Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

180 temiz madde bu görünümde hazır.

Na'leyn

İki nalin. Hak Teala Hz. Musa'ya, “Nalinlerini çıkarıp at; çünkü sen mukaddes bir yerdesin,” (Taha Suresi, 12) diye hitap etmişti. tas. a Rahmet-azap. rıza-Bazap, nimet-mahrumiyet gibi Hakk'ın zıt sıfatları (cik 4). b Kıyasın iki…

İbadet ve Fıkıh

Na'lin (na'leyn)

Altı deri, üstü açık ve tasmalı ayakkabı. Namazı, na'lın veya mest ile kılmak, çıplak ayakla kılmaktan efdâldir. Böylece yahûdîlere uyulmamış olur. Hadîs-i şerîfte; "Yahûdîlere benzememek için namazları na'lın ile kılınız!" buyruldu. Resûlullah ve Eshâb-ı…

Tasavvuf ve Tarikat

Na’t

Arapça, vasıf, özellik, övmek anlamına bir kelime. Tasavvufta, vasfedenlerin, vasfedilenin fiil, hüküm ve ahlâkından haber vermesidir. Na’t, vasf ile aynı manada olmakla birlikte, vasf mücmel, na’t ise, fark’tır. Zat kendi nefsiyle kâim olan bir…

Tasavvuf ve Tarikat

Na’t-Gû

Arapça-Farsça iki kelimenin birleşmesiyle meydana gelmiş olup, na’t söyleyen, demektir. Hz. Peygamber’e övgü şiirleri yazan şâirlere, na’t-gû denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Na't-I Şerîf

Peygamberleri ve din büyüklerini öven şiirler. Daha çok Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm için söylenir. Yûnus Emre'nin yazdığı bir na't-ı şerîf: Canım kurbân olsun senin yoluna, Adı güzel, kendi güzel Muhammed. Gel şefâat eyle kemter…

İbadet ve Fıkıh

Nafaka

İnsanın yaşayabilmesi için, yiyecek, giyecek ve ev gibi lâzım olan şeyler. Herhangi bir müslüman kendi ehline (âilesine) , Allahü teâlânın rızâsını umarak infâk (zarûrî ihtiyâçlarını te'mîn) ederse, bu nafaka onun için sadaka olur. (Hadîs-i…

Hadis ve Sünnet

Nafaka-i akārib

Yakın akrabaların geçimini sağlamak için ödenen nafaka. Anne-baba, çocuklar ve belirli şartlarda diğer hısımlar arasındaki bakım yükümlülüğünü ifade eder. Yükümlülük yakınlık derecesi, ihtiyaç, ödeme gücü ve mezhep hükümlerine göre değişir. Eş nafakası ile hısım…

Tasavvuf ve Tarikat

Nağm

Gizli söz, tatlı melodi anlamında Arapça bir kelime. Vecd, bazen kelimelerin manasının anlaşılmasından ortaya çıkar. Bu durum, bazan da sırf nağme ve güzel makamdan zuhur eder. Ruhanî alem, güzellik ve iyiliklerin toplandığı yerdir. Dinlenen…

İbadet ve Fıkıh

Nağme

Sesi mûsikî perdelerine uydurmak. Tegannî. Hadîs-i şerîfte buyruldu ki: "Kur'ân-ı kerîmi Arab şîvesi ile onların sesi ile okuyunuz. Fâsıklar şarkıcılar gibi okumayınız." Şarkı okur gibi okuyan kimsenin imâm olması haramdır. Onun arkasında kılınan namaz…

Kur’an ve Tefsir

Nahl Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin on altıncı sûresi. Nahl sûresinin son üç âyeti Medîne'de, diğer âyetleri Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz yirmi sekiz âyet-i kerîmedir. Altmış sekizinci âyette bal arısından söz edildiği için, Sûret-ün-Nahl denilmiştir. Sûrede; Allahü…

Kur’an ve Tefsir

Nahl-i Tûr

Tûr’daki kutsal ağaç. Hz. Mûsâ’nın ilâhî hitaba mazhar olduğu vadi ve ağaç etrafında oluşan tasavvufî-edebî remizdir. Şiirde tecelli, nur ve doğrudan hitabın sembolü olarak kullanılır. Kur’ân’daki Nahl sûresiyle aynı kavram değildir.

