KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Za'îf
a'îf a. (. j.«.h [Ar.] Hadis biliminde, sahih hadisin şartlarmdan birini veya birkaçını taşımamakla beraber “mevzû” (bk. bu madde) olduğu da söylenmeyen hadisler.
→Dil ve Genel KültürZâbitûn
Rivayet ettiği metni sağlam biçimde koruyan, hâfızası ve kayıt doğruluğu güçlü râviler. Hadis usulünde zabt vasfının çoğul ifadesidir.
→Dil ve Genel KültürZâhirî mezhebi
Zâhiriyye maddesine bakınız.
→Dil ve Genel KültürZâhirîlik
Zâhiriyye maddesine bakınız.
→Tasavvuf ve TarikatZâhiriyye
İslâmî tarikatlerden 9. yüzyılda ortaya zâ çıkan ve Dâvûd b. Ali ez-Zâhirî (öl. 270 / 884) ye nispet edilen fıkıh mezhebinin adı ve bunun için kullanılan terim. İslâm hukuk tarihinde büyük mezheplerden sonra ortaya…
→Zaht
Soğuk ve ilgisiz davranmak, rağbet etmemek, yüz çevirmemek tas. a Ahirete yönelmek için dünyadan el etek çekmek. b Hakk’a yönelmek için dünyadan da ahiretten de el etek çekmek. c Elde mevcut olsa bile gönülde…
→Hadis ve SünnetZaîf hadis
Rivayet zinciri veya râvilerindeki eksiklik sebebiyle sahih ve hasen derecesine ulaşmayan hadis. Zayıflığın türü ve şiddeti değişir; her zayıf rivayet uydurma hadis değildir.
→Tasavvuf ve TarikatZâkir
Anan, hatırlayan, dile getiren, zikreden anlamında terim. tas. Tasavvuf ehli arasmda yapüan zikir ayinini yöneten, İlâhîler okuyarak coşku ve heyecanın doruk noktaya ulaşmasma yol açan sufî.
→Zal
Zillet, mezellet, meskenet. tas. 2. Hak katında izzet bulmak için halkın önünde zelil olmayı tercih etmek, ebedi izzet için geçici zillete katlanmak (iL 665). Bkz. Miskin. Derviş killetten, illetten, zilletten halt olmaz ee Her…
→Zaman
. Sultan. 2. Indiye mertebesine izafe ve nispet edilen an-1 “Rabb'in indinde akşam ve sabah yoktur” (kı). Bkz. An-ı daim. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
→Tarih, Kurum ve ŞahsiyetZat
Öz, bir seyin kendisi, bir şeyi o şey yapan ve öbür şeylerden ayıran, mahiyet. tas. Zat kendi kendine vardır; isim, naat ve sıfat onunla vardır. Zat olmadan bunlar olmaz. Zatı olan mutlaka müsemmâ, men'üt…
→Zât postu
Bir silsilede mürşidin irşad emanetini temsil eden ana makam. Kaynak, çok sayıda icazetli halife bulunabilse de ana aktarım postunun tek olduğu görüşünü savunur.
→Dil ve Genel KültürZât-ı ilâhiyye
Allah’ın hiçbir yaratılmışa benzemeyen ilâhî zâtı. İsim ve sıfatların sahibi olan mutlak hakikati ifade eder; mahiyetinin insan aklıyla kuşatılamayacağı kabul edilir.
→Zâviye
Genellikle tekkeden daha küçük irşad, ibadet, barınma veya yolcu ağırlama birimi için kullanılan tarihî terimdir. Sınır bölgelerinde ribât, şehirlerde mahalle tekkesi veya bir şeyhin sohbet mekânı işlevi görebilir. Tekke, hankah ve zâviye kelimeleri kaynaklarda…
→Ze'ka
Sehke, nara, sayha, helak ve mahvolmak. tas. Vecde gelen dervislerin sema meclislerinde nara atmalan, “Imamin okudugu ayeti dinleyen Sibli, öyle bir ze'ka (nara) attı ki az kalsın canı çıkacaktı”.
→Zebân
Farsça “dil; konuşma aracı”. Tasavvufî metinlerde sırların dile gelişi, hâlin ifadesi veya söz söyleme kudreti anlamlarında kullanılır. “Hâl dili” ile “söz dili” ayrımı bu çerçevede ele alınır.
