Köken ve kullanım
i. ar.
را ث
Kaynaklardaki ortak açıklama
- Dans.
- tas. Sema, deveran. Topluca zikir yapılır ve ilahiler okunurken bir halka oluşturan dervişlerin oturarak veya ayakta yaptıkları ritmik hareketler. “Ashab-ı kiram sürür vaktinde raks ederdi. Fukaranın raksı dahi bu kabildendir.” Az olur ki bazı sâdikin raks ederler.” “Ol raks hüsn-i niyetle ibadet olur” (aHs 5-7). Bu anlamdaki raksa bâlişzeden, hareket, kıyam, deveran, hadra, ısdırap, sallanmak, pâkübi adı da verilir. Raks ve devr kelimeleri bazen dervişle- 3 rin ve meşayihin ölümlerini tarihlemek için kullanılan ifadelerde de geçer. Mevlevi dedelerin ölüm tarihlerine iki örnek: Adem Dede raks ederek erdi cinâne; Baki Dede devr ederek gitti bekaya.
Ran — Reyn i. ar. (cx 5 — (را ث
- Pas, paslanma.
- tas. Nefsin türlü şekillere girmesinden meydana gelen ve kalple kutsiyet âlemi arasına çekilen perde. Rububiyetin nurlarını tamamıyla perdeleyen maddi karanlık kiri (cr; x1). Kalbin paslanması. Kalbin perdeleri üçtür: hatm ve tab', kâfirler için; reyn ve kasvet münafıklar için; sade ve gışâve (paszâr) müminler için. Bkz. Gayn.
Dinî Terimler Sözlüğü
Oynamak, dans.
Tasavvuf yolları çoktur. Bunların içinde en lüzumlusu ve en uygunu sünnete yapışan ve bid'atlerden (dinde reformlardan) kaçan büyüklerin yoludur. Bu büyükler, her sözlerinde ve her hareketlerinde, sünnete uyup da, kendilerinde hiçbir keşf, kerâmet, hâl, görüş ve ma'rifetler hâsıl olmaz ise, hiç üzülmezler. Fakat bunların hepsi hâsıl olup da, sünnete uymakta gevşek davranırlarsa, bunları hiç beğenmezler. İşte bunun içindir ki, bu büyüklerin yolunda sima' ve raks yasaktır. Böyle şeylerden hâsıl olacak lezzet ve hâllere kıymet vermemişler, bundan hâsıl olan şeylere dönüp bakmamışlardır. (İmâm-ı Rabbânî)
Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş, evliyânın büyüklerinden olan, Mevlânâ Celâleddîn-i R ûmî, ney ve başka hiçbir çalgı çalmadı. Mûsikî dinlemedi ve raks etmedi. (Abdülhakîm Arvâsî)