Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 69–76
rın ve bulunduranların da şefaatlerine nail olacağı herkesçe malümdur.
MAKAMAT-I-SADIYYE namındaki kitapta beyan olunmuştur ki, Enbiyâ ve rüsül-ü kiram ile, şehitlerin, salihlerin ve evliyâullahın isimlerini anan kimsenin etrafında, bu zevat-1 zevil-ihtiramın mübarek ruhları huşû ile dururlar. Sanki, o kimsenin başı üzerinde, gözlerini kapatmış ve başını kendisine doğru çekmiş kuş gibi dururlar. Her ne zaman isimleri anılsa, himmete hazır ve yardıma nazır vaziyette, kendilerini tâ'zim ve muhabbetle ananlara, bi-iznillah yardımcı olurlar.
Keramet-i evliyâ haktır, himmet-i ruhaniyyeleri ise, basiret sahipleri için ayan beyandır. İşte biz de, Ehlullahın himmetlerine nail olabilmek ümidi ile ism-i şeriflerini bu nâçiz risalemize yazmağa cür'et eyledik. Nefs mertebelerini açıkladıktan sonra, Ehlullahın mübarek isimlerini de kaydetmekten maksadımız, kendileri yedinci nefs makamının ehli olduklarından, himmet-i mâ'neviyyelerine tevessül ve temessük edebilmektir.
Bu Hak velilerinin meşhurları:
1)
2)
Kutb-ül-aktâbın birincisi Abdülkadir Geylâni Kutb-ül-aktâbdan Seyyid Ahmed Rüta'i
4)
5)
6)
Şah Nakş-i-bend es-Seyyid Muhammed Bahâ'üddin Es-Seyyid El-Hac Hünkâr Bektaş-ı Veli Kutb-ül-aktâbdan Seyyid Ahmed Bedevi Hazreti Sultan Mevlâna Celâlüddin-i Rumî Hazreti sultan Hacı Şaban-ı Veli
8)
Hazreti sultan Aziz Mahmud Hüdâ'i Hazreti sultan ibrahim-i Gülşeni
10)
11)
12)
13)
14)
15)
Hazreti Sultan Ebül-Hasan Şazeli Hazreti sultan Sünbül Yusuf Sinan Hazreti sultan Seyyid Sadeddin-i Cibavi Hazreti sultan Ramazan-ı Mahfi Hazreti sultan Ismail-i Rumi Hazreti sultan Muhammed Nureddin-i Cerrahi (kaddesallahu esrarehüm ve nefâ'nallahü bi-füyuzatihi.)
Ehl-i sünnet vel-cemaat mehzebinden olduğumuz için, mezhebimizce keramet-i evliyâ haktır.
Velilerde, dokuz sıfatın bulunması şarttır:
1) Mü'min olmak
2) Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebinden bulunmak (Zira, bütün Pirân ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebine tâbi olmuşlardır.)
3) Allahu teâlânın emirlerini bilip, yerine getirmek 4) Allahu teâlânın nehiylerini bilip, onlardan kaçınmak 5) Ahirete mâni olan ve kulu Haktan men'eden dünyaiktan yüz çevirmek Farzları tamamen yerine getirdikten başka, nafile ibadetlerle de âhirete ikbal ve teveccüh eylemek
7)
Zikrullah ile kalbi mutma'in olmak 8) Helâlinden sahi (Cömert) olmak 9) Güzel ahlâk sahibi olmak (Ahlâk-ı Kur'aniyye ve ahlâk-ı Muhamınediyye ile ahlâklanmaktır.)
Buraya kadar saydığımız sıfatlara sahip bulunan zevattan, keramet sâdir olması caizdir. Zira, istikamet ancak bu sıfatlarla mümkündür. Müstekim olana da keramet ikram olunur.
Öyle ise, keramete talip olma!.. İstikamete tâlip ol, görülüyor ki müstekim olana keramet verilir. Bu sıfatlara sahip bulunan zevata hüsn-ü zan edilir. Bu zevat-1 âli-kadr ile, Hak sübhanehu ve teâlâ hazretlerine tevessül olunur. Hayır dualarına, safayı himmetleri berekâtına dünya ve âhirette mazhar olmak için Cenab-1 haktan rica ve niyazda bulunulur.
