Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

180 temiz madde bu görünümde hazır.

Tasavvuf ve Tarikat

Ka'be-nâme

Tasavvufî edebiyatta mutasavvıf şairlerin Ka'be şehrinin faziletlerini şiirleştiren eserler için kullandıklan ad.

İbadet ve Fıkıh

Ka'de-İ Ahîre

Namazda son oturuş. Ka'de-i ahîrede; erkekler sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine oturur. Kadınlar, teverrük eder. Yâni kaba etlerini yere koyup ayaklarını sağ tarafından çıkararak oturur. (Halebî) Ka'de-i ahîrede, tehiyyât duâsı okuyacak kadar oturmak…

İbadet ve Fıkıh

Kaba Kuşluk (dahve-İ Kübrâ)

Oruç müddetinin yarısı, öğleden bir saat evvelki zaman. ( Bkz. Dahve-i Kübrâ )

İbadet ve Fıkıh

Kaba Necâset

İnsandan çıkınca abdesti veya guslü gerektiren her şey, eti yenmeyen hayvanların, (yarasa hâriç) ve yavrularının yüzülmüş, dabağlanmamış derisi, eti, pisliği ve bevli ile süt çocuğunun pisliği, bevli ve ağız dolusu kusmuğu, insanın ve bütün…

Tasavvuf ve Tarikat

Kaba Sofu

Taassup ve zühd-i bârid (soğuk zühd) vasıflı kimseler hakkında kullanılan bir tâbirdir.

Kabiliyet

İstidat ve yetenek. Tasavvufî düşüncede varlığın ilâhî tecelliyi kabul etme imkânını ifade eder. Kabiliyet-i ûlâ İlk taayyün ve istidadın temelini oluşturan aslî kabul gücü. Zuhur kabiliyeti Bir hakikatin belirli bir varlıkta görünmesini mümkün kılan…

İbadet ve Fıkıh

Kabr (kabir)

Ölen insanın defnedilmesi, gömülmesi için kazılan yer, mezar. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Allahü teâlâ, rüzgârı, rahmeti olan yağmurdan önce müjdeci gönderir. Rüzgârlar, ağır olan bulutları sürükler. Bulutlardan ölü olan toprağa su…

İnanç ve Kelâm

Kabr Azâbı

Îmânsız ölenin ve günahkâr müslümanın kabre konulduktan sonra çektiği, nasıl olduğunun bilemediğimiz azâb, cezâ. Üzerinize idrâr sıçratmayınız! Çok kimseye kabir azâbı bundan olacaktır. (Hadîs-i şerîf-Tezkire-i Kurtubî) Gizleyebilseydiniz, bu kabirlerdeki azâbı duymanız için Allahü teâlâya…

İbadet ve Fıkıh

Kabr Hayâtı

İnsanın ölüp kabre konmasından, kıyâmet koparak, mahlûkların diriltilmelerine kadarngeçen zaman. Kabir hayâtı, dirilerin hayâtı gibi değildir. Dünyâ hayâtında hayâtın nizâmı için hem his yâni duygu, hem de irâde ile hareket vardır. Kabir hayâtında ise,…

İbadet ve Fıkıh

Kabr Suâli

Ölü defn edildikten sonra kabre gelen Münker ve Nekîr adlı iki meleğin meyyite îmândan ve îtikâddan sordukları suâller. (Bkz. Münker ve Nekîr) Ölü kabre konulunca, yanına iki melek gelir. Onu tutarlar. "Rabbin kimdir?" diye…

Kur’an ve Tefsir

Kabr Ziyâreti

Ölümü ve âhireti hatırlayıp ibret almak, mezarlıkta medfûn (gömülü) olanlara duâ etmek ve Kur'ân-ı kerîm okumak ve velî olan ölülerin rûhlarından istifâde etmek maksadıyla bir kabre veya mezarlığa gitmek. Kabir ziyâretini önce yasaklamıştım. Şimdi…

Dil ve Genel Kültür

Kabr-İ Seâdet

Peygamber efendimizin mübârek kabr-i şerîfleri. Hücre-i seâdet de denir. Kabr-i seâdetin bulunduğu yer hazret-i Âişe vâlidemizin odası idi. Peygamber efendimiz burada vefât etti. "Peygamberler, vefât ettikleri yere defn edilirler" hadîs-i şerîfine uyularak buraya defn…

