KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ka'be-nâme
Tasavvufî edebiyatta mutasavvıf şairlerin Ka'be şehrinin faziletlerini şiirleştiren eserler için kullandıklan ad.
→İbadet ve FıkıhKa'de-İ Ahîre
Namazda son oturuş. Ka'de-i ahîrede; erkekler sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine oturur. Kadınlar, teverrük eder. Yâni kaba etlerini yere koyup ayaklarını sağ tarafından çıkararak oturur. (Halebî) Ka'de-i ahîrede, tehiyyât duâsı okuyacak kadar oturmak…
→İbadet ve FıkıhKaba Kuşluk (dahve-İ Kübrâ)
Oruç müddetinin yarısı, öğleden bir saat evvelki zaman. ( Bkz. Dahve-i Kübrâ )
→İbadet ve FıkıhKaba Necâset
İnsandan çıkınca abdesti veya guslü gerektiren her şey, eti yenmeyen hayvanların, (yarasa hâriç) ve yavrularının yüzülmüş, dabağlanmamış derisi, eti, pisliği ve bevli ile süt çocuğunun pisliği, bevli ve ağız dolusu kusmuğu, insanın ve bütün…
→Tasavvuf ve TarikatKaba Sofu
Taassup ve zühd-i bârid (soğuk zühd) vasıflı kimseler hakkında kullanılan bir tâbirdir.
→Kabiliyet
İstidat ve yetenek. Tasavvufî düşüncede varlığın ilâhî tecelliyi kabul etme imkânını ifade eder. Kabiliyet-i ûlâ İlk taayyün ve istidadın temelini oluşturan aslî kabul gücü. Zuhur kabiliyeti Bir hakikatin belirli bir varlıkta görünmesini mümkün kılan…
→İbadet ve FıkıhKabr (kabir)
Ölen insanın defnedilmesi, gömülmesi için kazılan yer, mezar. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Allahü teâlâ, rüzgârı, rahmeti olan yağmurdan önce müjdeci gönderir. Rüzgârlar, ağır olan bulutları sürükler. Bulutlardan ölü olan toprağa su…
→İnanç ve KelâmKabr Azâbı
Îmânsız ölenin ve günahkâr müslümanın kabre konulduktan sonra çektiği, nasıl olduğunun bilemediğimiz azâb, cezâ. Üzerinize idrâr sıçratmayınız! Çok kimseye kabir azâbı bundan olacaktır. (Hadîs-i şerîf-Tezkire-i Kurtubî) Gizleyebilseydiniz, bu kabirlerdeki azâbı duymanız için Allahü teâlâya…
→İbadet ve FıkıhKabr Hayâtı
İnsanın ölüp kabre konmasından, kıyâmet koparak, mahlûkların diriltilmelerine kadarngeçen zaman. Kabir hayâtı, dirilerin hayâtı gibi değildir. Dünyâ hayâtında hayâtın nizâmı için hem his yâni duygu, hem de irâde ile hareket vardır. Kabir hayâtında ise,…
→İbadet ve FıkıhKabr Suâli
Ölü defn edildikten sonra kabre gelen Münker ve Nekîr adlı iki meleğin meyyite îmândan ve îtikâddan sordukları suâller. (Bkz. Münker ve Nekîr) Ölü kabre konulunca, yanına iki melek gelir. Onu tutarlar. "Rabbin kimdir?" diye…
→Kur’an ve TefsirKabr Ziyâreti
Ölümü ve âhireti hatırlayıp ibret almak, mezarlıkta medfûn (gömülü) olanlara duâ etmek ve Kur'ân-ı kerîm okumak ve velî olan ölülerin rûhlarından istifâde etmek maksadıyla bir kabre veya mezarlığa gitmek. Kabir ziyâretini önce yasaklamıştım. Şimdi…
→Dil ve Genel KültürKabr-İ Seâdet
Peygamber efendimizin mübârek kabr-i şerîfleri. Hücre-i seâdet de denir. Kabr-i seâdetin bulunduğu yer hazret-i Âişe vâlidemizin odası idi. Peygamber efendimiz burada vefât etti. "Peygamberler, vefât ettikleri yere defn edilirler" hadîs-i şerîfine uyularak buraya defn…
→Kabuk
Bkz. Kışr. SS a a e vee. vice ee «e o ie NEN Kadem-i sıdk
→Kabz billah
Allah ile olan tutukluk. tas. Sâlikin gönlünün hesaba çekilmesi ve sıkıştırılması. Bast halinde bulunan sâlikten edebe aykırı bir hal ve hareketin meydana çıkması halinde, bunun manevi cezası olmak üzere kalbe gelen sıkıntı halidir. Kabzın…
→Kur’an ve TefsirKabz Ve Bast
Tasavvuf yolunda ilerleyenlerde görülen sıkıntı ve ferahlık. Kabz (sıkıntı, daralma) ve bast (ferahlık ve genişlik) insanı uçuran iki kanat gibidir. Kabz hâli gelince üzülmeyiniz. Bast sâhibi olunca da sevinmeyiniz. (İmâm-ı Rabbânî) Hâllerin değişik olması…
→Tasavvuf ve TarikatKabzu’d-Dâhil
Arapça, giren kabz demektir. Kum falına bakanlara göre, özel şekli olan bir işarettir.
