Köken ve kullanım
i. ar.
بحر
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
veya Bahir. ç. Buhür, Ebhar, Bihar.
- Deniz, derya, umman. 2. tas. a Hakk'ın sonsuz olan sıfat ve zat makamı ki, bütün eşya ve varlıklar bu sonsuz ummanın dalgalarıdır. b Külli varlık âlemi. Vahdet (birlik) umman, kesret (çokluk) bunun dalgalarıdır. Süfiler genellikle varlığın tek olduğunu, çokluğun görünürde kaldığını anlatmak için deniz örneğini kullanırlar (sm 183, NK 7). Bahr-i aşk, bahr-i muhabbet, bahr-i zat, bahrü'l-hakikat gibi ifadelerde kullanılır. Zehi deryâ-yı vahdet kim kesilmez hergiz emvâcı Bu kesret âlemi andan doğup nâçâr olur peydâ Niyâzi Deryâ-yı muhit casa geldi Kevn ile mekân hurüşa geldi Nesimi Bahreyn (cw 5x) 1. Iki deniz. 2. tas. Vücüp ve imkân sahası, zaruret ve cebir dairesi ile irade ve ihtiyar daireleri. Insan iradesinin etkili olduğu alana imkân dairesi, cebrin hâkim olduğu alana vücüp (zaruret) dairesi denir (sM 186). Bahr-ı atâ Lütuf denizi. Bahr-ı ateş Ateş denizi. Bahr-ı bilâ-şâti Sahili olmayan deniz, sonsuz derya. Bap Bahır-ı bi-pâyân (4 LU بى ><) I. Sahili olmayan deniz. 2, tas. Zat-ı kibriya,
- Iki deniz. 2. tas. Vücüp ve imkân sahası, zaruret ve cebir dairesi ile irade ve ihtiyar daireleri. Insan iradesinin etkili olduğu alana imkân dairesi, cebrin hâkim olduğu alana vücüp (zaruret) dairesi denir (sM 186). Bahr-ı atâ Lütuf denizi. Bahr-ı ateş Ateş denizi. Bahr-ı bilâ-şâti Sahili olmayan deniz, sonsuz derya. Bap Bahır-ı bi-pâyân (4 LU بى ><) I. Sahili olmayan deniz. 2, tas. Zat-ı kibriya,
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça. Deniz demektir. Bu terimden türemiş “Bahriyyun bilâ Şâti”, kıyısı olmayan umman, yahut çok büyük okyanusa mensub kişi manasını ifade eder. Tasavvufta ise, Allah’ın tecellîlerinin, Rabbanî açılımların, ilâhî hakikatlarm bütün insanlara ma’rifetler şeklinde, sel gibi devamlı aktığını belirtmek üzere kullanılır. Bir kısım sûfiyye bu kanaati taşırken, bir kısmı bu görüşe iltifat etmez ve avamın ilminin mahdud olduğunu ve onlara Allah’tan kesintili olarak geldiğini savunur. Bu durumda tam bir yönelişle Allah’a yönelmeleri, O’nu sürekli hissetmeleri , O’na sevgi ve saygıyla dolu olarak ihlâsla amel etmeleri sebebiyle ariflere gelen ilim açılmalarının sonu yoktur. Ve bu kesintili de değildir. İşte bu şekilde sınır tanımayan şeyler hakkında, “sahili olmayan umman” tabiri kullanılır. Bir sûfi, kendisine gelen bu sürekli fütuhatla, Allah’a yakınlığı muhafaza eder. Özet olarak söylemek gerekirse, Allah’ın arif kuluna gönderdiği ilhâmî bilginin sınırı yoktur. Mutasavvıflar bu görüşlerini şu ayet-i kerime ile pekiştirirler : “De ki Rabbimin kelimelerini yazmak üzere, denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin kelimeleri tükenmeden denizler tükenirdi. (Kehf/109).Allahü Teâlâ’nın ilmi kesilmez ve sona ermez. Şu âyet-i kerimelerde tavsîf ettiği gibi, O, kıyısı olmayan bir denizdir : “Eğer yer yüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa, yine de Allah’ın sözleri bitmezdi. Doğrusu Allah güçlüdür, hakîmdir” (Lokman/27). Yine başka ayetlerde : “Sizin yanınızda olan biter, Allah’ın katındaki bitmez, süreklidir” (Nahl/96) ve “Doğrusu bu verdiğimiz rızıklar tükenecek değildir” (Sâd/54) buyurulur.