Ara
Menü
ذ

Zekât

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Belirli mal türlerinde nisap ve süre şartları gerçekleştiğinde hak sahiplerine verilmesi farz olan malî ibadet. Kelime arınma, bereket ve artma anlamlarını taşır.

Zekât servetin tamamına değil, fıkıhta belirlenen şartları taşıyan kısmına uygulanır. Kur’ân’da sayılan sarf yerleri fakirler, miskinler, zekât görevlileri, kalpleri kazanılacak kimseler, kölelikten kurtuluş, borçlular, Allah yolundaki hizmetler ve yolda kalmışlardır.

Tasavvuf ahlâkında zekât, mal sevgisini sınırlayan ve paylaşma sorumluluğunu öğreten zorunlu bir ibadettir; gönüllü sadaka onun yerine geçmez.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

İslâm'ın beş şartından biri. Dînen zengin sayılan müslümanın nisab miktârındaki zekat

malının belli zamanda belli miktârını zekat niyeti ile ayırıp emr edilen müslümanlara vermesi.

Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:

Allahü teâlânın ihsân ettiği malın zekâtını vermeyenler, iyi ettiklerini, zengin kalacaklarını sanıyorlar. Hâlbuki, kendilerine kötülük yapmış oluyorlar. O malları, Cehennem'de azâb âleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına sarılıp, baştan ayağa kadar, onları sokacaktır. (Âl-i İmrân sûresi: 108)

Malı, parayı biriktirip, zekâtını, müslüman fakirlerine vermeyenlere çok acı azâbı müjdele! Zekâtı verilmeyen mallar, paralar, Cehennem ateşinde kızdırılıp, sâhiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi bastırılacaktır. (Tövbe sûresi: 134, 135)

Akıllı olan ve büluğ çağına giren ve hür olan müslüman erkek ve kadının, zengin olup şartları bulununca, zekat vermeleri farzdır. (Halebî)

Zekâtın farzı birdir. Bu da niyet etmektir. Niyet kalb ile olur. Malın zekâtını ayırırken veya müslüman fakire verirken (Allah rızâsı için, zekat vereceğim) diye niyet etmek, kalbden geçirmektir. (Tahtâvî)

Dört çeşit malın zekatı vardır. Bu mallar altın ve gümüş, ticâret eşyâsı, hayvanlar ve toprak mahsulleridir. (İbn-i Âbidîn)

Zekat şu yedi sınıfa verilir: Fakir, miskîn (bir günlük nafakasından fazla bir şeyi olmayan müslüman), âmil (zekât toplayan memur), mükâtep (efendisinden kendisini satın alıp, borcunu ödeyince âzâd olacak köle), münkatı' (hac ve cihâd yolunda olup muhtaç kalanlar), medyûn (borcu olan ve ödeyemeyen müslüman), ibn-üs-sebîl (kendi memleketinde zengin ise de, bulunduğu yerde yanında mal kalmamış olan ve çok alacağı varsa da alamayıp muhtaç kalan). (İbn-i Hümâm)

Malı zarardan korumanın ilâcı, zekât vermektir. (İmâm-ı Rabbânî)

Zekât niyeti ile az bir miktar vermek, dağlar kadar altını sadaka vermekten kat kat daha sevâbdır. (Ahmed Fârûkî Serhendî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Fazlalık, temizlik, her şeyin hâlis ve temiz olanı anlamında Arapça bir kelime. Allah’ın, muhtaçlara nasib ettiği Rabbani feyz ile olgunlaşan nefsin temizliğine, zekât denir.

Sözlüğe dön