Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

TÜMÜABÇDEFGĞHIİKLMNÖPRSŞTÜVYZ

180 temiz madde bu görünümde hazır.

Dil ve Genel Kültür

A‘yân-ı sâbite

Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arasındaki yer A‘yân-ı sâbite…

Dil ve Genel Kültür

Acem

Arapların Arap olmayanlara ve özellikle de İran halkına verdikleri ad.

Dil ve Genel Kültür

Ademü’s-sübût

Bir iddia, rivayet veya hükmün sabit olmaması; doğrulanmaması. Delilin yeterli bulunmadığı durumları anlatır.

Dil ve Genel Kültür

Ah li-eb

Baba bir erkek kardeş. Aynı babadan doğduğu hâlde annesi farklı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.

Dil ve Genel Kültür

Ah li-ebeveyn

Anne ve baba bir erkek kardeş. Hem annesi hem babası aynı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.

Dil ve Genel Kültür

Ah li-ümm

Anne bir erkek kardeş. Aynı anneden doğduğu hâlde babası farklı olan erkek kardeşi gösteren klasik nesep ve ferâiz terimidir.

Dil ve Genel Kültür

Ah-i şakîk

ah şakîk a. [Ar.] Anne baba bir öz kardeş.

Dil ve Genel Kültür

Ahbâ

Yakın dostlar ve sırdaşlar. Klasik metinlerde güvenilen, mahrem sözlerin paylaşıldığı kimseler için kullanılan çoğul bir adlandırmadır.

Dil ve Genel Kültür

Ahir

veya Ahir Son. 2. tas. a İnsanın sahip oldugu her cesit sifatin evvel ve ahiri Hak olup o, Hakk'ın evvel ve ahir sıfatları arasında anzi bir varlıkur. b İnsanın yeryüzündeki hilafeti evvel ile ahir…

Dil ve Genel Kültür

Ahkâm-ı adliyye

Adalet ve hukuk düzeniyle ilgili hükümler. Osmanlı hukuk dilinde yargı ve hakların korunmasına ilişkin kurallar için kullanılır.

Dil ve Genel Kültür

Ahlâm

Rüya, düş. 2. tas. a Hayal mertebesi, misal mertebesi. İnsan uyurken, nefs maddi âlemle ilişkisini tamamen keserse, o nefse misal âleminin suretleri yansır, tıpkı bir şeyin aynaya yansıması gibi. Sadık rüya ve ahlâm bu…

Dil ve Genel Kültür

Ahlât-ı bedeniyye

Eski tıp anlayışında bedenin dört temel sıvısı: kan, balgam, sarı safra ve kara safra. Sağlık ve mizacın bunların dengesine bağlı olduğu kabul edilirdi; bu tarihî model modern tıp değildir.

Dil ve Genel Kültür

Ahmediye (II)

Hz. Muhammed’in hayatmı ve onun etrafında oluşan menkıbeleri anlatan eser.

Dil ve Genel Kültür

Akd-i izdivâc

Evlilik sözleşmesi; nikâh akdi. Tarafların evlenme iradelerini hukukî şartlar içinde birleştiren bağdır.

Dil ve Genel Kültür

Akd-i zimmet

Klasik İslâm hukukunda gayrimüslim toplulukla can, mal ve din güvenliğini düzenleyen zimmet sözleşmesi. İslâm’ı kabul etme işlemi değildir; tarihî vatandaşlık ve vergi düzeninin parçasıdır.

Dil ve Genel Kültür

Akl-ı beşer

İnsan aklı ve beşerî kavrayış gücü. Sınırları, vahiy ve mânevî bilgiyle ilişkisi kelâm ve tasavvuf metinlerinde tartışılır.

Dil ve Genel Kültür

Akl-ı ferzâne

Bilgece ve olgun akıl. Bilgiyle tecrübeyi birleştiren, sonuçları tartarak hüküm veren kavrayışı anlatır.

Dil ve Genel Kültür

Akl-ı hayvânî

Canlının korunma, beslenme ve içgüdüsel davranışlarını yöneten idrak düzeyi. Klasik psikoloji tasnifinde insanî akıldan ayrılır.

Dil ve Genel Kültür

Akl-ı insânî

İnsana özgü düşünme, kavram kurma ve ahlâkî tercih yetisi. Klasik tasniflerde duyusal ve hayvanî idrakin üzerinde değerlendirilir.

