Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

26 temiz madde bu görünümde hazır.

Tasavvuf ve Tarikat

Ü M Mî- İ Sâdık

Arapça, özü, sözü doğru ümmî kişi anlamına gelir. Hz. Muhammed (s), Ümmî-i Sâdık’tır.

Kur’an ve Tefsir

Ücret

Bir iş, hizmet, bir şeyden faydalanma veya satılan bir şey karşılığında verilen para veya mal, karşılık. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: Ey kavmim! Peygamberliği tebliğ işinden dolayı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak…

Dil ve Genel Kültür

Üç talâk

Evlilik bağını üç boşama iradesiyle sona erdirme; talâk-ı selâse. Tek oturumda üç talâkın hükmü ve sonucu mezhepler arasında ayrıntılı tartışılmıştır.

Tasavvuf ve Tarikat

Üçler

Evliya hiyerarşisi içinde yer alan bir grub da, “üçler”dir. Bunlar ricâl-i gaybden üç büyük velîlerdir. Bunlar, celâl değil, cemâl ile muamele ederler. Bunlar, Allah’a, darda kalan kulları için yardım etmesi duasında bulunurlar. Ancak bu…

Tasavvuf ve Tarikat

Üfürükçü

Nefes etmek, nüsha (muska) yazmak, fala bakmak, cin ve peri çarpmalarına, yılan sokmalarına, her türlü hastalıklara karşı ilaç vermek suretiyle, saf insanları dolandırmayı meslek edinen kişilere üfürükçü denir. Üfürükçülerin tesbit edebildiğimiz diğer marifetleri şunlardır:…

Ahlâk ve Âdâb

Ülfet

1, Dostluk, ahbaplık; kaynaşma. 2. tas. Samimi olmak, insanlarla ünsiyet etmek, iyi geçinmek, herkesle anlaşmak, ihtilaf halinde olmamak. Merâsim meclis-i üns-i sübük rahuna siklettir Miyân-ı esdikada şart-ı ülfet terk-i kalfettir Arif Hikmet

Tasavvuf ve Tarikat

Ülvaniyye

Şâfiü’d-din Ahmed b. Ulvâni’l-Yemânî tarafından kurulan bir tasavvuf okulu.

İbadet ve Fıkıh

Ümm-İ Veled

Efendisinden (sâhibinden) çocuğu olan câriye, köle kadın. Ümm-i veled satılamaz ve hibe olunamaz. Efendisi vefât edince âzâd (hür) olur ise de, zevce gibi vâris olamaz. Oğlu ise, mîrâsçı ve hür olur. (M. Zihni Efendi)

Dil ve Genel Kültür

Ümmet-İ Dâvet

Kendilerine gönderilen peygambere inanmaya dâvet edilip de îmân etmeyen kimseler. Şimdi yeryüzünde müslümanlardan başka bütün insanlar ümmet-i dâvettirler. (Kâdızâde Ahmed Efendi)

Kur’an ve Tefsir

Ümmet-İ İcâbet

Kendilerine gönderilen peygamberin dâvetini kabûl edip, ona inanan ve tâbi olan kimseler. Muhammed aleyhisselâmın ümmeti, son sınıf talebesi gibi olduğundan, insanları dünyâda ve âhirette kurtuluşa götüren sırların toplandığı Kur'ân-ı kerîm ile muhâtab oldular. Kur'ân-ı…

Kur’an ve Tefsir

Ümmîd (ümîd)

Ummak, arzu, istek. Sebeblere yapıştıktan sonra iyi netice beklemek. (Bkz. Havf ve Recâ) Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ey günâhı çok olan kullarım! Allahü teâlânın rahmetinden ümîdinizi kesmeyiniz. Allah günâhların hepsini affeder. O, sonsuz…

İnanç ve Kelâm

Ümmîd Ve Korku

Allahü teâlânın rahmetini ummak ve azâbından korkmak. (Bkz. Havf ve Recâ)

