Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

TÜMÜABÇDEFGĞHIİKLMNÖPRSŞTÜVYZ

30 temiz madde bu görünümde hazır.

İnanç ve Kelâm

Âb

Su. Tasavvuf şiirinde marifet, ilâhî feyiz, hayat ve varlık için kullanılan bir mecazdır.

İnanç ve Kelâm

Bana va'îdiyye

Büyük misli günah işleyen müminlerin Sün âhirette şefaatten yararlanama yıp ebediyen cehennemde kala caklarmı savunan ve Şi'â’nm bi ^J kolu olan “Mu'tezile” ve daki “Hâricîler” için kullanılmıştır. îm’i vâ'iz 680

İnanç ve Kelâm

Edeb-i kelâm

Anlatımda veya edebî e üslûp içinde sıradan veya yi bayağı sözlere yer verüme- -ı mesi. ı

İnanç ve Kelâm

Ehrimen

Zerdüştî gelenekte kötülük ve karanlık ilkesi için kullanılan Farsça ad. İslâmî dönem Farsça ve Türkçe metinlerde şeytan, kötücül güç veya karanlık taraf anlamında mecazlaşmıştır. İslâm kelâmındaki şeytan anlayışıyla Zerdüştî ikiciliğin aynı öğreti olmadığı göz…

İnanç ve Kelâm

Hareket

Yer değiştirme, salınma veya bedensel devinim. Tasavvuf bağlamında semâ ve devrân sırasında vecdle ortaya çıkan ritmik hareketi ifade edebilir. Her hareket vecd sayılmaz; âdâb literatürü iradeli gösteriyle kendiliğinden doğan hâli birbirinden ayırır.

İnanç ve Kelâm

Hâricîler

Hz. Ali ile Muâviye arasındaki Sıffîn Savaşı’nın ardından hakem kararına karşı çıkarak Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan siyasî-dinî hareketin mensupları. Tarihî çerçeve “Hüküm yalnız Allah’ındır” sloganıyla hakemliği reddeden ilk grup Harûrâ’da toplandı. Zamanla büyük günah,…

İnanç ve Kelâm

Ilham

I) Bildirmek, haber vermek. tas. a Feyz yoluyla kalbe gelen özel bir anlam ve bilgi. Düşünmekle kazanılan bir bilgi değildir. b Kalbe konulan iyilik hissi, hayır duygusu. İlhamın kaynağı ya Allah ya da melektir.…

İnanç ve Kelâm

İlâhiyye

İlâhî olana ilişkin kavram veya hüküm. Bazı eski sözlüklerde kader ve mukadderat anlamında kullanılmışsa da terimin kesin karşılığı metnin bağlamına göre belirlenmelidir.

İnanç ve Kelâm

İlhâm-ı ilâhî

Bir mânanın Allah tarafından kulun kalbine doğdurulduğuna inanılan içsel sezgi. İlham vahiy değildir; dinî hüküm koyan bağımsız delil kabul edilmez.

İnanç ve Kelâm

İllet

Sebep. tas. a Bir sebep göstererek veya sebebsiz olarak Hakk'ın kulunu uyarması (irm). b Sonradan meydana gelen şeyler. Her şeyin illeti (sebebi) Hakk'ın yapıcılığıdır, onun yapıcılığının bir illeti yoktur ( İFM 11:646; Gİ 1:79).…

İnanç ve Kelâm

İlm-i kāl

Söz ve aktarım yoluyla öğrenilen bilgi. Ders, kitap, rivayet ve açıklama yoluyla kazanılan zâhirî ilimler için kullanılır. Tasavvuf metinlerinde yaşayarak ve mânevî tecrübeyle elde edilen ilm-i hâl ile karşılaştırılır. Bu karşılaştırma zâhirî ilimlerin değersiz…

İnanç ve Kelâm

İmâmiyye

İmamîler, ri Hz. Muhammed'den sonra, Hz. ı Ali'nin ve soyunun meşru imam olduğuna inanan Şiî mezheple 2. rinden biri olup "isnâaşeriyye" n (bk. bu madde), "seb'iyye" (bk. m bu madde), "zeydiyye" (bk. bu madde)…

İnanç ve Kelâm

Kâdiyâniyye

Mirza Gulâm Ahmed’in 19. yüzyıl sonlarında Britanya Hindistanı’nın Kâdiyân şehrinde başlattığı dinî hareket için kullanılan ad. Mensupları kendilerini Ahmediyye diye adlandırır. Kurucunun mesihlik, mehdilik ve nübüvvet hakkındaki görüşleri sebebiyle hareketin İslâm dünyasındaki konumu yoğun…

İnanç ve Kelâm

Kelâm-ı nefsî

Allah’ın zâtıyla kaim, harf ve sesten bağımsız ezelî kelâm sıfatı. Kelâm ekollerinin Kur’ân’ın yaratılmışlığı tartışmasında geliştirdiği temel kavramlardandır.

