KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Habbetu's-sevda
Siyah habbe. 2. Çöreotu. Divan şiirinde sevgilinin beni, eskiden nazara karşı kullanılan çöreotuna benzetilir. Bkz. Sevda. Çöreotu. Divan şiirinde sevgilinin beni, eskiden nazara karşı kullanılan çöreotuna benzetilir. Bkz. Sevda.
→Habibiye
“Bir kimse yaratılmışlardan ilgisini keserek Allah'ı kendine sevgili ve dost edinirse ondan dini yükümlülükler düşer,” diyen mutasavvıflar zümresi.
→Dil ve Genel KültürHâbîl
Âdem peygamberin iki oğlundan biri, Kabil’in kardeşi.
→Kur’an ve TefsirHabîr
“Esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olan bu söz, “Bilen, bir varlığın özünü ve niteliğini yakından tanıyan.” anlamında Allah’ın sıfatlarından olup Kur’ân-ı Kerîm’de bir yerde “hubr” maştan, kırk dört ayette de “habîr” ismi Allah için kullanılmıştır.…
→Habl-i metin
Sağlam ip. tas. a Kurân, b İlâhî azamet. c İlahi hü- | kümler (sr).
→Habs-ı nefes
veya Habs-i dem Soluğu tutma. tas. Sâlikin zikir sırasında nefesini tutması. Kalple yapılan zikrin dört türü vardır: Allah kelimesinin kelple habs-ı nefes edilerek zikredilmesi; kelime-i tevhidin habs-ı nefes etmeyerek kalple zikredilmesi; kelime-i tevhidin habs-ı…
→Kur’an ve TefsirHac rehberi
Hac ibadetinin menâsikini, mekânlarını ve uygulama sırasını hacılara öğreten, yolculuk boyunca gruba kılavuzluk eden kimse. Klasik kullanımda delîl adıyla da anılır. Görevi yalnız yol göstermek değil; ihram, tavaf, sa‘y, Arafat vakfesi, Müzdelife ve Mina…
→İbadet ve FıkıhHacc-ı asgar
“Küçük hac” anlamındaki ifade. Bazı kaynaklarda umre, bazı rivayet ve geleneklerde ise belirli günlerde yapılan hac için kullanılır; yıllık hac ibadetinin resmî adı değildir.
→İbadet ve FıkıhHacc-ı ifrâd
Umreyi aynı ihrama katmadan yalnız hac niyetiyle yapılan hac türü. İfrad haccında temettu ve kırândaki sebeple kurban yükümlülüğü doğmaz.
→İbadet ve FıkıhHacc-ı mebrûr
Usulüne uygun, günah ve gösterişten korunmuş, Allah katında kabul edilmiş hac. Haccın mebrûr oluşu yalnız menâsikin şeklen tamamlanmasına değil; helâl kazanç, kul hakkından sakınma, güzel ahlâk ve dönüşten sonra iyiliği sürdürme gibi işaretlerle açıklanır.
→İbadet ve FıkıhHacc-ı mebrûr
Usulüne uygun biçimde yerine getirilen, günah ve gösterişten korunmuş kabul olunmuş hac. Ahlâkî dönüşüm ve kul hakkından sakınma vurgusu taşır.
→Dil ve Genel KültürHâce-i âlem
“Âlemin efendisi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan saygı unvanı. Dinî ve tasavvufî edebiyatta görülür.
→Dil ve Genel KültürHâce-i kâinât
“Kâinatın efendisi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan saygı unvanı. Na‘t ve tasavvuf edebiyatında görülür.
→Tasavvuf ve TarikatHâcegân
Tasavvuf tarihinde 12-15. yüzyıllarda Mâveraünnehir’de ortaya çıkan ve yayılan, ayrıca Orta Asya sûfîliğinin oluşmasmda ve gelişmesinde önemli rol oynayan bir tarikat.
→Dil ve Genel KültürHacerülesved
Kâbe’nin doğu köşesinde bulunan siyah taş. Tavafın başlangıç hizasını belirler; imkân bulunduğunda selâmlanır, ona tapınılmaz.
