KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Na'leyn
İki nalin. Hak Teala Hz. Musa'ya, “Nalinlerini çıkarıp at; çünkü sen mukaddes bir yerdesin,” (Taha Suresi, 12) diye hitap etmişti. tas. a Rahmet-azap. rıza-Bazap, nimet-mahrumiyet gibi Hakk'ın zıt sıfatları (cik 4). b Kıyasın iki…
→Dil ve Genel KültürNâf-ı hefte
Haftanın ortası. Farsça tamlama, bağlama göre salı veya çarşamba gününü anlatan takvim ifadesi olarak kullanılmıştır.
→Dil ve Genel KültürNâf-ı rûz
Günün ortası; öğle vakti. Farsça nâf “göbek, orta”, rûz “gün” demektir.
→Dil ve Genel KültürNâf-ı şeb
Gecenin ortası; gece yarısı. Farsça şiir dilinde karanlığın en yoğun ânını anlatır.
→Hadis ve SünnetNafaka-i akārib
Yakın akrabaların geçimini sağlamak için ödenen nafaka. Anne-baba, çocuklar ve belirli şartlarda diğer hısımlar arasındaki bakım yükümlülüğünü ifade eder. Yükümlülük yakınlık derecesi, ihtiyaç, ödeme gücü ve mezhep hükümlerine göre değişir. Eş nafakası ile hısım…
→Hadis ve SünnetNâfile ibadet
Farz ve vâcip dışında, Allah’a yakınlık ve sevap amacıyla yapılan ibadet. Nâfile namaz, oruç, sadaka, zikir ve Kur’ân tilâveti bu çerçevede değerlendirilir. Tasavvuf yollarında nâfileler farzların yerine geçirilmez. Önce zorunlu ibadetler ve kul hakları…
→Kur’an ve TefsirNahl-i Tûr
Tûr’daki kutsal ağaç. Hz. Mûsâ’nın ilâhî hitaba mazhar olduğu vadi ve ağaç etrafında oluşan tasavvufî-edebî remizdir. Şiirde tecelli, nur ve doğrudan hitabın sembolü olarak kullanılır. Kur’ân’daki Nahl sûresiyle aynı kavram değildir.
→Nahnu museyyeran
“Biz yürütenleriz” (Revendegan). tas. Kalplerin bir halden diğer makama yürütülmesi. “Zahit yürür, arif uçar.”
→Nakip
Şeyhin yardımcısı olan en kıdemli mürit. Bkz. Nükeba, Allah ki mücid-i cihandır Her türlü nikabtan iyandır M. Naci Nâkus i ar. (95 b) r. Can, 2, tas. a Cem makamı. b Sâlikin tevbe edip…
→Nakşibendî tâcı
Bazı Osmanlı Nakşibendî çevrelerinde dört parçalı, sivri kubbeli ve müjgânlı örnekleri bulunan tâc ailesi. Nakşibendiyye'nin bütün dönem ve coğrafyalarında ortak zorunlu kıyafet değildir.
→Tasavvuf ve TarikatNakşibendiyye
İslâm coğrafyasında, “Kâdiriyye” (bk. bu madde) tarikatinden sonra en yaygın ve en çok mensubu bulunan, Orta Asya’da Kübreviyye ve Yeseviyye yöresinde doğup Arap yarımadası, Mağrib, Sahra Afrikası ve Orta Avrupa’ya kadar uzanan ve Bahâeddin…
→Nâle
İnleme, inilti ve yakarış. Tasavvuf şiirinde ayrılık acısını, Hakk’a yönelen münâcâtı ve ilâhî sevgiliyi arama iştiyakını anlatır. Nâle-i zâr Acı ve özlem içindeki yakarış. Nâle-i zîr Alçak sesle inleme; sevginin derinden gelen ifadesi.
→Nam
1. Isim, ad. 2, ‘as. a San, şöhret, mevki ve güzel isim yapma arzu- | 267 |
→İbadet ve FıkıhNamaz vakitleri
Farz namazların eda edilebildiği zaman dilimleri. Vakit, namazın dışındaki şartlardan biridir; vaktinden önce kılınan farz namaz geçerli olmaz. Sabah Fecr-i sâdığın doğmasından güneşin doğuşuna kadar. Öğle Güneşin tepe noktasını geçmesinden ikindi vaktinin girişine kadar.…
→Kur’an ve TefsirNamus
1, Iffet, ırz; kanun, hüküm. tas. Kullarının uymaları ve uygulamaları için Allah tarafından konulan kanun ve hükümler; şeriat (iFH 94, 95; ct). Ashab-ı nevâmis: Din mensupları. Namus-i ekber Peygamberlere ilahi ve şer'i hükümler getiren…
→Dil ve Genel KültürNâmûs-ı ekber
“En büyük sır taşıyıcısı” anlamında Cebrâil için kullanılan unvan. Vahyi peygamberlere ulaştırma göreviyle ilişkilidir.