Kabuk

Bkz. Kışr. SS a a e vee. vice ee «e o ie NEN Kadem-i sıdk

Kabz billah

Allah ile olan tutukluk. tas. Sâlikin gönlünün hesaba çekilmesi ve sıkıştırılması. Bast halinde bulunan sâlikten edebe aykırı bir hal ve hareketin meydana çıkması halinde, bunun manevi cezası olmak üzere kalbe gelen sıkıntı halidir. Kabzın…

Kur’an ve Tefsir

Kabz Ve Bast

Tasavvuf yolunda ilerleyenlerde görülen sıkıntı ve ferahlık. Kabz (sıkıntı, daralma) ve bast (ferahlık ve genişlik) insanı uçuran iki kanat gibidir. Kabz hâli gelince üzülmeyiniz. Bast sâhibi olunca da sevinmeyiniz. (İmâm-ı Rabbânî) Hâllerin değişik olması…

Tasavvuf ve Tarikat

Kabzu’d-Dâhil

Arapça, giren kabz demektir. Kum falına bakanlara göre, özel şekli olan bir işarettir.

Tasavvuf ve Tarikat

Kabzu’l-Hâric

Çıkan kabz mânâsına gelir. Bunun özel şekli de, şu şekildedir:

İnanç ve Kelâm

Kaddesallâhü Teâlâ Esrârehümül'azîz

Daha çok tasavvuf büyüklerinin, evliyâ zâtların isimleri anılınca ve yazılınca söylenen veya yazılan Allahü teâlâ onların kıymetli sırlarını temiz, mübârek eylesin mânâsına duâ ve saygı ifâdesi. Bir kişi için Kaddesallahü sırrehü; iki kişi için…

Tasavvuf ve Tarikat

Kadeh

Vakit. Manevi hal, ruhi haz, şevk, cezbe, vecd. Molla okusun medresede şerh-i meâni Metn-i kadehi sun bize ehl-i şurühuz Rühi Bağdâdi

Tasavvuf ve Tarikat

Kadem

Sübut. Sabit olmak. Ezeliyet, kıdem. Bir'in sıfatlarını kendi hakikati haline getirmek için onun izini takip etme. “Falan Muhammed'in kademi üzerinedir” demek, “o Muhammedidir,” “Muhammediyyu's-sıfattır,” “Muhammediyyu'l-mesreptir,” yani “onun ayaklarının iznini takip etmektedir,” anlamına gelir (sm;…

Kademeyn

45) İki ayak. 2. tas. Birbirine zit iki zati hüküm ki, aslında ikisi de birdir. Hudus ve kıdem, halkiyyet ve hakikiyet, adem ve vücut, sonlu ve sonsuz, teşbih ve tenzih gibi zıt vasıflara ise…

Tasavvuf ve Tarikat

Kademu’s-Sıdk

Arapça, doğruluk makamı demektir. Allah’ın salih kullarına vereceğini bildirdiği bir makam. Yunus Suresi’nde (ayet:2) Allah şöyle buyurur: “… İman edenlere, Rableri katında, yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele…”. Sıdk, herşeyin hayırlısıdır.

Hadis ve Sünnet

Kader

Allah’ın bütün varlık ve olayları ezelî ilmiyle bilmesi ve bir ölçüye göre takdir etmesi. Bir şeyin zamanı geldiğinde yaratılması ise kazâ kavramıyla birlikte açıklanır. Tasavvuf ahlâkında kadere iman, sebepleri terk etmek veya sorumluluktan kaçmak…

İnanç ve Kelâm

Kadere Rızâ

İnsanın, Allahü teâlânın kendisi hakkında takdîr ettiği şeylere rızâ göstermesi, hoşnud olması başına gelen belâ ve musîbetlere sabredip, boyun eğmesi. Kendinize, evlâdınıza kötü duâ etmeyiniz. Allah'ın kaderine rızâ gösteriniz. Nîmetlerini arttırması için duâ ediniz.…

İnanç ve Kelâm

Kadîm

Başlangıcı olmayan. 1. Allahü teâlânın zâtına âit sıfatlarından. Varlığının evveli, başlangıcı olmayan. Biliniz ki, Allahü teâlâ kadîm olan zâtı ile vardır. O'ndan başka her şey, O'nun var etmesi ile var olmuş, O'nun yaratması ile…

