KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ahlâk İlmi
Kötü huylardan uzaklaşıp, güzel huylar edinme yollarını öğreten ilim. Ahlâk ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. Çünkü rûhun kötülükleri bu ilim ile temizlenebilir. Rûhun iyi huyları, sıhhati, kuvveti bununla kolayca elde…
→Ahlâk ve ÂdâbAhlâk-ı hasene
Güzel ve övülen ahlâk özellikleri. Doğruluk, merhamet, sabır, adalet ve tevazu gibi erdemleri kapsar.
→Ahlâk ve ÂdâbAllah Râzı Olsun
A llahü teâlâ, senin ahlâkını, işlerini ıslâh edip, seni râzı olduğu (beğendiği) hâle getirsin, mânâsında duâ. (Bkz. Radıyallahü anh)
→Ahlâk ve ÂdâbArasât Meydanı
Öldükten sonra insanların ve diğer canlıların diriltilip toplanacakları meydan. Buraya mevkıf ve mahşer de denir. (Bkz. Mahşer) Kıyâmet günü eshâbımdan herbiri, kabirlerinden kalkarken, vefât ettiği memleketin bütün mü'minlerinin önlerine düşerek ve onları nûr ve…
→Ahlâk ve ÂdâbDinde Bid'at
Peygamber efendimiz ve O'nun dört halîfesi zamânında olmayıp, dinde sonradan ortaya çıkarılan bozuk inanışlar, sevap kazanmak niyetiyle yapılan ibâdetler. Dinde yapılan her türlü değişiklikler, yenilikler ve reformlar. (Bkz. Bid'at)
→Ahlâk ve ÂdâbEhl-İ Keşf
His ve akılla anlaşılamayan şeylerin, kalbine doğduğu velî zâtlar. ( Bkz. Keşf ) Müctehidlerin (dinde söz sâhibi âlimlerin) ve onların mezheblerinde bulunanların dahatâlı işlerine sevap verilir. Ehl-i keşfin hatâsı kendileri için affedilir ise de,…
→Ahlâk ve ÂdâbFiraset
Sezmek, hissetmek. tas. Yakin, keşfetme ve gaybı görme. Gaybı bilme, hads. Tabii firaset: Bazı karinelerle bazı hususları bilme. Bu genel firasettir. İlahi lütuf olarak firaset: Allah'ın kalplere verdiği ilhamla bir şeyi bilme.
→Ahlâk ve ÂdâbGünâh-I Kebîre
Büyük günah. Günâh-ı kebîreye devâm, küfre yol açar. (İmâm-ı Rabbânî)
→Ahlâk ve ÂdâbGünâh-I Sagîre
Küçük günah. (Bkz. Küçük Günah) Günah-ı sagîreye devâm, büyük günâha yol açar. (İmâm-ı Rabbânî)
→Ahlâk ve ÂdâbHadîs-İ Nefs
Kalbe gelip de, yapmakla yapmamak arasında tereddüde sebeb olan düşünce. Kalbe gelen düşünce beş derecedir: Birincisi, kalbde durmaz, uzaklaştırılır. Buna hâcis denir. İkincisi kalbde bir zaman kalır. Buna hâtır denir. Üçüncüsü, hadîs-i nefstir. Dördüncüsü,…
→Ahlâk ve ÂdâbHaslet
İnsanın yaratılışındaki huy, mîzâc, tabîat, karakter. Şu dört haslet kimde varsa o hâlis münâfıktır. Bunlardan bir tânesi kendisinde bulunan kimse, onu terk etmedikçe, kendisinde münâfıklıktan bir haslet bulunur. Birincisi emânete hıyânet etmek, ikincisi konuşunca…
→Ahlâk ve ÂdâbHasyet
Korku, kaygı. tas. Kulun kalbinde hissettiği acı ve üzüntü. Bu, işlemiş olduğu günahlar sebebiyle ileride başına gelecek fena halleri düşünmesinden veya Allah'ın celal ve heybetinden kaynaklanır. Nebilerin ve ariflerin haşyeti Allah'ın azamet ve kibriyasından…
