Ara
Menü
ذ

Basiret

بصيرة

Köken ve kullanım

i. ar.

بصيرة

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

  1. Öngörü, sağgörü, gaflete düşmeden ve duygulara kapılmadan ileriyi ve gerçekleri isabetli olarak görme yeteneği. 2. tas. Kutsiyet nuruyla aydınlanmış kalbin bir gücüdür ve onun sayesinde nesnelerin hakikati ve içyüzü görülür. Nefse göre nesnelerin şekillerini ve dışyüzünü gören göz ne ise, kalbe göre basiret de odur. Hükema buna kutsi kuvvet adını verir (KT). Mustagni-i irşâd erbab-ı basiret Sükkân-ı Harem neyler imiş kıble nümâyi Vehbi | Bi-basiret olmaz müdrik-i feyz-i didâr Herkese nar görünmez cebel-i Musâ'da Rahmi Bast—Kabz (بسط - قض) 1. Keyifli tutuk veya açılma — sıkılma halleri, 2. tas. Ümit ve korku (recâ—havf hallerinden sonra, neşe ve endişe (üns-heybet) hallerinden önce gelen iki tasavvufi hal. Havf ve recâ mübtedilerin, bast ve kabz ariflerin ees Batin MDR rp ami ZE SONE halidir. Bastı da kabzı da veren Allah'ur. O bâsıt ve kâbızdır. Kul ise münbâsıt ve münkâbız yani bast veya kabz halindedir. Kabz halindeki kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez, bildiklerini de unutur. Bast halinde ise gönlü şen, zihni açıktır. Arifler çoğu zaman zahiren bast halindeymiş gibi görünürler, ama batmen kabz halinde olurlar (sz, 419, KR, 33).
  2. Keyifli tutuk veya açılma — sıkılma halleri, 2. tas. Ümit ve korku (recâ—havf hallerinden sonra, neşe ve endişe (üns-heybet) hallerinden önce gelen iki tasavvufi hal. Havf ve recâ mübtedilerin, bast ve kabz ariflerin ees Batin MDR rp ami ZE SONE halidir. Bastı da kabzı da veren Allah'ur. O bâsıt ve kâbızdır. Kul ise münbâsıt ve münkâbız yani bast veya kabz halindedir. Kabz halindeki kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez, bildiklerini de unutur. Bast halinde ise gönlü şen, zihni açıktır. Arifler çoğu zaman zahiren bast halindeymiş gibi görünürler, ama batmen kabz halinde olurlar (sz, 419, KR, 33).

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

İşlerin iç yüzünü görebilme; kalb gözü.

Gözü âmâ (görmeyen) kimse kör değildir. Asıl âmâ basîreti kör olan kişidir. (Hadîs-i şerîf-Deylemî)

Allahü teâlâ mü'minlere basîretler ve nûrlar lütûf eylemiştir. Onlar bu sâyede işlerin iç yüzünü anlarlar. Resûlullah efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem "Mü'min Allah'ın nûru ile nazar eder" hadîs-i şerîfi bu mânâda anlaşılmalıdır. (İmâm-ı Kuşeyrî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça. İdrak, firâset, kalb gözü ile görüş demektir. Tasavvufta, kudsiyyet nuru ile nurlanmış kalbin kuvveti olan basiret, Hakk’ın doğruya erdirmesi ile perdeyi açar, bu şekilde eşyanın hakikatleri ve içleri görülür. Buna, kudsî kuvvet denir. Bu, nefse nisbetle göz mesabesindedir. Nefis, o göz ile eşyanın zahirini ve dış şekillerini görür. Göze nisbetle basar ne ise, kalbe nisbetle basîret de odur. Gözlerin görmesine sebep olan ve görme kuvveti denilen rü’yet nuruna basar denildiği gibi, kalbin görmesine sebep olan ve lisanımızda kalb gözü de denilen idrak edici kuvvete, özellikle bunun zekâ, fetânet ve firâset adı verilen ve bir emr-i zahir ve bâtına dikkat ve nüfuz ile gereği gibi idrâk eder bir derecede açık ve parlak olması haline de basiret denir.Bu da ilâhî bir nurdur. Aynı şekilde maddî göz ile meydana gelen ve görmek denilen tam ve kamil idrâke basar denildiği gibi, kalp gözü ile hâsıl olan tam ve kâmil idrâke, ma’rifet-i mütehakkıka ve yakîniyye de basiret denir. Bundan başka beyyineye, hüccet ve burhana, şahideve dikkat ve iman ile ibret alınacak hidâyet sebeplerine de basiret denir. Zira bunlar idrak edici güçleri takviye eder, basiret ve tabassura sebep olur. Bu manaya göre basiret, evvelki mânâlara da şâmil olur. Çünkü basiretin kendisi, en büyük hüccet, en büyük şâhid ve beyyine, en büyük medâr-ı ibadettir. Ve onsuz hiç bir şey idrak olunamaz.Ger açık ise basiretin bak Gör sen de Hakka gitme ırak.Nesimî

Sözlüğe dön