Allah celle, Kur'an-ı keriminde bu hususlara işaretle:
Velev lâ def'ullah-in nâse bâ'dahüm bi-bâ'din lefesedet-il ardu ve lâkinallahe zu fadlin alel-âlemiyn.
El-Bakara sûresi: 251 (Allahu teâlâ, insanlardan bazılarının kötülük ve isyanlarını, insanlardan bazılarının güzel halleri ve hüsn-ü himmetleri ile berekâtiyle def ve ref'etmeseydi, yeryüzü fesada uğrardı. Allahu teâlâ, âlemler üzerine ihsan ve rahmet sahibidir.)
Evet; böyle zevattan ister hayatta bulunsun, ister âhirete rıhlet buyurmuş olsun, feyz-i bereketlerine bi-izn-i teâlâ tevessül ve istimdat eylemek meşrudur. Netekim, Buhari-işerif hayatta bulunan veya âlem-i cemale göçmüş olan zevat ile tevessül ve temessük etmeğe şu hadiseyi misal olarak beyan buyurmaktadır:
Buhari-i-şerifin istiska bahsinde tasrih olunur ki; Hz.
Ömer-ül-Faruk radıyallahu anh efendimizin hilâfetleri devrinde, Medine-i-münevvere'de kıtlık ve kuraklık olmuştu. Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin muhterem amcaları henüz hayatta bulunuyorlardı. Yağmur duasına çıkıldı ve halife hazretleri şöyle niyazda bulundular:
— Ilâhi! Nebiyyi kerimine tevessül ile istiska ederiz ve muhterem amcaları hürmetine yağmur yağdırmanı rica ederiz. Duamızı kabul buyurarak bizi irvâ ve iska eyle, demiş ve hemen o saatte fevkalâde bir rahmet yağmağa başlamıştır.
Hatta, Ibn-i Abbas radıyallahu anhtan rivayet olunduğuna göre; Hz. Ömer, ibn-il-Hattâb Radıyallahü anh efendimiz:
— Ya Rab! Biz, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellemin amcası Abbas İbn-i Abdülmuttalib'i tevessül ile istiska ve onun ihtiyarlığına merhameten, zât-ı ahadiyyetinden istimdat ve istişfâ' ederiz, sözleriyle duasını tamamlamıştır.
Je JEtşivaçi Bu Hadise inesiyle anlaşılmaktadır ki, âlem-i cemale göçen zevata olduğu gibi, hayatta bulunan zatlara da tevessül caizdir ve meşrüdur.
Hısn-il-hasiyn ve şerhinde, Osman Ibn-i Hanif'ten rivayet edildigine göre, sahabiden bir a'ma zat, huzur-u saadete gelerek gözlerinin açılması için Resûl aleyhisselâmdan dua ve niyazda bulunmalarını istirham etti.
Aleyhissalâtü ves-selâm efendimiz, kendilerine:
- Abdest al ve iki rekât namaz kıl, buyurdular.
A'ma zat, abdest alarak iki rekât namaz kıldılar. Resûl-ü zişân kendilerine:
— Şimdi dua et ve duanda benim hürmetime gözlerinin açılmasını Cenabı Bâri'den niyaz eyle ve bana tevessül kıl, buyurdular.
Emirlerini aynen yerine getiren ve Habib-i Kibriyâ'ya tevessül ve temessük eyleyen â'manın gözleri hemen oracıkta açılıverdi.
Fahır-i kâinat aleyhi efdal-üt-tahiyyat efendimizin, o gün o zata ögrettikleri dua budur:
Yine, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden, İmam-ı Taberani'nin rivayet buyurdukları Hadis-i şeriflerinde:
— Ey ashabım ve ümmetim! Sizlerden biriniz, hiç kimsenin bulunmadıgı bir yerde, bir şeyini kaybederse, kaybettıgi şeyi bulmak için üç kere:
Ya ibadallah einûni desin, kaybını hemen kendisine gösterirler. Zira, Allahu teâlânın öyle kulları vardır ki, onları sizler göremezsiniz amma onlar sizleri görürler, buyurmuşlardır.
Yine, ibn-i Mes'ut radıyallahu anhtan rivayet olunan bir Hadis-i şeriflerinde:
— Ey ashabım ve ümmetim! Sizlerden biriniz, binek hayvanını hâli bir arazide elinden kaçırırsa, şöylece seslensin:
batas tel Yâ ibadallah ehbesû Zira, Cenabı-hakkın yeryüzünde öyle kulları vardır ki, seslenen kimsenin sesine hemen kulak verir ve kaçan hayvanı tutarlar.
