Köken ve kullanım
i. ar.
عه
Kaynaklardaki ortak açıklama
- Yoksulluk.
- tas. a Dervişlik, sâlikin hiçbir şeye malik ve sahip olmadığının şuurunda olması, her şeyin gerçek malik ve sahibinin Allah olduğunu idrak etmesi. İnsan Allah'ın kulu olduğundan; insan da, ona nispet edilen diger şeyler de hakikatte onun mevlâsı olan Allah'ındır. b Sâlikin kendisini daima Allah’a muhtaç bilmesi, Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını kavraması. ¢ Fena, fena fi'llah.
Fakr-ı manevi Kişinin kendisini mutlak surette Hakk’a muhtaç bilmesi, katında
varlıklı olma ile yoksul olma hallerinin bir ve eşit olması; olunca şımarmaması,
olmayınca üzülmemesi. Süfilikte önemli ve değerli olan manevi fakrdir.
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
tas. Hayatta ins nm zorunlu ihtiyaçlarını kar layamayacak durumda olma veya kendisini Allah’a muht hissetmesi anlamında kullanıla bir tasavvuf terimi. Kur’ân Kerîm’de çokluk biçimiyle b raber on iki ayette geçen bu sö mealen insan maddî ve mane anlamda fakr içindedir ve A lah’a muhtaçtır, biçiminde ifad edilmektedir.
İlk sûfîler “fakr Allah’a giden yol, “fakir”i i derviş olarak niteleyip bu yolu yolcusu olarak görmüşlerd Kur’ân-ı Kerîm’in “Âl-i İmrâ suresi” (3 / 26) indeki “Allah'ı mülkün gerçek sahibi sensin ifadesinden hareketle dün malına fazla itibar etmeyen t savvuf ehli “fakr” sözünü fen ve kulluk anlayışı ile birleşt mişler; buna göre Allah mev (Rab), insan da O’nun kuludu insanm sahip olduğu her ş en mevlâsma aittir, iyi bir kul 40) mevlâsmın yanmda hiçbir şeye atı sahip olmadığı, yani “fakr” içinkat de bulunduğu, felsefesine sahip m olmuşlardır. Böylece bu bilince m ermiş olan sufî, fenâ mertebesiir ne ulaşmış olur. ik
Dinî Terimler Sözlüğü
Fakirlik. Tasavvufta her zaman her işte Allahü teâlâya muhtaç olduğunu bilmek.
Fakr ile öğünürüm. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, fakirlik, yoksulluk, ihtiyaçlılık gibi mânâları ifade eder. Varlıktan kurtulup, Allah’da fani olmaktır. Fakr, şerefli bir makamdır. Mutasavvıflara, fukara adı verilir. Zira onlar, mülklerden kendilerini boşaltmışlar, yani içlerinde mal-mülk sevgisi bırakmamışlardır. Fakrın hakikati, kulun Allah’tan başka hiç bir şeye ihtiyaç duymamasıdır. Fakrın şekli, bütün sebeplerden uzaklaşmaktır. Fakirlerin en belirgin özelliği şudur : Onlar yoklukta feryâd etmez, sızlanmaz, sükûnetlerini korurlar, ellerine birşey geçince de, onu başkasına verirler, başkalarını kendi nefislerine tercih ederler. Cüneyd-i Bağdadi, fakirler hakkında şunları söyler: Bir fakire rastladığında, onunla söze, ilimle değil rıfk ile başla (yani önce tanış, arada sevgi hâsıl olsun, ondan sonra ilim ile resmiyetle konuş). Zira ilmin resmiyeti onu korkutur, rıfk ısındırır.Fakra ıstılah olarak yüklenen genel mânâ şudur: Fakr, bizim bilegeldiğimiz yoksulluk değildir. Bu manevî ihtiyaçlılık hâlidir. Nazarî olan mevhum varlığını terkeden (ef’âl, sıfat ve zâtını)Hak’ta fânî kılan kimse, hakiki fakra ulaşmış kişidir. Böyle birinin ne kadar malı olursa olsun, hiç birine gönül bağlamaz. Böyle birinin malı cebindedir, gönlünde değildir. Yine buradaki kişiler, malın kölesi değiller bilakis mal onların kölesidir. Bu mânâda, en zengin insanlardan sayılan Hz. Süleyman, onca mal ve servetine rağmen fakirdir.Hayalî fakr şalına çekmek cism-i üryanı Anınla fahrederler atlas u dibayı bilmezler.HayalîEyleme fakra hakaretle nazar ey Nâbî Fakr, âyinesidir sûret-i istiğnanınNâbî