KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Âb
Su. Tasavvuf şiirinde marifet, ilâhî feyiz, hayat ve varlık için kullanılan bir mecazdır.
→İnanç ve KelâmBana va'îdiyye
Büyük misli günah işleyen müminlerin Sün âhirette şefaatten yararlanama yıp ebediyen cehennemde kala caklarmı savunan ve Şi'â’nm bi ^J kolu olan “Mu'tezile” ve daki “Hâricîler” için kullanılmıştır. îm’i vâ'iz 680
→İnanç ve KelâmEdeb-i kelâm
Anlatımda veya edebî e üslûp içinde sıradan veya yi bayağı sözlere yer verüme- -ı mesi. ı
→İnanç ve KelâmEhrimen
Zerdüştî gelenekte kötülük ve karanlık ilkesi için kullanılan Farsça ad. İslâmî dönem Farsça ve Türkçe metinlerde şeytan, kötücül güç veya karanlık taraf anlamında mecazlaşmıştır. İslâm kelâmındaki şeytan anlayışıyla Zerdüştî ikiciliğin aynı öğreti olmadığı göz…
→İnanç ve KelâmHareket
Yer değiştirme, salınma veya bedensel devinim. Tasavvuf bağlamında semâ ve devrân sırasında vecdle ortaya çıkan ritmik hareketi ifade edebilir. Her hareket vecd sayılmaz; âdâb literatürü iradeli gösteriyle kendiliğinden doğan hâli birbirinden ayırır.
→İnanç ve KelâmHâricîler
Hz. Ali ile Muâviye arasındaki Sıffîn Savaşı’nın ardından hakem kararına karşı çıkarak Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan siyasî-dinî hareketin mensupları. Tarihî çerçeve “Hüküm yalnız Allah’ındır” sloganıyla hakemliği reddeden ilk grup Harûrâ’da toplandı. Zamanla büyük günah,…
→İnanç ve KelâmIlham
I) Bildirmek, haber vermek. tas. a Feyz yoluyla kalbe gelen özel bir anlam ve bilgi. Düşünmekle kazanılan bir bilgi değildir. b Kalbe konulan iyilik hissi, hayır duygusu. İlhamın kaynağı ya Allah ya da melektir.…
→İnanç ve Kelâmİlâhiyye
İlâhî olana ilişkin kavram veya hüküm. Bazı eski sözlüklerde kader ve mukadderat anlamında kullanılmışsa da terimin kesin karşılığı metnin bağlamına göre belirlenmelidir.
→İnanç ve Kelâmİlhâm-ı ilâhî
Bir mânanın Allah tarafından kulun kalbine doğdurulduğuna inanılan içsel sezgi. İlham vahiy değildir; dinî hüküm koyan bağımsız delil kabul edilmez.
→İnanç ve Kelâmİllet
Sebep. tas. a Bir sebep göstererek veya sebebsiz olarak Hakk'ın kulunu uyarması (irm). b Sonradan meydana gelen şeyler. Her şeyin illeti (sebebi) Hakk'ın yapıcılığıdır, onun yapıcılığının bir illeti yoktur ( İFM 11:646; Gİ 1:79).…
→İnanç ve Kelâmİlm-i kāl
Söz ve aktarım yoluyla öğrenilen bilgi. Ders, kitap, rivayet ve açıklama yoluyla kazanılan zâhirî ilimler için kullanılır. Tasavvuf metinlerinde yaşayarak ve mânevî tecrübeyle elde edilen ilm-i hâl ile karşılaştırılır. Bu karşılaştırma zâhirî ilimlerin değersiz…
→İnanç ve Kelâmİmâmiyye
İmamîler, ri Hz. Muhammed'den sonra, Hz. ı Ali'nin ve soyunun meşru imam olduğuna inanan Şiî mezheple 2. rinden biri olup "isnâaşeriyye" n (bk. bu madde), "seb'iyye" (bk. m bu madde), "zeydiyye" (bk. bu madde)…
→İnanç ve KelâmKâdiyâniyye
Mirza Gulâm Ahmed’in 19. yüzyıl sonlarında Britanya Hindistanı’nın Kâdiyân şehrinde başlattığı dinî hareket için kullanılan ad. Mensupları kendilerini Ahmediyye diye adlandırır. Kurucunun mesihlik, mehdilik ve nübüvvet hakkındaki görüşleri sebebiyle hareketin İslâm dünyasındaki konumu yoğun…
→İnanç ve KelâmKelâm-ı nefsî
Allah’ın zâtıyla kaim, harf ve sesten bağımsız ezelî kelâm sıfatı. Kelâm ekollerinin Kur’ân’ın yaratılmışlığı tartışmasında geliştirdiği temel kavramlardandır.