Dil ve Genel Kültür

Nahle

Hurma ağacı. Bu ağacın yaratılışında topluluk ve adâlet vardır. İnsanın yaratılışı da böyledir. Bunun içindir ki, Peygamber efendimiz nahle ağacına âdemoğullarının halasıdır, derdi: "Halanız olan nahleye saygı gösteriniz. Çünkü bu ağaç, Âdem aleyhisselâmın çamurundan…

Tasavvuf ve Tarikat

Nahnu Bilâ Nahnu

Arapça, bizsiz biz demektir. Hakk’ın fiilerini gören sâlikin başka fail görmemesi. Kendi benliğinden fanî olan sâlik, Hakk’ın benliğinden haber vermektedir.Salikin kendi benliği Hakk’ın benliğinde fani kılması. Allah’ta fânî oluş.

Nahnu museyyeran

“Biz yürütenleriz” (Revendegan). tas. Kalplerin bir halden diğer makama yürütülmesi. “Zahit yürür, arif uçar.”

Dil ve Genel Kültür

Nahv İlmi

Cümle bilgisi. Kelimelerin cümle içinde fiil, fâil (özne), mef'ûl (nesne, tümleç) olma gibi durumlarından ve buna göre sonlarının aldıkları i'râbdan (harekelerden) bahseden ilim. (Bkz. İlm-i Nahv)

Kur’an ve Tefsir

Naîm Cenneti

Sekiz Cennet'ten beşincisi. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Îmân edip de sâlih ameller işleyen kimseleri, onların Rabbi, îmânları sebebiyle kendilerine ağaçları altından ırmaklar akan Naîm Cennetlerine kavuşturan yolu gösterir. (Yûnus sûresi: 9)

Dil ve Genel Kültür

Nakdeyn

Basılmış para hâlindeki altın ve gümüş. Fülûs denilen bakır, bronz paralar (ve kâğıt liralar) aynı sayıda (yâni îtibârî kıymetleri aynı olarak) kendi cinsleri veya altın, gümüş karşılığında satılınca dâimâ semen olurlar. Nakdeyn karşılığında satılınca…

İbadet ve Fıkıh

Naki'

Hurma veya kuru üzüm soğuk suda bırakılıp şekeri suya çıktıktan sonra süzülerek elde edilen sıvı. Kuru üzümden yapılan nakî'nin tadı keskin olursa, damlası dahi haram olur. Gazlanmaz ve tadı keskin olmazsa, içilmesi sözbirliği ile…

Tasavvuf ve Tarikat

Nakîb

Arapça, bir topluluğun reisi, büyüğü, başkan, kabile reisi, kaptan, orduda bir rütbeyi ifade eden sözcük. Tekkelerde, şeyh vekili unvanını taşıyan kimselere nakîb denir. Bunlar, manevî eğitimde mesafe almış kişilerdir. Çoğulu nukabâ’dır. Rufaî, Sa’dî ve…

Nakip

Şeyhin yardımcısı olan en kıdemli mürit. Bkz. Nükeba, Allah ki mücid-i cihandır Her türlü nikabtan iyandır M. Naci Nâkus i ar. (95 b) r. Can, 2, tas. a Cem makamı. b Sâlikin tevbe edip…

İbadet ve Fıkıh

Naklî İlimler

Tefsîr, hadîs, fıkıh gibi nakil yoluyla elde edilen ve değişmeyen dînî ilimler. Naklî ilimler, aklın, insan dimâğı gücünün dışında ve üstündedir. Bunlar hiçbir zaman kimse tarafından değiştirilemez. Dinde reform olmaz sözünün mânâsı budur. Naklî…

Dil ve Genel Kültür

Nakş-İ Kadem-İ Nebî

Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem mübârek ayaklarının taş üzerindeki izi. Osmanlı pâdişâhlarından Sultan Birinci Abdülhamîd Han'ın kabri İstanbul Sirkeci'de, Dördüncü Vakf Hanı karşısında köşedeki türbededir. Oğlu dördüncü Mustafa Han da bu türbededir. Türbede,…

Tasavvuf ve Tarikat

Nakşbendiyye

Nakış yapmayı ifade eden Farsça iki kelimenin birleşmesiyle oluşmuş bir sözcük. Hoca Muhammed Bahâeddin Nakşbend (k)’in (ö. 1397) kurduğu, gizli zikir esasına dayalı bir tasavvuf okulu. Günümüz Anadolu’sunda Hâlidiyye adıyla varlığını sürdürmektedir.