→Tasavvuf ve TarikatNâsırıyye
kö “Şâziliyye” (bk. bu madde) nlatarikatinin İbn Nâsır Ebû Abdulm); lah Muhammed ed-Derî (öl. 1085 de) /1674) ye nispet edüen kolu için de) kullanılan ad ve terim. (bk.
→Nasip
Bektaşîlikte talibin yola kabulü ve manevî pay alması anlamında kullanılan terim. İkrar, rehberlik ve meydan erkânıyla ilişkilidir.
→Nasip
Feyz, behre, hisse, ilâhî feyz. Nasip almak El almak, bir şeyhe bağlanmak, ondan feyz almak. Nasip vermek El vermek. El ve feyz almamış kimselere nasipsiz, bi- | behre; el ve feyz alanlara nasipli denir.:…
→Kur’an ve TefsirNasrânî
Hristiyan, Hz. Îsâ’ya mensup kimse. Çoğulu nasârâ dır. Okuma notu Madde, Kur’ân’daki Nasr sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında komşu sûre başlığı metne karışmıştı.
→Tasavvuf ve TarikatNasûhiyye
Halvetiyye’nin Şâbâniyye kolu içinde Mehmed Nasûhî Üsküdârî’ye nispet edilen şube. Üsküdar Doğancılar’daki merkez dergâh çevresinde gelişmiş; zikir, sohbet, seyrüsülûk ve eserleri yoluyla İstanbul ve Anadolu’da etkili olmuştur. Nasûhî’nin halifeleri farklı şehirlerde yeni irşad halkaları…
→Nâsût
İnsanın ve âlemin maddî, beşerî ve görünür yönü için kullanılan terim. Tasavvuf ve özellikle vahdet-i vücûd literatüründe ilâhî ve mânevî yönü anlatan lâhût ile karşılaştırılır. Nâsût ile lâhût iki bağımsız tanrı veya cevher anlamına…
→Kur’an ve TefsirNaşir
Sözlük anlamı, “Yardım etmek, destek vermek, sıkıntıdan kurtarmak.” olan bu söz, Allah’a nispet edildiğinde bu anlamlann bütün incelikleriyle kullanıldığı söz konusudur. Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi iki ayette fiil biçimiyle, on beş ayette de “nasr” biçiminde…
→Dil ve Genel KültürNâvûsiyye
Şi'î mezhebi inancma göre, “isnâ'aşeriyye” (bk. bu madde)nin altıncı ve “İsmâ'iliyye” n (bk. bu madde) kolunun beşinci imamı ve Ca'ferî fıkhının kurucusu olan Ca'fer es-Sâdık (öl. 148 n / 765)m ölümünden sonra ortaya çıkan…
→Naz
b) Sevgisinin, dertli ve mahzun âşığına güç vermesi. 2. Sevgilisinin âşığını kandırması, ona cilve yapması, ( us), bilmezlikten gelmesi, Sevgilisinin âşığını kandırması, ona cilve yapması, ( us), bilmezlikten gelmesi,
→Tasavvuf ve TarikatNazar
Bakmak, bakış. tas. Şeyhlerin ve ermişlerin müritlere ve sülûk ehline bakışı ki, bu bakış ruhlarına tesir ederek onlara yeni bir şekil verir; gönüllerini feyzle doldurur; ruhlarını olgunlaştırır. Bu nazarın eğitimci ve yetiştrici bir özelliği…
→Kur’an ve TefsirNâzi'ât suresi
Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş dokuzuncu, iniş sırasma göre seksen birinci suresi olup “Nebe' suresi” nden sonra ve “İnfitâr suresi” nden önce suresi olup Mekke döneminde nazil olmuş ve kırk altı âyetten meydana gelmektedir. Adını ük…
→Tasavvuf ve TarikatNazzâmiyye
Mu‘tezile kelâmcısı İbrâhim en-Nazzâm’ın görüşlerini benimseyenlere verilen ad. Nazzâm’ın tabiat, hareket, bilgi ve Kur’ân’ın i‘câzı hakkındaki görüşleri Basra Mu‘tezilesi içinde özgün bir çizgi oluşturmuştur. Nazzâmiyye bağımsız bir tasavvuf tarikatı değildir.