→Tasavvuf ve TarikatKabzu’l-Hâric
Çıkan kabz mânâsına gelir. Bunun özel şekli de, şu şekildedir:
→İnanç ve KelâmKaddesallâhü Teâlâ Esrârehümül'azîz
Daha çok tasavvuf büyüklerinin, evliyâ zâtların isimleri anılınca ve yazılınca söylenen veya yazılan Allahü teâlâ onların kıymetli sırlarını temiz, mübârek eylesin mânâsına duâ ve saygı ifâdesi. Bir kişi için Kaddesallahü sırrehü; iki kişi için…
→Tasavvuf ve TarikatKadeh
Vakit. Manevi hal, ruhi haz, şevk, cezbe, vecd. Molla okusun medresede şerh-i meâni Metn-i kadehi sun bize ehl-i şurühuz Rühi Bağdâdi
→Tasavvuf ve TarikatKadem
Sübut. Sabit olmak. Ezeliyet, kıdem. Bir'in sıfatlarını kendi hakikati haline getirmek için onun izini takip etme. “Falan Muhammed'in kademi üzerinedir” demek, “o Muhammedidir,” “Muhammediyyu's-sıfattır,” “Muhammediyyu'l-mesreptir,” yani “onun ayaklarının iznini takip etmektedir,” anlamına gelir (sm;…
→Kademeyn
45) İki ayak. 2. tas. Birbirine zit iki zati hüküm ki, aslında ikisi de birdir. Hudus ve kıdem, halkiyyet ve hakikiyet, adem ve vücut, sonlu ve sonsuz, teşbih ve tenzih gibi zıt vasıflara ise…
→Tasavvuf ve TarikatKademu’s-Sıdk
Arapça, doğruluk makamı demektir. Allah’ın salih kullarına vereceğini bildirdiği bir makam. Yunus Suresi’nde (ayet:2) Allah şöyle buyurur: “… İman edenlere, Rableri katında, yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele…”. Sıdk, herşeyin hayırlısıdır.