Nakşibendî tâcı

Bazı Osmanlı Nakşibendî çevrelerinde dört parçalı, sivri kubbeli ve müjgânlı örnekleri bulunan tâc ailesi. Nakşibendiyye'nin bütün dönem ve coğrafyalarında ortak zorunlu kıyafet değildir.

Tasavvuf ve Tarikat

Nakşibendiyye

İslâm coğrafyasında, “Kâdiriyye” (bk. bu madde) tarikatinden sonra en yaygın ve en çok mensubu bulunan, Orta Asya’da Kübreviyye ve Yeseviyye yöresinde doğup Arap yarımadası, Mağrib, Sahra Afrikası ve Orta Avrupa’ya kadar uzanan ve Bahâeddin…

Tasavvuf ve Tarikat

Nalla Mıh Arası

Sıkıntı ve gönül darlığını ifade eden bir deyim. Bu hale sûfîler, kabz derler; bu kelime iç sıkıntısı, tutukluk ve daralmayı ifâde eder. Kabz’dan sonraki ferahlık, huzur ve genişlik haline de bast denir. Allah’ın el-Kâbız…

Nam

1. Isim, ad. 2, ‘as. a San, şöhret, mevki ve güzel isim yapma arzu- | 267 |

Tasavvuf ve Tarikat

Namaz Okumak

Namaz kılmak demektir. Bu tâbirin orijinal kullanımı Bektaşîlere dayandırılır. Diğer tasavvuf okulları da, onlardan almıştır. Arapça’daki salât, dua manasına geldiği için, Türkçesi olan kılmak yerine, okumak fiili eklenmiştir. Batınîlerin salat kelimesini bu şekilde rayından…

İbadet ve Fıkıh

Namaz vakitleri

Farz namazların eda edilebildiği zaman dilimleri. Vakit, namazın dışındaki şartlardan biridir; vaktinden önce kılınan farz namaz geçerli olmaz. Sabah Fecr-i sâdığın doğmasından güneşin doğuşuna kadar. Öğle Güneşin tepe noktasını geçmesinden ikindi vaktinin girişine kadar.…

Kur’an ve Tefsir

Namus

1, Iffet, ırz; kanun, hüküm. tas. Kullarının uymaları ve uygulamaları için Allah tarafından konulan kanun ve hükümler; şeriat (iFH 94, 95; ct). Ashab-ı nevâmis: Din mensupları. Namus-i ekber Peygamberlere ilahi ve şer'i hükümler getiren…

Tasavvuf ve Tarikat

Nane Molla

Beceriksiz, işe yaramaz, yavaş, ağır hareketli, tiryaki kıyafetli yerinde kullanılan bir tâbirdir.

Tasavvuf ve Tarikat

Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün

Bu, bir hadis-i şeriften alınmıştır: “Yaşadığınız gibi ölür, öldüğünüz gibi haşrolunursunuz”. Erbâb-ı tasavvuf, bu hadis-i şerife önem verirler, dünyada iken iç ve dış hallerini islâm’a göre düzenlemeye çalışırlar.

Kur’an ve Tefsir

Nasîb

1. Ele geçen, kavuşulan. İnsanların en akıllısı, ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâda şeref, âhirette yüksek dereceler nasîb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Ey Allah'ım! Seni sevmeyi ve seni seveni sevmeyi ve senin sevgine…

Tasavvuf ve Tarikat

Nasib Almak

Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde deyimlendirilir. Birine,…

Nasip

Bektaşîlikte talibin yola kabulü ve manevî pay alması anlamında kullanılan terim. İkrar, rehberlik ve meydan erkânıyla ilişkilidir.

Nasip

Feyz, behre, hisse, ilâhî feyz. Nasip almak El almak, bir şeyhe bağlanmak, ondan feyz almak. Nasip vermek El vermek. El ve feyz almamış kimselere nasipsiz, bi- | behre; el ve feyz alanlara nasipli denir.:…

Kur’an ve Tefsir

Nasr Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin yüz onuncu sûresi. Nasr sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Üç âyet-i kerîmedir. Peygamber efendimiz, nusret-i ilâhî ile, Allahü teâlânın yardımı ile müjdelendiği için sûreye, Sûret-ün-Nasr denilmiştir. Allahü teâlâ Nasr sûresinde meâlen buyuruyor…

Kur’an ve Tefsir

Nasrânî

Hristiyan, Hz. Îsâ’ya mensup kimse. Çoğulu nasârâ dır. Okuma notu Madde, Kur’ân’daki Nasr sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında komşu sûre başlığı metne karışmıştı.