→Zebân-ı şîrîn
Tatlı dil, gönül alıcı ve güzel söz söyleyiş. Tasavvuf ahlâkında yumuşak hitap, incitmemek ve sözü hikmetle söylemekle ilişkilendirilir; yalnız iltifat veya yapmacık konuşma anlamına gelmez.
→Zebân-ı telh
Acı dil. tas. Sâlikin meşrebine uymayan iş, (takdire uygun düşmeyen iş).
→Zebh
Yı. Boğazlama, kesme. 2. tas. a Nefsi öldürme, kurtuluşa ermek için nefsi açlık, sabır ve gayretle öldürmek şarttır (sr 209). b “Nefslerinizi öldürünuz.” (Bakara Suresi, 54) mealindeki ayetten murat, nefsi ölmeden evvel öldürmektir. Kurban…
→Kur’an ve TefsirZebûr
Kur’ân’da Hz. Dâvûd’a verildiği bildirilen ilâhî kitap. Kelime “yazılı metin ve kitap” anlamıyla ilişkilidir. İslâmî kaynaklarda Zebûr, Hz. Dâvûd’un dua, hikmet ve münâcâtlarını içeren vahiy olarak anılır; bugünkü Mezmurlar kitabıyla ilişkisi dinler tarihi ve…
→Zehâp
Gitme, geçme. tas. a Gaybet hali. b Sevgiliyi temaşa esnasında kalbin duyulur nesnelerin farkına varamaması, kendinden geçtigi için eşyanın farkında olmaması. Temaşa edilen sevgilinin şu ya da bu olması farketmez. Zünnün, durumunu araştırması için…
→Tasavvuf ve TarikatZehebiyye
İslâ tarikatlerden 15. yüzyılda orta çıkan ve Sühreverdiyye (bk. madde) kollarmdan Kübreviy (bk. bu madde) tarikatının A dullah-ı Berzişâbâdî (öl. 872 1468) ye nispet edilen bir ko için kullanılan terim
→Dil ve Genel KültürZehrâveyn
Kur'â ı Kerîm’in “Bakara suresi” üze ile “Âl-i imrân suresi” için Bu kullanılan ortak ad. lâk
→Kur’an ve TefsirZekât
Belirli mal türlerinde nisap ve süre şartları gerçekleştiğinde hak sahiplerine verilmesi farz olan malî ibadet. Kelime arınma, bereket ve artma anlamlarını taşır. Zekât servetin tamamına değil, fıkıhta belirlenen şartları taşıyan kısmına uygulanır. Kur’ân’da sayılan…
→Zekn
Çene. tas. Sâlikin tabiatına uygun olan iş.
→Tasavvuf ve TarikatZelle
Az miktardaki yiyecek veya sofradan alınan lokma. Tekke geleneğinde bereket niyetiyle sofradan alınan küçük pay için kullanılır. Aynı kelimenin kelâm ve peygamberler tarihi metinlerinde “kasıtsız sürçme” anlamı da vardır; iki kullanım bağlama göre ayrılmalıdır.
→Kur’an ve TefsirZelletü’l-kārî
Kur’ân okuyucusunun kıraat sırasında yaptığı yanılma. Hatanın namaza veya mânaya etkisi fıkıh ve kıraat eserlerinde ayrıntılı biçimde değerlendirilir.
→Zemistân
Kış. Tasavvuf şiirinde tabiatın örtülmesi, içe çekilme ve sessizlik dönemini; bazı remiz sözlüklerinde ise görünüşün altında hakikatin açıldığı keşif makamını anlatır.
→Dil ve Genel KültürZemzem suyu
Kâbe yakınındaki Zemzem Kuyusu’ndan çıkan su. Hac ve umre geleneğinde içilir, ikram edilir ve Hz. Hâcer ile İsmâil anlatısıyla ilişkilendirilir.
→Zenah
Çene. tas. Lezzet mahalli. Bkz. Çâh-ı zenah.
→Zenahdân
Çene. tas. Sevgilinin lütfu. Fakat sâliki ebediyet kuyusundan karanhk kuyuya atan kahredici bir lütuftur (sr).
