Ara
Menü
ذ

Kahr

قهر

Köken ve kullanım

i. fars.

قهر

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

  1. Ezmek, mahvetmek, perişan etmek.
  2. tas. Hakk'ın yardımıyla nefsi ezmek, arzularını kırmak ve dingizlemek. Bazı veliler kahr, bazıları lütuf sıfatına mazhar olur. Birincisi vahada sahra hayatı; ikincisi sahrada vaha hayatı yaşar. Büyük süfiler Hakk'ın kahr ve lütuf sıfatlarıyla tecelli etmesini aynı derecede gönül rızasıyla karşılar.
Câna cefa ya kıl safâ
Kahrın da hoş, lütfun da hoş
Ya derd gönder, ya devâ
Kahrın da hoş, lütfun da hoş
Ey lütfu hem kahrı güzel
Senden hem ol hos hem bu hos
Esrefzade
Kahriye okumak Hak Teala'nın birini mahv ve perişan etmesi için “Ya Kahhâr, ya
Cebbar!” şeklinde beddua etmek ve “Allah onu Kahhar ism-i şerifiyle kahr etsin,”
demek.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1.Mahvetme, helâk etme.

Kendini günâhlarla kahretme. Şunu iyi bil ki; günâhları terk edenin, kalbi incelir, yumuşar. Haramı bırakıp, helâl yiyenin ise, düşüncesi berrâk (temiz) olur. (İmâm-ı Mâverdî)

Allahü teâlâ, kıyâmet günü kâfirlere ve günâhkâr mü'minlere, kahr ve celâl ile görünecektir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)

Gençlikte, Allahü teâlânın kahrından, azâbından korkmalı, titremeli, ihtiyarlıkta merhametine sığınmalıdır. (Ahmed Fârûkî Serhendî)

Kahrımız, gadâbımız (kızmamız) düşmana ziyân, Adüvden (düşmandan) korkmadık, korkmayız hiçbir zaman, Kur'ân'da zafer vâdediyor hazret-i Yezdân.

( Gülbank-i Mehterân)

2. Çok kederlenme, çok üzüntü duyma.

Abdülmecîd Han, Mustafa Reşid Paşanın mason olduğunu, İslâmiyet'e uymayan bir yol tuttuğunu anlayınca, kahrından, üzüntüsünden hastalandı. Yatakta oturamıyor, hep yatıyordu. Yalnız, mühim şeyler okunuyor, irâde-i şâhâne alınıyordu. Sırada bulunan bir kâğıt için "Medîne halkının dilekçesi okunacak" bilgisi verildi. "Durun, okumayın! Beni oturtun!" buyurdu. Arkasına yastık koyup oturtuldu. "Onlar Resûlullah efendimizin komşularıdır. O mübârek insanların dilekçesini yatarak dinlemekten hayâ ederim. Ne istiyorlarsa, hemen yapınız. Fakat okuyunuz da kulaklarım bereketlensin." dedi. Bir gün sonra vefât etti. (Eyyûb Sabri)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, mahvetmek, ezmek anlamlarında bir kelime. Mukabili lütûf’tur. Nefsi, Allah’ın yardımı ile ezmek, dizginleyip ona galip gelmek. Allah’ın tecellîleri, ya kahr sıfatıyla, ya da lütuf sıfatıyla olur. Olgun sûfiler, her iki tecellîyi de, aynı seviyede gönül hoşluğu ile karşılarlar. Bazı veliler daha çok kahr, bazıları da lütuf tecellilerine mazhar olurlar. Kahr tecellisine mazhar olanlar, vahada bile olsa kendilerini sahrada görürlerken, diğerleri kendilerini sahrada bile olsa vahada görürler.

Sözlüğe dön