Ara
Menü
ذ

Zat

Köken ve kullanım

i, ar.

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

  1. Öz, bir seyin kendisi, bir şeyi o şey yapan ve öbür şeylerden ayıran, mahiyet.
  2. tas. Zat kendi kendine vardır; isim, naat ve sıfat onunla vardır. Zat olmadan bunlar olmaz. Zatı olan mutlaka müsemmâ, men'üt ve mevsuftur; örn. Kâdir isim, Kudret sıfat, Takdir naattır. Hakk'ın halkla ilişkisi sadece isim, naat ve sıfatlarladır. İsim, naat ve sıfat Zat ile halk arasın-

da perdedir.

Sırr-ı Zata âşinâ Allah'tır, Allah bes
Ahmet M. Giridi

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

  1. Sahip, malik (kadm) veya bir şeyin kendisi ya da özü. 2. Tamlama biçiminde kullanıldığı zaman söze “-lı veya -gil, -giller” kavramı kazandınr. zâ § tam. zât-i âlî a. (^U olj) Yüce ve saygm kimse. zât-ı baht a. (o^ olj) tas. İlâhî makamlarda teklik mertebesi. zât-ı devletleri a. (^jj olj) Saygı ve ululama sözü. zât-ı fehâmet-penâhî a. olj) Sadrazam için söylenen hitap sözü. zâ zât-ı haşmet-penâhî a. (^Lı^ olj) Padişah için söylenen hitap sözü. zât-ı hümâyûn a. (^U olj) za bk. zât-ı şâhâne za zât-ı ilâhiyye a. (^Jl olj) tas. İlâhî vasıflarda teklik mertebesi. zât-ı kibriyâ a. (LjjS olj) Allah. ze zât-ı muhterem a. Ç.yia^ olj) Saygm veya saygıdeğer kişi.
  2. Tamlama biçiminde kullanıldığı zaman söze “-lı veya -gil, -giller” kavramı kazandınr. zâ § tam. zât-i âlî a. (^U olj) Yüce ve saygm kimse. zât-ı baht a. (o^ olj) tas. İlâhî makamlarda teklik mertebesi. zât-ı devletleri a. (^jj olj) Saygı ve ululama sözü. zât-ı fehâmet-penâhî a. olj) Sadrazam için söylenen hitap sözü. zâ zât-ı haşmet-penâhî a. (^Lı^ olj) Padişah için söylenen hitap sözü. zât-ı hümâyûn a. (^U olj) za bk. zât-ı şâhâne za zât-ı ilâhiyye a. (^Jl olj) tas. İlâhî vasıflarda teklik mertebesi. zât-ı kibriyâ a. (LjjS olj) Allah. ze zât-ı muhterem a. Ç.yia^ olj) Saygm veya saygıdeğer kişi.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Kendi.

Allahü teâlâ zâtı ile vardır. Varlığı kendi kendiyledir. Şimdi var olduğu gibi, hep var idi ve hep var olacaktır. Varlığının önünde ve sonunda yokluk olamaz. Çünkü, O'nun varlığı lâzımdır. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)

2. Kişi, şahıs.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, öz demektir. Bir şeyin kendisi, bir şeyi, o şey yapan ve öteki şeylerden ayıran mâhiyet. Zât, isimlerin ve sıfatların vücudlarında değil aynlarında kendisine dayandığı emr. Her isim veya sıfat bir şeye dayanır. Bu şey, o zâttır. O şey Anka gibi ma’dûm veya mevcud olsun, her iki durumda eşittir. Mevcut iki çeşittir: Biri sırf mevcuttur, bu, Allah’ın zâtıdır. Diğeri, ademe bitişmiş mevcuttur. Bu da mahlukatın zâtıdır. Allah’ın zatı, kendinden ibarettir ki Allah kendi (nefsi) ile mevcuttur. Zira O, nefsiyle kâimdir, (kendi başına varlığını sürdürür). İsim ve sıfatlara müstehak olan bu şey, kendi hüviyetiyledir. Allah’ın zâtı, ehadiyyete ait gaybdır, her-hangi bir ibarenin mefhûmu ile idrak edilemez, bir işaretin malûmu ile de anlaşılamaz. Varlıkta O’nun zatı için münasib, mutabık, aykırı veya zıt bir şey yoktur.Sırr-ı zâta âşinâ Allah’tır, Allah besAhmed M. Giribî

Sözlüğe dön