Tasavvuf ve Tarikat

Kadir Alayı

Osmanlı döneminde, padişahlar Kadir gecesinde, teravihe, saray dolayındaki camilerden birine özel bir alayla giderlerdi. Bu tören hakkında Ata Tarihi yazarı şunları anlatır:“Kadir gecesinde alâ-yı vâlâ ile Ayasofya Cami-i şerifine azimet buyurulması kaideden olmakla, eğer…

Kur’an ve Tefsir

Kadir gecesi

Kur’ân’ın indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen mübarek gece. Ramazan ayının son on gecesinde, özellikle tek gecelerde aranması tavsiye edilir. Kadir sûresinde bu gecenin esenlik vakti olduğu ve meleklerin ilâhî izinle yeryüzüne…

Kadirî tâcı

Kadirî çevrelerde farklı şubelere göre değişen tâc ailesi. Eşrefiyye'de yedi, Rûmiyye'de sekiz terkli örnekler ve farklı gül, kubbe, destar düzenleri kaydedilmiştir; tek biçim bütün Kadirîlere genellenmez.

Dil ve Genel Kültür

Kadirîlik

Kādiriyye maddesine bakınız.

Dil ve Genel Kültür

Kadr

Bir alış-verişte karşılıklı olarak değiştirilen iki maldan herbirinin ölçek veya ağırlıkla ölçülen mal olmaları. Kadr ile satılan bir şey, kendi cinsine meselâ beşibiryerdeyi, altın liralar karşılığı peşin satılırken, verilen ile alınanın ağırlığı müsâvî (eşit)…

Kur’an ve Tefsir

Kadr (kadir) Gecesi

Daha çok Ramazân-ı şerîf ayı içerisinde bulunduğu bildirilen ve Kur'ân-ı kerîmin indirilmeye başladığı mübârek gece. Kadir gecesini inanarak ve sevâbını bekleyerek ihyâ edenin (ibâdetle geçirenin) bütün günâhlarını Allahü teâlâ bağışlar. (Hadîs-i şerîf-Gunyet-üt-Tâlibîn) Kadir gecesi,…

İbadet ve Fıkıh

Kadr (kadir) Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin doksan yedinci sûresi. Kadir sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Beş âyet-i kerîmedir. Kadir gecesinden bahsedildiği için sûre bu ismi almıştır. Sûrede, Kadir gecesi, fazîleti, o gece meleklerin yeryüzüne inişi bildirilmektedir. (İbn-i Abbâs,…

Kur’an ve Tefsir

Kafîzü’t-tahhân

Öğütme ücreti olarak değirmenciye öğütülen undan belirli bir pay verilmesi. Klasik Hanefî fıkhında iş karşılığının üretilen malın belirsiz bir bölümüne bağlanması bakımından tartışılmıştır. Uygulamanın ölçüsü bölgesel örfe göre değişebilse de akdin geçerliliği ücretin bilinirliği…

Kur’an ve Tefsir

Kahhâr

Sözlük anlamı, “Yenilmeyen, yegâne kudret ve tasarruf sahibi” olan bu söz, “Zor kullanmak ve mecrasından çıkarmak suretiyle bir şeye boyun eğdirmek.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de altı yerde Allah’a nispet edilmiştir.…

Kur’an ve Tefsir

Kahhâr (el-Kahhâr)

Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Düşmanlarından, cebbâr (kibirli, zorba, zâlim), inâdcı, nîmetlere nânkörlük edenleri öldürüp, onları zelîl (aşağı, hakîr) etmekle dünyâda kahreden, âhirette düşmanları olan kâfirlere ebedî; îmânlı ölen mü'minlere, af ve mağfiret…

İbadet ve Fıkıh

Kahkaha

Yanındakiler işitecek kadar gülmek. Rükû' ve secdeleri olan namazda kahkaha ile gülmek, namazı da, abdesti de bozar. Namazda tebessüm, namazı da abdesti de bozmaz. Tebessüm, insanın kendisinin de işitmeyeceği kadar gülmesidir. (İbn-i Âbidîn) Helâlden…