→Hâcet
Hayatı sürdürmek için mutlaka bulunması gerekli olan şeylere zaruret (zaruriyat) ve hukuk-i nefs denir. Yaşayabilmek için behemehal bulunması gerekmeyen, ama bulununca da kişiyi muhtaç olmaktan çıkarmayan şeylere hâcet denir. Zaruret ve hâcetin dışında kalan…
→İbadet ve FıkıhHacıyağı
Gül yağından elde edilen yoğun ve güzel kokulu esans. Hac yolculuğundan getirilen kokularla ilişkilendirilen adlandırma, gündelik dilde gül esansı ve benzeri hoş kokular için de kullanılmıştır.
→Hâcib-i Hak
. İbn Sina da “Allah'ın huzuru, gelişi güzel herkesin oraya giremeyecekleri kadar ulu bir makamdır,” demiştir. Bu yüce makama bir usüle göre ve bir şeyhin rehberliğinde girilmesi gerektiğine inanılır.
→Had
Yanak. Tasavvuf şiirinde sevgilinin yüzünde temaşa edilen güzellik ve mülâhaza mahalli anlamında kullanılan Farsça kelime. Sınır anlamındaki Arapça hadd kelimesiyle karıştırılmamalıdır.
→İbadet ve FıkıhHades-i zâhir
Abdest veya guslü gerektiren hükmî kirlilik hâli. Maddî necasetten farklıdır; ibadet öncesinde usulüne göre tahâretle giderilir.
→Kur’an ve TefsirHâdî
“Doğru yolu gösteren, hidayet eden, hayır ve mutluluk veren.” anlammdaki bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup “İnsana akıl, muhakeme ve zarurî bütün bilgileri veren, ebedî mutluluğu sağlayacak manevî yolu gösteren.” anlamıyla Allah’ın sıfatı…
→Tasavvuf ve TarikatHâdim
ç Huddamı. Hizmetçi, hizmetkâr, hizmet ehli. 2. tas. Sûfî ve derviş olmadığı halde onlara hizmet eden, tekke sakinlerine ve tarikat ehline yardım eden (-94). Hâdimler, Hak taliplerine ve dervişlere götürdükleri hizmetin nafile ibadetlerden dâha…
→Dil ve Genel KültürHadîs-i ilâhî
Mânası Allah’a nispet edilen, lafzı Hz. Peygamber tarafından aktarılan kudsî hadis. Kur’ân âyeti değildir ve hadis usulü ölçüleriyle değerlendirilir.
→Dil ve Genel KültürHadîsü’s-sinn
Yaşı genç, delikanlı. Arapça tamlama yaşça yeni ve genç oluşu ifade eder; hadis rivayetiyle ilgili bir terim değildir.
→Kur’an ve TefsirHâdiye’t-tarîk
Yolu gösteren ve doğru istikamete ulaştıran. Allah’ın hidayet verici oluşunu ifade eden tasavvufî-dinî tamlamalardan biridir. Beşerî mürşit ancak öğretir ve rehberlik eder; kalbe hidayeti verenin Allah olduğu vurgulanır.
→Dil ve Genel KültürHâfız-ı hakîkî
“Gerçek koruyucu” anlamında Allah. İlâhî koruma ve muhafaza sıfatını vurgulayan bir tamlamadır.
→Dil ve Genel KültürHâfız-ı mutlak
“Mutlak koruyucu” anlamında Allah. Bütün varlıkları kuşatan ilâhî muhafazayı ifade eder.
→Dil ve Genel KültürHâfikayn
Doğu ile batı; güneşin doğduğu ve battığı iki ufuk. Klasik şiir ve nesirde bütün yeryüzünü kuşatan iki yönü anlatmak için kullanılır. Maşrık ve mağrib karşılığındaki mecazlı bir çoğul ifadedir.
→Hak
Toprak. tas. Türbe, bir ermişin gömülü olduğu yer. Hak-1 pay ve türab-ı kadem ayağın tozu anlamına gelir ve bir tevazu ifadesi olarak kullanılır. Safi tâ mânend-i hak ne şeved pâk neşeved, Safi toprak gibi…
→Tasavvuf ve TarikatHakāik-i ilâhiyye
İlâhî hakikatler; Allah’ın isim, sıfat ve tecellilerine ilişkin değişmez gerçeklikler. Tasavvufî kullanımda vahdetin çokluk içindeki görünüşlerini anlamlandıran bir kavramdır.
