcân
Mevlevîler bu tâbiri “ayakkabılık” anlamında deyimleştirmişlerdir. Tasavvufî edebe aykırı hareket eden bir derviş, ayakkabılıkta sağ kulağı sol elinde, sol kulağı sağ elinde olarak tek ayak üzerinde bir süre durma cezasına çarptırılırdı. Bu cezaya pây-ı…
→Tasavvuf ve TarikatPazarcı Maşası
Mevlevî terimlerindendir. Pazarcı beline demir takıp, tekkenin levazımını tedarik için pazara giderdi. Pazarcının beline takdığı demire pazarcı maşası denir. Pazar esnafı, bu demiri görünce, pazarcıya vereceği, satacağı malda indirim yapardı.
→Dil ve Genel KültürPazarlık Etmek
Alış-verişte satan ile alan arasında malın fiyâtı veya bir işin ücreti husûsunda yapılan anlaşma. Birbirinizi kıskanmayınız. Alış-verişte birbirinizi aldatmayınız. Birbirinize dargın durmayınız. Birbirinizden yüz çevirmeyiniz. Birinizin bitmek üzere olan pazarlığını bozmayınız. Müslüman müslümanın kardeşidir.…
→Pend
Öğüt. Ey birâder dinle pendim varsa malın sakla tek Düşmanına kalsın kalırsa dosta muhtaç olma tek Lâedri Pendname Konusu vaaz ve naihat olan eserler. Attâr'ın bu konuya dair bir eserinin adı.
→Perde
) Hicap, örtü. 2. tas. Hak ile kulu arasındaki engel; âşığı maşukundan ayıran hususlar. Hak ile kul arasında kimi zülmetten (karanlık), kimi nurdan (ışık) binlerce perde vardır. Madde, menfaat, mal, mülk, nefs ve şehvet…
→Tasavvuf ve TarikatPerişani-Perişan-Perişanlık
Farsça, dağınıklık, zavallılık, mahzunluk vb. gibi anlamları olan bir kelimedir. Tasavvuf? açıdan, cem’ âleminin zıddı olan tefrika âlemine denir.Perişân-hâlin oldum, sormadın hâl-ı perişanım. Canımdan derde düştüm, kılmadan tedbîr-i dermanım.Fuzûlî
→Tasavvuf ve TarikatPeştemal
Farsça, belden aşağı sarılarak giyilen havlu veya bezden mamul giysiye denir. Fütüvvet erbabının simgesi durumunda bulunan peştemal kuşanmak, çıraklıktan ustalığa yükselenlere uygulanan bir törenin adıdır. Bu törende ahî lideri, işinde ustalaşmış san’atkâra, peştemal kuşatır.…
→Tasavvuf ve TarikatPeymançe
Farsça, ufak söz verme, ahitçik anlamına geldiği gibi, pay-ı mâcân’dan bozma bir kelime de olabilir. O takdirde pabuçluk, ayakkabılık manalarına gelir. Adâb ve erkân açısından ufak kusur işleyen dervişlere, ayakkabılıkta bir miktar, tek ayak…
→Tasavvuf ve TarikatPezevenk
Farsça, “pejvend”den bozma bir kelime olup, kadın tüccarlığı yapan, fuhuş pazarlamacıları için kullanılan bir tâbirdir. Bu münasebetle, özellikle, tasavvuf ehli yol göstericiler, rehberlik yapanlar için bu tâbir kullanılmıştır. Hattâ medih olmak üzere “koca pezevenk”…
→Piç-i zülf
Kıvrım kıvrım saç. tas. a İlahi müşkil (us). b Imkan mertebesi, ç Uzun saç. Sınırsız varlıklar, çokluk ve taayyünler. Saç sevgilinin, yüzünü örttüğü gibi bunlar da gerçek Bir'in yüzünü (Zatını) örter. d Celali tecelliler.…
→Tasavvuf ve TarikatPir Postu
Bektaşî tâbiridir. Meydanda bulunan çeşitli makamlardan biri. Burada da, niyaz olunurdu. Nasip alan yeni tâlib, rehberinin delaletiyle buraya geldiği zaman, rehber şöyle derdi: “Buna pir postu derler. Hazret-i Pir Efendimiz, bunu Horasan’dan getirip, buraya…
→Tasavvuf ve TarikatPîr-Hacat
Abdullah Ensârî’ye (ö. 481/1089) dayandırılan bir tasavvuf okulu.
→Pîr-i mugân
Kelime olarak Mecûsîlerin başrahibi. Tasavvuf ve divan şiirinde aşk şarabını sunan kâmil mürşidi, kutbu ve hakikat rehberini anlatan mecazdır. “Meyhane”, “şarap” ve “sâkî” ile birlikte kullanıldığında dinî içkiyi değil, vecd, mârifet ve ilâhî aşkı…
→Pîr-i Sânî
Sözlük anlamı: “İkinci pîr”. Bir tarikatı ilk defa kuran kişiden sonra yolu yeniden teşkilatlandıran, yayılmasını sağlayan veya erkânını belirginleştiren merkez şahsiyet için kullanılan unvandır. Her gelenekte aynı idarî makamı göstermez; pîrin halefi olan herkes…
→Dil ve Genel KültürPîr-i Serendîb
Serendib’le ilişkilendirilen yaşlı rehber; geleneksel anlatılarda Hz. Âdem için kullanılan unvan. Serendib, Sri Lanka’nın tarihî adıdır.
