KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Bâ-hüşi
Aklı başında ve bilinci yerinde olma, tas. a Aşk ve divanelikte zahir ve bâtının mahvolması (115). b Sahv hali. Bkz. Bi-hasi.
→Dil ve Genel KültürBâb-ı Hümâyun
Topkapı Sarayı’nın Ayasofya yönündeki anıtsal birinci kapısı. Osmanlı sarayının dış avlusuna giriş sağlayan tarihî yapıdır.
→Edebiyat, Musiki ve SanatBâb-ı Meşîhat
Osmanlı’da şeyhülislâmlık makamı ve merkez teşkilatı. Fetva, ilmiye idaresi ve dinî bürokrasinin önemli kurumlarından biriydi.
→Tasavvuf ve TarikatBaba
Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı…
→Dil ve Genel KültürBâbâ-yı âlem
“İnsanlığın babası” anlamında Hz. Âdem için kullanılan unvan. Bütün insanların ilk atası kabul edilmesine gönderme yapar.
→Tasavvuf ve TarikatBaba'îlik
Moğol istüâsı sırasmda Anadolu’ya gelen L Baba İlyas’m kurmuş olduğu. tarikatın adı.
→Babagân
Bektaşiyye'de Balım Sultan sonrası mücerred babalar, pîr evindeki dedebaba ve icazet hattını esas alan teşkilat çevresi. Çelebiler'in soy merkezli otorite hattından ayrılır.
→Dil ve Genel KültürBâbîlik
XIX. yüzyılda İran’da Seyyid Ali Muhammed Bâb’ın öğretileri çevresinde doğan dinî hareket. Daha sonra Bahâîliğe uzanan tarihî zemini oluşturmuş, ancak Bâbîlik ile Bahâîlik aynı dönem ve aynı teşkilat değildir.
→Bad
Rüzgâr, hava. tas. Her fani için varlığı kaçınılmaz olan ilâhî inayet.
→Bâd-i saba
Zidd-1 bâd-i semum, bad-i debür. Meltem, seher vakti doğudan esen ve güllerin açmasını sağlayan hafif rüzgâr. tas. Ruhaniyet doğusundan gelen rahmani kokular. “Ben Rahmanın nefesinin Yemen'den geldiğini hissediyorum,” hadisiyle buna işaret edilmiştir. .. Bahr-ı…
→Badiye
Çöl, sahra, ova. tas, Güzergâh, varlık âlemi, Yığdı benem başıma dehr gamın neylesin Bâdiye-i aşkta benim gibi âvâre yok Fuzüli Bâdiye-i aşk Aşk âlemi ve bu âlemdeki geçici engeller.
→Tasavvuf ve TarikatBahâ'îlik
Ortaya koydukları görüşleri bakımından İslâmî değerleri esas almakla birlikte İslâm dairesinden uzaklaşmış bir mezhep. Önceleri İran’da “Babîlik” ile başlayan ve “Gelmesi beklenen ve yakın olan ve de Allah’ın ortaya çıkaracağı önemli bir kimsenin habercisi”…
→Dil ve Genel KültürBahâiyye
Bahâullah’ın öğretileri çevresinde teşekkül eden Bahâîlik. Bâbî hareketinden doğmuş, zamanla müstakil inanç ve kurum yapısı geliştirmiştir.
→Bahr
veya Bahir. ç. Buhür, Ebhar, Bihar. Deniz, derya, umman. 2. tas. a Hakk'ın sonsuz olan sıfat ve zat makamı ki, bütün eşya ve varlıklar bu sonsuz ummanın dalgalarıdır. b Külli varlık âlemi. Vahdet (birlik)…
→Dil ve Genel KültürBahr-i vücûb
Zorunlu varlık denizi; Allah’ın mutlak ve zorunlu varlığını anlatan tasavvufî mecaz. Mümkin varlıklar bu mutlak varlığa bağımlıdır.
