KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Gaben
Aldatma, aldanma, alıcı ve satıcıdan birinin diğerini aldatması.
→İbadet ve FıkıhGaben-İ Fâhiş
Piyasadaki en yüksek satılandan altın ve gümüşte % 2,5 ve daha fazlasına, urûzda yâni ölçülüp tartılan ve taşınabilen mallarda % 5, hayvan için % 10, binâ için % 20'den, ibâdet konularında lâzım olan şeylerde…
→İbadet ve FıkıhGadab (gazab)
1. Hiddet, öfke, kızgınlık. Gadab, şeytanın vesvesesinden hâsıl olur. Şeytan, ateşten yaratılmıştır. Ateş, su ile söndürülür. Gadaba gelince, abdest alınız. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Bir kimse, Allahü teâlânın rızâsı için gadabını giderirse, Allah da, ondan azâbını…
→İbadet ve FıkıhGadîr-İ Hum Hadîsi
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye giden yol üzerindeki Gadîr-i Hum denilen vâdide buyurduğu hadîs-i şerîf. Peygamber efendimiz Hudeybiye andlaşması veya Vedâ haccı dönüşünde Eshâb-ı kirâmla ( arkadaşlarıyla ) birlikte…
→Kur’an ve TefsirGadr
1. Verdiği sözde durmamak. Gadr eden kimse, kıyâmet günü kötü bir şekilde cezâsını görecektir. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Dört şey münâfıklık ( müslümanları aldatmak için müslüman görünmek ) alâmetidir ( işâretidir ): Emânet olunana hıyânet etmek…
→Kur’an ve TefsirGaffâr
ve s. [Ar.] Kullann suç ve günahlarını bağışlayan Allah (Allah'ın sıfatlarından). Kur’ân-ı Kerîm’de en açık olarak “Bilin ki O azîzdir, gaffardır.”; “O gajfârdır.” ayetlerinde geçmektedir.
→İbadet ve FıkıhGaffâr (el-Gaffâr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Günah, kusur ve kabahatları çok bağışlayan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Şüphe yok ki ben, tövbe eden, îmân edip sâlih ( iyi ) amel işleyen, sonra…
→Kur’an ve TefsirGafûr
Sözlük anlamı, “Örtmek, gizlemek.” olan bu söz, bağışlayıcı, yarhgayan, merhamet eden sıfatlarıyla “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dandır. Bu terim, türevleriyle birlikte Kur’ân-ı Kerîm’de 230 yerde geçmektedir. Bununla birlikte Allah’ın “gafur” vasfı doksan bir ayette doğrudan…
→Kur’an ve TefsirGafûr (el-Gafûr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kulların günâh, ayıb ve hatâlarını pek çok örtüp, bağışlayan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Bir kimse, zulüm ( günâh ) işleyip, sonra tövbe eder, sâlih (…
→Galebat
Galebe halleri; sâlikin muradına ulaşmak için şiddetli bir arzu duyması, Öyle ki maksadına erdireceğini sansa, denize dalma veya ateşe girme hususunda bile hiç dereddüt etmez. “Allah işinde galiptir” (Yünus Suresi, 21). Haline mağlup ve…
→Tasavvuf ve TarikatGalebe
Yenmek, üstün gelmek. tas. Sâliki tesiri ve hâkimiyeti altına alan bir hal olup, sâlik bu hal içinde bulunduğu sürece sebebi düşünemez, edebe uyamaz, karşılaştığı şeyleri birbirinden ayırt edemez; bazen caiz olmayan şeyler de yapar.…
→Dil ve Genel KültürGâliyye
Özellikle Şiâ taraftarları ve bunlar içinde aşırı fikirler taşıyan gruplar için kullanılan ve İslâm toplumu tarafindan hoşgörü ile karşılanmayan kesim. Bu gruplar arasında, Hz. Ali’nin ulûhiyyetini benimseyen ve savunan “Sebe'iyye” (bk. bu madde), Muhammed…
→Gam
Elem, ısdırap, üzüntü. tas. a Sevgiliyi dikkat ve özenle ararken karşılaşılan engeller. Sevenin sevgilisi uğruna seve seve katlandığı zorluklar ve sıkıntılar. Her kanda kim âlem içre gam var Kıl gönlümü ol gama giriftar Sal…
→Gam-gede
Gam ve üzüntü yeri. Tasavvuf şiirinde gönül için kullanılan Farsça bir mecazdır. Gönlün ayrılık, hasret ve ilâhî aşk acısıyla dolu oluşunu; bazı sembolik tasniflerde ise gizlilik makamını ifade eder.