Aliyyül-Kari rahmetullah-il-Bâri hazretleri, bu nidadaki İBAD'dan maksat, meleklerdir ve insanların ve cinilerin müslim olanlarının ruhlarıdır. Abdal tesmiye olunan rical-i gaiptir, buyurmuşlardır.
Tasavvuf kitaplarında beyan olunmuştur ki, Hak sübhanehu ve teâlâ hazretlerinin makbul kullarından duaları kabule karin olan nice zevat-ı kiramın duaları ve safayı himmetleri berekâtiyle, Allahu azim-üş-şânın lûtfu ile tecessüm eder ve birçok darlıkta kalan, gamlı olan ve müşkilleri bulunan kullarına bi-iznihi teâlâ yardım, nusret ve teselliyet ederler. Halbuki, dua eden zevatın bu türlü hâlât vukuundan aslâ haberleri olmaz. Nasıl ki, rüyada görülen zat kimin rüyasına girdiğini bilemez. Bununla beraber, haberdar olanlar da tabiatiyle bulunur. Meğer ki Cenabı-hakkın bildirmesi ile biline.
Bu gibi hâletleri, Hak teâlâ hazretleri şeriata hürmet eden kulları vasıtasiyle li-hikmetin hafi zuhura getirir ki, bu dahi o zatlar hakkında bir nevi keramettir.
Müteşerri olmayan kimseden zuhura gelen harikulâde hallere keramet denemez ve bunlara istidrac tabir olunur.
ibn-i Kemal hazretleri, Hadis-i erba'ıyn şerhinde şöyle buyuruyor:
Izâ tehayyetüm fil-umür festa'rynu min ehl-il-kubûr (işlerinizde şaşırıp kaldığınızda, kabir ehlinden yardım isteyiniz.)
Hadis-i şerifi, Evliyâullahın ve mü'minlerin sâlihlerinin ruhlarından isti'ane ve istimdat eylemenin caiz ve meşrû olduğunu isbat etmektedir.
Yine, Aliyyül-Kari rahmetullah-il-Bâri hazretleri, Hısn-il- Hasiyn şerhinde:
— Allahu teâlâ ve tekaddes hazretlerine, Enbiyâyı zişân ve Rüsülü kiram aleyhümüsselâm hazeratiyle, sıddıyklar ve evliyâullah ve ulemâ ve salihler ve şehitler rıdvanullahi teâlâ aleyhim ema'ıyn efendilerimizle ve â'mal-i saliha erbabının kâffesiyle tevessül ve tekarrüb olunur, buyurmaktadırlar.
Zikrettiğimiz delâ'il ve bürhanlarla, tevessül kapısının açık bulunduğu şeksız, şüphesiz ispat edilmış bulunmaktadır.
Zira, her şeyin hakikatini bilmek ve her şeyi Allahu teâlâdan bilerek sebeblerine teşebbüs etmek, mazarrat değil bil'akis füyuzat ve berekâtı bakımından bütün hayırların ve yararların Allahu teâlâdan zuhuruna kolaylık teşkil eden mânevi bir kapıdır. Bu tevessül ve rabita, Allah celle hazretlerinden zuhura gelecek feyiz ve bereketin ve faydaların kapısı mesabesindedir'.
Tevessül, rabıta ve yardım hususlarında, şer'an men'olunan ancak âlâ tarik-il ibadet olanlardır. Biz, ehl-i iymanı bundan tenzih eder ve mü'minler hakkında asla ve kat'a böyle bir şey tasavvur edemeyiz. Zira, Allahu teâlâdan gayrıya ibadet şirktir ve küfürdür. Bunu, olsa olsa müşrikler_yapabilirler, mü'minler aslâ!.. Demek ki, mü'minlerle müşriklerin teve.ssülleri arasında büyük farklar vardır ve mü'minlerin tevessüllerinde, tevessül olunana aslâ ve kat'a ibadet kasdı olmayıp, ancak feyz-i bereket tariki üzeredir. Bunun ise, meşrû ve makbul olduğu, yukarıda zikrolunan Hadis-i şeriflerden ve salihlerin mütalâa ve beyanlarından açıkça ve hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmaktadır.