→Kur’an ve TefsirBaht
Talih, nasip ve kişinin payına düştüğü düşünülen hayat şartları. Farsça kökenli kelime halk ve edebiyat dilinde iyi veya kötü talihi anlatır. İslâmî düşüncede baht bağımsız ve kör bir güç değildir; kader, insan iradesi, sebepler…
→Kur’an ve TefsirBakara
Sığır. Kur’ân’ın ikinci sûresine, İsrâiloğulları’na kesmeleri emredilen sığır kıssası sebebiyle verilen ad. Tasavvufî yorumlarda bakara, dünyevî arzulara bağlı ve riyâzetle terbiye edilmesi gereken nefis için sembol olarak kullanılabilir. Bu sembolik yorum sûre tefsirinin tamamı…
→Hadis ve SünnetBâkî
Sözlük anlamı “sürüp gitmek, sebat etmek’ olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleriydin, olup Allah’ın sıfatı olarak “Varlığının sona ermesi düşünülemeyen” anlammdadır. Bütün İslâm âlimleri Allah’ın bu sıfatı etrafında görüş birliği içindedirler. Öte yanda…
→Balım niyazı
Bektaşî geleneğinde pîr-i sânî Balım Sultan'a saygı ve bağlılığı ifade eden niyaz biçimi; bütün Bektaşî çevrelerin aynı ayrıntıyla uyguladığı varsayılmaz.
→Bam
Dam, çatı. tas. Tecelli mahalli, tecelligah, meclâ, mazhar (us).
→İnanç ve KelâmBana va'îdiyye
Büyük misli günah işleyen müminlerin Sün âhirette şefaatten yararlanama yıp ebediyen cehennemde kala caklarmı savunan ve Şi'â’nm bi ^J kolu olan “Mu'tezile” ve daki “Hâricîler” için kullanılmıştır. îm’i vâ'iz 680
→Bap
Kapı. tas. Insanın derununa açılan kapı. Bkz. Babii'l-ebvap. Bast—Kabz
→Baran
Yağmur. tas. a Hak Teala'nın kapsamh rahmeti ve feyzi ki gayb âleminden imkân âlemine taşar, mümkün varlıklar yetenekleri ölçüsünde bundan nasiplerini alır. b İlâhî inayetin sâlike galebe çalması ve onu etkisi altına alması (sr).
→Bargah
4) veya Bargeh İzinle girilen yüce makam, otağ-ı hümayun, Sultan sarayı. 2. tas. Hakk'ın yüce huzuru. Yogiken ol bârigâh varidi ol padisah Ah bu aşk elinden âh derd oldu derman bana Yünus Bargâh-ı elest…
→Hadis ve SünnetBârı
Sözlük anlamı “Yaratmak, borçtan kurtulmak’ olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak “Yaratan, eşi benzeri olmayanı yaratan” anlammdadır. “Bâri” adı Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki…
→Dil ve Genel KültürBârr
Çok iyilik eden, sözünde duran ve kullarına lütfeden. Allah hakkında kullanıldığında engin iyilik ve ihsan sahibi oluşunu ifade eder.
→Tasavvuf ve TarikatBasîr
dan olup “görülmesi ge reken şeyleri bütün incelikleriyle ve ruhuyla idrak edip gören” an lamıyla Allah’ın sıfatı olarak Kur’ân-ı Kerîm'de elli bir ayette geçmektedir. Bu terim, kelâm ilminde Allah’ın “subutî sıfatla rı” (bk. bu…
→Basiret
Öngörü, sağgörü, gaflete düşmeden ve duygulara kapılmadan ileriyi ve gerçekleri isabetli olarak görme yeteneği. 2. tas. Kutsiyet nuruyla aydınlanmış kalbin bir gücüdür ve onun sayesinde nesnelerin hakikati ve içyüzü görülür. Nefse göre nesnelerin şekillerini…
→Kur’an ve TefsirBasit
Sözlük anlam “Yaymak, cömertlik etmek, se vindirmek” olan bu söz “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güze isimleri)dan olup “Dilediğine rız kı bol veren” anlamıyla Allah’ın sıfatı olarak kullanılmış olup Kur’ân-ı Kerîm’de dokuz ayet te geçmektedir. “Bâsıt” adı…