İbadet ve Fıkıh

Nass

1.Âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler. Çoğulu nüsûs'tur. Ehl-i sünnet âlimleri nassları zâhirleri üzere almışlardır. Yâni açık olan mânâlarını vermişlerdir. Zarûret olmadıkça nassları te'vil etmemişler (yorumlamamışlar), bu mânâları değiştirmemişlerdir. Kendi bilgileri ve görüşleri ile bir…

Tasavvuf ve Tarikat

Nasûhiyye

Halvetiyye’nin Şâbâniyye kolu içinde Mehmed Nasûhî Üsküdârî’ye nispet edilen şube. Üsküdar Doğancılar’daki merkez dergâh çevresinde gelişmiş; zikir, sohbet, seyrüsülûk ve eserleri yoluyla İstanbul ve Anadolu’da etkili olmuştur. Nasûhî’nin halifeleri farklı şehirlerde yeni irşad halkaları…

Tasavvuf ve Tarikat

Nasûhiyye-İ Halvetiyye

Halve-tiyye’nin ana kollarından Karabâşiyye’nin bir yan dalıdır. Şeyh Muhammed Nasûh el-Halvetî (ö. 1130/1718) tarafından tesis olmuştur. Kabri, Doğancılar’daki (Üsküdar) dergahın avulusundadır. Çeşitli eserleri vardır: Sûretü’l-Mü’min, başta olmak üzere, çeşitli surelerin tefsirini içeren 9 cildlik…

Kur’an ve Tefsir

Naşir

Sözlük anlamı, “Yardım etmek, destek vermek, sıkıntıdan kurtarmak.” olan bu söz, Allah’a nispet edildiğinde bu anlamlann bütün incelikleriyle kullanıldığı söz konusudur. Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi iki ayette fiil biçimiyle, on beş ayette de “nasr” biçiminde…

Naz

b) Sevgisinin, dertli ve mahzun âşığına güç vermesi. 2. Sevgilisinin âşığını kandırması, ona cilve yapması, ( us), bilmezlikten gelmesi, Sevgilisinin âşığını kandırması, ona cilve yapması, ( us), bilmezlikten gelmesi,

Tasavvuf ve Tarikat

Naz-Niyaz

Naz aşıklara, niyaz ariflere mahsustur. Niyaz Farsça, yalvarmak, dilemek, gönül alçaklığında, bulunmak, dua etmek, selam etmek, hürmet etmek anlamlarına gelen bir kelimedir. Naz ehlinin Allah’a nâzı geçer. Bunlardan sık sık şatah ifâdeler (dikişsiz sözler,…

Tasavvuf ve Tarikat

Nazar

Bakmak, bakış. tas. Şeyhlerin ve ermişlerin müritlere ve sülûk ehline bakışı ki, bu bakış ruhlarına tesir ederek onlara yeni bir şekil verir; gönüllerini feyzle doldurur; ruhlarını olgunlaştırır. Bu nazarın eğitimci ve yetiştrici bir özelliği…

Nazar ber-kadem

Yürürken bakışı ve dikkati dağıtan şeylerden korumak; sâlikin attığı adımın yönünü ve niyetini gözetmesi. Hâcegân ve Nakşibendî terbiyesinde dış bakışın dağılmasını azaltarak kalp huzurunu ve mânevî dikkati korumayı anlatır.

Kur’an ve Tefsir

Nazar Değmesi

Göz değmesi, bâzı kimselerin gözlerinden çıkan zararlı şuâların, canlı ve cansız bir şeye bakıp beğendikleri zaman bozulmalarına sebeb olması. Nazar değmesi haktır. Nazarı değen kimse, hattâ herkes, beğendiği bir şeyi görünce "Mâşâallah" demeli, ondan…

Tasavvuf ve Tarikat

Nazar-I Hakkanî

Arapça, hakikate ait bakış demektir. Mürşidin bakışıyla dervişin cezbeye maruz kalması ve bu suretle fenaya ermesi yerinde kullanılan bir ifâdedir. Ancak bu nazar, tefekkürî bir bakıştır.

