Ara
Menü
ذ

Nasib Almak

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-10469
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde deyimlendirilir. Birine, hangi tasavvuf okuluna mensup olduğunu sormak üzere, “kimden nasiblisin?” veya “nasibin kimden” sorusu sorulur. Bektaşîler nasib almayı, “musâhib kavline girmek” şeklinde ifâde ederler. Bektaşîlikte tarikata giriş töreninde, cem âyini uygulanırdı. Bunun için Meydanda hazırlık yapılır, öteki âyinlerden farklı olarak, yeni aday için bir çıra daha yakılırdı. Ayrıca delili ve şem’ası da hazırlanırdı. Meydan taşının üzerine bir maşraba bal şerbeti veya şeker şerbeti konurdu. Vakit gelince, Baba, Meydan kapısından girer, niyaz taşının yanında yere diz çöker, niyazda bulunurdu. Sonra kalkar, Meydandaki makamları îmâ ve niyaz eder, sonra arzu ettiği herhangi bir makam veya posta otururdu. (Bu tören biraz detaylıdır)Törenin sonunda istekli, tarikata girmiş olurdu. Bezm-i gamda dostum ben bende sanma naşıyam,Mihnet ü derd ü belânın ben de bir yoldaşıyım.Hayreti</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12491
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde deyimlendirilir. Birine, hangi tasavvuf okuluna mensup olduğunu sormak üzere, “kimden nasiblisin?” veya “nasibin kimden” sorusu sorulur. Bektaşîler nasib almayı, “musâhib kavline girmek” şeklinde ifâde ederler. Bektaşîlikte tarikata giriş töreninde, cem âyini uygulanırdı. Bunun için Meydanda hazırlık yapılır, öteki âyinlerden farklı olarak, yeni aday için bir çıra daha yakılırdı. Ayrıca delili ve şem’ası da hazırlanırdı. Meydan taşının üzerine bir maşraba bal şerbeti veya şeker şerbeti konurdu. Vakit gelince, Baba, Meydan kapısından girer, niyaz taşının yanında yere diz çöker, niyazda bulunurdu. Sonra kalkar, Meydandaki makamları îmâ ve niyaz eder, sonra arzu ettiği herhangi bir makam veya posta otururdu. (Bu tören biraz detaylıdır)Törenin sonunda istekli, tarikata girmiş olurdu. Bezm-i gamda dostum ben bende sanma naşıyam,Mihnet ü derd ü belânın ben de bir yoldaşıyım.Hayreti</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde deyimlendirilir. Birine, hangi tasavvuf okuluna mensup olduğunu sormak üzere, “kimden nasiblisin?” veya “nasibin kimden” sorusu sorulur. Bektaşîler nasib almayı, “musâhib kavline girmek” şeklinde ifâde ederler. Bektaşîlikte tarikata giriş töreninde, cem âyini uygulanırdı. Bunun için Meydanda hazırlık yapılır, öteki âyinlerden farklı olarak, yeni aday için bir çıra daha yakılırdı. Ayrıca delili ve şem’ası da hazırlanırdı. Meydan taşının üzerine bir maşraba bal şerbeti veya şeker şerbeti konurdu. Vakit gelince, Baba, Meydan kapısından girer, niyaz taşının yanında yere diz çöker, niyazda bulunurdu. Sonra kalkar, Meydandaki makamları îmâ ve niyaz eder, sonra arzu ettiği herhangi bir makam veya posta otururdu. (Bu tören biraz detaylıdır)Törenin sonunda istekli, tarikata girmiş olurdu. Bezm-i gamda dostum ben bende sanma naşıyam,Mihnet ü derd ü belânın ben de bir yoldaşıyım.Hayreti

Sözlüğe dön ←