→Dil ve Genel KültürBâtın
İç, gizli, derun, iç nihan, gizli âlem. tas. a Allah'ın dort isminden biri: Evvel, Ahir, Zahir, Bâtın (Hadid Suresi, 2). Bunlara ‘ana adlar denir. Bu halde zahir-bâtın, aşikâr-pinhan, açık-gizli, iyannihan O'dur (Git ros, EK…
→Bâtıniye
Bâtına ve iç yoruma ağırlık veren zümreler için farklı dönemlerde kullanılan genel ad. Kelime tek ve değişmez bir topluluğu göstermediği için bağlamına dikkat edilmelidir. Tasavvuf literatüründeki kullanım Bazı tasavvuf kaynaklarında şeriatın dış hükümlerini önemsiz…
→Tasavvuf ve TarikatBayramiyye
Hacı Bayrâm-ı Velî’ye nispet edilen, 15. yüzyılda Ankara merkezli olarak teşekkül eden tasavvuf yolu. Teşekkül ve irşad anlayışı Hacı Bayram’ın Somuncu Baba diye tanınan Hamîdüddin Aksarâyî’den aldığı terbiye çevresinde gelişti. Şehirli, esnaf ve köylü…
→Bâz geşt
Zikir sırasında niyeti yenileyerek Allah'ın rızasına yönelmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
→Bazar
»Wr. Pazar, alışveriş, 2. tas, Birliğin çokluk şeklinde görünmesi, Pazar, Hüsn. Örttü bu bâzâr-ı kesret gözlerin halkın velt Arif olan cümle yüzden seni seyran eyledi Alan veren odur bâzâr içinde Kimin bay u kimin…
→Bâzû
Kol, pazu. Tasavvufî yorumda kudret ve iradenin mecazı; kulda görünen fiillerin Hakk’ın dilemesi ve kudretiyle meydana gelişini anlatan bir semboldür.
→Bâzû
Kol, pazu. Tasavvufî sembolizmde Hakk’ın iradesi ve meşîet sıfatı için kullanılan Farsça bir mecazdır.
→Bâzü
4) Kol, pazu, tas. Hakk'ın iradesi, meşiyet sıfatı,
→Beççe-i muğ
Zerdüşt dininde din adamı, keşiş. tas, mürit,
→Beççe-i Türkân
Türklerin çocukları veya gençleri. Tasavvuf şiirinde güzelliğiyle can alan ve gönül yakan ay yüzlü sevgililer için kullanılan Farsça bir terkiptir.
→Bed-nami- Bed-nam
eb) Bir kimsenin adinin kötüye çıkması; adı kötüyü çıkan, kınanan, yerilen, karalanan. tas, Melamet mertebesi ye hali. “Al lah yolunda mücâhede ederler ve kınayanların kanımasından korkmazlar.” Bilmeyesin bed-nâm u nam bir ola sana hâsu…
→Bedâhe
Kādirî ve Nakşibendî tâclarında görülen, elif, kandil ve servi benzeri unsurlardan oluşan stilize geometrik işleme kompozisyonu.
→Beddua
4) Inkisar, birinin aleyhinde yapilan dua. Velinin yaptığı beddua mut- | laka yerini bulur. Bkz. Atılan ok geri dönmez, Çarpma. | Bedel-kerden (O55 Jy) +. Değiştirmek, vazgeçmek. 2. tas. Bir şeyden vazgeçip esas maksat…
→Bedr
veya Bedir. Dolunay, ayın ondördü, mehtap tas. Halife, Al lah'ın bütün isim ve bu isimlerin hükümleriyle âlemde en mükemmel şekilde zahir olan ilâhî halife. Güneşin ışıkları en mükemmel şekilde dolunay halindeyken ayda zahit olduğu…
→Bee BUS Bile Şâd-Şâdi
Neşe, Sevinç. tas. Kabz ha. fe b linden sonra sâlikin bast haline geçmesi (sr), ae b Çalış gam-ginleri şâd etmeye şâd olmak istersen Be ee Sevindir kalb-i nasi gamdan âzâd olmak istersen ie ie…
→Behişt
Bkz. Bihişt. Behlül (J sy) Bühlül veya Pehlül. s. ar. r. Saf, güleç (dahhâk), safderun, budala 2. tas. Meczup, mecnun, ehl-i cezbe. Behlüller tam zamanında söyledikleri vecize ve hikmetlerle insanları uyardıkları gibi anlamlı hal…