→Ahlâk ve ÂdâbHikmet-İ Amelî
İslâm ahlâkı. Hikmet-i amelî; iyi huyları ve yararlı işleri, kötü huylardan ve çirkin işlerden ayırır. (Ali bin Emrullah)
→Ahlâk ve ÂdâbHilkat
1. Yaratılış, yaratılma. Üzerinde yatıp kalktığınız, yiyip içtiğiniz, gezip dolaştığınız, gülüp oynadığınız, dertlerinize devâ, korkulara, sıcağa-soğuğa, açlığa-susuzluğa, yırtıcı ve zehirli hayvanlar ile düşmanların hücumlarına karşı koyacak vâsıtaları bulduğunuz şu yer küresi yapılırken, taşları, toprakları…
→Ahlâk ve ÂdâbHişâmiyye
Hazret-i Ali'yi sevdiğini iddiâ ederek diğer Eshâb-ı kirâmı (Peygamberimizin arkadaşlarını) kötüleyen şîanın kollarından olan bozuk bir fırka, topluluk. Şiîlik, hazret-i Ali zamânında ortaya çıktı. İnsanlar arasında yayılması daha sonra başladı. Hicretin altmış senesinde Kisâniyye,…
→Ahlâk ve ÂdâbHüsn-İ Huluk
Güzel huy, iyi ahlâk. (Bkz. Ahlâk)
→Ahlâk ve Âdâbİhvân-Üs-Safâ
On birinci asrın ikinci yarısında Basra'da ortaya çıkan; "İslâmiyete birçok vehimler karışmış, onu bu vehimlerden temizlemek ancak felsefe ile mümkündür. İslâm dînini felsefe vâsıtasıyla saf hâle getirmelidir" diyen sapık ve gizli bir cemiyet, ekol.…
→Ahlâk ve Âdâbİlm-İ Hâl (ilmihâl)
Her müslümanın îmân, ibâdet ve ahlâk ile ilgili bilmesi gereken şeyler veya bu bilgileri anlatan kitap. Dînini bilen, seven ve kayıran mübârek insanların ilmihâl kitaplarını alıp, çoluk-çocuğuna öğretmesi, her müslümanın birinci vazîfesidir. Kendilerine din…
→Ahlâk ve Âdâbİslâm Ahlâkı
İslâm dîninin bildirdiği ahlâk. (Bkz. Ahlâk) Müslümanlar birbirine hürmet eder, yardımlaşırlar. Din ve dünyâ işlerinde birbirlerinin sıkıntılarını giderirler. Kul ve hayvan haklarını gözetirler. Kânunlara karşı gelmezler. İslâm ahlâkı üzere yaşayarak herkesin sevgi ve saygısını…
→Ahlâk ve ÂdâbKuvve-İ âlime
Bilici kuvvet. İnsan rûhuna âit iki kuvvetten birisi, akıl. Buna müdrike de denir. İnsan rûhu yalnız insanlarda bulunur. İnsan bu iki kuvvet ile hayvanlardan ayrılmaktadır. Bu iki kuvvetten birisi, kuvve-i âlimedir. İnsan kuvve-i âlimesi…
→Ahlâk ve ÂdâbKürsüf
Evlenmemiş (bâkire) kızların yalnız hayz zamânında, evli veya dul kadınların ise her zaman, edep yerine koydukları ve koku sürdükleri bez veya saf nebâtî pamuk. Kadınların kürsüf kullanmaları ve buna koku sürmeleri müstehâbtır (iyidir). (Halebî)
→Ahlâk ve ÂdâbMağrûr
Gururlu. (Bkz. Gurûr) Akıllı kimse başkalarının ayıbına bakmaz. Kişinin aybını yüzüne vurmaz. Malı çoğaldıkça, mağrûr olup ahlâkını bozmaz. (İdrîs aleyhisselâm) Ey oğlum! Sende olmayan fazîletler ile insanlar seni medh ederlerse, sakın mağrûr olma. Kendinden…
→Ahlâk ve ÂdâbMescid-i takvâ
Takvâ temeli üzerine kurulmuş mescid. Kur’ân’daki ifade özellikle Kuba Mescidi ve samimi niyetle kurulan ibadet mekânı bağlamında yorumlanmıştır.