→Tasavvuf ve TarikatHakikat
Gerçek; var olduğu kesin ve açık olarak bilinen şey, bir şeyi a Hakka'l-yakin o şey yapan husus, mahiyet. 2. tas. a Hakk'ın sâlikten vasıflarını alarak yerine kendi vasıflarını koyması (ittisaf bi-evsafillâh). Zira kul ile…
→Kur’an ve TefsirHakim
Bilge, hikmeti bilen. Filozof. tas. Safi, arif Dini hükümleri uygulamada halka kolaylık gösterdiği halde kendisi titiz davranan âlim. Hakimler peygamberlerin halefleridir. Nübüvvetten sonra hikmet gelir. ; Hikmet her hususta en mükemmeli ortaya komaktir. Bazi…
→Hâl
Sâlikin kalbine ilâhî bağış olarak gelen ve çoğunlukla geçici kabul edilen mânevî durumdur. Makamın çalışmayla kazanılan nispeten yerleşik vasfından ayrılır; aynı tecrübenin farklı sûfîlerdeki anlatımı değişebilir.
→Hal'-i adat Edinilen alışkanlıkları söküp atmak
Bkz. Hal", Hali hamd Ruh ve kalple yapılan hamd, ilmi ve ameli kemaller kazanmak, ilahi vasıf ve ahlakla vasıflanmak ve ahlaklanmak (cr). Bkz. Hamd.
→Hal‘-i na‘leyn
İki nalını çıkarıp atmak. Hz. Mûsâ’ya mukaddes vadide ayakkabılarını çıkarmasının emredildiği âyetin tasavvufî yorumundan doğan tabirdir. Sembolik olarak iki cihandan, yani dünya ve âhiret karşılığında çıkar gözetme düşüncesinden vazgeçmeyi anlatır. Terk-i dâreyn diye de…
→Halife
ç. Hulefa Halef, câ-nişin, naip. tas. a Şeyhin belli bir bölgedeki müritlerine bakma, onları terbiye etme ve kendisiyle onlar arasındaki irtibatu sağlama işiyle görevlendirdiği müridi. b Müritlerin, şeyhin ölümünün ardından onun vasiyetiyle veya vasiyeti…
→Tarih, Kurum ve ŞahsiyetHalîfe-i İslâm
İslâm toplumunun siyasî önderi için kullanılan tarihî unvan. Yetki ve meşruiyet anlayışı dönemlere ve devletlere göre değişmiştir.
→Kur’an ve TefsirHâlik
“Yara tan” anlamında “esmâ'ü’l hüsnâ” (Allah’ın güzel isimle ri)dan bir ad. Bu söz, Kur’ân- Kerîm’de yüz on yedi ayette fii çekimiyle ve türevleriyle, elli ik ayette de mastar olarak Allah’ nispet edilmiştir. Ayrı ca…
→Kur’an ve TefsirHalîm
Sözlük de anlamı, “Sabırlı, akıllı, ağırbaşlı.” lolan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” z, (Allah’ın güzel isimleriydin, olup öl “Kudretli olduğu hâlde birdenbire ve öfkelenip cezalandırmayan, zada man içinde gelişmelere göre ceza vermeyi uygun bulan.” anlamma. da…
→Halk bi'-himmet
1. Himmetle yaratma. Arifler himmetleriyle yaratma gücüne sahip olur (İFM; tex 88). Bkz. Himmet. Halk-ı cedit Yeniden Yaratma, Hakk'ın nefesinin mümkün varlıklara her an ve kesintisiz ulaşması sebebiyle bu varlıkların aralıksız varlıklarını sürdürmeleri, Mümkün…
→Halvet
Uzlet, inziva, yalnızlık, tek başına yaşamak topluma karışmamak, ihtilat halinde olmamak. 2. tas. a Ne bir meleğin ne de diğer herhangi bir 1 kimsenin bulunmadığı bir halde ve yerde Hak ile sirren (manen) konuşmak,…
→Halvet (Şâbâniyye)
Belirli süre tenhada ibadet ve zikirle meşgul olmanın yanında, Şâbânî yorumda toplum içinde de kalbi Hak ile tutma ve çokluk içinde birlik bilinciyle yaşama ilkesi.
