KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
A‘yân-ı sâbite
Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arasındaki yer A‘yân-ı sâbite…
→Dil ve Genel KültürAcem
Arapların Arap olmayanlara ve özellikle de İran halkına verdikleri ad.
→Dil ve Genel KültürAdemü’s-sübût
Bir iddia, rivayet veya hükmün sabit olmaması; doğrulanmaması. Delilin yeterli bulunmadığı durumları anlatır.
→Dil ve Genel KültürAh li-eb
Baba bir erkek kardeş. Aynı babadan doğduğu hâlde annesi farklı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.
→Dil ve Genel KültürAh li-ebeveyn
Anne ve baba bir erkek kardeş. Hem annesi hem babası aynı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.
→Dil ve Genel KültürAh li-ümm
Anne bir erkek kardeş. Aynı anneden doğduğu hâlde babası farklı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.
→Dil ve Genel KültürAh-i şakîk
ah şakîk a. [Ar.] Anne baba bir öz kardeş.
→Dil ve Genel KültürAhbâ
Yakın dostlar ve sırdaşlar. Klasik metinlerde güvenilen, mahrem sözlerin paylaşıldığı kimseler için kullanılan çoğul bir adlandırmadır.
→Dil ve Genel KültürAhir
veya Ahir Son. 2. tas. a İnsanın sahip oldugu her cesit sifatin evvel ve ahiri Hak olup o, Hakk'ın evvel ve ahir sıfatları arasında anzi bir varlıkur. b İnsanın yeryüzündeki hilafeti evvel ile ahir…
→Dil ve Genel KültürAhkâm-ı adliyye
Adalet ve hukuk düzeniyle ilgili hükümler. Osmanlı hukuk dilinde yargı ve hakların korunmasına ilişkin kurallar için kullanılır.
→Dil ve Genel KültürAhlâm
Rüya, düş. 2. tas. a Hayal mertebesi, misal mertebesi. İnsan uyurken, nefs maddi âlemle ilişkisini tamamen keserse, o nefse misal âleminin suretleri yansır, tıpkı bir şeyin aynaya yansıması gibi. Sadık rüya ve ahlâm bu…
→Dil ve Genel KültürAhlât-ı bedeniyye
Eski tıp anlayışında bedenin dört temel sıvısı: kan, balgam, sarı safra ve kara safra. Sağlık ve mizacın bunların dengesine bağlı olduğu kabul edilirdi; bu tarihî model modern tıp değildir.
→Dil ve Genel KültürAhmediye (II)
Hz. Muhammed’in hayatmı ve onun etrafında oluşan menkıbeleri anlatan eser.
→Dil ve Genel KültürAkd-i izdivâc
Evlilik sözleşmesi; nikâh akdi. Tarafların evlenme iradelerini hukukî şartlar içinde birleştiren bağdır.
→Dil ve Genel KültürAkd-i zimmet
Klasik İslâm hukukunda gayrimüslim toplulukla can, mal ve din güvenliğini düzenleyen zimmet sözleşmesi. İslâm’ı kabul etme işlemi değildir; tarihî vatandaşlık ve vergi düzeninin parçasıdır.
→Dil ve Genel KültürAkl-ı beşer
İnsan aklı ve beşerî kavrayış gücü. Sınırları, vahiy ve mânevî bilgiyle ilişkisi kelâm ve tasavvuf metinlerinde tartışılır.
→Dil ve Genel KültürAkl-ı ferzâne
Bilgece ve olgun akıl. Bilgiyle tecrübeyi birleştiren, sonuçları tartarak hüküm veren kavrayışı anlatır.
→Dil ve Genel KültürAkl-ı hayvânî
Canlının korunma, beslenme ve içgüdüsel davranışlarını yöneten idrak düzeyi. Klasik psikoloji tasnifinde insanî akıldan ayrılır.
→Dil ve Genel KültürAkl-ı insânî
İnsana özgü düşünme, kavram kurma ve ahlâkî tercih yetisi. Klasik tasniflerde duyusal ve hayvanî idrakin üzerinde değerlendirilir.