Sâlik-i âşıkanın istifadeleri için, bu risâlemize birçok degişik meseleleri sıkıştırmak zorunda kaldık. Aşıkana, nâçiz bir hediyecik olarak muhtasar müfid bir ILM-I-HAL ilâvesini de maksada uygun buluyoruz.
Kadirbilir aşıkanın bızi hayır dua lle yadetmelerini ve üç ihlâs, bir Fatiha ile bizi hatırlamalarını niyaz eder ve bizi dua ile ananların, iki cihanda aziz ve abâdan olmalarını olanca saffet ve samimiyetimizle dileriz.
-75-.
El-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn ves-salâtü ves-selâmü alâ Resûlinâ ve Resûl-ül evveliyne vel-âhiriyn ve Nebiyyis-sakalcyn Muhammedin âlihi ve sahbihi ecmaryn.
MUHTASAR İLM-i-HAL Bu risaleyi, sualli ve cevaplı olarak hazırlamak suretiyle, sâliklerimize daha yararlı olacağımızı düşündük.
Sual — Bu âlemi yoktan var eden kimdir?
Cevap — Allahu teâlâdır.
Sual — ilk insan kimdir?
Cevap — Allah celle, ilk insan olarak Âdem aleyhisselâmı topraktan yarattı.
Sual — Allahu teâlâ, bu dünyayı hangi mahlûku yaratmakla süsledi?
Cevap — Kâinat insan ile süslendi.
Sual — Allahu teâlâ insanı niçin halk etti?
Cevap — Kendini bilip, zât-1 ülûhiyyetini tanımak ve Allah'a ibadet etmek için halk etti.
Sual — Allahu teâlânın, dünya ve âhiret için lüzumlu isteklerinı ve emirlerini ademogullarına kim bildirdi?
Cevap — Başta Adem aleyhisselâm olmak üzere, âdemoğullarından bazı mümtaz kullarını seçti, onlara nübüvvet verdi, kitap indirdi. İnzâl buyurduğu bu kitapları Cebrail aleyhisselâm vasıtasiyle vahyederek o Nebilerin ümmetlerine bildirdi, onları hakka davet etti. Bu tebligatını da hak yolu gösteren peygamberleri vasıtasiyle yaptırdı.
Sual — Peygamberlerin evveli ve sonuncusu kimdir?
Cevap — Peygamberlerin evveli Adem aleyhisselâm ve sonuncusu da âhir zaman peygamberi olan bizim peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem efendimizdir. Hz. Âdem aleyhisselâma suhuf ve mefhar-i kâinat aleyhi efdal-üt-tahiyyat efendimiz de, kitapların
sonuncusu ve en yücesi bulunan ve on dört asırdan beri bütün hasımlarını mağlüp ve münhezim ettigi gibi, kıyamete kadar da hükmü ve galebesi bâki kalacak olan Kur'an-1 azimül-bürhanı, ruhlara gıda, kalplere şifa, gözlere cilâ olan kelamını Cebrail aleyhisselâm vasıtasiyle indirdi. Aleyhissalâtü ves-selâm efendimizden sonra Nebi gelmeyeceği için kendilerine peygamberlerin sonuncusu, nâzil olan kitap da semavi kitapların sonuncusudur.
Sual — Adem aleyhisselâm ile, bizim Peygamberimiz arasında ne kadar peygamber gelip geçmiştir?
Cevap — Peygamberlerinin sayısını ancak Allahu teâlâ bilir.
Sual — Kur'an-ı kerimde isimleri bildirilen kaç Nebi vardır?
Cevap — Kur'an-ı kerimde, yirmi sekiz peygamberin adları ve kıssaları bildirilmiştir.
Sual — Allahu teâlânin, Kur'an-1 kerimde adlarını bildirdiği peygamberlerin adlarını sayınız? Hangilerine kitap indirildiğini bildiriniz?
Cevap — Hz. Âdem aleyhisselâm idris 10 sahife 30 sahife Nuh Hûd Salih İbrahim ismail İshak Yakub Yusuf Şuayib Lût Yahya Zekeriyya Musa Harun Davud Süleyman ilyas Eyyub Elyasa Zülkifl
»
»
»
»
»
»
HÉRÂÆRÂÂAÂ A 10 sahife Tevrat Zebur