KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
F. ilmihâl
İslâmî ibadet yollarmı, özellikle de namaz, abdest ve öteki dinî bügileri çocuklara öğki retmek amacıyla yapılan çalış ” malar ve eserler için kullanılan h bir terim, davranış bilgisi
→Dil ve Genel KültürFahriyye
Şairin kendisini, soyunu veya sanat gücünü övdüğü şiir bölümü. Kasidelerde methiye ve duadan ayrı bir bölüm olarak bulunabilir.
→Faide
Feyz, marifet. Bkz. Fevâit. Fail-i hakiki Gerçek fail, Allah. Bkz. Tevhit. Fakd (453) 1. Kaybolma, yitme, yok olma. 2. tas. Vecd halindeki sâlikin hissini ve duyarlılığını yitirmesi. Buna fakd-i his veya fikdan-1 his adı…
→Tasavvuf ve TarikatFakir
ç Fukara Derviş, yoksul. 2. tas. Sâlikin Hak'ta fani olması ve kendini ona muhtaç bilmesi. “Ey insanlar sizler fakirsiniz, Allah’a muhtaçsınız” (Fatır Suresi, 15). Kibir ifade eden ‘ben’ sözü yerine tevazu gösterip “fakir, ‘sen’…
→Tasavvuf ve TarikatFakr
Yoksulluk. tas. a Dervişlik, sâlikin hiçbir şeye malik ve sahip olmadığının şuurunda olması, her şeyin gerçek malik ve sahibinin Allah olduğunu idrak etmesi. İnsan Allah'ın kulu olduğundan; insan da, ona nispet edilen diger şeyler…
→Tasavvuf ve TarikatFark
veya Ferk Halka Hak'sız işaret etmek. 2. Kulluğu müşahede etmek (İFM). 3. Allah'ın hayat sıfatı (115). 4. Fark, kula nispet edilen ibadet ve benzeri haller; cem ise Hakk’a nispet edilen lütuf ve benzeri hususlardır.…
→Fark-ı sani
İkinci fark. tas, a Halkın Hak sayesinde var olduklarını ve varlıklarını muhafaza ettiklerini idrak etmek; birlikte çokluğu, çoklukta birliği gör- Bunlardan birinin görülmesi diğerinin görülmesine engel olmaz. b Sekr ve cem halinden sonra sâlikin…
→Fasl
Ayrılma, kopma. tas. Âşıkın sevgilisinden umduğu şeyi elden kaçırması, ayrı düşmesi. Tasavvufta, vaslın hazzı faslın elemiyle, ermenin zevki ayrılmanın acısıyla karışık olarak bulunur. Vasılsız fasl, fasılsız vasl olmaz. Faslu’l-vasl Ermeden sonra ayrılma, uructan sonra…
→Kur’an ve TefsirFâtır
Yoktan yaratan, varlıkların ilk düzenini kuran. Allah’ın güzel isim ve sıfatlarından biri. Kelime göklerin ve yerin yaratıcısı anlamındaki fâtırü’s-semâvâti ve’l-ard tamlamasında geçer. Tasavvufî tefekkürde yaratılışın sürekliliğini ve her varlığın ilâhî kudrete bağımlılığını hatırlatır.
→Dil ve Genel KültürFâtih-i bilâd
Ülkeleri ve şehirleri fetheden hükümdar veya kumandan. Övgü ve unvan niteliğindeki klasik bir tamlamadır.
→Tasavvuf ve TarikatFâtihanâme
Tasavvuf ve dinî edebiyatta Fâtiha sûresinin anlamını, faziletlerini veya sembolik yorumlarını şiirle anlatan eserlerin ortak adı. Fâtihanâme müstakil bir manzume olabileceği gibi divan, mecmua veya tekke repertuvarı içinde de yer alabilir. Sûrenin tam tefsiri…
→Kur’an ve TefsirFazilet
Fezâil Erdem. İnsanda doğuştan var olan iyi huyların ve güzel niteliklerin geliştirilmiş ve olgunlaştırılmış şekilleri. Bunun zıddı rezilettir (ç. rezâil). Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için EKÜ 273 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
→Fedâ-i nefs
Canı ve nefsi bir gaye uğruna feda etmek. Tasavvufî kullanımda benlik iddiasından vazgeçme, kişisel menfaati Hak yolunda geri bırakma ve îsâr gösterme anlamları taşır. Îsâr ve Kurban maddelerine de bakınız.
→Fehm
Anlama ve kavrayış. Tasavvufta ilâhî hitabı anlamak ve bu anlayışın gereğini davranışta yerine getirmek için kullanılır. Yalnız zihnî çözümleme değil, keşf ve zevkle derinleşen idrak de fehm kapsamında değerlendirilir.
→Fehvâniye
Misal âleminde Hakk'ın doğrudan hitabı (İFM; Kı; cr).
