ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
14 sonuç · “Basiret”
01Basiret
Öngörü, sağgörü, gaflete düşmeden ve duygulara kapılmadan ileriyi ve gerçekleri isabetli olarak görme yeteneği. 2. tas. Kutsiyet nuruyla aydınlanmış kalbin bir gücüdür ve onun sayesinde nesnelerin hakikati ve içyüzü görülür. Nefse göre nesnelerin şekillerini ve dışyüzünü gören göz ne ise, kalbe göre basiret de odur. Hükema buna kutsi kuvvet adını verir (KT). Mustagni-i irşâd erbab-ı basiret Sükkân-ı Harem neyler imiş kıble nümâyi Vehbi | Bi-basiret olmaz müdrik-i feyz-i didâr Herkese nar görünmez cebel-i Musâ'da Rahmi Bast—Kabz (بسط - قض) 1. Keyifli tutuk veya açılma — sıkılma halleri, 2. tas. Ümit ve korku (recâ—havf hallerinden sonra, neşe ve endişe (üns-heybet) hallerinden önce gelen iki tasavvufi hal. Havf ve recâ mübtedilerin, bast ve kabz ariflerin ees Batin MDR rp ami ZE SONE halidir. Bastı da kabzı da veren Allah'ur. O bâsıt ve kâbızdır. Kul ise münbâsıt ve münkâbız yani bast veya kabz halindedir. Kabz halindeki kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez, bildiklerini de unutur. Bast halinde ise gönlü şen, zihni açıktır. Arifler çoğu zaman zahiren bast halindeymiş gibi görünürler, ama batmen kabz halinde olurlar (sz, 419, KR, 33). Keyifli tutuk veya açılma — sıkılma halleri, 2. tas. Ümit ve korku (recâ—havf hallerinden sonra, neşe ve endişe (üns-heybet) hallerinden önce gelen iki tasavvufi hal. Havf ve recâ mübtedilerin, bast ve kabz ariflerin ees Batin MDR rp ami ZE SONE halidir. Bastı da kabzı da veren Allah'ur. O bâsıt ve kâbızdır. Kul ise münbâsıt ve münkâbız yani bast veya kabz halindedir. Kabz halindeki kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez, bildiklerini de unutur. Bast halinde ise gönlü şen, zihni açıktır. Arifler çoğu zaman zahiren bast halindeymiş gibi görünürler, ama batmen kabz halinde olurlar (sz, 419, KR, 33).
sâhib-i basiret
Tasavvuf dünyajl2 smda ince düşünen, engin da görüşe sahip sufî. de
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ
Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz
HAKİKİ HİZMET EHLİ VE ONA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 11. bölüm · Allahu Teâlâ, Hz. Dâvud’a (as) şöyle vahyetmiştir: “Ya Dâvud! Beni taleb eden (benim rızâmın peşine düşen) birisini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol.” Hakk yolunda gidenlere hizmet
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 52–58
Muzaffer Ozak Külliyatı · her kim Allah resûlü bildi ve ona iyman etti, gönül verdi, iki cihan saadetine erdi. Hatırıma gelmişken söylemeden geçemeyeceğim: Resûl-ü zişânı rü'yâsında görmek saadetine erenler
Sayfalar 69–76
Muzaffer Ozak Külliyatı · rın ve bulunduranların da şefaatlerine nail olacağı herkesçe malümdur. MAKAMAT-I-SADIYYE namındaki kitapta beyan olunmuştur ki, Enbiyâ ve rüsül-ü kiram ile, şehitlerin, salihlerin
Sayfalar 69–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hasan-ül-Basri, kendisine iyman telkin ve kelime-i şehadeti talim için yanına yaklaştığında, hasta adam büyük bir neş'e ve sürûr içinde konuştu: — Yâ Hasan! Sen sus... Dur ve bekle
Sayfalar 93–99
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o
Sayfalar 97–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · da içmek, yemek yediği tabağa ve su içtiği kaba üfürmemek, her yudumun evvelinde besmele ve sonunda el-hamdü lillah demektir. Behlül-ü Dâna, kadı efendiyi sabırla ve sükûnetle dinl