→Kur’an ve TefsirGamârâ
Yahûdîlerin Tevrât'tan sonra mukaddes kitab saydıklarıTalmûd'un kısımlarından biri. Talmûd; Mişnâ ve Gamârâ olmak üzere iki kısımdır. Yahûdî inanışına göre, Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma Tûr dağında Tevrât kitabını (yazılı emirleri) verdiği gibi, bâzı ilimleri yâni…
→Tasavvuf ve TarikatGammâsiyye
Zekeriyye Yahya el-Gammâsî tarafından kurulan bir tasavvuf okulu. Dokuzuncu yüzyılda kurulmuştur. Hamîriyye’nin koludur.
→Dil ve Genel KültürGamûs Yemîni
Geçmişteki bir hâdise için, bile bile yalan söyleyerek, yemîn etmek. (Bkz. Yemin) Gamûs, günâha ve Cehennem'e sokucu yemindir. Büyük günâhtır. Pişmân olunca tövbe istigfâr edilir. Keffâret verilmez. (İbn-i Âbidîn)
→Gamz-ı ayneyn
İki gözü kapatma, gözleri yumma. tas, Hz. Peygamber Hz. Ali'ye zikir telkin ederken gözlerini yummasını emretmişti (AM 45). Nakşbendiye şeyhleri de mürit adayına zikir telkin ederken gözlerini yumdu- rurlar.
→Gamze
a Güzel gözde, özellikle gözün kuyruğunda görülen insanı mest eden hareket; yan bakış, göz süzme. b Çene ve yanaktaki hafif çukur. tas, Idrak edilen işaretler (115). Gamzen cefâsı âşıka ayn-vefâ gelir Bimâre iltifatı tabibin…
→Kur’an ve TefsirGani
Zengin. Allah'ın isimlerinden birisidir. tas. Gönlü gani, gönül
→İbadet ve FıkıhGanî (el-Ganî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hiçbir zamanda, hiçbir mekânda, hiçbir hâlde, hiçbir şeye muhtâc olmayan. Allahü teâlâya, hiçbir şekilde başkasına muhtaç olmayan mânâsına Ganiy-yi mutlak da denir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu…
→Dil ve Genel KültürGaraz
1. Kin, içinden düşmanlık yapmak. 2. Gâye, maksad, arzu, dilek, istek. Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı Garazım yok, reh-i ışkında fenâdan gayrı (Fuzûlî) (Ey sevgili! senin bulunduğun yerde, benim belâdan başka bir kazancım…
→Dil ve Genel KültürGarer
Tehlike, zarar. Sonu belli olmayan şüphe ihtimâli olan satış. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem garer bulunan satışı, yasak etmiştir. Bu sebeble yakalanmadan önce, balığı, havadaki kuşu, kaçıp, kayıp olan hayvanı satmak bâtıldır. Hattâ sonra…
→Gâret
Yağma ve yağmalama. Tasavvuf şiirinde ilâhî cezbenin sâlikin alışılmış iradesini, düzenini ve benlik dayanaklarını bir anda ortadan kaldırmasını anlatan mecazdır. Kangı puttur bilmezem îmânımı gâret kılan Sende îmân yok ki sen aldın diyem îmânımı
→Tasavvuf ve TarikatGaribiyye
Kurucusu Hindistan’lı Şeyh Muhammed Garibullah olup, Kadiriyye tasavvuf okulunun bir şubesidir.