→Hadis ve SünnetKader
Allah’ın bütün varlık ve olayları ezelî ilmiyle bilmesi ve bir ölçüye göre takdir etmesi. Bir şeyin zamanı geldiğinde yaratılması ise kazâ kavramıyla birlikte açıklanır. Tasavvuf ahlâkında kadere iman, sebepleri terk etmek veya sorumluluktan kaçmak…
→İnanç ve KelâmKadere Rızâ
İnsanın, Allahü teâlânın kendisi hakkında takdîr ettiği şeylere rızâ göstermesi, hoşnud olması başına gelen belâ ve musîbetlere sabredip, boyun eğmesi. Kendinize, evlâdınıza kötü duâ etmeyiniz. Allah'ın kaderine rızâ gösteriniz. Nîmetlerini arttırması için duâ ediniz.…
→İnanç ve KelâmKadîm
Başlangıcı olmayan. 1. Allahü teâlânın zâtına âit sıfatlarından. Varlığının evveli, başlangıcı olmayan. Biliniz ki, Allahü teâlâ kadîm olan zâtı ile vardır. O'ndan başka her şey, O'nun var etmesi ile var olmuş, O'nun yaratması ile…
→Tasavvuf ve TarikatKadir Alayı
Osmanlı döneminde, padişahlar Kadir gecesinde, teravihe, saray dolayındaki camilerden birine özel bir alayla giderlerdi. Bu tören hakkında Ata Tarihi yazarı şunları anlatır:“Kadir gecesinde alâ-yı vâlâ ile Ayasofya Cami-i şerifine azimet buyurulması kaideden olmakla, eğer…
→Kur’an ve TefsirKadir gecesi
Kur’ân’ın indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen mübarek gece. Ramazan ayının son on gecesinde, özellikle tek gecelerde aranması tavsiye edilir. Kadir sûresinde bu gecenin esenlik vakti olduğu ve meleklerin ilâhî izinle yeryüzüne…
→Kadirî tâcı
Kadirî çevrelerde farklı şubelere göre değişen tâc ailesi. Eşrefiyye'de yedi, Rûmiyye'de sekiz terkli örnekler ve farklı gül, kubbe, destar düzenleri kaydedilmiştir; tek biçim bütün Kadirîlere genellenmez.
→Dil ve Genel KültürKadirîlik
Kādiriyye maddesine bakınız.
→Dil ve Genel KültürKadr
Bir alış-verişte karşılıklı olarak değiştirilen iki maldan herbirinin ölçek veya ağırlıkla ölçülen mal olmaları. Kadr ile satılan bir şey, kendi cinsine meselâ beşibiryerdeyi, altın liralar karşılığı peşin satılırken, verilen ile alınanın ağırlığı müsâvî (eşit)…
→Kur’an ve TefsirKadr (kadir) Gecesi
Daha çok Ramazân-ı şerîf ayı içerisinde bulunduğu bildirilen ve Kur'ân-ı kerîmin indirilmeye başladığı mübârek gece. Kadir gecesini inanarak ve sevâbını bekleyerek ihyâ edenin (ibâdetle geçirenin) bütün günâhlarını Allahü teâlâ bağışlar. (Hadîs-i şerîf-Gunyet-üt-Tâlibîn) Kadir gecesi,…
→İbadet ve FıkıhKadr (kadir) Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan yedinci sûresi. Kadir sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Beş âyet-i kerîmedir. Kadir gecesinden bahsedildiği için sûre bu ismi almıştır. Sûrede, Kadir gecesi, fazîleti, o gece meleklerin yeryüzüne inişi bildirilmektedir. (İbn-i Abbâs,…
→Kur’an ve TefsirKafîzü’t-tahhân
Öğütme ücreti olarak değirmenciye öğütülen undan belirli bir pay verilmesi. Klasik Hanefî fıkhında iş karşılığının üretilen malın belirsiz bir bölümüne bağlanması bakımından tartışılmıştır. Uygulamanın ölçüsü bölgesel örfe göre değişebilse de akdin geçerliliği ücretin bilinirliği…
→Kur’an ve TefsirKahhâr
Sözlük anlamı, “Yenilmeyen, yegâne kudret ve tasarruf sahibi” olan bu söz, “Zor kullanmak ve mecrasından çıkarmak suretiyle bir şeye boyun eğdirmek.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de altı yerde Allah’a nispet edilmiştir.…