→Kur’an ve TefsirFelâh
Kurtuluş, selâmet ve murada erme. Dinî kullanımda insanın iman, salih amel ve güzel ahlâkla dünya ve âhiret saadetine ulaşmasını anlatır. Tasavvuf terbiyesinde felâh, nefsin bencil arzularından arınma ve kalbin Hakk’a yönelmesiyle ilişkilendirilir. Necât maddesine…
→Tasavvuf ve TarikatFelsefe
Beşeri takatın el verdiği ölçüde ebedi mutluluğu kazanmak için Tanriya benzemek. “Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın” demek, “bilinenleri ihata ve maddiyattan sıyrılma yönüyle ona benzeyiniz” anlamına gelir (cr). Süfiler felsefeyi sefihlik sayar, ilahiyat konusundaki fikirlerine, özellikle…
→Tasavvuf ve TarikatFena
Yokluk, hiçlik. tas. Kulun fiilini görmemesi hali. Bu mertebede bulunanlar “lâ faile illallah” derler. Bkz. Beka—Fena. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Fena fi'l-kusüd Kulun kendi şahsi irade ve…
→Tasavvuf ve TarikatFenâ'iyye
Celvetî tarikatının kollarmdan birinin adı.
→Ferah
Rahatlık, kalp huzuru. tas. Sevgiliye yakın olma halinin kalbe verdiği haz, manevi neşe (sr).
→Kur’an ve TefsirFerâiz
Farzlar ve özellikle mirasta Kur’ân ve sünnetle belirlenen paylar. Miras paylarını, mirasçıları ve terekenin bölüşümünü inceleyen ilme ilmü’l-ferâiz denir. Terim ibadetlerde kesin yükümlülükler anlamında da kullanılabilir; bağlam belirtilmeden miras hukuku ile genel farzlar birbirine…
→Ferib
Aldatma, kandırma, oyun oynama. tas. Mekr-i İlahi, ilâhî istidrac. Bkz. İstidrac.
→Feryat
Çığlık, haykırma. tas. Mecburi (ve yüksek sesle) yapılan zikir. Kendinden geçip kendini bırakarak avaz avaz Allah’a yakarma. Fuzüli kıldı feryâd u figânın tire gerduni Henüz ol mâh sormaz kim ne feryâd u figândır bu
→Fesat
L3) Bozgunculuk, bozulma. tas. a Ahlakın ve dini yaşayışın bozulması. b Sülükla ilgili kural ve esasların bozulması, tarikat adap ve erkânının değişmesi. c Ruhi hallerin ve kalbin bozulması, tarikate bid'at sokulması. Fetâ i ar.…
→Feth
Açmak, açılmak, açılış. 2. tas. a Sâlike zuhur eden kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefsteki feth tam bir ilim, ruhtaki feth marifet verir. Ber şeyin fetholmasına…
→Kur’an ve TefsirFethî
Mekke’nin fethi sırasında veya hemen sonrasında İslâm’ı kabul eden sahâbîler için kullanılan nispet. Okuma notu Bu nispet, Kur’ân’daki Fetih sûresi başlığından ayrıdır.
→Kur’an ve TefsirFetret
Ara, aralık, iki olay arasında geçen süre. tas. a Başlangıçta sâlikte mevcut olan yakıcı ateşin ve şiddetli hararetin sönmesi ve küllenmesi. b Başlangıçta gerekli olan hararetle isteme halinin sönükleşmesi (xr). Gevşeklik, sülükta gösterilen za’f…
→Kur’an ve TefsirFettâh
Sözlük anlamı “Fetheden, ülkeler ele geçiren.” olan bu söz, “esmâ'ü’lhüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup “İyilik ve güzellik kapılarını açan, hak ile batılı birbirinden ayırıp adaleti gerçekleştiren, mazlumlara yardım onları zafere kavuşturan.” anlamında Allah’ın sıfatı…
→Fevâit
Faydalar, feyzler, bereketler, marifetler. tas, a Sırrın (Ruhun) kendisi için lüzumlu olan şeyi idrak etmesi. Sırra gelen feyz ve bereketler. b Hakk'ın muamele ehli olanlara, anlayışları daha da artsın diye hizmet vakti (ve huzurda…
→Fevt
Elden kaçırma, önemli bir fırsatın elden kaçması. 2. tas. Sevgiliden umulan şey, sevgilisiyle birleşen (ittihat) âşığın ondan farklı olduğunu kavraması (İFM). Yahya b. Muaz Râzi, “fevt mevtten (ölüm) daha zordur. Zira fevt Hak'tan, mevt…
→Dil ve Genel KültürFeyz-i mukaddes
yazi) Kutsal feyz. tas. Şeylere ait istidatların hariçte zuhur etmesini icap ettiren isim tecellileri (cr). Feyz-i mukaddes, feyz-i akdese bağlıdır. Feyz-i akdesle a'yân-ı sâbite ve bunların asli istidatları ilimde husüle gelir. Feyz-i mukaddeste bu…
→Fıkıh
Derinlemesine anlamak ve kavramak. Tasavvuf metinlerinde dinî hükümlerin bilgisinin yanında, dünyaya aşırı bağlılıktan uzaklaşmayı, âhirete yönelmeyi ve davranışlarda dinî hassasiyet göstermeyi de ifade eder. Ayırım Fıkh-ı amelî ibadet ve muamele hükümlerini; tasavvufî kullanım ise…
→Fıkıh-ı bâtın
Bkz. Fıkıh-ı vicdani. Fıkıh-ı itikadi Akait, kelam. Fıkıh-ı vicdani Tasavvuf.