→Ahlâk ve ÂdâbMüdârâ
Toplumda davranışlarıyla çevresine şer görünen birine karşı normal ölçüler çerçevesinde iyi davranılması, iltifat edilmesi anlamında ahlâk terimi.
→Ahlâk ve ÂdâbMürtezâ
Beğenilmiş, râzı olunmuş mânâsına hazret-i Ali'nin lakabı. Âdem'in (aleyhisselâm) hilm sıfatını ve Yûsuf'un (aleyhisselâm) güzel ahlâkını görmek isteyen, Ali Mürtezâ'ya baksın. (Hadîs-i şerîf-Menâkıb-ı Çıhâr-ı Yâr-ı Güzîn) Eshâb-ı kirâmdan herbiri bir peygambere benzemektedir. Ebû Bekr-i…
→Ahlâk ve ÂdâbMürüvvet
Adamlık, insanlık, mertlik. tas. a Din ve akıl yönünden öğülmeye değer güzel davranışların ortaya çıkmasını sağlayan nefsin bir kuvveti, ruhi yetenek (cr). b Allah için yapılan işleri gogumsamamak. c Dostların kusurlarını görmezlikten gelmek. d…
→Ahlâk ve ÂdâbMüşfik
Şefkatli, merhametli, acıyan. Merhametli ve müşfik bir rehber olmadıkça, çocuk, ilim ve ahlâk edinemez, yükselemez. İyi rehber, yâni ilim ve ahlâk sunan zât, çocuğu felâketten kurtarıp, seâdete kavuşturur. (İmâm-ı Gazâlî) Hoca müşfik ve mâhir;…
→Ahlâk ve ÂdâbPapa
Katolik mezhebine mensûb hıristiyanların en yüksek rûhânî (dînî) lideri. Atalar atası mânâsına gelen papa, Roma'da bulunur. Îsâ aleyhisselâmın dînini yaymak için seçtiği on iki havârîden mürted olan (dinden çıkan) Yehûda (Judas) ilk papa olarak…
→Ahlâk ve ÂdâbRikkat
Kalb inceliği ve yumuşaklığı. İslâm âlimleri, dîni, îmânı kuvvetlendiren ve ahlâkı güzelleştiren, şiirleri, kasîdeleri, ilâhîleri ve mevlidleri dinlemek; kalbdeki Allah sevgisini ve rikkati arttırır buyurmuşlardır. (Abdullah-ı Dehlevî) Rikkat, her din ve kitabda, her selîm…
→Ahlâk ve ÂdâbRiya
Gösteriş, ikiyüzlülük, sahtekârlık. tas. Hak rızası için yapılmayan ihlassız işler ve samimiyetsiz ibadetler Bkz. İhlas.
→Ahlâk ve ÂdâbSafvet
Temizlik, hâlislik, paklık. Safvet ancak güzel ahlâk ile mümkündür. (Celâleddîn Muhammed Devânî) Safvet niyete bağlıdır. Niyeti hayır olanın âkıbeti (sonu) de hayır olur. Niyeti bozuk olanın âkıbeti de bozuktur. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
→Ahlâk ve ÂdâbSeciyye
Ahlâk, tabiat, huy. Bir insan İslâm âlimlerini görüp, doğru yolu öğrendikten sonra yolunu şaşırırsa, bu onun seciyyesinin bozukluğundandır. (İmâm-ı Rabbânî)
→Ahlâk ve ÂdâbSemâhat
Cömertlik ve el açıklığı; vermesi lâzım ve vâcib olmayan şeyleri seve seve vermek. Resûl-i ekreme, "Hangi amelin daha faziletli" olduğu soruldukta; "Sabır ve semâhattır" buyurmuştur. (İbn-i Hibbân)
→Ahlâk ve ÂdâbSeyr-İ âfâkî
Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin; ilminin, bilgisinin ve kendi ihtiyârı (dilemesi, istemesi) olmaksızın dış âlemde ilerlemesi. Seyr-i âfâkîde kötülüklerden temizlenmek ve seyr-i enfüsîde iyi ahlâk ile ahlâklanmak vardır. (İmâm-ı Rabbânî)
→Ahlâk ve ÂdâbSîret-İ Nebevî