→Dil ve Genel KültürAklâm
ÇdUl) [Ar.kalem’in ç. b.] Kalemler, hat sanaünda on iki ) tümün hepsi. )
→Dil ve Genel KültürAkrab
“Daha yakın, en yakın” anlamındaki Arapça karşılaştırma sıfatı. Kur’ân’da Allah’ın insana şah damarından daha yakın olduğunu bildiren Kaf sûresi 16. âyet bağlamında, ilâhî bilme ve kuşatmanın yakınlığını anlatmak için kullanılır; mekânsal yakınlık anlamına gelmez.
→Dil ve Genel KültürAlaka
ç. Alaik Bağ, engel, neden. tas. Kulu bağlayıp Hakk’a giden yola girmesini, bu yola girdikten sonra da doğru bir şekilde ilerlemesini engelleyen maddi ve nefsani nedenler, dünyevi bağlar ve her türlü engel. Bu bağların…
→Dil ve Genel KültürAllah
Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud…
→Dil ve Genel KültürAllah Allah
ÜnL (dil dil) Hayret ve şaşkınlık ifadesi.
→Dil ve Genel KültürAllah eyvallah
Bektaşî geleneği içinde tasdik işareti veya yemin sembolü olarak kullanılan söz.
→Dil ve Genel KültürAllah hakkı
hukûkullah maddesine bakınız.
→Dil ve Genel KültürAllahü ekber
cüm. [Ar.] “Allah büyüktür” anlamında “tekbir” (bk. bu madde) sözü. Aynı zamanda “Ezân-ı Muhammedf’nin de başlangıç ve son sözleridir (dört defa başlangıçta, iki defa sonunda olmak üzere altı defa). Ayrıca Müslüman halk, korktuklarmda, hayrette…
→Dil ve Genel KültürAr.] serlevha
“Bir yazının başlığı.” anve lammdaki bu terim, İslâm yazde, ma sanatı içinde, bir el yazması gö eserin “zahriyye”sinden sonra bile gelen sayfa veya karşılıklı iki Hic sayfanın baş kısmma bezemeli bu tezhiplenmiş başlıklar için…
→Dil ve Genel KültürArâzî-i memlûke
Özel mülkiyete konu olan arazi. Sahibinin hukuk düzeni içinde satma, bağışlama ve miras bırakma yetkisine sahip olduğu toprak türüdür.
→Dil ve Genel KültürAshab-ı suffe
1. Medine'de Hz. Peygamber'in mescidinin sofasında Oturan ve tasavvufta süfilerin ilk temsilcileri kabul edilen fakir sahabeler. tbn Mesud, Bilâl Habeşi, Selman Fârisi, Ebu Hureyre, Ebu Zer suffa ehlindendir. Ashab-ı şekavet Cehennemlikler, bedbahtlar. | 1…
→Dil ve Genel KültürAtebât-ı âliyye
Yüce ve saygın eşikler; büyük ziyaret makamları. Türbe ve kutsal kabul edilen mekânlar için kullanılan hürmet ifadesidir.
→Dil ve Genel KültürAtebât-ı mukaddese
Kutsal eşikler ve ziyaret merkezleri. Özellikle Şiî gelenekte Irak’taki Necef, Kerbelâ, Kâzımeyn ve Sâmerrâ imam türbeleri için kullanılır.
→Dil ve Genel KültürAyin-i kebir
oy |) Büyük ayin. 2. Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem. Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem.
→Dil ve Genel KültürAynalı yazı
Bir yazının eksene göre yansıtılmış iki eş parçadan oluştuğu hat düzeni. Harfler karşılıklı yerleştirildiğinde ayna görüntüsü meydana gelir; hat sanatında müsennâ adıyla da anılır.
→Dil ve Genel KültürBâb-ı Hümâyun
Topkapı Sarayı’nın Ayasofya yönündeki anıtsal birinci kapısı. Osmanlı sarayının dış avlusuna giriş sağlayan tarihî yapıdır.
→Dil ve Genel KültürBâbâ-yı âlem
“İnsanlığın babası” anlamında Hz. Âdem için kullanılan unvan. Bütün insanların ilk atası kabul edilmesine gönderme yapar.
→Dil ve Genel KültürBâbîlik
XIX. yüzyılda İran’da Seyyid Ali Muhammed Bâb’ın öğretileri çevresinde doğan dinî hareket. Daha sonra Bahâîliğe uzanan tarihî zemini oluşturmuş, ancak Bâbîlik ile Bahâîlik aynı dönem ve aynı teşkilat değildir.