İnanç ve Kelâm

Nazargâh-İ İlâhî

Allahü teâlânın nazar ettiği (baktığı) yer. Allah adamlarının kalbleri, Hakk'ın nazargâhıdır. O kalblere girmiş olanlara da, o nazardan nasîb erişir. (Ali Râmitenî) Sakın terk-i edebden kûy-i mahbûb-i Hüdâ'dır bu, Nazargâh-ı İlâhîdir Makâm-ı Mustafâ'dır bu.…

Tasavvuf ve Tarikat

Nazarın

Arapça, bakışın demektir. Mevlevi ıstılahıdır. Bunu, Bektaşîler “nazarım” diye kullanırlar. Tasavvuf yolunda varlık ifade eden ben, sen gibi enaniyet sözleri yerine “fakir” veya “nazarım” tabirleri kullanılır. Mevlânâ bu konudaki bir beytinde, “insan nazardan ibarettir,…

İnanç ve Kelâm

Nazariyye

Bir veya birkaç hipotez (faraziye) ile, birçok hâdiseleri îzâh ederek ve bunlardan yeni hâdiselere vararak ve bu hâdiseleri tecrübe ile inceleyerek görülen hipotez. Hipotez, aynı sebeblerle îzâh edilen çeşitli hâdiselerin hepsini birden îzâh edebilecek…

Tasavvuf ve Tarikat

Nazarlık

Nazar isabetine engel olacağına inanılan ve elbiseye takılan mavi renkli boncuk vb. şeylere, nazarlık denir. Nazar takımı denen özel bir nazarlık daha vardır ki, bu, mavi boncuk, muska, çörekotu ve maşallâh’tan oluşur. Nazarlık böcek…

Tasavvuf ve Tarikat

Nazik-İ Havalan

Allah’ın yarattıkları üzerinde tefekkür eden arifler.

Kur’an ve Tefsir

Nazm

Kelimeleri inci gibi yanyana dizmek. Kur'ân-ı kerîmin kelimeleri Arabîdir. Fakat bu kelimeleri yanyana nazmeden Allahü teâlâdır. Bu kelimeler insan nazmı değildir. Muhammed aleyhisselâm Allahü teâlâ tarafından mübârek kalbine bildirilen şeyleri, Arabça olarak da anlatmış…

Kur’an ve Tefsir

Nazm-I İlâhî

Allahü taâlâ tarafından yanyana dizilen mübârek sözler, Kur'ân-ı kerîm. Kur'ân-ı kerîm nazm-ı ilâhîdir, Arabçadır. Bu arabî kelimeler, Allahü teâlâ tarafından nazmedilmiş olarak âyetler hâlinde gelmiştir. (Zerkânî)

Tasavvuf ve Tarikat

Nazzâmiyye

Mu‘tezile kelâmcısı İbrâhim en-Nazzâm’ın görüşlerini benimseyenlere verilen ad. Nazzâm’ın tabiat, hareket, bilgi ve Kur’ân’ın i‘câzı hakkındaki görüşleri Basra Mu‘tezilesi içinde özgün bir çizgi oluşturmuştur. Nazzâmiyye bağımsız bir tasavvuf tarikatı değildir.

İbadet ve Fıkıh

Nebâtî Ruh

Her canlıda mevcud olan ve doğma, büyüme, beslenme, zararlı maddeleri dışarı atma, üreme ve ölme gibi canlılık hallerini yapan rûh. Nebâtî rûha sâhib olan canlılarda büyüme bütün hayat boyunca olmaz. Muayyen bir miktâra vardıktan…

Kur’an ve Tefsir

Nebe' Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin yetmiş sekizinci sûresi. Nebe' sûresi Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Kırk âyet-i kerîmedir. Kıyâmet haberlerini ihtivâ ettiği için sûreye bu mânâya gelen Sûret-ün-Nebe' denilmiştir. Amme kelimesi ile başladığı için Amme sûresi de…

İnanç ve Kelâm

Nebî

Yeni bir din getirmeyen, daha önce gönderilmiş olan bir Resûlün dînine dâvet eden, çağıran peygamber. Resûllere (yeni bir dinle gönderilen peygamberlere) tâbi olan peygamberler. (Bkz. Peygamber) Allahü teâlânın dînine çağırmakta, Resûl ile Nebî arasında…