→Hadis ve SünnetNeccâriyye
İslâmî bilimler alanmda 9. yüzyılda Hüseyin b. Muhammed en- Neccâr (öl. 230 / 845) tarafından kurulan ve ilkeleri tespit edilen kelâm ekolü için kullanılan ad ve terim. Kurucusunun admdan dolayı “Hüseyniyye (II) ” (bk.…
→Kur’an ve TefsirNeceş
Satın alma niyeti olmadığı hâlde müşteri kızıştırmak için mala yüksek fiyat vermek. Neceş piyasayı yanıltan ve gerçek alıcıyı zarara uğratan hileli artırmadır. Satıcının düzenlemesi veya tarafların anlaşması durumunda günah ve hukukî sorumluluk ağırlaşır.
→Kur’an ve TefsirNecis
Dinî bakımdan pis sayılan şey. Namazın geçerliliği bakımından beden, elbise ve ibadet yerinin necasetten temizlenmesi gerekir. Necasetin türleri, miktarı ve giderilme yollarında mezhepler arasında ayrıntı farklılıkları vardır.
→Dil ve Genel KültürNefes-i Rahmânî
Varlıkların ilâhî rahmetle ortaya çıkışını anlatan tasavvufî kavram. İbnü’l-Arabî geleneğinde ilâhî isimlerin ve mümkin varlıkların zuhuru “Rahmân’ın nefesi” mecazıyla açıklanır.
→Nefh
Üfleme. tas. a Allah'ın Hz, Âdem'e, kendi ruhundan üflemesi; Rahmani nefes. Dört çeşit üfleme vardır: Birinci üflemede beden hayat bulur, ikincisinde kötü huylar ölür, üçüncüsünde iyi huylar dirilir, dördüncüsünde ruh bedenden ayrılıp kutsiler âlemine…
→İnanç ve KelâmNefha
ç. Nefahat Üfleme, üflenen, ruh. Can ol ki nefahât dedi Kur’ân'da ona Hak Ol nefha-i rahmâniyedir bu sırr-ı mutlak Ol nefha imiş diri eden cümle cihânı Ol nefha imiş zinet eden bağ-ı cinânı Niyazi…
→Tasavvuf ve TarikatNefs-i Kâmile
Etvâr-ı Seb‘a tasnifinde nefsin yedi ana mertebesinin sonuncusu için kullanılan addır. Terbiye edilmiş nefsin istikrar, kulluk ve güzel ahlâk bakımından olgunlaşmasını ifade eder. Bu ad kişiye yanılmazlık veya mutlak kemal atfetmez. Tasavvuf metinlerinde seyrüsülûkun…
→Dil ve Genel KültürNefsü’l-emr
Bir şeyin zihinden ve söylemden bağımsız gerçek durumu; işin hakikati. Mantık, kelâm ve felsefede hükmün dış gerçekliğe uygunluğunu anlatır.
→Nefy
Bkz. Mahy, Ispat. Nehb-i nisar Saçılanı yağmalama. tas. Süfiler düğünlerde yağmalansın diye saçılan meyva ve çerezleri, fazla tamah göstermeden yağmalarlar (sa 1).
→Nefy ü isbât virdi
Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidiyle yapılan; olumsuzlama ve yalnız Allah'ı tasdik anlamlarını birleştiren zikir uygulaması.
→Nehrî Kolu
Seyyid Tâhâ Hakkârî'nin Şemdinli-Nehrî merkezinde şekillendirdiği, Nakşibendî-Hâlidî geleneğe bağlı bölgesel şube.
→Kur’an ve TefsirNemâ
Artma, gelişme ve görünür hâle gelme. Tasavvufî kullanımda ilâhî inayete erişerek mânen gelişmek ve izzet bulmak anlamına gelir.