→Dil ve Genel KültürBahâiyye
Bahâullah’ın öğretileri çevresinde teşekkül eden Bahâîlik. Bâbî hareketinden doğmuş, zamanla müstakil inanç ve kurum yapısı geliştirmiştir.
→Dil ve Genel KültürBahr-i vücûb
Zorunlu varlık denizi; Allah’ın mutlak ve zorunlu varlığını anlatan tasavvufî mecaz. Mümkin varlıklar bu mutlak varlığa bağımlıdır.
→Dil ve Genel KültürBârr
Çok iyilik eden, sözünde duran ve kullarına lütfeden. Allah hakkında kullanıldığında engin iyilik ve ihsan sahibi oluşunu ifade eder.
→Dil ve Genel KültürBâtın
İç, gizli, derun, iç nihan, gizli âlem. tas. a Allah'ın dort isminden biri: Evvel, Ahir, Zahir, Bâtın (Hadid Suresi, 2). Bunlara ‘ana adlar denir. Bu halde zahir-bâtın, aşikâr-pinhan, açık-gizli, iyannihan O'dur (Git ros, EK…
→Dil ve Genel KültürBesmele-hân
Besmeleyi güzel ve usulüne uygun biçimde okuyan kimse. Farsça hân eki “okuyan” anlamı verir; terim kıraat veya merasim bağlamında bir okuyuculuk vasfını belirtir.
→Dil ve Genel KültürBey‘-i câiz
Kuruluş ve geçerlilik şartlarını taşıyan hukukça geçerli satış. Tarafların rızası, konu, bedel ve yasak unsurların bulunmaması bakımından değerlendirilir.
→Dil ve Genel KültürBeynûnet-i kat‘iyye
Evlilik bağının kesin biçimde sona ermesi. Yeniden evlenebilmenin şartları, boşamanın türüne ve sayısına göre fıkıhta ayrıca düzenlenir.
→Dil ve Genel KültürBilâ-veled
Çocuğu bulunmayan, evlâtsız. Osmanlı hukuk ve vakıf kayıtlarında bir kişinin soyundan çocuk bırakmadığını belirtmek için kullanılan birleşik ifadedir; yalnız babalar için kullanılmaz.
→Dil ve Genel KültürBismilgâh
Kurban veya hayvan kesiminin yapıldığı yer. Ad, kesim sırasında besmele okunmasıyla ilişkilidir; mezbaha karşılığında kullanılmıştır.
→Dil ve Genel KültürCa'ferîlik
Ca'feriyye mezhebi maddesine bakınız.
→Dil ve Genel KültürCeliyyât
Açık, görünür ve meydanda bulunan şeyler. Celî kelimesinin çoğuludur; gizli ve örtülü olan hafiyyât ın karşıtı olarak kullanılabilir.
→Dil ve Genel KültürCemâlu’l-lah
Tanrı güzelliği (Allah’ın vasıflarından)
→Dil ve Genel KültürCenaze
Vefat etmiş insanın bedeni ve onunla ilgili defin hazırlıklarının bütünü. Ölmek üzere olan kişiye telkin ve dua, vefattan sonra bedenin yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazı ve defin İslâm cenaze hukukunun temel aşamalarıdır. İşlemler ölünün saygınlığı,…
→Dil ve Genel KültürCennetü’n-naîm
Nimetlerle dolu cennet. Kur’ân’da iman edip iyi işler yapanlara vaat edilen esenlik ve nimet yurdunu anlatan adlardan biridir. Buradaki naîm , sürekli nimet, huzur ve hoş yaşayış anlamı taşır.
→Dil ve Genel KültürCevher-i hebâî
İlk madde veya kozmik toz benzeri belirsiz cevher. Bazı tasavvuf kozmolojilerinde sûretleri kabul eden hebâ mertebesi ve lâhût âlemiyle ilişkilendirilir.