→Kur’an ve TefsirKahhâr (el-Kahhâr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Düşmanlarından, cebbâr (kibirli, zorba, zâlim), inâdcı, nîmetlere nânkörlük edenleri öldürüp, onları zelîl (aşağı, hakîr) etmekle dünyâda kahreden, âhirette düşmanları olan kâfirlere ebedî; îmânlı ölen mü'minlere, af ve mağfiret…
→İbadet ve FıkıhKahkaha
Yanındakiler işitecek kadar gülmek. Rükû' ve secdeleri olan namazda kahkaha ile gülmek, namazı da, abdesti de bozar. Namazda tebessüm, namazı da abdesti de bozmaz. Tebessüm, insanın kendisinin de işitmeyeceği kadar gülmesidir. (İbn-i Âbidîn) Helâlden…
→Kahr
Ezmek, mahvetmek, perişan etmek. tas. Hakk'ın yardımıyla nefsi ezmek, arzularını kırmak ve dingizlemek. Bazı veliler kahr, bazıları lütuf sıfatına mazhar olur. Birincisi vahada sahra hayatı; ikincisi sahrada vaha hayatı yaşar. Büyük süfiler Hakk'ın kahr…
→Tasavvuf ve TarikatKahriyye
Arapça, kahretmeye mensûb anlamında kelime. Birisini kahretmek, öldürmek, yok etmek manasına gelir. “Kahriyye okumak” diye bilinen ve Allah’ın Kahhâr ismini kullanmakla ilgili bir uygulama vardır. Bu uygulamada, kalabalık bir grup, Allah’ın “Kahhâr” ismini yüksek…
→Dil ve Genel KültürKaht
Kıtlık, kuraklık, gıdâ maddelerinin azlığı. Hazret-i Ömer zamânında Medîne'de kaht oldu. Bir kimse, Kabr-i Nebevî'ye gelip; "Yâ Resûlallah! Ümmetin için yağmur duâsı yap! Helâk olacağız" dedi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem rüyâsında görünüp; "Ömer'e…
→Tasavvuf ve TarikatKahve Nakibi
Nakib, kabile reisi, başkan, bir kavmin reisi gibi manaları ihtiva eden Arapça bir kelimedir, çoğulu nukabâ’dır. Tasavvuf ıstılahı olarak, tekkelerde kahve pişiren ve bu işle görevli bulunan kişiye denir. Aslında bu görev, dıştan önemsiz…
→Tasavvuf ve TarikatKahve Ocağı
Esma zikri ile özgünleşmiş tasavvuf okullarının tekkelerinde “cümle kapısı” denen ve bahçeye açılan kapıdan sonra, asıl tekke kapısına girilince, giriş kısmının bir köşesindeki oda, kahve ocağı diye anılır. Oda kapısının karşısındaki köşede, kahve ocağı…
→Kalak
Sıkıntı. tas. Özlem hissinin insanı dayanılmaz ve çekilmez derecede tahrik etmesi. Istiyak ve sevk (özlem) güçlü olunca müştak (özleyen) bitap düşer.
→İbadet ve FıkıhKalb
1. Gönül. Yürek denilen, et parçasına yerleştirilmiş nûrânî ve mânevî kuvvet. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki kalbler zikr ile (Allahü teâlâyı anmakla) rahat bulur. (Ra'd sûresi: 30) Kalbleri bozuk olanlar,…
→İnanç ve KelâmKalb Gözü
Kin, hased, kibir gibi mânevî hastalıklardan kurtulup, her an Allahü teâlâyı anan kimsenin kalbinde meydana gelen, işlerin iç yüzünü görme kuvveti, basîret. (Bkz. Basîret) Düşünerek anlamak, kalb gözü ile görmek yanında, özle kabuk gibidir.…
→İbadet ve FıkıhKalb Hastalığı
Kalbin Allahü teâlâdan başkasına bağlanması. "Kalblerinde hastalık vardır" meâlindeki âyet-i kerîmede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibâdeti ve tâati fayda vermez. Bilakis zarar verir. "Çok Kur'ân-ı kerîm okuyanlar vardır ki, Kur'ân-ı kerîm bunlara…
→İnanç ve KelâmKalb Huzûru