Kahr

Ezmek, mahvetmek, perişan etmek. tas. Hakk'ın yardımıyla nefsi ezmek, arzularını kırmak ve dingizlemek. Bazı veliler kahr, bazıları lütuf sıfatına mazhar olur. Birincisi vahada sahra hayatı; ikincisi sahrada vaha hayatı yaşar. Büyük süfiler Hakk'ın kahr…

Tasavvuf ve Tarikat

Kahriyye

Arapça, kahretmeye mensûb anlamında kelime. Birisini kahretmek, öldürmek, yok etmek manasına gelir. “Kahriyye okumak” diye bilinen ve Allah’ın Kahhâr ismini kullanmakla ilgili bir uygulama vardır. Bu uygulamada, kalabalık bir grup, Allah’ın “Kahhâr” ismini yüksek…

Dil ve Genel Kültür

Kaht

Kıtlık, kuraklık, gıdâ maddelerinin azlığı. Hazret-i Ömer zamânında Medîne'de kaht oldu. Bir kimse, Kabr-i Nebevî'ye gelip; "Yâ Resûlallah! Ümmetin için yağmur duâsı yap! Helâk olacağız" dedi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem rüyâsında görünüp; "Ömer'e…

Tasavvuf ve Tarikat

Kahve Nakibi

Nakib, kabile reisi, başkan, bir kavmin reisi gibi manaları ihtiva eden Arapça bir kelimedir, çoğulu nukabâ’dır. Tasavvuf ıstılahı olarak, tekkelerde kahve pişiren ve bu işle görevli bulunan kişiye denir. Aslında bu görev, dıştan önemsiz…

Tasavvuf ve Tarikat

Kahve Ocağı

Esma zikri ile özgünleşmiş tasavvuf okullarının tekkelerinde “cümle kapısı” denen ve bahçeye açılan kapıdan sonra, asıl tekke kapısına girilince, giriş kısmının bir köşesindeki oda, kahve ocağı diye anılır. Oda kapısının karşısındaki köşede, kahve ocağı…

Kalak

Sıkıntı. tas. Özlem hissinin insanı dayanılmaz ve çekilmez derecede tahrik etmesi. Istiyak ve sevk (özlem) güçlü olunca müştak (özleyen) bitap düşer.

İbadet ve Fıkıh

Kalb

1. Gönül. Yürek denilen, et parçasına yerleştirilmiş nûrânî ve mânevî kuvvet. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki kalbler zikr ile (Allahü teâlâyı anmakla) rahat bulur. (Ra'd sûresi: 30) Kalbleri bozuk olanlar,…

İnanç ve Kelâm

Kalb Gözü

Kin, hased, kibir gibi mânevî hastalıklardan kurtulup, her an Allahü teâlâyı anan kimsenin kalbinde meydana gelen, işlerin iç yüzünü görme kuvveti, basîret. (Bkz. Basîret) Düşünerek anlamak, kalb gözü ile görmek yanında, özle kabuk gibidir.…

İbadet ve Fıkıh

Kalb Hastalığı

Kalbin Allahü teâlâdan başkasına bağlanması. "Kalblerinde hastalık vardır" meâlindeki âyet-i kerîmede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibâdeti ve tâati fayda vermez. Bilakis zarar verir. "Çok Kur'ân-ı kerîm okuyanlar vardır ki, Kur'ân-ı kerîm bunlara…

İnanç ve Kelâm

Kalb Huzûru

İç rahatlığı, gönül hoşluğu. Kalbin Allahü teâlâdan başkası ile olmaması; Allah'tan başkasına bağlanmaması. İbâdet, Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından sakınmaktır. Bu ise, kalbin huzûru ve agâhlığıdır (uyanıklığıdır). (Ubeydullah-ı Ahrâr)

Dil ve Genel Kültür

Kalb İlmi

Evliyâdan bir zâtın rehberliğinde kazanılan ilim. (Bkz. İlim)

İnanç ve Kelâm

Kalb İtminânı

Kalb huzûru. Kalbi itminâna kavuşturan tek yol vardır. Bu tek yol, Allahü teâlâyı zikretmektir (hatırlamak ve anmaktır). Akıl ile incelemekle ve düşünmekle kalb itminâna kavuşmaz. (İmâm-ı Rabbânî)

