KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Bâb-ı Meşîhat
Osmanlı’da şeyhülislâmlık makamı ve merkez teşkilatı. Fetva, ilmiye idaresi ve dinî bürokrasinin önemli kurumlarından biriydi.
→Edebiyat, Musiki ve SanatEdîb
1. Güzel hasletleri kendinde toplayan, haddini bilen. ( Bkz. Edeb ) 2. Düzgün, güzel ve pürüzsüz söz söyleyen ve yazan, edebiyatçı.
→Edebiyat, Musiki ve Sanatİğfâl
Aldatma, doğru yoldan saptırma. Hakkı unutturma. İslâm nîmetinin elden çıkmasına sebeb olan bir kısım kâfirler, kendilerine müslüman ismi ve süsü verip, din adamı tanıttırıp, müslümanlığı kendi akılları ile, keyiflerine ve şehvetlerine uygun bir şekle…
→Edebiyat, Musiki ve Sanatİşâ-İ Rabbânî
Hıristiyanların, dinlerinin temel inançlarından biri gibi kabûl ettikleri akşam yemeğinde güyâ Îsâ aleyhisselâmın etini yiyip, kanını içerek onunla birleşeceklerine ve böylece günâhlarının döküleceğine inanmaları. Îsâ aleyhisselâmın tebliğ ettiği nasrânîlik ile, göğe kaldırılmasından sonra ortaya…
→Edebiyat, Musiki ve SanatKirâ
Bir malın, menfaatine yâni kullanılmasına karşılık olarak verilen ücret. Bir evin, bir iş yerinin veya herhangi bir mülkün, taşıt veya binek hayvanının, sâhibi tarafından faydalanılmak ve kullanılmak üzere belli bir ücret karşılığında bir müddet…
→Edebiyat, Musiki ve SanatKüfr-İ Hükmî
İslâmiyet'in îmânsızlık alâmeti dediği sözleri söylemek ve işleri yapmak. Akıllı, bilgili, edebiyatçı olduğunu göstermek için veya yanındakileri güldürmek, hayrete düşürmek, sevindirmek veya alay etmek için söylenen sözlerde küfr-i hükmîden korkulur. Gadab, kızgınlık ve hırs…
→Edebiyat, Musiki ve SanatManastır
Hıristiyanlıkta ibâdet edilen ve din adamlarından bir râhib veya râhibenin idâre edip, barındığı binâ. Eskiden manastırlar, kendi mülkleri olan bir arâzî üzerinde kurulur ve bu arâziyi işleterek elde ettikleri mahsûllerle kapalı bir ekonomi içinde…
→Edebiyat, Musiki ve SanatMeşîhat-I İslâmiyye
Bâb-ı fetvâ (fetvâ kapısı). Şeyhülislâmın bulunduğu yer. İlmiye teşkilâtının en yüksek makâmı meşîhat-ı İslâmiyye idi. Meşîhat dâiresinin en büyük vazifelisi şeyhülislâm idi. (Ahmed Cevdet Paşa) Ulemâdan Ahmed ibni Kemâl Paşa, Kânûnî Sultan Süleymân Han…
→Edebiyat, Musiki ve SanatNükte
1. Güzel mânâlı söz. Nükte: "Malı seviyorsan yerine sarf et de, sana sonsuz arkadaş olsun. Eğer sevmiyorsan ye de yok olsun." (Abdullah-ı Ensârî) Nükte yaparken dikkat etmeli, dinleyicilerin yanlış anlıyacağı nüktelerden sakınmalıdır. (Seyyid Alizâde)…
→Edebiyat, Musiki ve SanatTehavvül
Değişme. Bir hâlden başka bir hâle geçme. Sıcak havada tazyik azalır, barometre düşer. Soğukta ise yükselir. Bu tazyik tehavvülü sıhhat için çok mühimdir. Bu tehavvül olmasaydı bildiğimiz hastalıkların dörtte biri mevcûd olmazdı. (Seâdet-i Ebediyye)
→