Allahu Teâlâ, Hz. Dâvud’a (as) şöyle vahyetmiştir: “Ya Dâvud! Beni taleb eden (benim rızâmın peşine düşen) birisini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol.” Hakk yolunda gidenlere hizmet eden kimse, bu hizmetini, mânevî sevaba ve Allahu Teâlâ’nın kulları için hazırladığı nimetlere ulaşmak için yapar. Allahu Teâlâ’ya yönelenleri rahata kavuşturup onların gönüllerini geçim derdinden kurtararak daha huzurlu ve şevkle ibâdet etmelerini temine çalışır. Yaptığı her şeyi, sâlih bir niyet ile Allah için yapar. Mürşid-i kâmil her işinde Allah’ın murâdına göre haraket ederken, hizmetçi, niyetine göre davranır. Hizmet ehli, her işini Allah için, mürşid de Allah için yapar. Bununla birlikte mürşid, “mukarrabûn”, hizmetçi ise, “ebrâr” (iyiler) makâmındadır. Hizmet ehli, kendi yerine başkasına vermeyi, karşılık beklemeden ihsan etmeyi, başkasından gelen şeyle kardeşine yardım etmeyi tercih eder. Onun her vakit vazifesi; Allah’ın kullarının hizmetine gayret etmektir. O, fazileti bu hizmetinde görür ve bunu nâfile ibâdet ve amellerine tercih eder. Öyle ki; mürşid ile hâdimi seçemeyen, ikisinin…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.