KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Lâ ilâhe illallah
“Allah’tan başka ilâh yoktur.” İslâm’ın tevhid inancını en özlü biçimde ifade eden kelime-i tevhidin ilk bölümüdür. Tasavvuf yollarında nefy ve ispat zikrinin esası kabul edilir: lâ ilâhe ile Hakk’ın dışındaki mutlaklık iddiaları reddedilir; illallah…
→Kur’an ve TefsirLâ-şey
“Hiçbir şey; yok hükmünde olan” anlamındaki Arapça ifade. Tasavvufî dilde dünyanın geçiciliğini veya Hakk’ın mutlak varlığı karşısında mâsivânın bağımsız varlık iddiası taşımadığını vurgulamak için kullanılır; yaratılmışların bütünüyle inkârı anlamına gelmez.
→Dil ve Genel KültürLâ-yezâl
Zeval bulmayan, sonu ve tükenişi olmayan. Tasavvuf metinlerinde kalıcı ve ebedî oluşu bakımından Hak için kullanılan bir sıfat. Ezel–lâ-yezâl maddesine de bakınız.
→Dil ve Genel KültürLâedriyye
Allah ve kâinatın yaratılışı hakkındaki mutlak gerçeğin insan aklıyla kavranamayacağını veya bilinemeyeceğini savunan felsefî yaklaşım. İslâm düşüncesi literatüründe kesin bilginin imkânını reddeden yahut temel metafizik sorular karşısında hüküm vermekten kaçınan görüşler için kullanılır.
→Dil ve Genel KültürLafza-i celâl
“Allah” özel adı. Zikir ve hat sanatında ilâhî ismi belirtmek için kullanılan saygılı terimdir.
→Dil ve Genel KültürLafzatullah
“Allah” lafzı ve özel adı. Hat, kıraat ve zikir literatüründe ilâhî ismi belirtmek için kullanılan terimdir.
→Lahz
Göz ucuyla bakma, atf-ı nazar etme; gamze. tas. Kendisine | aşikâr olsun diye kalbin gaybla ilgili hususlara yönelmesi. Lahzı (bakışı) faydalı olmayanın lafzı da (Söz) faydalı olmaz. Bkz. Nazar. |
→Laiha
¢ Levaih I. Parıltı, kıvılcım, 2. tas. a Parlar parlamaz kaybolan | tecelli nuru. b İçe doğuş, manevi keşif; örn. Hz. Ömer'in Sâriye'yi | görmesi (İFM; KI; AK 11:380). Bkz, Bârika, Hatre. |
→İbadet ve FıkıhLakit
Buluntu; nesebi belirsiz tas. Belli bir seyhten tasavvuf ve tarikat adabı öğrenmemiş, bir şeyhin gözetim ve denetimi altında sülûk ve terbiye görmemiş kimse. Böyleleri, başkalarını irşat ehliyetine asla sahip değillerdir. Tarikat babasını bilmeyen kör…
→Lâle
Kırmızı renkli, kadeh biçimli çiçek. Tasavvuf ve divan şiirinde sevgilinin yüzü, yanağı ve aşk yarasıyla ilişkilendirilir. İşaret değeri “Lâle” ile “Allah” kelimelerinin ebced değerinin 66 oluşu sebebiyle lâle, özellikle Osmanlı sanatında tevhidi ve ilâhî…
→Lamekan
( veya Bimekan. Mekânsız. mec. Mekâna ihtiyacı olmayan; Allah. tas. Mekân maddi şeyler için söz konusudur, Allah, melekler ve ruhlar mekâna ihtiyaç duymaz; diğer bir ifadeyle mana ve ruhlar âlemi mekânsızdır, lâmekândır. Bedenle ilişkisini…
→Lâşe
Y) Leş. tas. Mutasavvıf ve zahitlere göre dünya lâşe-i lâ-şeydir; hiçbir değeri olmayan murdar bir leştir. “Dünya bir lestir, talipleri köpektir” (ax 409). Hırlaşır bir lâşeye üşüşmiş nice yüzbin kilâb Biz de pay almak…
→Leb
Q)z Dudak. 2. tas, Kelam, söz )115(. Şarâb-ı la'l-ı nâbın nüş edenler Leb-i yâre bir içim su dediler Şeyh Nakşi Efendi Ben lebin muştâkıyem zühhad kevser tâlibi Nitekim meste mey içmek hoş gelir huşyâre…
→Leb-i la‘l
Yakut renkli dudak. Divan ve tasavvuf şiirinde sevgilinin kırmızı dudağını; daha derin yorumda sevgilinin sözü, nefesi ve hayat veren mânevî mesajını anlatır.