→Pir-zade
Bkz. Şeyhzade. Pir-i zinde yaşayan pir. Pir-i müğânı gör bu kadar bâdekeşlere Sehba-yı ayş-ı rüh-fezâyı yetiştirir Sabri Zinhar unut bildiğini düşme inâde Bir pire yapış kim eresin sırr-ı meâde Ruhi Bagdadi
→Tasavvuf ve TarikatPirinç Meydanı
Mevlevi tâbiri. Büyük dergahta, dervişlerin topluca pirinç ayıkladıkları yere denir.
→Dil ve Genel KültürPiskopos
Hıristiyanlığın katolik ve doğu kiliselerinde en yüksek rûhânî ünvâna sâhip ve umûmiyetle bir bölgenin dînî lideri olan hıristiyan din adamlarına verilen ad. İ ncîl okuyan hıristiyan din adamlarına Kıssîs, bir üst derecesine de Üskuf…
→Tasavvuf ve TarikatPiş Kadem
Farsça-Arapça bir kelime olup ön adım demektir. Tekkelerde âyini idare eden naib için kullanılır bir tâbirdir. Bu vazifeyi gören derviş, şeyhin muavini sayılırdı. Mevlevîlerde, Çelebi Efendi’nin yardımcısına, bu tâbir yerine “tarikatçı” tâbiri kullanılırdı.
→Dil ve Genel KültürPişmanlık
Kişinin işlediği bir iş veya günâh sebebiyle vicdânen üzüntü duyması; tövbeye gelme; nedâmet. Pişmanlık tövbedir. (Hadîs-i şerîf-Miftâh-un-Necât) Pişman olmaksızın dil ile yapılan tövbe yalancıların tövbesidir. (Hadîs-i şerîf-Risâle-i Münire) Her geçen an, ömrümüz azalmakta, ecel…
→Pîşrev
Önden giden, kılavuz ve başlangıç. Tasavvuf dilinde sûfî topluluğunun önünde bulunan rehber için; klasik Türk musikisinde ise faslın başında çalınan saz eseri için kullanılır. İki anlam bağlama göre ayrılmalıdır.
→Piyale
Kadeh. tas. Sevgili, yâr. Âlemdeki her zerre bir piyale olup arif kişi bu piyalelerden marifet şarabını içer. Zahir ve bâtın safası (TK 1:15 54). Çeken piyâleyi pâ-der-rikâb olup gider Gelen bu meclise mest ü…
→İbadet ve FıkıhPiyango
Bir kumar çeşidi. Mülk sâhiblerinin haklarının miktarlarını değiştirmek veya ortaklardan birinin hakkını yok etmek, yâhut hakkı olmayana pay vermek için yapılan kur'a. Satıcıların yaptıkları piyangolar, ziyan ve felâket sigortaları, kumarhâneler ve bankerler, birçok kimsenin…
→Dil ve Genel KültürPoligami
Çok evlilik. (Bkz. Teaddüd-i Zevcât) İslâmiyet'te poligami, dörde kadardır. Birden fazla evlenmek emir değil, şartlara bağlı bir izindir. (Mustafa Sabri Efendi)
→Puhten
Pismis, olgunlasmis, Nâ-puhte: Ham, Hâsil-ı ömrem se sühan biş nist Hâm bâdem puhte şüdem suhtem (Ömrümün özeti: Ham idim, pistim yandım) Mevlânâ
→Dil ve Genel KültürPul
Altın ve gümüş dışındaki mâdenî paralar. (Bkz. Fülus)
→Kur’an ve TefsirPûr-ı Zâl
“Zâl’ın oğlu”; İran destan kahramanı Rüstem için kullanılan edebî tamlama. Divan ve tasavvuf şiirinde kuvvet, yiğitlik ve savaşçılık benzetmelerinde yer alır.
→Tasavvuf ve TarikatPûşide-İ Beyt-İ Muazzam
Farsça, Kabe örtüsü demektir.
→Put
Kutsallık veya tanrılık yüklenerek tapınılan maddî nesne; sanem. Tasavvufî şiirde put, insanı Hakk’tan alıkoyan benlik, arzu, mevki veya bağımlılığın mecazı olabilir. Sevgilinin güzelliğini anlatan şiirsel kullanımla itikadî anlam birbirine karıştırılmamalıdır.
→Kur’an ve TefsirPutperest
Puta tapan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: (Allahü teâlâ) O'nu (Muhammed aleyhisselâmı) hak ve hakîkat olan dîni tebliğ vazîfesiyle göndermiştir ki, Hak din diğer dinlere gâlib gelsin. Putperestler beğenmese de bu böyledir.…
→