→Tasavvuf ve TarikatBekā
Devamlılık, kalıcılık ve yok olmama. Kelâmda Allah’ın varlığının sonu bulunmamasını ifade eden sıfatlardan biridir. Tasavvufî kullanım Bekā, sâlikin nefsine ait iddia ve bağımlılıklardan fenâ bulduktan sonra Hakk’ın iradesine uygun bir kulluk şuuru içinde varlığını…
→Bekçi
Koruyan, gözeten ve muhafaza eden kimse. Tasavvufî halk inanışında bazı şehir ve beldelerin mânevî koruyucusu kabul edilen velîler için mecazen kullanılır. Okuma notu Bir beldenin “mânevî bekçisi” olduğu düşüncesi gelenek içi velâyet tasavvurudur; tarihî…
→Tasavvuf ve TarikatBektaşîlik
Adını ünlü Türk düşünürü Hacı Bektâş-ı Velî’den alan ve Anadolu’da 13. yüzyılda Kalenderi tarikati bünyesinde oluşmaya başlayan, giderek yayılan ve 15. yüzyıl sonlanna doğru Hacı Bektâş-ı Velî geleneği çerçevesinde olgunlaşan bir tarikatın adı. Bu…
→Bel bağlamak
Şedd-i vast, kuşak bağlamak. tas. a Süfiler özellikle sefere çıkarken bellerine bir kuşak bağlarlar. b Fütüvvet ehli bir törenle, örgütlerine aldıkları üyelerine şet kuşatırlar, Mevlevilerde elifi nemed, Bektaşilerde trygbend kuşanılır. Kuşak güven ve sadakatin…
→Kur’an ve TefsirBelâyâ
Hadis ilminde senedi son derece zayıf veya uydurma rivayetler için kullanılan bir terim. Tekili beliyye olan kelime, râvi yahut rivayetin güvenilmezliğini belirten tenkit ifadeleri arasında yer alır.
→Benefşe
Menekşe. Tasavvufî sembol açıklamalarında kuvvetin tesir edemediği ince bir nükteyi ifade eder.
→Ber çü-sim
Gümüş sine, tas. Sâlikin tabiatına uygun düşen terbiye; sâlikte hiçbir ters tutumun görülmemesi. Sıkıntı ve zorluk, terbiyenin sâlikin tabiatına aykırı düşmesinden hasıl olur.
→Berahyân
Üveysîler için kullanılan adlardan biridir. Bir mürşidle fiziksel olarak görüşmeden onun ruhaniyetinden terbiye ve feyiz aldığı kabul edilen kimseleri ifade eder. Bkz. Üveysîlik.
→Berhasten
Ayağa kalkmak. tas. Azm ve kast, azm ü cezm eylemek.
→Berk
Sâlike ilk olarak görünen ve onu seyr fillah (Allah'ta seyr) etmesi için Mevlâ'ya yakınlık makamına davet eden parlak ışıltılar (KT; TK 1:1 57).
→Berk-i sebz
Yeşil yaprak. tas. Mevlevi dervişlerinin Dedeye ve dergâha sundukları hediye. Maddi gücü olmayan derviş dergâha eli boş gitmek yerine bir çiçek ya da bir yeşil yaprak götürür. “Dostlarının evlerine eli boş gitmek değirmene buğdaysız…
→Kur’an ve TefsirBerr
Q [Ar.] Sözlük anlamı “Sadakatli, vefakâr, iyiliksever” olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak “Yarattığı kullarına karşı rahmeti ve mağfireti bol, lütfü ve ihsanı sonsuz” vasfmı ifade etmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de…
→Tasavvuf ve TarikatBerzah
Farklı iki ortam arasında yer alan ve bu iki ortama tamamen benzemediği gibi tam olarak onlardan farklı da olmayan ara ortam; iki şeyi birbirinden ayıran üçüncü şey, ara bölge. 2. Ölümle başlayıp kıyamete kadar…
→Dil ve Genel KültürBesmele-hân
Besmeleyi güzel ve usulüne uygun biçimde okuyan kimse. Farsça hân eki “okuyan” anlamı verir; terim kıraat veya merasim bağlamında bir okuyuculuk vasfını belirtir.