→Leb-i şekeri
1. Şeker dudak, 2, Melek aracılığıyla Peygamberlere, kalp tasfiyesi Sayesinde velilere gökten inen söz (us). |
→Leb-i şirin
Tatlı dudak. 2. İdrak ve hissedilir olması şartiyle aracısız gelen söz, sevgilinin Sözü; sevgili (1s; ), İdrak ve hissedilir olması şartiyle aracısız gelen söz, sevgilinin Sözü; sevgili (1s; ),
→Lemme
Siddet; mesakkat, dokunma, dürtme, çarpma. tas, Şeytan ve- | ya melek tarafından insanın içine verilen his, dürtü. Şeytan'ın dürtüsü (lemme) | 226 | Levlake levlak e. Tevlâkeleyik insanı kötülüğe tahrik eder, meleğin dürtüsü ise…
→Lenger
Tâcın başa oturan, çoğu zaman destarın çevresine sarıldığı alt bölümü. Bazı sembolik açıklamalarda şeriat evi, üst kubbe ise tarikat kubbesi olarak yorumlanır.
→Lengerhâne
Demir atılan ve konaklanan yer. Tekke dilinde fütüvvet ehlinin tekkesi, dervişlerin yemek yediği bölüm, imarethane veya bazı kullanımlarda türbe anlamına gelir. Kelime, yolcunun durup sükûnet bulduğu güvenli menzil fikrini taşır.
→Lesen
Fesâhat. Hakk'ın Şuurlu kimselerin kulağına apaçık olarak beyan ve ifşa ettiği bilgiler. Bu da ya ilahi bir tarifle veya bir peygamberin yadabir veli ve sıddıkın diliyle gerçekleşir. “Ömer Hak lisanıyla ko- nuşur.”
→Letâif-i Hamse
İnsanın mânevî idrak merkezlerini kalp, ruh, sır, hafî ve ahfâ şeklinde beş latîfe halinde açıklayan tasavvuf tasnifidir. Etvâr-ı Seb‘a nefsin mertebelerini ve tezkiyesini öne çıkarırken Letâif-i Hamse kalbin ve ruhânî merkezlerin tasfiyesini merkeze alır.…
→Levâih
Lâiha kelimesinin çoğulu; parıltılar ve birden görünen ışıklar. Tasavvufta sâlikin kalbinde kısa süre beliren keşif, mârifet ve tecelli parıltılarını ifade eder.
→Levh
Belli bir süreyle sınırlanmış yazı ve takdir. Kitab-ı mübin, külli nefs. Dört türlü levh vardır: Akl-ı evvel levhi, mahv ve ispattan evvelki kaza (takdir) levhidir. Levh-i mahfüz, birinci levhte külli olan hususların ayrınth hale…
→Kur’an ve TefsirLeyletü’l-kadr
Kadir gecesi maddesine bakınız.
→Likā
Karşılaşma, kavuşma ve yüz yüze gelme. Dinî metinlerde Allah’a kavuşmayı; tasavvuf dilinde ilâhî huzur ve yakınlık şuurunu ifade eder. Sûfîler likāyı bedensel bir görüşme olarak değil, kulun mârifet, huzur ve tecelli yoluyla Rabbine yönelişi…
→Kur’an ve TefsirLohusalık
Doğumdan sonraki toparlanma dönemi. Bu sırada görülen kana fıkıhta nifas denir. Nifas hâlinde namaz ve oruçla ilgili hükümler hayız hükümleriyle birlikte ele alınır; tutulamayan oruçlar daha sonra kazâ edilir, namazlar kazâ edilmez. Sürenin üst…
→Lubs
1, Birbirine karışma. 2. tas, Ruhi hakikatlerin birbirine karıştırılmasına sebep olan maddi şekiller (En'am Suresi, 9). Hakikatlerin hakikati de insani Suretlerle karıştırılır (kı); yani Hak, kâmil insanı öbür insanlardan farklı kılma- VD OL Lütuf…
→Kur’an ve TefsirLûl kıyâm
ÇLî) [Ar.] Sözlük anlamı, ey “Kalkma, ayağa kalkma, ayakta ele durma.” olan bu söz, namazda yet iftitah tekbiri ile başlayıp her çin rekâtta Kur’ân okunması gereken süre ayakta durmayı ifade eden terim. jîjî yer
→Lûtî-gerî
Civanmertlik, eli açıklık ve yiğitçe davranış. Fütüvvet ahlâkıyla ilişkili Farsça bir tabirdir. Kişinin imkânını başkasıyla paylaşması, kusur örtmesi, misafire ikram etmesi ve karşılık beklemeden hizmet etmesi anlamlarını taşır. Buradaki “lûtî” tarihî metinlerde cömert ve…
→