Ara
Menü
ذ

Vakfiye

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-10894
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Vakfedenin, vakfa dair ifâdelerini ve hâkimin (kâdî) kaydını (tescilini) içermek üzere, düzenlenen “hüccet” hakkında kullanılan bir tâbirdir. Vakfiyeler, eskiden, noter defteri mâhiyetinde olan, Kadılık yanî Şer’î Mahkeme siciline geçmek suretiyle kesinlik kazanırdı. Bu hüccet’te, müessesenin nasıl idare edileceği, hangi masrafların yapılacağı, vakıfta kaç adamın, ne şekilde çalışacağı, vakıftan kimlerin yararlanacağı uzun uzadıya ayrıntılı biçimde yazılırdı. Suistimale engel olmak üzere, vakfın yöneticilerininyiyecekleri, giyecekleri şeyler ve oturacakları yerler temin edilirdi. Vakfedenin koyduğu şartın, Allah’ın Kur’ân’da koyduğu âyet gibi olduğuna dair kuvvetli bir hüküm bulunması sebebiyle, yönetimin en kötü zamanlarında bile, idare, vakıflara dokunamazdı. Vakfiyenin teyid edici kuvvetleri ve cezaî hükümleri maddî değil, manevî idi. Vakfiyelerin sonuna “her kim bu vakfı amacından saptırır, değiştirir ise, Allah’ın, meleklerin, mü’minlerin laneti kıyamet gününe kadar onun üzerine olsun” şeklinde beddualar bulunur ve bu mealdeki âyet ve hadisler de ayrıca yazılırdı. İşte bu manevî ceza, vakıf müesseselerinin Osmanlıların yıkılışına kadar en ufak değişikliğe uğramadan, ayakta kalışının sebebidir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-13309
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Vakfedenin, vakfa dair ifâdelerini ve hâkimin (kâdî) kaydını (tescilini) içermek üzere, düzenlenen “hüccet” hakkında kullanılan bir tâbirdir. Vakfiyeler, eskiden, noter defteri mâhiyetinde olan, Kadılık yanî Şer’î Mahkeme siciline geçmek suretiyle kesinlik kazanırdı. Bu hüccet’te, müessesenin nasıl idare edileceği, hangi masrafların yapılacağı, vakıfta kaç adamın, ne şekilde çalışacağı, vakıftan kimlerin yararlanacağı uzun uzadıya ayrıntılı biçimde yazılırdı. Suistimale engel olmak üzere, vakfın yöneticilerininyiyecekleri, giyecekleri şeyler ve oturacakları yerler temin edilirdi. Vakfedenin koyduğu şartın, Allah’ın Kur’ân’da koyduğu âyet gibi olduğuna dair kuvvetli bir hüküm bulunması sebebiyle, yönetimin en kötü zamanlarında bile, idare, vakıflara dokunamazdı. Vakfiyenin teyid edici kuvvetleri ve cezaî hükümleri maddî değil, manevî idi. Vakfiyelerin sonuna “her kim bu vakfı amacından saptırır, değiştirir ise, Allah’ın, meleklerin, mü’minlerin laneti kıyamet gününe kadar onun üzerine olsun” şeklinde beddualar bulunur ve bu mealdeki âyet ve hadisler de ayrıca yazılırdı. İşte bu manevî ceza, vakıf müesseselerinin Osmanlıların yıkılışına kadar en ufak değişikliğe uğramadan, ayakta kalışının sebebidir.</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Vakfedenin, vakfa dair ifâdelerini ve hâkimin (kâdî) kaydını (tescilini) içermek üzere, düzenlenen “hüccet” hakkında kullanılan bir tâbirdir. Vakfiyeler, eskiden, noter defteri mâhiyetinde olan, Kadılık yanî Şer’î Mahkeme siciline geçmek suretiyle kesinlik kazanırdı. Bu hüccet’te, müessesenin nasıl idare edileceği, hangi masrafların yapılacağı, vakıfta kaç adamın, ne şekilde çalışacağı, vakıftan kimlerin yararlanacağı uzun uzadıya ayrıntılı biçimde yazılırdı. Suistimale engel olmak üzere, vakfın yöneticilerininyiyecekleri, giyecekleri şeyler ve oturacakları yerler temin edilirdi. Vakfedenin koyduğu şartın, Allah’ın Kur’ân’da koyduğu âyet gibi olduğuna dair kuvvetli bir hüküm bulunması sebebiyle, yönetimin en kötü zamanlarında bile, idare, vakıflara dokunamazdı. Vakfiyenin teyid edici kuvvetleri ve cezaî hükümleri maddî değil, manevî idi. Vakfiyelerin sonuna “her kim bu vakfı amacından saptırır, değiştirir ise, Allah’ın, meleklerin, mü’minlerin laneti kıyamet gününe kadar onun üzerine olsun” şeklinde beddualar bulunur ve bu mealdeki âyet ve hadisler de ayrıca yazılırdı. İşte bu manevî ceza, vakıf müesseselerinin Osmanlıların yıkılışına kadar en ufak değişikliğe uğramadan, ayakta kalışının sebebidir.

Sözlüğe dön ←