Dil ve Genel Kültür

Aklâm

ÇdUl) [Ar.kalem’in ç. b.] Kalemler, hat sanaünda on iki ) tümün hepsi. )

Dil ve Genel Kültür

Akrab

“Daha yakın, en yakın” anlamındaki Arapça karşılaştırma sıfatı. Kur’ân’da Allah’ın insana şah damarından daha yakın olduğunu bildiren Kaf sûresi 16. âyet bağlamında, ilâhî bilme ve kuşatmanın yakınlığını anlatmak için kullanılır; mekânsal yakınlık anlamına gelmez.

Dil ve Genel Kültür

Alaka

ç. Alaik Bağ, engel, neden. tas. Kulu bağlayıp Hakk’a giden yola girmesini, bu yola girdikten sonra da doğru bir şekilde ilerlemesini engelleyen maddi ve nefsani nedenler, dünyevi bağlar ve her türlü engel. Bu bağların…

Dil ve Genel Kültür

Allah

Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud…

Dil ve Genel Kültür

Allah Allah

ÜnL (dil dil) Hayret ve şaşkınlık ifadesi.

Dil ve Genel Kültür

Allah eyvallah

Bektaşî geleneği içinde tasdik işareti veya yemin sembolü olarak kullanılan söz.

Dil ve Genel Kültür

Allah hakkı

hukûkullah maddesine bakınız.

Dil ve Genel Kültür

Allahü ekber

cüm. [Ar.] “Allah büyüktür” anlamında “tekbir” (bk. bu madde) sözü. Aynı zamanda “Ezân-ı Muhammedf’nin de başlangıç ve son sözleridir (dört defa başlangıçta, iki defa sonunda olmak üzere altı defa). Ayrıca Müslüman halk, korktuklarmda, hayrette…

Dil ve Genel Kültür

Ar.] serlevha

“Bir yazının başlığı.” anve lammdaki bu terim, İslâm yazde, ma sanatı içinde, bir el yazması gö eserin “zahriyye”sinden sonra bile gelen sayfa veya karşılıklı iki Hic sayfanın baş kısmma bezemeli bu tezhiplenmiş başlıklar için…

Dil ve Genel Kültür

Arâzî-i memlûke

Özel mülkiyete konu olan arazi. Sahibinin hukuk düzeni içinde satma, bağışlama ve miras bırakma yetkisine sahip olduğu toprak türüdür.

Dil ve Genel Kültür

Ashab-ı suffe

1. Medine'de Hz. Peygamber'in mescidinin sofasında Oturan ve tasavvufta süfilerin ilk temsilcileri kabul edilen fakir sahabeler. tbn Mesud, Bilâl Habeşi, Selman Fârisi, Ebu Hureyre, Ebu Zer suffa ehlindendir. Ashab-ı şekavet Cehennemlikler, bedbahtlar. | 1…

Dil ve Genel Kültür

Atebât-ı âliyye

Yüce ve saygın eşikler; büyük ziyaret makamları. Türbe ve kutsal kabul edilen mekânlar için kullanılan hürmet ifadesidir.

Dil ve Genel Kültür

Atebât-ı mukaddese

Kutsal eşikler ve ziyaret merkezleri. Özellikle Şiî gelenekte Irak’taki Necef, Kerbelâ, Kâzımeyn ve Sâmerrâ imam türbeleri için kullanılır.

Dil ve Genel Kültür

Ayin-i kebir

oy |) Büyük ayin. 2. Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem. Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem.

Dil ve Genel Kültür

Aynalı yazı

Bir yazının eksene göre yansıtılmış iki eş parçadan oluştuğu hat düzeni. Harfler karşılıklı yerleştirildiğinde ayna görüntüsü meydana gelir; hat sanatında müsennâ adıyla da anılır.

Dil ve Genel Kültür

Bâb-ı Hümâyun

Topkapı Sarayı’nın Ayasofya yönündeki anıtsal birinci kapısı. Osmanlı sarayının dış avlusuna giriş sağlayan tarihî yapıdır.

Dil ve Genel Kültür

Bâbâ-yı âlem

“İnsanlığın babası” anlamında Hz. Âdem için kullanılan unvan. Bütün insanların ilk atası kabul edilmesine gönderme yapar.

