Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkasının hakemliğine baş vurmak câiz olunca; güzel bir düşünce ve akideyle bir mürşidi, mânevî talep ve terbiyesinde hakem kabul eden sâlikin, buna alâmet olarak giydiği hırka nasıl inkâr edilebilir! Çünkü mürşid, onu irşâd edecek, kendisine hidayet yolunu gösterecek; mânevî halleri, nefsin âfetlerini, amellerin nasıl bozulduğunu, şeytanın kalbe giriş yollarını öğretecek bir kimsedir. Hırka giyen sâlik, nefsini böyle bir mürşide teslim eder, onun emir ve görüşlerine boyun eğer, her işinde onun tavsiyelerine göre hareket eder. Mürşid de onu manevi tasarrufuna aldığını göstermek için, kendisine hırka giydirir. Demek ki, hırka giymek; müridin işlerini mürşidine havale etmesinin ve iradesini ona teslim ederek onun hüküm ve tasarrufatı altına girmesinin bir alametidir. Bu, aynı zamanda, Allah ve Rasûlü’nün (sav) hükmü altına girmek olup; Ashâb-ı Kirâm’ın Rasûlullah (as) ile yaptıkları…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.