İnanç ve Kelâm

Kıyâm bi-nefsihî

Varlığı kendinden olmak ve hiçbir şeye muhtaç bulunmamak. Kelâm ilminde Allah’ın zâtî sıfatlarından biridir. Allah’ın varlığını sürdürmek için bir mekâna, taşıyıcıya, sebebe veya başka bir varlığa dayanmadığını; bütün yaratılmışların ise varlıklarında O’na muhtaç olduğunu…

İnanç ve Kelâm

Makdûr

Kudretin konusu olan şey. Kelâm ilminde bir kudret sıfatının etkisinin yöneldiği mümkün fiil veya varlık için kullanılan terimdir. Allah’ın kudreti bağlamında makdûr, yaratılması veya meydana getirilmesi aklen mümkün olan şeyi ifade eder; mantıken imkânsız…

İnanç ve Kelâm

Mâlikî Mezhebi

Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olup Hicrî yılın ikinci yüzyılında Medine’de doğan ve İmam Mâlik b. Enes (öl. 179 / 795) tarafindan oluşturulan ve geliştirilen, ismini de kurucusundan alan, sonradan “Mâlikiyye” olarak da adlandırılan…

İnanç ve Kelâm

Mâtürîdiyye

Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin görüşleri çevresinde şekillenen Sünnî kelâm ekolü. Özellikle Hanefî çevrelerde yayılmış; Allah’ın sıfatları, insan fiilleri, iman, nübüvvet ve aklın dinî bilgideki yeri konularını sistemli biçimde ele almıştır. Akla bilgi edinmede önemli bir…

İnanç ve Kelâm

Mürci’e

f^) [Ar. ] İslâm dini m nin ilk yıllarında ortaya çıkan ve aşırı fırkalara karşı daha ılımlı veya uzlaşmacı fikir ve davranışlarıyla dikkati çeken siyasî m fırka. Bunlara göre, iman esastır, amel sonraya bırakılabilir,…

İnanç ve Kelâm

Müslüman

Allah’a teslim olup İslâm dinini benimseyen kimse. Teslimiyet yalnız kimlik adı değil; tevhidi kabul, Hz. Muhammed’in peygamberliğini tasdik ve dinî-ahlâkî sorumluluğu üstlenmeyi ifade eder. Bir kişinin Müslümanlığı hakkında hüküm dış görünür ikrar ve davranışlara…

İnanç ve Kelâm

Mütekellimîn

Kelâm âlimleri; İslâm inanç esaslarını aklî ve naklî delillerle inceleyen bilginler. Mütekellim kelimesinin çoğuludur. Tasavvuf metinlerinde sûfîlerin bilgi yöntemiyle kelâmcıların istidlâl yöntemi karşılaştırılırken sıkça geçer.

İnanç ve Kelâm

Nefha

ç. Nefahat Üfleme, üflenen, ruh. Can ol ki nefahât dedi Kur’ân'da ona Hak Ol nefha-i rahmâniyedir bu sırr-ı mutlak Ol nefha imiş diri eden cümle cihânı Ol nefha imiş zinet eden bağ-ı cinânı Niyazi…

İnanç ve Kelâm

Râzık

Rızık veren. Allah hakkında kullanılan bir isim ve sıfat olup canlıların maddî ihtiyaçlarını, ayrıca ilim, iman ve mânevî nimetleri ihsan eden anlamına gelir. Aynı kökten gelen Rezzâk , rızkı çokça ve sürekli veren anlamını…

İnanç ve Kelâm

Şâfi'î

Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olup Ebû Abdullah Muhammed ibn İdrîs eş-Şâfiî (öl. 204 / 820) tarafından Hanefî ve Maliki mezhebinden sonra oluşturulan ve mezhepler tarihi içinde üçüncü büyük mezhepten olan kimse.

İnanç ve Kelâm

Şî'a

Peygamber’in ölümünden sonra devlet yönetiminin, imametin ve halifeliğin Hz. Ali ve onun soyundan gelen belli kimselere verilmesi ilkesi ve düşüncesi etrafında birleşen gruplar için kullanılan ad ve terim. Bu düşünce zaman içinde mezhep niteliği…

İnanç ve Kelâm

Tenzih

Arındırma, takdis. tas. Rabb'i, beşere özgü niteliklerden uzak tutmak (cr). Rabb'i insana teşbih etmemek, benzetmemek.

İnanç ve Kelâm

Ulûm-i garîbe

Gizli tesirler, remil, cifr, simya ve benzeri olağan dışı bilgi alanlarına verilen tarihî ortak ad. Bu başlık altındaki iddialar modern bilimsel bilgiyle aynı kabul edilmez.

İnanç ve Kelâm

Vâkıfe

Bilimsel bir konunun veya sorunun açılımı veya çözülmesi konusunda herhangi bir fikir ileri sürmeyen ya da yorum getirmeyen kimseler için kullanılan kelâm terimi.

İnanç ve Kelâm

Vâsıliyye

[ “Mu'tezile” (Kader inancını kâr eden Hak dininden bir flr fırkasmm kurucusu sayı Vâsıl b. Atâ (öl. 131 / 748) nın 683 vas a. lâm felsefesini benimseyen ce vvuf maat. ve

İnanç ve Kelâm

Zındık

Mülhit, Tanrıtanımaz, tas. a İlk zamandan beri ünlü süfilerin birçoğu zındık olmakla suçlanmışlardı. Bu yüzden zındık olmakla suçlanmak yüksek bir mertebe sayılmıştır. “Bir kimsenin zındık olduğuna dair, bin sıddık şahitlik etmedikçe o kimse asla…