Dil ve Genel Kültür

Bâbîlik

XIX. yüzyılda İran’da Seyyid Ali Muhammed Bâb’ın öğretileri çevresinde doğan dinî hareket. Daha sonra Bahâîliğe uzanan tarihî zemini oluşturmuş, ancak Bâbîlik ile Bahâîlik aynı dönem ve aynı teşkilat değildir.

Dil ve Genel Kültür

Bahâiyye

Bahâullah’ın öğretileri çevresinde teşekkül eden Bahâîlik. Bâbî hareketinden doğmuş, zamanla müstakil inanç ve kurum yapısı geliştirmiştir.

Dil ve Genel Kültür

Bahr-i vücûb

Zorunlu varlık denizi; Allah’ın mutlak ve zorunlu varlığını anlatan tasavvufî mecaz. Mümkin varlıklar bu mutlak varlığa bağımlıdır.

Dil ve Genel Kültür

Bârr

Çok iyilik eden, sözünde duran ve kullarına lütfeden. Allah hakkında kullanıldığında engin iyilik ve ihsan sahibi oluşunu ifade eder.

Dil ve Genel Kültür

Bâtın

İç, gizli, derun, iç nihan, gizli âlem. tas. a Allah'ın dort isminden biri: Evvel, Ahir, Zahir, Bâtın (Hadid Suresi, 2). Bunlara ‘ana adlar denir. Bu halde zahir-bâtın, aşikâr-pinhan, açık-gizli, iyannihan O'dur (Git ros, EK…

Dil ve Genel Kültür

Besmele-hân

Besmeleyi güzel ve usulüne uygun biçimde okuyan kimse. Farsça hân eki “okuyan” anlamı verir; terim kıraat veya merasim bağlamında bir okuyuculuk vasfını belirtir.

Dil ve Genel Kültür

Bey‘-i câiz

Kuruluş ve geçerlilik şartlarını taşıyan hukukça geçerli satış. Tarafların rızası, konu, bedel ve yasak unsurların bulunmaması bakımından değerlendirilir.

Dil ve Genel Kültür

Beynûnet-i kat‘iyye

Evlilik bağının kesin biçimde sona ermesi. Yeniden evlenebilmenin şartları, boşamanın türüne ve sayısına göre fıkıhta ayrıca düzenlenir.

Dil ve Genel Kültür

Bilâ-veled

Çocuğu bulunmayan, evlâtsız. Osmanlı hukuk ve vakıf kayıtlarında bir kişinin soyundan çocuk bırakmadığını belirtmek için kullanılan birleşik ifadedir; yalnız babalar için kullanılmaz.

Dil ve Genel Kültür

Bismilgâh

Kurban veya hayvan kesiminin yapıldığı yer. Ad, kesim sırasında besmele okunmasıyla ilişkilidir; mezbaha karşılığında kullanılmıştır.

Dil ve Genel Kültür

Ca'ferîlik

Ca'feriyye mezhebi maddesine bakınız.

Dil ve Genel Kültür

Celiyyât

Açık, görünür ve meydanda bulunan şeyler. Celî kelimesinin çoğuludur; gizli ve örtülü olan hafiyyât ın karşıtı olarak kullanılabilir.

Dil ve Genel Kültür

Cemâlu’l-lah

Tanrı güzelliği (Allah’ın vasıflarından)

Dil ve Genel Kültür

Cenaze

Vefat etmiş insanın bedeni ve onunla ilgili defin hazırlıklarının bütünü. Ölmek üzere olan kişiye telkin ve dua, vefattan sonra bedenin yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazı ve defin İslâm cenaze hukukunun temel aşamalarıdır. İşlemler ölünün saygınlığı,…

Dil ve Genel Kültür

Cennetü’n-naîm

Nimetlerle dolu cennet. Kur’ân’da iman edip iyi işler yapanlara vaat edilen esenlik ve nimet yurdunu anlatan adlardan biridir. Buradaki naîm , sürekli nimet, huzur ve hoş yaşayış anlamı taşır.

Dil ve Genel Kültür

Cevher-i hebâî

İlk madde veya kozmik toz benzeri belirsiz cevher. Bazı tasavvuf kozmolojilerinde sûretleri kabul eden hebâ mertebesi ve lâhût âlemiyle ilişkilendirilir.