→Tasavvuf ve TarikatGaribler Semaî
Mevlevi tabiri. İhya gecelerinde, yapılan mukabeleden sonra, yaşanan ruhî hazza, vecde doyamamış, manevî tatmine tam erememiş dervişler, herkes sema-hâneden çıktıktan ve ışıkları söndürdükten sonra, hırkasıyla on sekiz çark atarak semâ ederler. Bu semâ, sadece…
→Gark
Batma. tas. Fark makamından geçip cem mertebesinde müstağrak olmak. Sâlikin vahdet deryasında batması. Üç derecesi vardır: ilmin halde batması, işaretin keşfte mahvolması, tecellilerin cem halinde yok olması. Gark-ı deryayım gerçi kateyim Hemeği şemsim gerçi…
→İbadet ve FıkıhGasb
Başkasının malını izinsiz (rızâsı olmaksızın) zorla elinden almak. Malı alana gâsıb, alınan mala mağsûb denir. Gasb, haram olduğu gibi, gasbedilen malı; hediye, sadaka, ücret olarak almak, kirâ ile kullanmak da haramdır. (Abdülganî Nablüsî) Bir…
→İbadet ve FıkıhGasîl-Ül Melâike
Melekler tarafından yıkanan; Eshâb-ı kirâmdan Uhud harbinde şehîd olan ve cenâzesini meleklerin yıkadığı Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretleri. (Âdem aleyhisselâmı da melekler yıkamıştır.) Hanzala'ya Gasîl-ül melâike lakabı verilme hâdisesi şöyle olmuştur:…
→İbadet ve FıkıhGasl
Yıkamak, yıkanmak. Ölünün cenâze namazı kılınmadan ve kefenlenmeden önce teneşir tahtası üzerinde, ayakları kıbleye gelecek şekilde sırt üstü yatırıp, göbeğinden dizlerine kadar bir örtü ile kapatılarak yıkanması. Âdem aleyhisselâm vefât edince, melekler Cennet'ten hanût…
→Kur’an ve TefsirGâşiye
Her yanı kaplayan, kuşatan büyük olay. Kur’ânî kullanımda kıyamet ve onun dehşeti için kullanılan adlardan biridir. Yevmü’l-âhir maddesine de bakınız.
→Kur’an ve TefsirGâşiye Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin seksen sekizinci sûresi. Gâşiye sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Yirmi altı âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen Gâşiye kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede kıyâmet ve âhirete âit haberler bildirilmektedir. (İbn-i Abbâs-Taberî) Allahü…
→Tasavvuf ve TarikatGaşyet
Arapça, kendinden geçmeyi ifâde eden bir kelimedir. Üzerine gelen vârid (hâl) sebebiyle, kulun kalbinin gaybet bulması, gayb tefekküründe boğulması, dışarıda vuku bulan olaylardan, tam anlamıyla habersiz hâle gelmesi. Bu, kulun beden azalarında da kendini…
→Dil ve Genel KültürGavs
Yardım eden. Evliyâ arasında kullara yardımla vazîfelendirilen velî zât. Muhyiddîn-i Arabî'ye göre gavs, medâr kutbudur. İmâm-ı Rabbânî hazretlerine göre ise, medâr kutbundan ayrı ve daha yüksek olup, ona yardım edicidir. Bu sebeble, medâr kutbu…
→Dil ve Genel KültürGavs-I A'zam
Büyük gavs (yardımcı). Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin lakabı.
→Tasavvuf ve TarikatGavs-Üs-Sakaleyn
İnsanlara ve cinlere yardım eden büyük velî Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin lakabı. Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, tasavvufta Gavs derecesine ulaşmıştır. İnsanlara ve cinlere yardım etmesi ve imdatlarına yetişmesi sebebiyle Gavs-üs-sakaleyn ve Gavs-ül-a'zam lakablarıyla meşhûr olmuştur. (Şâh-ı…
→Dil ve Genel KültürGavur
Müslüman olmayan, îmânsız. (Bkz. Kâfir)
→Kur’an ve TefsirGayb
Görünmeyen, örtülü, gizli. tas. a Duyu organları ve akılla bilinmeyen, görülmeyen varlıklar ve bunların bulundukları âleme gayb âlemi, veya
→Tasavvuf ve TarikatGayb Erenleri
Bilinmeyen veliler. Her asırda mevcut ve sayıları ondan ibaret olan Allah adamları(evliyâ] hakkında kullanılan bir tâbirdir. Tasavvuf kaynaklarından birinde, bunun açıklaması şu şekilde yapılır: “Sıfat-ı gâlibeleri, huşu ve huzû-i Rabbani ve kendileri mağlûb-i tecellâ-yı…
→Tasavvuf ve TarikatGayb-I Hüviyyet Ve Gayb-I Mutlak
Arapça, mutlak bilinmez veya gayb. İllet-i teayyün bakımından bu gayb, Allah’ın zatından ibarettir.
→Gayb-ı muzaf
Bkz. Avalim-i hamse. Gaybu'l-hüviyyet-Gaybu'l-mutlak Belirsiz (â-taayyün) olması itibariyle Hakk'ın zatı, zat-ı kibriya.