Tasavvuf ve Tarikat

Ümmü’l-Heyûlî

Arapça, maddenin kaynağı, anası demektir. Bu, Levh-i Mahfûz’dur. Onun Levh-i mahfuzda olmaktan başka, bir şekle, biçime, surete ihtiyacı yoktur. Eğer bir şekle ihtiyaç duyarsa, o zaman belli bir mühlet içinde veya hemen nasıl gerekiyorsa…

Kur’an ve Tefsir

Ümmü’l-kitâb

“Kitabın anası, özü.” Kur’ân’ın temel anlamlarını topladığı için Fâtiha sûresine verilen ad. Terim ayrıca Levh-i mahfûz ve ilâhî ilimdeki aslî kitap anlamında da yorumlanmıştır. Kullanımın hangi anlama geldiği âyet ve metin bağlamına göre belirlenir.

Ümmü’l-kitâb

Kitabın aslı ve anası. Kur’ân’da muhkem âyetler için kullanılan bir ifade olup gelenekte Fâtiha sûresinin adlarından biri olarak da yaygınlaşmıştır. Tasavvufî ve kozmolojik metinlerde bütün hakikatlerin aslı, ilâhî ilimdeki temel veya varlık mertebelerinin kaynağı…

Tasavvuf ve Tarikat

Ümmü’l-Kitap

Arapça, kitabın annesi anlamında bir isim tamlaması, ilk akıl, zatın künhünün mâhiyeti, haki-katlarm mâhiyetleri. Bu tabir Al-i İmran suresinin başında geçen, (Âl-i imrân/7) Arşın üstündeki kaza ve kader levhası yani Levh-i mahfûz’dur.Yok kay d-…

Kur’an ve Tefsir

Ümmü’l-Kur’ân

Kur’ân’ın özü ve anası. Fâtiha sûresine verilen ad. Fâtiha tevhid, kulluk, rahmet, hesap ve hidayet temalarını kısa bir dua düzeninde topladığı için bu isimle anılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Ürabiyye

Kadiriliğin kollarından biri olup, XVI. yüzyılda kurulmuştur.

Tasavvuf ve Tarikat

Üreyfiyye

el-Üreyfe’s-Senhâci’l-Endelüsî diye tanınan Ebûl-Abbas Ahmed b. Muhammed b. Ataullah’a dayandırılan bir tasavvuf okulu.

Kur’an ve Tefsir

Üstâd

Muallim, öğretici, rehber. İnsan, yaratılışta iki taraflıdır. Ona hidâyet, üstünlük tarafını tanıtabilmek ve bunu kuvvetlendirmeye çalışmasını sağlamak için muallim, bir üstâd lâzımdır. Bâzı çocuklar, nasîhatla, yumuşak sözle ve mükâfât vererek yola gelir. Bâzısı, sert…

Üstat

Bir ilim, sanat veya mânevî eğitimde yetkin öğretici. Tekke dilinde şeyh, pîr veya mürşid için saygı unvanı olabilir. Her öğretici için kullanılması tarikat icazeti bulunduğunu tek başına göstermez.

Tasavvuf ve Tarikat

Üşeykiyye

Ebu Yezid Işkî (Ö. XV. YY.)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu. Şuttâriyye’nin Hind koludur.

Tasavvuf ve Tarikat

Üveysî

Üstâdı, hocası olsun olmasın, hayatta veya vefât etmiş bir büyüğün rûhâniyetinden istifâde ederek, terbiye görerek yetişen, olgunlaşan kimse. Bu şekilde yetişme yoluna üveysîlik denir. Üveysî olmak öyle yüksek bir mertebedir ki, o dereceye ulaşmak…

Üveysîlik

Bir kişinin yaşayan bir mürşidle fiziksel olarak görüşmeden, Hz. Peygamber’in veya daha önce yaşamış bir velinin ruhaniyetinden terbiye ve feyiz aldığına inanılan mânevî intisap biçimi. Adını, Hz. Peygamber’i görmediği hâlde ona derin bağlılığıyla tanınan…

Tasavvuf ve Tarikat

Üveysiyye

Hz. Veysel Karanî’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Üzüm Çöpsüz Olmaz

Kulun kusursuz olmadığı bu deyişle dile getirilir.