→Beşâret
Müjde, müjdeleme, tebrik etme. tas. Dostun dosta ilettiği sevindirici haber. Can çekişme halinde Allah melek aracılığıyla dostu olan kuluna “Korkma, üzülme, cennete gireceksin,” müjdesi verir yada mahşer günü kul hesaba çekilirken Allah melek aracılığı…
→Beşler
Cebrail'in kalbi üzere bulunan (ruhani his ve bilgilerini ondan alan) beş ermiş. Ruhların hükümdarı olan Cebrail'in nefesinden ve ilminin feyzinden kalpler hayat bulduğu gibi, tarik ehlinin hükümdarları olan beşlerin nefes ve ilim feyzinden de…
→Dil ve Genel KültürBey‘-i câiz
Kuruluş ve geçerlilik şartlarını taşıyan hukukça geçerli satış. Tarafların rızası, konu, bedel ve yasak unsurların bulunmaması bakımından değerlendirilir.
→Beyâbân
Sahra ve çöl. Tasavvuf şiirinde yolculuk, yalnızlık, mahrumiyet ve mânevî arayışın geçtiği uçsuz bucaksız alanı simgeler. Beyâbân-ı gaflet , gaflet içinde bulunmayı ve hakikat yolundan uzaklaşmayı anlatır. Bâdiye maddesine bakınız.
→Dil ve Genel KültürBeynûnet-i kat‘iyye
Evlilik bağının kesin biçimde sona ermesi. Yeniden evlenebilmenin şartları, boşamanın türüne ve sayısına göre fıkıhta ayrıca düzenlenir.
→Kur’an ve TefsirBeyyine
Gerçeği açık biçimde ortaya koyan kesin delil ve belge. Kur’ân’da aklî veya naklî kanıt, mûcize, vahiy ve açık işaret anlamlarında kullanılır. Fıkıhta bir iddiayı ispatlayan delili; kelâm ve tasavvuf metinlerinde ise hakikati kuşku bırakmayacak…
→Beyza
Beyaz, ak. a tas, Akl-ı evvel, ilk varlık. İlk akıl amânın merkezidir. Gayb siyahlığından da ilk olarak o ayrılmıştır. Bulunduğu felekte en büyük ışık o olduğu için beyzâ adını almıştır. İlk aklın beyazlığı gaybın…
→Bezl
Gönüllü olarak harcamak, ihsanda bulunmak ve cömertçe vermek. Tasavvuf ahlâkında kişinin malını, imkânını ve gerektiğinde rahatını başkaları için kullanmasını anlatır. Bezl-i câh Bir şeyhin veya itibarlı kimsenin nüfuzunu çevresindekileri korumak ve ihtiyaçlarını gidermek için…
→Bi-reng-Bi-rengi
Renksiz, renksizlik. tas. Dinlerin birliği (vahdet-i edyan). Bütün renklerin aslı renksizlik olduğu gibi bütün dinlerin aslı da bir ve aynıdır. Bu da bütün insanların Elest Bezmi'nde kendilerinin kul, Allah'ın Rab olmasını kabul etmelerinden ibaret…
→Bi-şer
Ba-ser. Bostan 1. Bağ, bahçe, hoş kokulu yer. 2. tas. İster genel ister özel olsun açık mahal, fetih makamı. 79 | Büse e İN, Iki cihan bostan ise gerek bana zindan ola manevi haz.…
→Kur’an ve TefsirBi'set
Gönderme, yollama. tas. Açık ilhamla gönderilen vahiy.
→Biat
veya Beyat. Ahdetme, söz verme, bu amaçla el sıkma. tas. El almak; seyhine sadik ve bagh kalacagina, ona kayıtsız şartsız teslim olacağına, her dediğini itiraz etmeden yapacağına dair müridin mürşidine söz vermesi, bu amaçla…
→Hadis ve SünnetBid'at
Dine sonradan sokulan uydurma şeyler. 2. Tarikate sonradan giren âdetler. “Kan et, kanun etme,” sözü “sakın tarikate bid'at sokma” anlamına gelir. Tarikate sonradan giren âdetler. “Kan et, kanun etme,” sözü “sakın tarikate bid'at sokma”…
→