→Kur’an ve TefsirNemîme
İnsanların arasını bozmak amacıyla birinin sözünü diğerine taşıma; kovuculuk. İslâm ahlâkında güveni zedeleyen ve toplumsal barışı bozan ağır bir kusur sayılır. Tasavvuf terbiyesi dilin korunmasını, başkasının ayıbını yaymamayı ve sözün doğuracağı sonucu gözetmeyi nefis…
→Nergis
UF )1. Bir süs bitkisi. 2. tas. Ilmin neticesi ki, amelde daha fazla neşe ve ferahlık şeklinde ortaya çıkar. Nesepi.ar. Soy. tas. Müridin kendisini manevi olarak şeyhinin soyundan bilmesi ve onun evladı sayması; şeyhin…
→Nese
1, Sevinme, keyiflenme, sevinç, keyif, (setaret, şuttarlık) hafif sarhoşluk, yetişme, meydana gelme. 2. tas, Manevi hazları ve ruhi zevkleri yaşamak-
→Nesim
Meltem, latif ve hoş bir şekilde esen rüzgâr. tas. İlahi inayet yönünden esen rüzgâr, ilâhî cemalin tecelli etmesi, kesintisiz rahmet, rahmani ne- fes,
→Dil ve Genel KültürNestûrî
Nestorius’a nispet edilen Doğu Hristiyanlığı geleneğine mensup kişi veya bu gelenekle ilgili olan. “Nestûrî” adı tarih boyunca dışarıdan verilmiş ve farklı topluluklar için değişik kapsamlarla kullanılmıştır. Günümüzde Doğu Asur Kilisesi ve ilişkili tarihî kiliseler…
→Neşv
Terakki, ilerleme. Neşv u nemâ Gelişme-serpilme, büyüme artma. tas. Manevi geliş-
→Neval
veya Nevâle Nasip, hediye, bahşiş. tas. a Hakk'ın kendisine yakın bulunan kullarına ihsan ettiği rıza hil'atları. b İlâhî hil'at ( KI; İFM).
→Nevbe
, bazı Rifâî, Kādirî, Bedevî ve Sa‘dî tekke çevrelerinde mukabele, hilâfet merasimi, kandil ve bayramlarda vurmalı sazların topluca icra edilmesine ve bu icrada kullanılan deri gerili özel ritim sazına verilen addır. Nevbe çıkarmak Kudüm,…
→Dil ve Genel KültürNevhager
Ölünün ardından ağıt söyleyen veya yas mersiyesi okuyan kimse. Taşkın matem davranışlarıyla edebî mersiye geleneği bağlamdan ayrılmalıdır.
→Nevm
Hab, uyku. tas. Tasavvufta az uyumak (hillet-i menâm, taklil-i menam) esastır. Uyku ile geçen zaman boşa gider. Zira uyku ölümün kardeşidir. “Insanlar uyuyorlar, ölünce uyanırlar,” hadisi bu düşünceyi ifade eder. Eğerçi uykuya Hak dedi:…
→Nevruz
Yeni gün; baharın ve eski takvimde yılın başlangıcı. Tasavvuf şiirinde diriliş, yenilenme ve tabiatta görünen cemâl tecellisinin sembolüdür. Bazı remiz sözlüklerinde çokluğun açıldığı tefrika âlemiyle ilişkilendirilir.
→Ney
Kamıştan yapılan nefesli saz. Tasavvuf ve özellikle Mevlevîlikte insan ruhunun aslî vatanından ayrılışını, ilâhî nefesle ses bulmasını ve mürşidin irşadını anlatan güçlü bir semboldür. Ayrılık Kamışlıktan kesilen ney, ruhun mânevî vatanından ayrılıp dünyaya gelişini…
→Nida
Davet, çağrı, seslenme, avaz. tas. Hakk'ın kullarına nidası | iki çeşittir: alamet nidası avam için olup korkutma ve uyarma niteliğindedir; keramet nidası havas için olup müjdeleme ve şereflendirme niteliğindedir (sr). Münadiler nidâ eyler gel…
→Nigâh dâşt
Kalbi dağıtan düşüncelere karşı iç dikkati muhafaza etmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
→Kur’an ve TefsirNikâh
1, Birleşme, çiftleşme, evlenme, 2. tas. Sevgiyle yöneliş (teveccüh- i hubbi) (x1). Filozoflara göre âbâ-i ulviye ile ummehat-1 süfliye'nin izdivaç etmesin- den madde âlemi (mevdlid-i selâse) meydana gelmiştir. Ibn Arabi'ye göre bütün zerrelere sirayet…
→Nim-mesti
Yarı sarhoş. tas. İstiğrak halinden kendine gelme veya istiğraka yüz tutma. Niyaz ayini
→Nispet
Bag, ilgi. tas. İtiraf, sâlikin bağlı olduğu hal ki, o bu hal ile tanınır. Nispet iki türlüdür: Hak nispeti ve halk nispeti. Halk kaybolunca Hak, Hak kaybolunca halk ortaya çıkar. Halk için yapılan halka,…
→Nişan
Bkz. Bi-nişan. Hakikat ehlinin olmaz nişâni N. Misti
→Nişesten
Oturmak. Tasavvufî metinlerde kalbin sükûnete ermesi ve yerleşmesi anlamındaki sekînet için Farsça bir karşılık olarak kullanılır.