→Zer
Altın. Tasavvuf şiirinde dünya malı ve zenginlik için kullanılabildiği gibi, riyâzet ve mücâhedeyle arıtılan mânevî cevheri de simgeleyebilir. Bağlama göre olumlu veya eleştirel anlam taşır: gönlü bağlayan servet yerilirken saflaşmış altın hakikat ve olgunluk…
→Tasavvuf ve TarikatZerkûbiyye
İslâ tarikatlerden 13. yüzyılda ort çıkan ve Sühreverdiyye tarik nin İzzeddin Mevdûd b. M hammed ez-Zerkûb (öl. VII XIII. yy) a nispet edilen bir k için kullanılan ad
→Tasavvuf ve TarikatZerrîntâc
İslâ tarikatlerden 19. yüzyılda ort çıkan Bâbîliğin kurucusu Mi Muhammed-i Şîrâzî’nin ileri len taraftarlarından olan Üm Selmâ Fâtımâ (öl. 1268 / 18 için kullanılan lakap
→Tasavvuf ve TarikatZerrûkıyye
Gû^j) [AN İslâ tarikatlerden “Şâzeliyye” bu madde)nin 15. yüzyüda o ya çıkan ve Ahmed Zerrûk Fâsî (öl. 899 /1493) ye nispet len bir kolu için kullanılan ad
→Zevâid
Fazlalıklar ve artan şeyler. Tasavvuf dilinde gönüldeki nurların, yakînin ve gayba imanın artmasını ifade eder. İman ve yakîn güçlendikçe hâl, makam, irade ve davranışlardaki doğruluk ile ihlâsın da çoğalması beklenir. Hadis literatüründeki “zevâid” kullanımı…
→Tasavvuf ve TarikatZeydiyye
İslâmî zı tarikatlerden 8. yüzyılın başlarında Kûfe’de ortaya çıkan, Tâberistan, Irak ve özellikle de Yemen coğrafyasmda yaygın olan bir Şiî cemaati için kullanılan terim. Görüşleri itibariyle “Mu’tezile" (bk. bu madde) fırkasının düşünceleriyle paralellik gösteren…
→Tasavvuf ve TarikatZeyla'iyye
İslâmî tarikatlerden 14. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve Kâdiriyye (bk. bu madde)nin Ebû’l-Abbas Safiyüddin Ahmed b. Ömer ez- Zeyla'î el Ukaylî (öl. 704 / 1305) ye nispet edilen bir kolu için kullanılan ad.
→Tasavvuf ve TarikatZeyniyye
WrJ İslâmî tarikatlerden 15. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve Süreverdiyye (bk. bu madde)nin Zeynüddin el-Hâfî (öl. 838 / 1435) ye nispet edilen bir kolu için kullanılan ad.
→Zıddeyn
İki zıt. Belli bir durumda biri varken diğerinin var olması mümkün olmayan (Hx gor). 2. Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım”…
→Tasavvuf ve TarikatZıhâr
Bir erkeğin eşini kendisine ebediyen evlenmesi haram olan bir kadına benzeterek evlilik ilişkisini yasaklayan söz söylemesi. Kur’ân zıhârı geçerli bir boşama saymaz; bu sözü söyleyen kimsenin eşiyle birliktelikten önce kefaret yerine getirmesini emreder. Hükümler…
→Zılla ilah
Tanrı'nın gölgesi. tas. Vahidiyet mertebesini kendi gerçeği haline getiren insan-ı kâmil.
→İnanç ve KelâmZındık
Mülhit, Tanrıtanımaz, tas. a İlk zamandan beri ünlü süfilerin birçoğu zındık olmakla suçlanmışlardı. Bu yüzden zındık olmakla suçlanmak yüksek bir mertebe sayılmıştır. “Bir kimsenin zındık olduğuna dair, bin sıddık şahitlik etmedikçe o kimse asla…
→Dil ve Genel KültürZî-rahim
Kan bağı bulunan yakın akraba. Ferâiz ve aile hukukunda nesep yakınlığını belirtir. Mirasçılık bakımından kullanılan zevi’l-erhâm tasnifi mezheplere göre farklı ayrıntılar taşır.
→Zikir
veya Zikr Anmak, hatırlamak, yâd etmek. 2. tas. a Allah'ı anmak ve hatırlamak; onu unutmamak ve gaflet halinde olmamak. b Allah kelimesini veya lâilahe illallah cümlesini söylemek ve tekrarlamak, İlkine lafza-i celal zikri, ikincisine…
→Zikr-i Celâl
Allah lafzıyla yapılan ism-i zât zikri. Nehrî çevresinde mürşidin telkini ve gözetimi altında yürütülen ferdî virdin başlıca biçimlerindendir.