→Kur’an ve TefsirFıtrat
Dini kabule uygun ve hazır tabiat, yaratılış ve yapı (cr, sr).
→İbadet ve FıkıhFidye-i salât
Vefat eden kimsenin kılamadığı namazlar için bazı fıkıh çevrelerinde verilen fidye. Uygulamanın dayanağı, kapsamı ve “ıskat” biçimleri mezhepler ve âlimler arasında tartışmalıdır; namaz borcunu hayattayken terk etmenin alternatifi değildir.
→İbadet ve FıkıhFidye-i savm
Sürekli hastalık veya ileri yaş gibi sebeplerle tutulamayan orucun her günü için yoksula verilen fidye. Geçici mazereti sona eren kişinin tutamadığı günleri kaza etmesi esastır; fidye, kaza imkânı bulunmayan durumlarla ilgilidir.
→Figan
Acı acı bağırmak, yanık yanık inlemek. tas. Iç hallerin açığa vurulması, içini dökme, dert yanma (ts).
→Fikdân-ı his
Duyuların geçici olarak işlemez hâle gelmesi; sûfînin çevresinden habersiz kalması. Gaybet ve Fakd maddelerine bakınız.
→Firâk
Ayrılık, hicran. Tasavvuf şiirinde âşığın sevgiliden, sâlikin mânevî vatanından veya vahdet şuurundan uzak kalışını anlatır; karşıtı visâl dir. Firâk yalnız fizikî uzaklık değildir. Kalbin gaflet yüzünden huzur ve yakınlık duygusunu kaybetmesi de ayrılık diliyle…
→Firar
Kaçmak. tas. Sâliki Allah'tan ve ona itaatten alıkoyan her şeyden kaçmak; ilâhî rızaya uymayan davranışlardan uzaklaşmak. Halk bilgisizlikten bilgiye, aydınlar haberle bilme halinden görerek bilme haline, seçkinler mâsivâdan Hakk’a firar ederler. Âbit ve zahitler…
→Ahlâk ve ÂdâbFiraset
Sezmek, hissetmek. tas. Yakin, keşfetme ve gaybı görme. Gaybı bilme, hads. Tabii firaset: Bazı karinelerle bazı hususları bilme. Bu genel firasettir. İlahi lütuf olarak firaset: Allah'ın kalplere verdiği ilhamla bir şeyi bilme.
→Tasavvuf ve TarikatFirdevsiyye
Kurucusu Rükneddînü’l-Firdevsî olan Kübreviyye tarikatı kollarmdan birinin adı.
→Firkat
Ayrılık, hicran, sila hasreti. tas. Halk perdesiyle perdelenmek. (sF) Fütuh Bilmedik zevk-i visâlin çekmeyince firkatın Olmayınca hasta kadrin bilmez insan sıhhatın Fıtnat
→Fota
Hırka, aba. Fuat 1. Kalp, gönül. 2. tas. a İlahi, tecellileri temaşa ve seyrelme mahalli olup atvar-ı sebanın üçüncüsüdür. “Gözün gördüğünü gönül yalanlamadı” (Necm Suresi, 11). b Kalbin içi, kalp zarı (Ekü 278).
→Kur’an ve TefsirFurkān
Hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı ayıran ölçü. Kur’ân’ın isimlerinden biridir. Kelime vahiy, ilâhî yardım ve ayırt etme gücü bağlamlarında kullanılır. Tasavvuf ahlâkında furkān, keşif iddialarını vahiy ve şeriat ölçüsüyle sınama ilkesini hatırlatır.
→Furuhten
3) Satmak, elden çıkarmak. tas. Ulu ve yüce Allah karşısında ve huzurunda yken sâlikin kendi çaba ve tedbirini terk etmesi (115).
→Kur’an ve TefsirFürûk (II)
Fıkhî meseleler ve kaideler arasındaki ince farkları inceleyen ilim ve bu alanda yazılan eserlerin ortak adı. Birbirine benzeyen hükümlerin hangi illet veya şart sebebiyle ayrıldığını açıklamayı amaçlar.
→Fütur
Yarmak, yarık. tas. Belirme ve buna tabi olan hususlar ile halkın Hak'tan seçilir hale gelmesi ve farklılaşması.
→Tasavvuf ve TarikatFütüvvet
6 43) Gençlik, yiğitlik, mertlik. 2. tas. a Fedakârlık, feragat, mertlik, adamlık, insanlık, bir kimsenin sırf insani mülahazalarla başkalarının hak ve menfaatini kendisininkinden önde tutması; toplumun ve fertlerin kurtuluşu ve mutluluğu için kendini feda…
→