→Halvet der encümen
Toplum içinde bulunurken kalben Allah ile beraber olma şuurunu korumak. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
→Halvethane
Sâlikin tek başına ibadet ettiği yer, inzivaya çekildiği köşe, çilehane. Tekkelerin ve bazı mescitlerin çevresinde yapılan kapalı, karanlık ve daracık hücre ve odalar. 2. Velayet makamındaki kemal halleri. Sâlikin Hak'la Hak olduğu makam, sevenle…
→Halvetî tâcı
Halvetiyye'nin çok sayıdaki kolunda dört terk-kırk dal fikri etrafında farklı renk, dikiş, gül ve destar düzenleri geliştiren geniş tâc ailesi. Cerrahî ve Sünbülî örnekleri birbirinden farklıdır.
→Tasavvuf ve TarikatHalvetiyye
öz. a. İslâm dünyasmm en yaygın olan ve Şeyh Ebi Abdullah Sıracüddin Ömer el-Halvetî ’ye nipet edilen bir büyük tarikatın adı. İran’ın Geylân bölgesinde 14. yüzyılm ikinci yarısmda oluşum gösteren ve Ömer el-Halvetî’nin Tebriz’e…
→Ham-i zülf
5) Kıvrım kıvrım olmuş saç. Örülü saç. tas. İlahi esrar |. |
→Tasavvuf ve TarikatHamâliyye
Ticaniyye tarikatının bir kolu olarak oluşan ve Şeyh Şerîf Ahmed Hamâhullah (Hamallah) ’a nispet edilen ve Batı Afrika Müslümanları arasmda yayılan bir tarikatın adı. hamâse a- [Ar.] Arap edebiyatmda kahramanlık şiirleri ve bu şiirlerden…
→Hamd
Nimetini, lütfunu ve yüce vasıflarını dile getirerek yapılan övgü. Saygıyla yapılan güzel ve samimi medih. Ezeli ve ebedi sevgilinin 4 kemallerini, ona hürmet ve tazim maksadıyla cemal ve celal sıfatları halinde dile getirme (sr).…
→Kur’an ve TefsirHamr
Aklı örten ve sarhoşluk veren içki. Kelime örtmek anlamındaki kökten gelir. Kur’ân’da içkinin yasaklanması tedricî bir süreçte bildirilmiştir. Fıkıhta yalnız üzüm şarabının mı yoksa sarhoşluk veren bütün maddelerin mi hamr hükmünde olduğu tartışılmış; genel…
→Hadis ve SünnetHanbelî Mezhebi
öz.a. Dört büyük Sünnî fıkıh mezhebinden birine verilen ad. Ahmed b. Hanbel (öl. 241 / 855) ’in görüş ve düşünceleri etrafmda oluşan ve ona nispet edilen bu mezhep, öteki üç mezhep olan Hanefî, Mâlikî…
→Hane
Ev. tas. Zatın zatı, vücudun gaybeti. Varlığı gâib olması itibariyle Zatın Zatı. }
→Hane-i hammar
Meyhane. tas. Mâsivâdan ilgiyi kesme ve renksiz olma makamı (sr).
→Hanedan
Padişah ailesi. tas. Tarikat silsilesi, silsile ricali. 157 |
→Dil ve Genel KültürHanefî
İmam Ebu Hanîfe’nin mezhebinden olan (kimse), bk. Hanefî Mezhebi
→Hadis ve SünnetHanefî Mezhebi
öz.a. Dört büyük sünnî fıkıh (ehl-i sünnet) mezhebinden birine verilen ad. İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe (öl. 156 / 770) ’nin görüş ve düşünce leri etrafında oluşan ve ona nis pet edilen bu mezhep, öteki…
→Tasavvuf ve TarikatHanefiyye
bk. Hanefî Ebul Hasan Aliyyü’z-Şazelî tarafından oluşturulan “Şazelî” tarikatının bir kolu.
→Hanefiyye öz.a.ve
ve s. [Ar hanefî sözünün müennes (dişil biçimi.] bk. Hanefî Ebul Hasan Aliyyü’z-Şazelî tarafından oluşturulan “Şazelî” tarikatının bir kolu.