Sevgili Peygamberimizin örnek hayâtı, güzel ahlâkı. Sîret-i Nebevî'yi bütün müslümanların öğrenmesi ve o şekilde yaşaması lâzımdır. Böylece, dünyâda ve âhirette felâketlerden, sıkıntılardan kurtulmak ve o iki cihân efendisinin şefâatine kavuşmak nasîb olur. (Hâdimî)
→Ahlâk ve ÂdâbŞemâil-İ Şerîfe
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin mübârek ahlâk ve âdetleri. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin şemâil-i şerîfelerini Eshâb-ı kirâmdan Ebû Saîd-i Hudrî şöyle anlatmıştır: "Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, hayvana ot verirdi. Deveyi bağlardı. Evini…
→Ahlâk ve ÂdâbTecribe (tecrübe)
Deneme, sınama, bilgi edinmeyi sağlayan üç yoldan biri. Eshâb-ı kirâm (Peygamber efendimizin mübârek arkadaşları) bir gün Peygamber efendimize sallallahü aleyhi ve sellem gelerek; "Yemen'e gidenlerimiz orada hurma ağaçlarını başka türlü aşıladıklarını ve daha iyi…
→Ahlâk ve ÂdâbTedbîr-İ Menzil
İnsanın çoluk-çocuğuna karşı hareketlerinin nasıl olacağı ve ev idâresi ile ilgili husûslardan bahseden ilim. İslâm ahlâkı üçe ayrılır: Birincisi; insan yalnız iken, başkasını düşünmeden, işlerinin iyi veya kötü olduğunu anlatan ilm-i ahlâk. İkincisi, tedbîr-i…
→Ahlâk ve ÂdâbTemelluk
İfrât (aşırı) derecede tevâzû. Temelluk, müslüman ahlâkından değildir. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Adiy) Temelluk ancak üstâda ve tabibe karşı câizdir. Başkalarına karşı câiz değildir. (M.Hâdimî) Muallim ile tabîbe, Temelluk etmek lâzımdır. Tabîbin tedâvisine, Ve te'allüme (öğrenmeye)…
→Ahlâk ve ÂdâbTezyîn
Süslemek. Dünyâ hayâtı, geçilecek bir köprü gibidir. Bu köprüyü tezyîn etmekle uğraşmayın. Hemen geçip gidin! (Hadîs-i şerîf-Mârifetnâme) Yâ Ali! İnsanları görürsün ki dünyâyı tezyîn etmeye çalışıyorlar. Sen dînini tezyîn etmeye çalış. (Hadîs-i şerîf, Miftâh-un-Necât)…
→Ahlâk ve ÂdâbUdhiyye
Kurban bayramı günlerinde Allah’a yakınlık amacıyla kesilen belirli nitelikteki hayvan. Kesim vakti, hayvan türü ve yaşı, ortaklık, kusurlar ve etin paylaşılması fıkıhta ayrıntılı biçimde düzenlenir. Kurban ibadeti gösteriş veya kanın kutsallaştırılması değil; takvâ, şükür…
→Ahlâk ve ÂdâbÜlfet
1, Dostluk, ahbaplık; kaynaşma. 2. tas. Samimi olmak, insanlarla ünsiyet etmek, iyi geçinmek, herkesle anlaşmak, ihtilaf halinde olmamak. Merâsim meclis-i üns-i sübük rahuna siklettir Miyân-ı esdikada şart-ı ülfet terk-i kalfettir Arif Hikmet
→Ahlâk ve ÂdâbVefa
Bağlılık. 2. tas. a Ruhu gaflet uykusundan uyandırmak, zihni dünya dağdağasıyla meşgul etmemek (sr 88). Sözde samimi olma, ruhun dürüstlük içinde bulunması. b Ezelde, bezm-i elestte Allah’a verilen söze, misaka bağlı kalmak. c Insanlara…
→Ahlâk ve ÂdâbYemîn-İ Lağv
Boş yere yemîn. Geçmiş bir şey için zan ile yanlış yemîn etmek. Bunda günah ve keffâret yoktur.
→