→İnanç ve KelâmKıyâm bi-nefsihî
Varlığı kendinden olmak ve hiçbir şeye muhtaç bulunmamak. Kelâm ilminde Allah’ın zâtî sıfatlarından biridir. Allah’ın varlığını sürdürmek için bir mekâna, taşıyıcıya, sebebe veya başka bir varlığa dayanmadığını; bütün yaratılmışların ise varlıklarında O’na muhtaç olduğunu…
→İnanç ve KelâmMakdûr
Kudretin konusu olan şey. Kelâm ilminde bir kudret sıfatının etkisinin yöneldiği mümkün fiil veya varlık için kullanılan terimdir. Allah’ın kudreti bağlamında makdûr, yaratılması veya meydana getirilmesi aklen mümkün olan şeyi ifade eder; mantıken imkânsız…
→İnanç ve KelâmMâlikî Mezhebi
Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olup Hicrî yılın ikinci yüzyılında Medine’de doğan ve İmam Mâlik b. Enes (öl. 179 / 795) tarafindan oluşturulan ve geliştirilen, ismini de kurucusundan alan, sonradan “Mâlikiyye” olarak da adlandırılan…
→İnanç ve KelâmMâtürîdiyye
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin görüşleri çevresinde şekillenen Sünnî kelâm ekolü. Özellikle Hanefî çevrelerde yayılmış; Allah’ın sıfatları, insan fiilleri, iman, nübüvvet ve aklın dinî bilgideki yeri konularını sistemli biçimde ele almıştır. Akla bilgi edinmede önemli bir…
→İnanç ve KelâmMürci’e
f^) [Ar. ] İslâm dini m nin ilk yıllarında ortaya çıkan ve aşırı fırkalara karşı daha ılımlı veya uzlaşmacı fikir ve davranışlarıyla dikkati çeken siyasî m fırka. Bunlara göre, iman esastır, amel sonraya bırakılabilir,…
→İnanç ve KelâmMüslüman
Allah’a teslim olup İslâm dinini benimseyen kimse. Teslimiyet yalnız kimlik adı değil; tevhidi kabul, Hz. Muhammed’in peygamberliğini tasdik ve dinî-ahlâkî sorumluluğu üstlenmeyi ifade eder. Bir kişinin Müslümanlığı hakkında hüküm dış görünür ikrar ve davranışlara…
→İnanç ve KelâmMütekellimîn
Kelâm âlimleri; İslâm inanç esaslarını aklî ve naklî delillerle inceleyen bilginler. Mütekellim kelimesinin çoğuludur. Tasavvuf metinlerinde sûfîlerin bilgi yöntemiyle kelâmcıların istidlâl yöntemi karşılaştırılırken sıkça geçer.
→İnanç ve KelâmNefha
ç. Nefahat Üfleme, üflenen, ruh. Can ol ki nefahât dedi Kur’ân'da ona Hak Ol nefha-i rahmâniyedir bu sırr-ı mutlak Ol nefha imiş diri eden cümle cihânı Ol nefha imiş zinet eden bağ-ı cinânı Niyazi…
→İnanç ve KelâmRâzık
Rızık veren. Allah hakkında kullanılan bir isim ve sıfat olup canlıların maddî ihtiyaçlarını, ayrıca ilim, iman ve mânevî nimetleri ihsan eden anlamına gelir. Aynı kökten gelen Rezzâk , rızkı çokça ve sürekli veren anlamını…
→İnanç ve KelâmŞâfi'î
Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olup Ebû Abdullah Muhammed ibn İdrîs eş-Şâfiî (öl. 204 / 820) tarafından Hanefî ve Maliki mezhebinden sonra oluşturulan ve mezhepler tarihi içinde üçüncü büyük mezhepten olan kimse.
→İnanç ve KelâmŞî'a
Peygamber’in ölümünden sonra devlet yönetiminin, imametin ve halifeliğin Hz. Ali ve onun soyundan gelen belli kimselere verilmesi ilkesi ve düşüncesi etrafında birleşen gruplar için kullanılan ad ve terim. Bu düşünce zaman içinde mezhep niteliği…
→İnanç ve KelâmTenzih
Arındırma, takdis. tas. Rabb'i, beşere özgü niteliklerden uzak tutmak (cr). Rabb'i insana teşbih etmemek, benzetmemek.
→İnanç ve KelâmUlûm-i garîbe
Gizli tesirler, remil, cifr, simya ve benzeri olağan dışı bilgi alanlarına verilen tarihî ortak ad. Bu başlık altındaki iddialar modern bilimsel bilgiyle aynı kabul edilmez.
→İnanç ve KelâmVâkıfe
Bilimsel bir konunun veya sorunun açılımı veya çözülmesi konusunda herhangi bir fikir ileri sürmeyen ya da yorum getirmeyen kimseler için kullanılan kelâm terimi.
→İnanç ve KelâmVâsıliyye
[ “Mu'tezile” (Kader inancını kâr eden Hak dininden bir flr fırkasmm kurucusu sayı Vâsıl b. Atâ (öl. 131 / 748) nın 683 vas a. lâm felsefesini benimseyen ce vvuf maat. ve
→İnanç ve KelâmZındık
Mülhit, Tanrıtanımaz, tas. a İlk zamandan beri ünlü süfilerin birçoğu zındık olmakla suçlanmışlardı. Bu yüzden zındık olmakla suçlanmak yüksek bir mertebe sayılmıştır. “Bir kimsenin zındık olduğuna dair, bin sıddık şahitlik etmedikçe o kimse asla…
→