İç rahatlığı, gönül hoşluğu. Kalbin Allahü teâlâdan başkası ile olmaması; Allah'tan başkasına bağlanmaması. İbâdet, Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından sakınmaktır. Bu ise, kalbin huzûru ve agâhlığıdır (uyanıklığıdır). (Ubeydullah-ı Ahrâr)
→Dil ve Genel KültürKalb İlmi
Evliyâdan bir zâtın rehberliğinde kazanılan ilim. (Bkz. İlim)
→İnanç ve KelâmKalb İtminânı
Kalb huzûru. Kalbi itminâna kavuşturan tek yol vardır. Bu tek yol, Allahü teâlâyı zikretmektir (hatırlamak ve anmaktır). Akıl ile incelemekle ve düşünmekle kalb itminâna kavuşmaz. (İmâm-ı Rabbânî)
→İbadet ve FıkıhKalb Selâmeti
Kalbin kibir, riyâ, kıskançlık, kin ve düşmanlık gibi kötü düşüncelerden kurtulup, iyi ahlâk ile ahlâklanması. Kalbin selâmeti, onun mâsivâyı (Allahü teâlâyı unutturan her şeyi) terketmesine bağlıdır. (İmâm-ı Rabbânî) Kalbin selâmeti için şunlara dikkat etmek…
→Dil ve Genel KültürKalb Tasdîki
Dinden olduğu sözbirliği ile bildirilmiş olan şeylere, kalbin inanması. Îmân; kalb ile tasdîk, dil ile ikrârdır, söylemektir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
→İbadet ve FıkıhKalb Tasfiyesi
Kalbi, İslâmiyet'in beğenmediği şeylerden, günâhlardan, kötü düşüncelerden kurtarmak, temizlemek. Kalbin tasfiyesi, temizliği, dîne uymakla ve sünnetlere yapışmakla ve bid'atlerden kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakınmakla olur. Zikir, Allahü teâlâyı anmak ve mürşîdi (hocasını)…
→Dil ve Genel KültürKalb Temizliği
Kalbin İslâmiyet'e uymayan şeylerden, dünyâya düşkünlükten, kötü düşünceden kurtulması. Kalb temiz olursa, ağızdan güzel sözler meydana çıkar. Çünkü kalbin mahsûlü dilin sermâyesidir. (Ahmed Rıfâî) Zikr et zikr, bedende iken cânın, Kalb temizliği zikr iledir…
→İnanç ve KelâmKalb Toparlanması
Kalbin Allahü teâlâdan başka şeylere bağlanmaktan kurtulması. Kalbi toparlayabilmek için, Allahü teâlâdan başka her şeyi unutmak lâzımdır. Öyle unutmalıdır ki, bir şeyi düşünmek için, kendisini zorlasa düşünemez olmalıdır. (Muhammed Bâki-billah)
→Dil ve Genel KültürKalb-İ Hakîkî
Yürek denilen et parçasında bulunan mânevî kuvvet.
→Dil ve Genel KültürKalb-İ Sanevberî
Yürek. Kalb-i sanevberî, kalb-i hakîkînin (gönül) yuvası gibidir. (Abdülhakîm Arvâsî)
→Tasavvuf ve TarikatKalb-i selîm
Arınmış, sağlam ve temiz kalp. Şuarâ sûresinin 89. âyetinde, Allah’ın huzuruna selîm bir kalple gelmenin kurtuluş ölçüsü olduğu bildirilir. Tasavvuf ahlâkında şirk, kin, kibir, riya ve aşırı dünya bağından temizlenmiş; iman, ihlâs, merhamet ve…
→Tasavvuf ve TarikatKalederiyye
Dünya değerlerine veya nimetlerine itibar etmeyen, içinde yaşadıkları toplumun ortak değer yargılarına karşı çıkarak kendi yaşama felsefesini ön planda tutan kalendermeşrep sûfîler ve bunların oluşturdukları zümreler için kullanılan ortak ad.
→Kur’an ve TefsirKalem Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış sekizinci sûresi. Nûn sûresi de denir. Kalem sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âyetinde geçen, kalem kelimesinden dolayı, Sûret-ül-Kalem denilmiştir. Sûrede, Peygamber efendimizin aklî mükemmelliği ve yüksek…
→Kalenderiye
Kalenderilerin bağlı bulundukları dini-sosyal akım. Kalendername Konusu kalenderilik olan manzume. Kalendername, kalenderiyat. Kalenderce hal ve hareketleri öven nesir ve manzum eserler. Kalenderhane Kalenderlerin tekkesi.