→Hangâh
veya Hankah Hanegâh, toplantı ve sohbet yeri. tas. Âsitâne, zaviye, dergâh, tekke. Tarikat ehlinin, dervişlerin ve mutasavvıfların toplanıp sohbet ettikleri ve birlikte zikir ve semâ yaptıkları özel yer. Sorarsan hânkâh-ı aşkı Zâhid Makam-ı dlidir,…
→Harâbâti
Harabelerde oturan, viranelerde ömür tüketen münzevi. İradesi dı- şında kendisinden marifet ve irfan zuhur eden kamiller,
→Harâbi
Aklin faaliyet ve tedbiri ile ilgiyi keserek tam anlamıyla teveccüh ve teslimiyet hali içinde bulunmak (1s). 2. Rind, arif. | Rind, arif. |
→İnanç ve KelâmHareket
Yer değiştirme, salınma veya bedensel devinim. Tasavvuf bağlamında semâ ve devrân sırasında vecdle ortaya çıkan ritmik hareketi ifade edebilir. Her hareket vecd sayılmaz; âdâb literatürü iradeli gösteriyle kendiliğinden doğan hâli birbirinden ayırır.
→Harem
Renksizlik ve kendinden geçme makamı. Zahir harem Kabe, bâtın harem kalptir (sr). Harf Hakk'ın kula hitap ettiği ifade, ilahi hitap (tm).
→İnanç ve KelâmHâricîler
Hz. Ali ile Muâviye arasındaki Sıffîn Savaşı’nın ardından hakem kararına karşı çıkarak Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan siyasî-dinî hareketin mensupları. Tarihî çerçeve “Hüküm yalnız Allah’ındır” sloganıyla hakemliği reddeden ilk grup Harûrâ’da toplandı. Zamanla büyük günah,…
→Dil ve Genel KültürHâricîlik
Hâricîler maddesine bakınız.
→Hârika
Alışılmış düzeni aşan, olağanüstü olay; hârikulâde. Kelâm ve tasavvuf kaynaklarında mûcize, keramet, irhâs ve istidrâc gibi olağanüstü hadiselerin üst başlığıdır. Olayın olağanüstü görünmesi tek başına sahibinin velî olduğuna delil kabul edilmez.
→Hark
Yakmak, yanmak. tas. Sâliki fena haline sevk eden orta halli tecelliler, başlangıçta şimşek gibi parlar, sonuçta Zat'ta yok olup gider (kı; cr; TK 1:359).
→Hasret
Sâlikin geçmişteki hatalarına bakıp hayıflanması ve kendine esef etmesi (Zümer Suresi, 56) (cr).
→Hasta
Hasta-dil, tasavvuf yolunda ve sülükta geri kalan (sr). 2. Bimâr, âşık, sevdalı. Ey her maraz ilâcına hükm eyleyen tabib Bimar-i dert-i aşk olanın yok mu çâresi Fuzüli Bir hastaya vardın ise bir içim su…
→Hadis ve SünnetHasta ziyareti
Hastanın hâlini sormak, ona moral ve yardım vermek amacıyla yapılan ziyaret. İslâm ahlâkında müminin diğer mümin üzerindeki haklarından sayılır. Ziyaret kısa tutulur, hastayı yoracak konuşmalardan kaçınılır, ümit veren sözler söylenir ve dua edilir. Bulaşıcı…
→Ahlâk ve ÂdâbHasyet
Korku, kaygı. tas. Kulun kalbinde hissettiği acı ve üzüntü. Bu, işlemiş olduğu günahlar sebebiyle ileride başına gelecek fena halleri düşünmesinden veya Allah'ın celal ve heybetinden kaynaklanır. Nebilerin ve ariflerin haşyeti Allah'ın azamet ve kibriyasından…
→Tasavvuf ve TarikatHâşimiyye (II)
“Celvetiyye” (bk. bu madde) tarikatının Haşim Baba (öl. 1197 /1783) ya nispet edilen bir kolu. Bu tarikatın özünde zikir ve ayin ön planda gelir. Törene önce “salât-ı efdaliyye” ile başlanır; ardmdan “kelime-i tevhîd” zikrine…
→