Ara
Menü
ذ

Nakşibendiyye

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

İslâm coğrafyasında, “Kâdiriyye” (bk. bu madde) tarikatinden sonra en yaygın ve en çok mensubu bulunan, Orta Asya’da Kübreviyye ve Yeseviyye yöresinde doğup Arap yarımadası, Mağrib, Sahra Afrikası ve Orta Avrupa’ya kadar uzanan ve Bahâeddin Nakşibendî (öl. 791 / 1389) ye nibpet edilen tarikatın adı ve bu tarikat için kullanılan terim.

Bizde, “Nakşibendîlik” adıyla yaygın olarak bilinen bu tarikat, yüzyıllar boyu varlığını sürdürmüş, son yüzyılda Hicaz’daki tarikat aleyhindeki faaliyetlerin artması, Türkiye’de tekke ve zaviyelerin kapatılması, Sovyetler Birliği döneminde n ateist faaliyetlerin yaygınlaşması sebebiyle büyük ölçüde baskı altına almmış olmakla beraber günümüze kadar varlığını sürdüregelmiştir. Kaynaklarda, üç koldan Hz. Peygamber’e kadar ulaştığı zikredilen bu tarikatın özünde, dinî akidelere uyarak zahirî, tarikat ile batınî temizliği sağlamak, hakikat ile Allah’a ulaşmak ve Kur’ân ile sünnete bağh kahnarak da haramdan, kötü alışkanlıklardan kurtulmak, töbe, istiğfar, zikir, tefekkür ve nafile namazlar ile meşgul olmak yatmaktadır.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Evliyânın büyüklerinden Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Allahü teâlânın sevgisini kalblere nekşettiği için Behâeddîn-i Buhârî hazretlerine Nakşibend lakabı verilmiştir. Bu yolda olanlara Nakşibendî denilirdi.

Nakşibendiyye yolunun kurucusu olan Şâh-ı Nakşibend Muhammed Behâeddîn-i Buhârî hazretleri 1318 (H.718)'de Buhârâ yakınındaki Kasr-ı Ârifân kasabasında doğdu. 1389 (H.791)da aynı yerde vefât etti. Kabri oradadır. (Selâhüddîn ibni Mübârek el-Buhârî)

Sessiz zikr (zikr-i hafî) yapan tarîkatlar, hazret-i Ebû Bekr'den gelmiş olup, yol gösterici rehberlerinin adına göre; Tayfûriyye, Yeseviyye, Medâriyye, hakîkî olan Bektâşiyye,Nakşibendiyye, Ahrâriyye, Ahmediyye-i Müceddidiyye ve Hâlidiyye gibi isimler almışlardır. (Abdullah-ı Dehlevî)

Nakşibendiyye yolunun kurucusu olan Şâh-ı Nakşibend Muhammed Behâeddîn-i Buhârî hazretleri buyurdu ki: Bizim yolumuz, Allahü teâlânın gösterdiği kurtuluş yoludur. Çünkü bu yol, sünnete uymak ve Eshâb-ı kirâma tâbi olmaktır. Bu sebeble bizim yolumuzda az zamanda çok kazanç elde edilir. Fakat sünnete uymak ve riâyet etmek sabır ve tahammül ister. Biz bizim yolumuza girenleri istersek cezbe (çekme) ile, dilersek bir başka usûlle terbiye ederiz. Çünkü rehber olan âlim, bir tabîbe (doktora) benzer. Hastanın hastalığını, derdini tesbit eder ve ona göre ilâç verir. Bizim yolumuzda yalnız kalmak değil, sohbet esastır. Biz sonda ele geçecek şeyleri başa yerleştirdik. (Behâeddîn-i Buhârî)

Nakşibendiyye yolunun büyükleri ile berâber olanda, huzûr ve cem'iyyet (topluluk) ve dünyâya şuursuzluk (ilgisizlik) ve Allahü teâlânın cezbeleri hâsıl olur. Kalbine, rûhuna birçok şeyler ihsân edilir. (İmâm-ı Rabbânî)

Sözlüğe dön