→Zikr-i dâimî
Belirli sayıdaki günlük zikrin ötesinde, kişinin gece gündüz ilâhî huzur farkındalığını korumaya çalışması.
→Tasavvuf ve TarikatZikr-i hafî
Ses çıkarmadan, kalp ve iç dikkatle yapılan gizli zikir. Özellikle Nakşibendiyye’de temel usullerden biridir; cehrî zikrin karşısında anılır.
→Tasavvuf ve TarikatZikr-i kıyam
Ayakta icra edilen toplu zikir. Âyin-i ehlullah maddesine bakınız.
→Kur’an ve TefsirZilyetlik
Bir mal üzerinde fiilî hâkimiyet kurma ve onu elinde bulundurma durumu. Zilyet malik olabileceği gibi kiracı, emanetçi veya başka bir hukukî sıfatla da malı elinde tutabilir. İslâm hukukunda zilyetlik, mülkiyet iddiaları, ispat yükü, gasp…
→Zinde
Sag, diri, canlı. tas. a Kendisini dünyaya bağlayan bağlardan kopararak iradi olarak ölmesidir Salikin. “Ölmeden evvel ölünüz” Sözünün Zuhal ee Zh sırrına eren. b Nefsi ölü, kalbi diri olan. “Tasavvuf, Hakk'ın seni sende öldürmesi…
→Ziya
Nur, ışık. tas. a Eşyayı, Hakk'ın gözüyle ayniyle Hak olarak görmek. b Mâsivâyı Hakk'ın gözüyle görmek. Hak bizatihi nur olduğundan ne idrak edilebilir, ne idraka vasıta olur. İsimleri itibariyle ise hem idrak edilir, hem…
→Ziyafet
Süfiler, baştan beri toplandıkları yerlerde, tekkelerde topluca yemek yerler. Bununla ilgili birtakım kurallar, adap ve erkân vardır. Bu ziyafetlerde yenilir, içilir, sohbet ve mahabbet yapılır. Semâ edilir. Mevlevilikte buna ayn-ı cem denir. Süfilere Allah'ın…
→Zuhur
() aş) Açığa çıkma, meydana gelme, tas. a Müşahede yoluyla maddeden mücerret olarak temaşa edilen Hakk'ın nurları. b Tecelli, Zuhurat i ar, Fütuhat, fuyozat, tecelliyat. Bkz. Mazhar.
→Zulm
x. Haksizhk, acımasızlık, işkence, 2. tas, Bir şeyi, yeri olmayan bir yere koymak (Hx gor).
→Kur’an ve TefsirZü’l-mağfire
Bağışlama sahibi, çokça mağfiret eden. Kur’ân’da Allah’ın günahları örten ve kullarını bağışlayan oluşunu bildiren ifadelerden biridir.
→Zü'lakl ve'l-ayn
5) Akıl ve göz sahibi. 2. tas, Hakk'ı halkta, halkı Hak'ta gören, bunlardan birini görmesi diğeri için perde teşkil etmeyen; bir olan varlığı bir yönden aynıyla Hak, diğer yönden halk olarak gören; çokluğu görme-…
→Dil ve Genel KültürZü’n-nûreyn
Zi’n-nûreyn maddesine bakınız.
→Zühd-i huşk
Farsça “kuru zühd”; gönül inceliği ve mârifetle beslenmeyen, yalnız dış davranış ve katılığa indirgenen zühd anlayışı için kullanılan eleştirel ifade. Zühd-i bârid maddesine de bakınız.
→Kur’an ve TefsirZülkarneyn
[A Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen kendisinde büyük güç ve kud olduğu bildirilen efsanevî kim
→Tasavvuf ve TarikatZünnar
Olayı. Hıristiyanların, dini bir simge olarak kullandıkları bir kusak. 2. tasa Sevgiliye hizmet ve İtaat etmeye azm ve kasdetmek, hizmet kuşağını kuşanmak. b Dünyaya gönül vermek. ¢ Benlik, bencillik. Kaydı-ı İslam Fuzüli bize bir…
→