→Gaybet
Kendini kaybetme, kendinden geçme. tas. Hak'tan gelen feyz ve tecellinin çokluğu ve kuvveti sebebiyle sâlikin çevresinin ve bizzat kendisinin ne yaptığını fark edemeyecek şekilde kendini kaybetmesi. Halktan ve nefsinden gâib olan Hak'la hazır olur,…
→Tasavvuf ve TarikatGayn
Örtmek, bürümek. tas. Pas, paslanmak, kalbin hafifçe paslanması, Paslı kalpte iman bulunur; ince bir perde olan bu pas tecelli nuru ve tasfiyeyle ortadan kalkar. Onun için Hz. Peygamber “Kalbimi bazen ince bir perde bürür,”…
→Tasavvuf ve TarikatGayn (cai)
Arapça. Susamak, içi bulanıp kusayazmak, hava bulutla kaplanmak, yağmurlanmak, (meçhul olarak) kalbi şehvet kaplamak. Tasavvufî bir terim olarak bu kelime, lügat mânâsına uygunluk arzeder. Kalbin günahla veya dünyevî meşguliyetle, Allah’tan perdelenmesi gibi mânâlar ifâde…
→Hadis ve SünnetGayr-I Müekked Sünnet
Müekked olmayan sünnet. Resûlullah efendimizin bâzan yapıp, bâzan yapmadığı ibâdet ve tâatler. (Bkz. Sünnet)
→Gayret
Kiskanma. tas. a Bir kimsenin, kendisine mahsus olan bir şeye başkasının ortak olmasından veya ortak olmayı istemesinden hoşlanmaması ve rahatsız olması (cr). b Sevenin sevgilisini kıskanması. Kıskanma (gayret) sevgi alameti ve nişanesidir. Allah gayürdur,…
→İbadet ve FıkıhGayret-İ İlâhiyye
Allahü teâlânın kullarından beğenmediği hallerin ayrılmasını istemesi, böyle şeylere rızâ göstermemesi. Önceki ümmetlerde kibir sâhibi birisi, eteklerini yerde sürüyerek yürürdü. Gayret-i ilâhiyyeye dokunarak, yer bunu yuttu. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Yûsuf aleyhisselâmın şerbetçiye; "Sultanın yanında benim…
→Tasavvuf ve TarikatGaysiyye
Ebu’l-Kays Said b. Süleyman b. Cemil tarafından Yemen’de kurulmuş, Kadiriyye’nin kolu bir tasavvuf okulu.
→İnanç ve KelâmGayûr
Gayreti çok olan. Kötülük ve çirkinlikleri şiddetle reddeden. (Bkz. Gayret) Resûlullah efendimiz bir defâsında Ensâra ( Medîneli müslümanlara ) buyurdu ki: "Reîsinizin sözünü işitiniz!O çok gayûrdur. Ben ondan daha çok gayûrum. Allahü teâlâ, benden…
→Dil ve Genel KültürGazâ
İnsanların İslâmiyet'i işitmeleri, müslüman olmakla şereflenmeleri yâhut müslümanların dînine, vatanına ve nâmusuna tecâvüz eden düşmanı kovmaları için yapılan muhârebe. Kim evinde oturduğu hâlde Allah yolunda mal infak ederse, ( harcarsa ), onun her dirheminin…
→İnanç ve KelâmGazâ Ordusu
Allahü teâlânın rızâsı için O'nun dînini yaymak, din, nâmus ve vatanı korumak için düşmanla savaşan müslüman askerler. Gazâ ordusu, duâ ordusuna muhtaçtır. (İmâm-ı Rabbânî)
→Dil ve Genel KültürGazab
Hiddet, öfke, kızgınlık. (Bkz. Gadab)
→Gazal ra'na
3)! 58) Güzel ceylan. tas. Ezeli sevgili (sr).
→Tasavvuf ve TarikatGazâl-I Rânâ
Farsça, güzel ceylan demektir. Ezelî sevgili.
→Dil ve Genel KültürGazavât
Gazâ kelimesinin çoğulu. (Bkz. Gazâ)
→Tasavvuf ve TarikatGaziyye
Reşidiyye-i Şâziliyye ‘nin kollarından bir tasavvuf okulunun adıdır. Kurucusu Şeydi Ebü’l- Kâsimü’l-Gazi es-Sicilmâsî (ö. 1573)’dir. Kurucusu olan Kasım’a nisbetle, Kasımiyye de denilir.
→Tasavvuf ve TarikatGazzaliyye
Cüneydiyye’nin bir koludur. Gazalî’nin görüşlerini benimseyenler tarafından, sonradan kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Gebr
GF Mer. Ateşperest, Mecusi. 2. tas. Tek rengi olan arif. Tek renk veya renksizlik vahdeti ifade eder (sr); çünkü arifin belli bir rengi yoktur. Cüneyd “Arifin rengi yoktur. Suyun rengi kabının rengidir,” demiştir.
