Köken ve kullanım
i. fars.
يرد م
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
)
- Hicap, örtü. 2. tas. Hak ile kulu arasındaki engel; âşığı maşukundan ayıran hususlar. Hak ile kul arasında kimi zülmetten (karanlık), kimi nurdan (ışık) binlerce perde vardır. Madde, menfaat, mal, mülk, nefs ve şehvet zulmani perdeler olup Hakk'ı görmeye ve ona ermeye engeldir. Basiret gözü perdeyle kapalı olana mahcup ve ehl-i hicap denir. Hakk'ın tecellileri ise nurani perdelerdir. “Allah ile kulu arasında yetmişbin perde vardır” (MB 293). Bkz. Hicap. Zuhuru perde olmuştur zuhura Gözü olan delil ister mi nura A. M. Hüdâi Nâçar kalacak yerde nâgâh açar ol perde Derman eder ol derde Mevlâm görelim neyler a ا رشبي ئش Pe Pir-i sabak Perişani-Perişan i, Sars. يعانى -بس يثاذ) 2) 1. Üstü başı dağınık olmak; zavallı, biçare ve acınacak halde bulunmak. 2. tas. Tefrika âlemi (sr), Zevk onundur ki perişanlığı (tefrika hali) cem'iyettir G. Dede Ben perişanlıkta buldum rağbeti kâkül gibi Tibli Perhisan-halin oldum sormadin hal-i perişânım Cânımdan derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım Fuzali
- Üstü başı dağınık olmak; zavallı, biçare ve acınacak halde bulunmak. 2. tas. Tefrika âlemi (sr), Zevk onundur ki perişanlığı (tefrika hali) cem'iyettir G. Dede Ben perişanlıkta buldum rağbeti kâkül gibi Tibli Perhisan-halin oldum sormadin hal-i perişânım Cânımdan derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım Fuzali