İbadet ve Fıkıh

Kalb Selâmeti

Kalbin kibir, riyâ, kıskançlık, kin ve düşmanlık gibi kötü düşüncelerden kurtulup, iyi ahlâk ile ahlâklanması. Kalbin selâmeti, onun mâsivâyı (Allahü teâlâyı unutturan her şeyi) terketmesine bağlıdır. (İmâm-ı Rabbânî) Kalbin selâmeti için şunlara dikkat etmek…

Dil ve Genel Kültür

Kalb Tasdîki

Dinden olduğu sözbirliği ile bildirilmiş olan şeylere, kalbin inanması. Îmân; kalb ile tasdîk, dil ile ikrârdır, söylemektir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)

İbadet ve Fıkıh

Kalb Tasfiyesi

Kalbi, İslâmiyet'in beğenmediği şeylerden, günâhlardan, kötü düşüncelerden kurtarmak, temizlemek. Kalbin tasfiyesi, temizliği, dîne uymakla ve sünnetlere yapışmakla ve bid'atlerden kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakınmakla olur. Zikir, Allahü teâlâyı anmak ve mürşîdi (hocasını)…

Dil ve Genel Kültür

Kalb Temizliği

Kalbin İslâmiyet'e uymayan şeylerden, dünyâya düşkünlükten, kötü düşünceden kurtulması. Kalb temiz olursa, ağızdan güzel sözler meydana çıkar. Çünkü kalbin mahsûlü dilin sermâyesidir. (Ahmed Rıfâî) Zikr et zikr, bedende iken cânın, Kalb temizliği zikr iledir…

İnanç ve Kelâm

Kalb Toparlanması

Kalbin Allahü teâlâdan başka şeylere bağlanmaktan kurtulması. Kalbi toparlayabilmek için, Allahü teâlâdan başka her şeyi unutmak lâzımdır. Öyle unutmalıdır ki, bir şeyi düşünmek için, kendisini zorlasa düşünemez olmalıdır. (Muhammed Bâki-billah)

Dil ve Genel Kültür

Kalb-İ Hakîkî

Yürek denilen et parçasında bulunan mânevî kuvvet.

Dil ve Genel Kültür

Kalb-İ Sanevberî

Yürek. Kalb-i sanevberî, kalb-i hakîkînin (gönül) yuvası gibidir. (Abdülhakîm Arvâsî)

Tasavvuf ve Tarikat

Kalb-i selîm

Arınmış, sağlam ve temiz kalp. Şuarâ sûresinin 89. âyetinde, Allah’ın huzuruna selîm bir kalple gelmenin kurtuluş ölçüsü olduğu bildirilir. Tasavvuf ahlâkında şirk, kin, kibir, riya ve aşırı dünya bağından temizlenmiş; iman, ihlâs, merhamet ve…

Tasavvuf ve Tarikat

Kalederiyye

Dünya değerlerine veya nimetlerine itibar etmeyen, içinde yaşadıkları toplumun ortak değer yargılarına karşı çıkarak kendi yaşama felsefesini ön planda tutan kalendermeşrep sûfîler ve bunların oluşturdukları zümreler için kullanılan ortak ad.

Kur’an ve Tefsir

Kalem Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin altmış sekizinci sûresi. Nûn sûresi de denir. Kalem sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âyetinde geçen, kalem kelimesinden dolayı, Sûret-ül-Kalem denilmiştir. Sûrede, Peygamber efendimizin aklî mükemmelliği ve yüksek…

Kalenderiye

Kalenderilerin bağlı bulundukları dini-sosyal akım. Kalendername Konusu kalenderilik olan manzume. Kalendername, kalenderiyat. Kalenderce hal ve hareketleri öven nesir ve manzum eserler. Kalenderhane Kalenderlerin tekkesi.