İbadet ve Fıkıh

Nebiz

Hurma veya kuru üzümü soğuk suda bırakıp, şekeri suya geçince, kaynayıncaya kadar ısıtıldıktan sonra soğuyunca süzülerek elde edilen sıvı. Ne bizin tadı keskin olsa da, sarhoş yapmadıkça, içmesi helâl olur. Isıtılmazsa, köpürünce ve tadı…

İbadet ve Fıkıh

Necâşî

Habeş hükümdârı. Habeş krallarına verilen isim. Peygamber efendimiz zamânındaki Necâşî'nin adı Eshame idi. Nasrânî (hıristiyan) iken müslüman oldu. Cenâze namazını Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem Medîne'de kıldırdı. (İbn-i Hişâm-Halebî) Eshâb-ı kirâm, Necâşî'nin memleketi Habeşistan'a…

Hadis ve Sünnet

Neccâriyye

İslâmî bilimler alanmda 9. yüzyılda Hüseyin b. Muhammed en- Neccâr (öl. 230 / 845) tarafından kurulan ve ilkeleri tespit edilen kelâm ekolü için kullanılan ad ve terim. Kurucusunun admdan dolayı “Hüseyniyye (II) ” (bk.…

Dil ve Genel Kültür

Necdet

Yiğitlik, kahramanlık. Necdet sâhibi, korkulu hâllerde, sıkıntılı işlerde sabır ve sebât eder (kararlılık gösterir), bağırıp çağırmaz, uygunsuz iş yapmaz. (Ali bin Emrullah) Necdet sâhibi olmak insanı yükseltir. Korkaklık ise zelîl eder (alçaltır). (Celâleddîn Devânî)

Kur’an ve Tefsir

Neceş

Satın alma niyeti olmadığı hâlde müşteri kızıştırmak için mala yüksek fiyat vermek. Neceş piyasayı yanıltan ve gerçek alıcıyı zarara uğratan hileli artırmadır. Satıcının düzenlemesi veya tarafların anlaşması durumunda günah ve hukukî sorumluluk ağırlaşır.

Kur’an ve Tefsir

Necis

Dinî bakımdan pis sayılan şey. Namazın geçerliliği bakımından beden, elbise ve ibadet yerinin necasetten temizlenmesi gerekir. Necasetin türleri, miktarı ve giderilme yollarında mezhepler arasında ayrıntı farklılıkları vardır.

İnanç ve Kelâm

Neciyyullah

Allahü teâlâ tarafından tûfandan kurtarılan mânâsına Nûh aleyhisselâmın lakabı. Tufândan önce, Allahü teâlânın emri ile bütün ehlî, vahşî ve yırtıcı hayvanlar hazret-i Nûh'un huzûrunda toplandı. Bunların toplanmasıyla çok büyük izdihâm, kalabalık meydana geldi. Hayvanların…

Kur’an ve Tefsir

Necm Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin elli üçüncü sûresi. Necm sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Altmış iki âyet-i kerîmedir. İlk âyetinde geçen ve yıldız mânâsına gelen Necm kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; mîrâc mûcizesi, putların uydurma ilâhlar olduğu,…

İbadet ve Fıkıh

Necs (necis, Neces)

Dînen temiz olmayan, pis, murdar. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Ey îmân edenler! Müşrikler (kâfirler) ancak bir necestir. Onun için bu yıllardan sonra onlar Mescid-i Harâm'a (Kâbe-i muazzama ve çevresine) yaklaşmasınlar. (Tevbe…

Tasavvuf ve Tarikat

Necvâ

Birine fısıldamak, gizlice söylemek anlamında, Arapça bir kelime. Başkasının öğrenmesine engel olmak üzere, âfetleri gizlemek.

Tasavvuf ve Tarikat

Nefes Ettirmek

Bir hastayı okutmak, manasındadır. Yaşanır zannediyorsan Baba Ca ‘terliksin, Nefes ettir, çabucak kendine, olsun bitsin,

Dil ve Genel Kültür

Nefes-i Rahmânî

Varlıkların ilâhî rahmetle ortaya çıkışını anlatan tasavvufî kavram. İbnü’l-Arabî geleneğinde ilâhî isimlerin ve mümkin varlıkların zuhuru “Rahmân’ın nefesi” mecazıyla açıklanır.

Tasavvuf ve Tarikat

Nefesi Keskin

Duası ve okuması tesirli kişiler için kullanılır.

72 / 180