Dil ve Genel Kültür

Cihad-ı asgar

Küçük Savaş. tas. Düşmanla cephede yapılan savas,

Dil ve Genel Kültür

Cihad-ı ekber

Büyük savaş. tas. Nefse karşı verilen savas, Nefsin kahr ve mahvedilmesi. Mücâhede. Bkz, Mücâhede, Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

Dil ve Genel Kültür

Cihat

6 Ye. Savaş. 2. tas. Sâlikin nefsini dizginlemesi için vermiş olduğu mücadele, bu amaçla çekilen çile. 2i''l-cihadeyn: Hem nefs hem düşmanla savaşan.

Dil ve Genel Kültür

D mâ'-i öşriyye

Arap topraklarında bulunan sular. â'ü’l-hayât 434

Dil ve Genel Kültür

Dâr-ı adl

Adalet yurdu veya adaletin hâkim olduğu ülke. Siyaset ve hukuk metinlerinde âdil yönetimi ifade eden ideal adlandırmadır.

Dil ve Genel Kültür

Dâr-ı şeş-per

“Altı yönlü yurt” anlamında dünya. Ön, arka, sağ, sol, üst ve alt yönlerle kuşatılmış maddî âlemi anlatan tasavvufî mecazdır.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-amân

Güven ve sığınma yeri. Can ve mal emniyetinin sağlandığı ülke, şehir veya korunaklı mekân için kullanılır.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-azâb

Azap yurdu; cehennem. Âhirette cezalandırılma hâlini ve mekânını anlatan edebî-dinî tamlamadır.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-emân

Güvenlik ve esenlik kapısı veya yurdu. Bektaşî ve tekke dilinde erenlerin himaye alanını anlatan sembolik bir adlandırma olarak kullanılabilir.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-eytâm

Yetimhane; anne veya babasını kaybetmiş çocukların barındırıldığı ve eğitildiği kurum. Osmanlı’nın son döneminde sosyal yardım ve eğitim kuruluşu olarak yaygınlaşmıştır.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-huffâz

Kur’ân hâfızı yetiştiren eğitim kurumu. Selçuklu ve Osmanlı şehirlerinde kıraat ve hıfz öğretimine ayrılmış vakıf yapılarıdır.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-hüzn

Hüzünler yurdu. Dünyanın geçicilik ve ayrılık yönünü anlatan edebî-dinî adlandırma olarak kullanılır.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-imâre

Yönetim merkezi, vali konağı veya hükümet binası. Erken İslâm şehirlerinde kamu idaresinin yürütüldüğü yapıyı ifade eder.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-it‘âm

Yemek dağıtılan hayır kurumu; aşevi veya imarethane. Vakıf gelirleriyle yoksul, yolcu ve talebelere hizmet verebilir.

Dil ve Genel Kültür

Dârü’l-kıyâm

Ayağa kalkış ve diriliş yurdu; mahşer ve âhiret. İnsanların hesap için kıyam edeceği günü anlatan edebî tamlamadır.

Dil ve Genel Kültür

Dârülislâm

İslâm hukuk düzeninin yürürlükte bulunduğu ülke veya siyasî egemenlik alanı. Klasik tasnifin çağdaş hukuk ve vatandaşlık düzenlerine uygulanması ayrıca değerlendirilir.

Dil ve Genel Kültür

Dîvânî

Osmanlı resmî kurumlarında, özellikle Dîvân-ı Hümâyun yazışmalarında kullanılan hat çeşididir. Ferman, berat, menşur, buyruldu, hüküm, tevkî, nişan, vakfiye ve ilâm gibi belgeler bu yazıyla kaleme alınmıştır. Gizliliği korumak ve tahrifatı güçleştirmek için harflerle kelimeler…

Dil ve Genel Kültür

Duâ-hân

Dua okumayı bilen veya merasimlerde dua okumakla görevli kimse. Farsça hân eki “okuyan” anlamındadır; unvan bir tarikat derecesini tek başına göstermez.

Dil ve Genel Kültür

Duâ-hânî

Dua okuyuculuğu; dua okuma görevi veya sanatı. Vakıf ve merasim kayıtlarında belirli vakitlerde dua okumakla görevli kişinin hizmetini ifade edebilir.

Dil ve Genel Kültür

Dü kevn

İki âlem; dünya ve âhiret. Farsça dü “iki”, Arapça kevn “varlık âlemi” anlamındadır.

72 / 180

Bu görünüm temizlenmiş ilk 180 maddeyi gösteriyor. Harf, konu veya arama kullanarak listeyi daraltabilirsiniz.