Köken ve kullanım
i. ar.
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Beşeri takatın el verdiği ölçüde ebedi mutluluğu kazanmak için Tanriya benzemek. “Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın” demek, “bilinenleri ihata ve maddiyattan sıyrılma yönüyle ona benzeyiniz” anlamına gelir (cr). Süfiler felsefeyi sefihlik sayar, ilahiyat konusundaki fikirlerine, özellikle akılcı filozofların görüşlerine güler geçerler (kri 7).
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Evren, varlık, bilgi ile ilgili sorunları akla dayah eleştirel yöntemlerle inceleyen ve bu konuda sistemler geliştiren fikrî değerlendirmelerin bütünü için kullanılan bir terim. İslâm dünyasında oluşan fikir hareketleri kelâm, tasavvuf ve felsefe alanında yoğunlaşmış; bunlardan felsefe kendi dinamizmi içinde 7. yüzyüdan başlayarak birçok felsefe ekolünün ortaya çıkmasma yol açmıştır.
Başta Kindî olmak üzere İbn Rüşd’en geçerek Gazali ve İbn Haldûn’a uzanan bir çizgi oluşturmuştur. Bu çizgide ön plana çıkan “Meşşâîlik” akımıdır. Aristo ekolünü kendisine örnek alan bu akımın temsilcileri arasmda Kindi, Farabî, İbn Sinâ, İbn Rüşd sayılagelmiştir.
Bu akım, Aristo’nun Organon adlı mantık kitabım şerh ve tefsir ederek ve aklî melekeyi ön planda tutarak bu çığırda yeni görüşler ortaya koymuşlardır. Onları 10. yüzyılda ortaya çıkan “İhvân-ı Safa” akımı izlemiştir.
Dinin cehaletle kirletildiğini, batıl ve sapık fikirlerin ortaya atıldığını savunan ve bunları temizlemek amacıyla yola çıkan bu harekete “İhvân-ı Safâ” (temizlik kardeşleri) adınm verilmesi de bu görüşlerinden dolayıdır. İslâm düşünce tarihinde “Meşşâîlik” akımına karşı 12. yüzyılda ortaya çıkan “İşrâkîlik” ise temelde Eflatun felsefesine bağh kalmış; en önemli temsilcisi Sühreverdî, eserlerinde “Gerçek bilgiye ancak mistik denemeler yoluyla ulaşılabileceği” görüşünü savunmuştur.
Osmanlı devletinin kuruluşundan sonra 13. -20. yüzyıl arasmda bağımsız bir çiği izleyerek ve dinî-tasavvufî bir nitelik kazanarak Muhiddin İbnü’l-Arabî’nin tasavvuf felsefesi, Sadreddin Konevî, Dâvûd-ı Kayserî, Molla Fenarî, Molla Lütfî, İbn Kemal gibi müderris ve fikir adamlarının yönlendirmesi ile Osmanlı fikir hayatı, ta savvuf!
ve İşrakî akımın felsefesini sürdürmüşlerdir. 20. yüzyıla girerken Batı dünyasmın siyasî, ekonomik ve kültür alanmdaki baskm konumu, İslâm dünyası ve özellikle Osmanlı fikir adam- larmm üç farkh düşünce yapısına sahip oldukları gerçeğini ori taya çıkardı.
Birinci guruptakiler, tamamen Batı dünyasma n karşı çıkan fikirleri savunmuşlardır. İkinci grup fikir adamları Batı dünyasının fikir ve kültür - değerlerini benimseyen ve ora da ortaya çıkan pozitivizm, mau teryalizm, liberalizm, sosyalizm gibi değişik fikir hareketlerine i açık bir çizgide görünmüşlerdir. Üçüncü grup ise orta bir yol ize leyerek hem Batı hem Doğu.
dünyasınm değerlerini birleştin rerek modernist bir fikrî yapı n oluşturmayı hedeflemişlerdir. n § tam. felsefe-i ûlâ a.
(Jji, dJj) Hayat ve varlık ile bunların karşısmda Allah ve vara lık ötesi dünyayı ele alan, bunların yanmda tabiî bilimn lerin ilkelerini araştıran bilim dalı için kullanılan bir terim, metafizik (bk. metafizik). Aristo’nun metafizik n için kullandığı Latince “prote flıilosophia” terimiı nin Arapça karşılığıdır.
Ayaa ca, bir bilim dalı olarak “fels sefe-i ûlâ” Allah’ın varhğı, isim ve sıfatları, ruh ve illet-i ûlâ gibi konulan incelediği için felsefenin en yüksek düzeyde nitelenen kolu olmuştur. felsefetü’l-ûlâ a. (J^l üJi) bk.
felsefe-i ûlâ
Dinî Terimler Sözlüğü
Madde, hayat, yaratılış, kâinât, ruh, ölüm, ölüm sonrası gibi konularda insan gücünün akla dayanarak ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerin tamâmı. Beğendiği düşüncelerini hakîkat olarak anlatmak, yaldızlı, heyecan verici laflarla inandırmaya çalışmak. Tecrübeye, hesâba dayanmayan şahsî düşünceler.
Varlıklar yoktan yaratılmamış, böyle gelmiş böyle gider demek, îmân edilecek şeylere, helal-haram olanlara inanmaya gericilik demek felsefedir. Eski Yunan felsefesi başlıbaşına bir ilim değildir. Matematikçiler, geometri okuyanlar, mantık öğrenenler, tabiiyyeciler ve tabibler arasında bu felsefeye kayanlar çok oldu. Felsefeciler ilâhiyyât üzerinde yâni Allahü teâlâ ve onun sıfatları, emirleri yasakları üzerinde, kendi akılları, görüşleri ile konuştular. Hesab, hendese, mantık, tabiat bilgisi, fizik, kimyâ, tıb bilgisi öğrenmek mubahtır. Bunların hepsi İslâm bilgileridir. Fakat bunları İslâmiyete karşı bozuk düşüncelerine âlet etmek, gençleri aldatmak için kullanmak felsefe olur. (İmâm-ı Gazâlî)
İmâm-ı Muhammed Gazâlî, İmâm-ı Ahmed Rabbânî ve daha birçok İslâm büyükleri, Yunan felsefesini inceleyip, didik didik etmiş ve o felsefecilerin ne kadar câhil olduklarını bildirmişlerdir. Müslümanların, böyle kimseleri beğenmemelerini onlara aldanmamalarını birçok kitaplarında yazmışlardır. (Abdülhakîm Arvâsî)
Tasavvuf Sözlüğü
Yunanca hikmet sevgisi anlamına gelen bir kelimenin (Philo=Sevgi, Sophia=Hikmet) Arapça ifade edilmiş şekli. Allah’ın ahlakıyla ahlâklanmak. Beşerî gücün imkan sağladığı oranda, sonsuz mutluluğu elde etmek için Tanrı’ya benzemek. Ancak sufîler, sevgi ve tasfiye yoluna önem verdikleri için; aklı, felsefeyi, hakikata ulaşma konusunda sınırlı ve olgun kabul etmezler.