→Niyâbet
Vekâlet, hilafet. tas. a Hakk'ın nâibi, Hakk'ın halifesi. b Hakk'ın, kulun naibi olması. Kulun Hakk'ı nâip kılması (sm). Bkz. Hilafet.
→Dil ve Genel KültürNiyâha
Ölünün ardından yüksek sesle ağlama, ağıt yakma ve matem sözleri söyleme. Fıkıh kaynaklarında câhiliye âdetlerini sürdüren taşkın yas davranışları bağlamında ele alınır; sessizce üzülmek ve gözyaşı dökmekle aynı hükümde değerlendirilmez.
→Tasavvuf ve TarikatNiyaz
Dua, yalvatma, tevazu gösterme, selam, himmet, baş kesmek. Ehl-i niyaz. Unf ile halkı kapından sürme Kimseye dâmen u dest öptürme Nâbi Niyaz ayini — Niyaz mukabelesi Mevlevilikte semâ ayini bittikten sonra semâ etkisinde kalan…
→Tarih, Kurum ve ŞahsiyetNiyaz âyini
Mevlevî mukabelesinin uzatılmasını isteyen bir devlet büyüğü veya saygın kişinin gönderdiği hediye ve talep üzerine icra edilen ilâve âyin. Hediye, âyinin bedeli olarak değil dergâha niyaz ve ikram olarak değerlendirilir. Uygulamanın biçimi dönem ve…
→Tasavvuf ve TarikatNiyet
Amelin evveli, başlangıcı. Tasavvufa samimi ve sağlıklı bir niyetle yönelmek esastır; zira sonuç başlangıca göre olur. Başlamak başarmaktır. Sağlam ve sağlıklı niyet, hevâ ve hevesin çekiciliğinden arındırılmış, nefsin süfli arzularından temizlenmiş niyettir. “Allah'ın kuluna…
→Tasavvuf ve TarikatNizâriyye
[Ar “İsmâ'iliyye” (bk. bu madde mezhebinin iki kolundan bi olan ve günümüze kadar varl ğını sürdüren tarikatın ve ce maatin adı ve de bunun için ku lanılan terim. Nûh suresi a. ^) [ Ar.‘‘Sûretü’n-Nûh”…
→Nokta
Nûru'l-Arabî'nin metin ve şerhlerinde çokluk ile birlik, insan hakikati ve bilginin kaynağı gibi konuları açıklamak için kullanılan yoğun sembol.
→Nokta
1, Hakiki birlik, tüm çokluğun ash, 2. Noktanın hareket ettirilmesinden hat (çizgi) meydana gelir. Hat ikinci taayyüne işaret eder, 3. Zatın tecellisi. Ucunda ateş bulunan bir çubuk, hızlı bir şekilde düz olarak hareket ettirilirse,…
→Kur’an ve TefsirNun
N harfi, tas. a Kün (ol) emrindeki ikinci harf, b Özet bilgi (ilm-i icmâli). Hazret-i ahadiyetteki özet bilgiye nun, hazret-i tafsile kalem denir. Hokkadaki mürekkep özet bilgiyi, kalem ise ona göre daha ayrıntılı olan…
→Tasavvuf ve TarikatNûr
Işık ve aydınlık. Allah’ın güzel isimlerinden biri olarak varlığı açığa çıkaran ve idraki mümkün kılan ilâhî aydınlığı ifade eder. Tasavvufî kullanım Nûr; iman, bilgi, keşif, kalp aydınlığı ve ilâhî tecelli için temel bir semboldür.…
→Dil ve Genel KültürNusayrîlik
Ali’nin hizmetçi Nusayr veya Lazkiye bölgesin deki Nusayriye dağlarma nisp 545 nücebâ a edilerek ortaya çıkan ve Hz. Al Ali’ye ilâhlık isnat eden batmî k bir fırkanın adı ve bunu ifade eden terim. Bu…
→Tasavvuf ve TarikatNübüvvet
Peygamberlik. tas. Allah'tan gelen tebliğ, Hak'tan inen haber, meleğin getirdiği ilâhî bilgi. Umumi nübüvvet: Bu nübüvvet kesintisizdir. Fakat bu nübüvvette teşri (yeni hükümler getirilmesi ve kanunlar konulması) söz konusu olamaz. Buna nübüvvet-i bâtına, nübüvvet-i…
→Dil ve Genel KültürNüfûs-ı nâtıka
Akıl ve düşünme yetisine sahip nefisler. Klasik felsefede insan ruhlarını; bazı kozmoloji metinlerinde ayrık akıllarla ilişkili ruhânî varlıkları anlatabilir.
→