Köken ve kullanım
i. ar.
زعقه
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Sehke, nara, sayha, helak ve mahvolmak.
- tas. Vecde gelen dervislerin sema meclislerinde nara atmalan, “Imamin okudugu ayeti dinleyen Sibli, öyle bir ze'ka (nara) attı ki az kalsın canı çıkacaktı”.
Dinî Terimler Sözlüğü
Sebeb ile netîce arasındaki bağlılıkları bulmak, benzeyiş ve ayrılışları anlamak, yeni îcab ve vaziyetlere zihnin en iyi şekilde uyması.
Akıl başka, zekâ başkadır. Her akıllı zekî, her zekî de akıllı olmayabilir. (Abdülhakîm Arvâsî)
Akıl, iyiyi ve kötüyü, fâideliyi ve zararlıyı anlar, ayırır. Aklı az olanın zekâsı çok olabilir. Zekâsı çok olan kâfirleri, din düşmanlarını akıllı sanmak doğru değildir. (Abdülhakîm Arvâsî)
İlk insanların ve her asrın, geri kalmış kısımları, tabîate uymak, hayvanlar ve kendileri arasında münâsebet kurmak için âletler yapmışlardır. Bu âletler, zekâ ile yapılmıştır. (Bergson)
Bir arslanın zekâsı, insan zekâsı kadar kuvvetli olsaydı, bu arslan öteki arslanlardan, on bin kat daha çok korkunç olurdu. Akılsız, dinsiz kimse de, kuvvetinin ve zekâsının çokluğu kadar, cemiyetlere büyük tehlike olur. (Abdülhakîm Arvâsî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, ses, nara demektir. Vecde gelen sûfilerin, okunan Kur’an âyetinin manasındaki derinliğin sarsması sebebiyle, na’ra atmaları.