Köken ve kullanım
i. ar.
فقير
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
ç Fukara
- Derviş, yoksul. 2. tas. Sâlikin Hak'ta fani olması ve kendini ona muhtaç bilmesi. “Ey insanlar sizler fakirsiniz, Allah’a muhtaçsınız” (Fatır Suresi, 15). Kibir ifade eden ‘ben’ sözü yerine tevazu gösterip “fakir, ‘sen’ yerine de hürmeten 'nazirim' denir. Bkz. Fakr. Fakiri (5 5-33) 1. Yoksulluk. 2. tas. Kendisinden ilim ve amel alınmış olan sâlikin iradesiz kalması hali (11s).
- Yoksulluk. 2. tas. Kendisinden ilim ve amel alınmış olan sâlikin iradesiz kalması hali (11s).
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Bakıma muhtaç, maddî bakımdan sıkıntı içinde olan kimse, yoksul. Kur’ân-ı Kerîm’de çokluk biçimiyle beraber on iki ayette geçen bu söz, genellikle insanların kendi başlarına her şeye yetemeyecekleri, bu bakımdan Allah’a muhtaç oldukları biçiminde ifade edilirken “Tevbe suresi” (9 / 60) nde ise devletin zekât gelirlerinden pay alacak kimseler arasmda fakirlerin de zikredilmesi dikkate değer nitelikte görülmüştür. Hz.
Peygamber ise “Fakirlikten, kıtlıktan, zilletten, kötülük etmekte Allah’a sığının. ” (Müsned, II, 54 diyerek fakirliğin toplum haya içindeki zor şartlarına dikk çekmiştir. İslâm dini fakir kim selere yardım ve onlarm durum larını iyileştirmeye yönelik bi takım öneriler getirmekle birli te hiçbir zaman onları toplu içinde ikinci sınıf bir zümre v ya aşağı bir tabaka olarak gö memeye özen göstermiş, onla asla horlamama konusund uyarılarda bulunmuştur.
fakr a. [Ar. ] tas.
Hayatta ins nm zorunlu ihtiyaçlarını kar layamayacak durumda olma veya kendisini Allah’a muht hissetmesi anlamında kullanıla bir tasavvuf terimi. Kur’ân Kerîm’de çokluk biçimiyle b raber on iki ayette geçen bu sö mealen insan maddî ve mane anlamda fakr içindedir ve A lah’a muhtaçtır, biçiminde ifad edilmektedir. İlk sûfîler “fakr Allah’a giden yol, “fakir”i i derviş olarak niteleyip bu yolu yolcusu olarak görmüşlerd Kur’ân-ı Kerîm’in “Âl-i İmrâ suresi” (3 / 26) indeki “Allah'ı mülkün gerçek sahibi sensin ifadesinden hareketle dün malına fazla itibar etmeyen t savvuf ehli “fakr” sözünü fen ve kulluk anlayışı ile birleşt mişler; buna göre Allah mev (Rab), insan da O’nun kuludu insanm sahip olduğu her ş en mevlâsma aittir, iyi bir kul 40) mevlâsmın yanmda hiçbir şeye atı sahip olmadığı, yani “fakr” içinkat de bulunduğu, felsefesine sahip m olmuşlardır.
Böylece bu bilince m ermiş olan sufî, fenâ mertebesiir ne ulaşmış olur. ik