→Geda
Dilenci, yoksul. tas. İlahi tecellilere muhtaç olan sâlik (sp). Şâh olmak isteyen gam ile mübtelâ olmak gerek Alemde saltanat taleb eden gedâ olmak gerek Receb Dede Eyler hased gedâların emn u ferağına Ehl-i huzür…
→Genc
Hazine, kenz. 2. tas. a Kulluk makamı (sr). b Kenz-i mahfi (gizli hazine), zat-ı kibriya. Gizli gencin halka izhar eyledi Nice dürlü nesneyi var eyledi Gerçek Bektaşilerde “gerçeğe Hü,” “gerçek erenler demine Hü,” şeklinde…
→Tasavvuf ve TarikatGerçek-Gerçek Erler-Gerçek Erenler
Kalbindeki niyet, dilindeki söz ve yaptığı iş aynı olan kişiye gerçek (Hak) eri denir. Gerçek erenler, mânâsız iddialara girmezler.
→Tasavvuf ve TarikatGerd
Farsça, zikretmek, hatırlamak demektir. Murâkebe mertebesine ulaştıktan sonra, sâlikin, muayyen sayıda nefy ve isbât (la ilahe illallah) zikri yapması. Bu şekilde kalbin pası giderilir ve müşahedeye ulaşılır. Bu zikir, ağız ve göz yumularak yapılır.…
→Gevher
Cevher, mücevher ve kıymetli taş. Tasavvuf şiirinde mâna, sır, ilâhî sıfatların tecellisi ve insanın saklı mânevî kabiliyeti için kullanılan bir mecazdır. Denizin içindeki inci gibi, hakikatin de görünüş kabuğu içinde aranması gerektiğini anlatır. Bazı…
→İbadet ve FıkıhGıbta
İmrenmek. Kişinin, başkasında bulunan iyi bir şeyin ondan gitmesini istemeyip, benzerinin kendisinde de bulunmasını istemesi. İki şeyden birine kavuşan insana gıbta etmek yerinde olur. Allahü teâlâ bir kimseye İslâm ilimlerini ihsân eder. Bu da,…
→Gıpta
İmrenme. tas. Bir kimsenin, başkalarının sahip olduğu nimeti, onların bu nimetten mahrum kalmalarını temenni etmeksizin kendisi için de istemesi (cr).
→Gışâ
Perde, örtü ve kaplama. Tasavvufta kalp aynasında biriken, insanın basîretini örten ve hakikati görmesini güçleştiren mânevî pas veya katılık için kullanılır.
→Tasavvuf ve TarikatGıybet
Çekiştirme, koğuculuk. tas. Bir kişinin fena hallerini ve kötü huylarını gıyabında söyleme. Yüzüne karşı söylenirse buna hakaret, şetm denir. Bir kimseden, onun bulunmadığı yerde, duyması halinde hoşlanmayacağı bir biçimde söz etmek.
→İbadet ve FıkıhGîbet (gıybet)
Bir kimsenin, yüzüne karşı söylendiği zaman hoşlanmayacağı, kalbinin kırılacağı bir sözünü, hâlini veya hareketini, arkasından, bulunmadığı yerde söylemek, hareketiyle göstermek veya îmâ etmek. Dedi-kodu. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Birbirinizi gıybet etmeyiniz. Sizden herhangi…
→Tasavvuf ve TarikatGilaniyye
Hikemiyye’nin kolu olan bir tasavvuf okulu.
→Gill
Gönülde meydana gelen bilginin neticesi ve meyvesi (is). Ruzbihan Bakli, “kırmız gül Allah'ın mehabetinden bir parçadır,” hadisine vurgu yapar. Allah'ı gül bulutlarından kırmızı, yüce bir gül şeklinde tahayyül eder. Tasavvuf edebiyatında güzel taç yaprakları…
→Gina
Zenginlik. tas. Tam ve kâmil mülkiyet. Mutlak olarak gani Allah'tır; çünkü her şeyin zatı onundur (kı). Mâliku'l-mülk O'dur, insanlar ise fakirdir. Hak ile kendini zengin bilen (istigna bi’l-Hak) ondan başkasına muhtaç Gönül etmek olmaz;…
→Gisû
Omuzlara dökülen saç. Tasavvuf şiirinde sevgiliye ulaştıran talep yolunun ve “Allah’ın ipi” şeklinde yorumlanan mânevî bağın remzidir. Saçın kıvrımları, hakikate giden yolun çokluğu ve inceliğiyle ilişkilendirilir.
→