→Tasavvuf ve TarikatKalenderiyye
Cemaleddin Savî (630/1232) tarafından tesis edilmiş bir tasavvuf okulu. Sonradan bazı sapmalar görülen bu tarikatı, şu özgün yönleriyle hülasa edebiliriz: Kalenderîlerde aşırı (hatta ölçüsüz) bir ehl-i beyt sevgisi vardır. Kemaleddin Efendi, Tibyanu Vesaili’l-Hakâyık’ta bunların…
→Dil ve Genel KültürKalensüve
Takke ve her çeşit başlık. İmâme yâni sarık, kalensüve ve her başlık ve bürka' yâni peçe ve maske üstüne ve eldiven üstüne mesh etmek câiz değildir. (İbrâhim Halebî, İbn-i Âbidîn)
→Tasavvuf ve TarikatKalıbı Dinlendirmek
Ölmek manasında kullanılan bir deyim. “Dünyada bize rahat yoktur” (La râhate lenâ fiddünya) sözüyle işaret olunduğu üzere, ölüm, istirahat, dinlenme gibi bir mânâ ifade eder. Buna benzer olmak üzere şu ifâdeler kullanılır: Göçtü, göçündü,…
→Kallâşi
95) Keyfince hareket eden, çevrenin tepkisine aldırmadan gönlünce yaşayan, baldırıçıplak, berduş. tas. Harâbâti, içinde bulunduğu halin icabına göre amel eden. Hal sahibi, dünyayla ilgisini kesen. Rind (sr).
→Kalp
Gönül; insanın mânevî idrak merkezi. Kelimenin kökündeki dönme ve değişme anlamı, kalbin hâlden hâle geçmesiyle ilişkilendirilir. Tasavvufî anlamı Kalp ilâhî hitabın muhatabı, marifet ve irfanın mahalli kabul edilir. Nefis terbiyesi ve zikirle arındığında hakikati…
→Kur’an ve TefsirKamer Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli dördüncü sûresi. Kamer sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli beş âyet-i kerîmedir. Ayın yarılıp bölünmesi mûcizesi anlatıldığından Sûret-ül-Kamer denilmiştir. Sûrede, kıyâmetin yakın olduğu, buna rağmen müşriklerin nefislerine uyarak gerçekleri yalanladıkları, vakti…
→İbadet ve FıkıhKamerî Aylar
Hicrî takvimde kullanılan on iki ay. Arabî aylar da denir. (Bkz. Hicrî Sene) Kamerî ayın hesaplanmasında, gökteki ayın dünyâmızın çevresindeki döndüğü zaman esas alınmıştır. Kamerî aylar bâzan 29, bâzan da 30 gün çeker. İslâm…
→Kur’an ve TefsirKameriyye
Nusayrîlik tarihindeki aşırı yorumlardan birine verilen ad. Hz. Ali’ye ulûhiyet nispet eden ve onun ayda bulunduğunu ileri süren inançla ilişkilendirilir. Okuma notu Bu tarihî mezhep kaydı Kamer sûresinden ayrıdır.
→Tasavvuf ve TarikatKan
Türkçe. Hallâc-ı Mansur’dan itibaren, tasavvufta bir kan imgeciliği başlamıştır. Tasavvufun zorluklarla dolu bulunduğu, icabında hayatını bu uğurda feda etme durumunun bile söz konusu olduğu, kan imgesiyle anlatılmaya çalışılır. Molla Camî’nin dediği gibiKuh kün ez…
→Kur’an ve TefsirKan hısımlığı
fik. bk. nesep kânit a. [Ar.] “Alçak gönüllülük içre ibadet ve itaat etme.” anlamındaki bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de on üç yerde geçmekk tedir. k karâbet a. [Ar.] fik. Hısımlık, yakmlık anlamında terim. i
→Kanaat
Tutumlu, gönlü zengin ve tok gözlü olma, hırslı ve açgözlü olig) 8 8 mama. Kanâat, eyledi ankay-ı kafı şöhrete vâsıl Kişi mümtaz olur âlemde elbette uzlet ettikçe | Fehim Nân-i huşka et kandat sabret…
→Tasavvuf ve TarikatKanâiyye
Abdürrahîm el-Kanâî’ye nisbet edilen bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatKanber-İ Ali
İki özel isimden oluşmuş bir izafet terkibi. Hz. Ali’nin Kanber’i manasına gelir. Hz. Ali’nin Kanber adlı bir kölesi olduğu söylenir. Bu bir Bektaşî terimidir. Bektaşîler kullandıkları bir kemere, Kanber-i Ali derler. Yuvarlak şerit veya…
→