Tasavvuf Sözlüğü
El-Bâ’is, ölümden sonra dirilten demekter. Nefsinin, sıfat, hevâ ve heveslerini iradî ölümle (nefis terbiyesi ile) nihayete erdirdikten sonra, Allah’ın, kalbini hakikî hayatla dirilttiği kişidir, işte Allah, bu kulu, el-Bâ’is isminin mazharı kılar. Böylece o, cehalet ölümünü, ilimle diriltir, Hakk’ın isteğine uygun olarak, onlara hayat verir. Kur’an’da yedi yerde fiil olarak geçer.ABDU’L-BÂKî: El-Baki, devam eden demektir. Allah’ın bekasını gösterip fena-i külle erdiğinde onunla baki kıldığı kuldur. Allah’a bununla onun taayyünü için mutlaka gerekli ubudiyetle ibâdet eder. Bu, tafsilen cem’an, ta’ayyünen ve hakikaten, âbid ve ma’bûddur. Zira el-Baki vechinin tecellisinin tesiriyle resmi (şekli) kaybolmuştur. Hadis-i kudsi; “onu öldüren ben isem diyeti üzerimedir. Diyeti üzerime olanın diyeti benim” Kur’an’da müştak olarak iki yerde geçer.”ABDU’L-BÂRî: El-Bari’, modeli olmaksızın canlıları güzel bir şekilde yaratan demektir. Manası, Abdu’l- Hâlık’a yakındır. O’nun ilmi, eksiltmek ve değişmekten uzaktır. O, böylece, dengeli, uygun ve eksilmekten uzak şekilde, el-Bârî isminin hazretine uygun olarak iş yapar. Âyet: “Rahman’ın yarattığında bir eksiklik göremezsin” (Mülk/3). Zira, el-Bârî, o kula, Rahman isminin altındaki isim şubelerinden biriyle tecelli eder. Kur’an’da iki yerde geçer.