→Dil ve Genel KültürCihad-ı asgar
Küçük Savaş. tas. Düşmanla cephede yapılan savas,
→Dil ve Genel KültürCihad-ı ekber
Büyük savaş. tas. Nefse karşı verilen savas, Nefsin kahr ve mahvedilmesi. Mücâhede. Bkz, Mücâhede, Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
→Dil ve Genel KültürCihat
6 Ye. Savaş. 2. tas. Sâlikin nefsini dizginlemesi için vermiş olduğu mücadele, bu amaçla çekilen çile. 2i''l-cihadeyn: Hem nefs hem düşmanla savaşan.
→Dil ve Genel KültürD mâ'-i öşriyye
Arap topraklarında bulunan sular. â'ü’l-hayât 434
→Dil ve Genel KültürDâr-ı adl
Adalet yurdu veya adaletin hâkim olduğu ülke. Siyaset ve hukuk metinlerinde âdil yönetimi ifade eden ideal adlandırmadır.
→Dil ve Genel KültürDâr-ı şeş-per
“Altı yönlü yurt” anlamında dünya. Ön, arka, sağ, sol, üst ve alt yönlerle kuşatılmış maddî âlemi anlatan tasavvufî mecazdır.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-amân
Güven ve sığınma yeri. Can ve mal emniyetinin sağlandığı ülke, şehir veya korunaklı mekân için kullanılır.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-azâb
Azap yurdu; cehennem. Âhirette cezalandırılma hâlini ve mekânını anlatan edebî-dinî tamlamadır.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-emân
Güvenlik ve esenlik kapısı veya yurdu. Bektaşî ve tekke dilinde erenlerin himaye alanını anlatan sembolik bir adlandırma olarak kullanılabilir.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-eytâm
Yetimhane; anne veya babasını kaybetmiş çocukların barındırıldığı ve eğitildiği kurum. Osmanlı’nın son döneminde sosyal yardım ve eğitim kuruluşu olarak yaygınlaşmıştır.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-huffâz
Kur’ân hâfızı yetiştiren eğitim kurumu. Selçuklu ve Osmanlı şehirlerinde kıraat ve hıfz öğretimine ayrılmış vakıf yapılarıdır.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-hüzn
Hüzünler yurdu. Dünyanın geçicilik ve ayrılık yönünü anlatan edebî-dinî adlandırma olarak kullanılır.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-imâre
Yönetim merkezi, vali konağı veya hükümet binası. Erken İslâm şehirlerinde kamu idaresinin yürütüldüğü yapıyı ifade eder.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-it‘âm
Yemek dağıtılan hayır kurumu; aşevi veya imarethane. Vakıf gelirleriyle yoksul, yolcu ve talebelere hizmet verebilir.
→Dil ve Genel KültürDârü’l-kıyâm
Ayağa kalkış ve diriliş yurdu; mahşer ve âhiret. İnsanların hesap için kıyam edeceği günü anlatan edebî tamlamadır.
→Dil ve Genel KültürDârülislâm
İslâm hukuk düzeninin yürürlükte bulunduğu ülke veya siyasî egemenlik alanı. Klasik tasnifin çağdaş hukuk ve vatandaşlık düzenlerine uygulanması ayrıca değerlendirilir.
→Dil ve Genel KültürDîvânî
Osmanlı resmî kurumlarında, özellikle Dîvân-ı Hümâyun yazışmalarında kullanılan hat çeşididir. Ferman, berat, menşur, buyruldu, hüküm, tevkî, nişan, vakfiye ve ilâm gibi belgeler bu yazıyla kaleme alınmıştır. Gizliliği korumak ve tahrifatı güçleştirmek için harflerle kelimeler…
→Dil ve Genel KültürDuâ-hân
Dua okumayı bilen veya merasimlerde dua okumakla görevli kimse. Farsça hân eki “okuyan” anlamındadır; unvan bir tarikat derecesini tek başına göstermez.
→Dil ve Genel KültürDuâ-hânî
Dua okuyuculuğu; dua okuma görevi veya sanatı. Vakıf ve merasim kayıtlarında belirli vakitlerde dua okumakla görevli kişinin hizmetini ifade edebilir.
→Dil ve Genel KültürDü kevn
İki âlem; dünya ve âhiret. Farsça dü “iki”, Arapça kevn “varlık âlemi” anlamındadır.
→Bu görünüm temizlenmiş ilk 180 maddeyi gösteriyor. Harf, konu veya arama kullanarak listeyi daraltabilirsiniz.