Tasavvuf ve Tarikat

Kalenderiyye

Cemaleddin Savî (630/1232) tarafından tesis edilmiş bir tasavvuf okulu. Sonradan bazı sapmalar görülen bu tarikatı, şu özgün yönleriyle hülasa edebiliriz: Kalenderîlerde aşırı (hatta ölçüsüz) bir ehl-i beyt sevgisi vardır. Kemaleddin Efendi, Tibyanu Vesaili’l-Hakâyık’ta bunların…

Dil ve Genel Kültür

Kalensüve

Takke ve her çeşit başlık. İmâme yâni sarık, kalensüve ve her başlık ve bürka' yâni peçe ve maske üstüne ve eldiven üstüne mesh etmek câiz değildir. (İbrâhim Halebî, İbn-i Âbidîn)

Tasavvuf ve Tarikat

Kalıbı Dinlendirmek

Ölmek manasında kullanılan bir deyim. “Dünyada bize rahat yoktur” (La râhate lenâ fiddünya) sözüyle işaret olunduğu üzere, ölüm, istirahat, dinlenme gibi bir mânâ ifade eder. Buna benzer olmak üzere şu ifâdeler kullanılır: Göçtü, göçündü,…

Kallâşi

95) Keyfince hareket eden, çevrenin tepkisine aldırmadan gönlünce yaşayan, baldırıçıplak, berduş. tas. Harâbâti, içinde bulunduğu halin icabına göre amel eden. Hal sahibi, dünyayla ilgisini kesen. Rind (sr).

Kalp

Gönül; insanın mânevî idrak merkezi. Kelimenin kökündeki dönme ve değişme anlamı, kalbin hâlden hâle geçmesiyle ilişkilendirilir. Tasavvufî anlamı Kalp ilâhî hitabın muhatabı, marifet ve irfanın mahalli kabul edilir. Nefis terbiyesi ve zikirle arındığında hakikati…

Kur’an ve Tefsir

Kamer Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin elli dördüncü sûresi. Kamer sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli beş âyet-i kerîmedir. Ayın yarılıp bölünmesi mûcizesi anlatıldığından Sûret-ül-Kamer denilmiştir. Sûrede, kıyâmetin yakın olduğu, buna rağmen müşriklerin nefislerine uyarak gerçekleri yalanladıkları, vakti…

İbadet ve Fıkıh

Kamerî Aylar

Hicrî takvimde kullanılan on iki ay. Arabî aylar da denir. (Bkz. Hicrî Sene) Kamerî ayın hesaplanmasında, gökteki ayın dünyâmızın çevresindeki döndüğü zaman esas alınmıştır. Kamerî aylar bâzan 29, bâzan da 30 gün çeker. İslâm…

Kur’an ve Tefsir

Kameriyye

Nusayrîlik tarihindeki aşırı yorumlardan birine verilen ad. Hz. Ali’ye ulûhiyet nispet eden ve onun ayda bulunduğunu ileri süren inançla ilişkilendirilir. Okuma notu Bu tarihî mezhep kaydı Kamer sûresinden ayrıdır.

Tasavvuf ve Tarikat

Kan

Türkçe. Hallâc-ı Mansur’dan itibaren, tasavvufta bir kan imgeciliği başlamıştır. Tasavvufun zorluklarla dolu bulunduğu, icabında hayatını bu uğurda feda etme durumunun bile söz konusu olduğu, kan imgesiyle anlatılmaya çalışılır. Molla Camî’nin dediği gibiKuh kün ez…

Kur’an ve Tefsir

Kan hısımlığı

fik. bk. nesep kânit a. [Ar.] “Alçak gönüllülük içre ibadet ve itaat etme.” anlamındaki bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de on üç yerde geçmekk tedir. k karâbet a. [Ar.] fik. Hısımlık, yakmlık anlamında terim. i

Kanaat

Tutumlu, gönlü zengin ve tok gözlü olma, hırslı ve açgözlü olig) 8 8 mama. Kanâat, eyledi ankay-ı kafı şöhrete vâsıl Kişi mümtaz olur âlemde elbette uzlet ettikçe | Fehim Nân-i huşka et kandat sabret…

Tasavvuf ve Tarikat

Kanâiyye

Abdürrahîm el-Kanâî’ye nisbet edilen bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Kanber-İ Ali

İki özel isimden oluşmuş bir izafet terkibi. Hz. Ali’nin Kanber’i manasına gelir. Hz. Ali’nin Kanber adlı bir kölesi olduğu söylenir. Bu bir Bektaşî terimidir. Bektaşîler kullandıkları bir kemere, Kanber-i Ali derler. Yuvarlak şerit veya…

72 / 180