KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Abdesti bozan durumlar
Abdestin hükmünü sona erdiren hâllerin ortak adı. İdrar ve dışkı yollarından çıkan şeyler, yellenme, bayılma ve aklı örten durumlar temel örneklerdir. Uyku, kanama, kusma ve karşı cinse dokunma gibi meselelerde mezhepler farklı hükümler vermiştir.…
→İbadet ve FıkıhAbes
Boş, faydasız şey. Namazda abes hareketler mekruhtur. Elbise ile oynamak gibi. Namazda faydalı hareketin meselâ eli ile alnındaki teri silmenin zararı olmaz. Pantolonun tozunu silkmek, mekruhtur. Kaşınmak abes değilse de, bir rüknde, eli üç…
→İbadet ve FıkıhAbese Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin sekseninci sûresi. Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Kırk iki âyet-i kerîmedir. Birinci âyet-i kerîmede yüzçevirdi, iltifat etmedi mânâsına olan Abese lafzı sûreye isim olmuştur. Sûrede, Kur'ân-ı kerîmin Allahü teâlâ tarafından bir mev'ize…
→İbadet ve FıkıhAcûze
İhtiyar, çok yaşlı kadın. Yaşlı bir kadın Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve selleme geldi. Resûl-i ekrem; "Acûze Cennet'e giremez!" buyurdu. Bunun üzerine kadın ağlamaya başladı. Bunu görenPeygamber efendimiz; "Sen o gün yaşlı değil, genç…
→İbadet ve FıkıhAfîf
Temiz, iffetli, nâmuslu, haramdan (günahtan) sakınan. (Bkz. İffet)
→İbadet ve FıkıhAhkâm-ı bâtına
İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini…
→İbadet ve FıkıhAhkâm-I Fıkhiyye
Fıkıh ile ilgili hükümler. Bedenle yapılması ve sakınılması lazım gelen şeyler, emirler ve yasaklar. (Bkz. Fıkh) müslümanın kendisine lâzım olan ahkâm-ı fıkhiyyeyi öğrenmesi ve yapması lâzımdır (Yûsüf Sinâneddîn Âmesi). Ahkâm-ı fıkhiyye dört büyük kısma…
→İbadet ve FıkıhAhrâriyye
Evliyânın büyüklerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Ahrâriyye yolunun büyüğü Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri bir sohbetlerinde şöyle buyurdu: Bizim yolumuzda el helâl kârda (işte), gönül ise hakîkî yârda yâni Allahü teâlâdadır. Biz bu yolu, tasavvuf…
→İbadet ve FıkıhAkl (akıl)
İdrâk kuvveti, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırmaya yarayan kuvvet. ... Akıl, sâhibini iyiliğe götürür, kötülükten alıkor. Aklı olgunlaşmadıkça kişinin dîni doğru ve îmânı kâmil (olgun) olmaz. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Sizin akılca en üstününüz,…
→İbadet ve FıkıhAkl-I Meâş
Yemek, içmek, evlenmek, helâl, haram demeden kazanmak ve eğlenmek gibi hep bedenin râhatını ve nefsin menfaatini düşünüp, âhireti düşünmeyen akıl; akl-ı meâdın zıddı. Akl-ı meâş, dünyânın geçici lezzetlerine bakarak, (büyüklenmek, kıskanmak, kendini beğenmek, kin…
→İbadet ve FıkıhAlak Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan altıncı sûresi. Alak sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil olmuştur (inmiştir). On dokuz âyet-i kerîmedir. "İnsanı kan pıhtısından yarattı" meâlindeki ikinci âyet-i kerîmede (kan pıhtısı) mânâsına gelen "alak" kelimesi bu sûreye isim olmuştur.…
→İbadet ve FıkıhAleyhissalâtü Ves-Selâm
Peygamberler bilhassa Peygamber efendimizin ism-i şerîfi söylenince, yazılınca ve işitilince söylenen ve yazılan salât ve selâm (hayr duâlar) onun üzerine olsun mânâsına duâ ve tâzim (saygı) ifâdesi. İki kişi için aleyhimesselâm daha fazla için…
→İbadet ve FıkıhAllah (celle Celâlühü)
Esmâ-i hüsnâdan. Varlığı muhakkak lâzım olan, îmân ve ibâdet edilecek hakîkî mâbûd. Her şeyi yoktan var eden yüce yaratıcı. Allahü teâlâ zâtı ile vardır. Varlığı kendi kendiyledir. Şimdi var olduğu gibi, hep vardır ve…
→İbadet ve FıkıhAllahümme bârik
cüm. [Ar.] Cenaze namazı kılınırken okunması gereken duanm adı. Bu dua şöyle: Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammeddin kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli îbrahime inneke hamîdün mecîd.
→İbadet ve FıkıhAllahümme salli
cüm. ÇL, ^1) [Ar.] Cenaze namazı kılınırken okunması gereken duanın adı. Bu dua şöyle: Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammeddin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrahime inneke hamîdün mecîd.
→İbadet ve FıkıhAllâme
İslâmiyetin yirmi ana ilmi ve bunların kolları olan seksen ilminde mütehassıs ve evliyâlık derecelerinde yükselmiş, ayrıca lâzım olduğu kadar zamanın fen ve edebiyat ilimlerinde de yetişmiş zât. Âlim kelimesinin mübâlağalı ismi fâilidir. (Bkz. Âlim)…
→İbadet ve FıkıhAmden
Kasten, bilerek, bile bile yapmak. Hadîs imâmları söz birliği ile bildiriyorlar ki: Bir namazı vaktinde amden kılmayanın, namaz vakti geçerken, namaz kılmadığı için üzülmeyenin îmânı gider veya ölürken îmânsız gider. Ya namazı hâtırına bile…
→İbadet ve FıkıhAnkebût Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi dokuzuncu sûresi. Ankebût sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Altmış dokuz âyet-i kerîmedir.Sûrede; putlara ve diğer güçsüz varlıklara tapanların hâlleri, onların dünyâlık elde etmek için kurdukları tuzak ve gayretleri, ankebût denilen…
→İbadet ve FıkıhArab
Güzel. Nûh aleyhisselâmın Sâm adlı oğlunun soyundan gelenler. Allah katında en kıymetliniz, takvâsı çok olanınızdır. Arabın Arab olmayana bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâ (Allahü teâlâdan korkup haramlardan sakınmak) iledir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim) Arablar…
→İbadet ve FıkıhArâzi-İ Mîriyye
Mîrî yâni devlete âit topraklar. Harp ile alınarak, gâziler arasında taksim edilmeyip, beytülmâle (devlet hazînesine) bırakılan veya uşr yâhut harac toprağı iken sâhibi ölüp, hiç mîrasçısı bulunmayan topraklar. Arâzi-i Memleket, Arâzi-i Emîriyye de denir.…
→İbadet ve FıkıhArâzi-İ Uşriyye
Mahsûlünden (ürününden) uşur denilen zekatın alındığı topraklar. Müslüman devletlerde harb ile alınıp gâzîlere (askerlere) taksim edilen veya isteyerek İslâm'ı kabûl edenlerin ellerinde bırakılan yâhut devlet reisinin (başkanının) izni ile müslümanlar tarafından işlenip faydalanılır hâle…
→İbadet ve FıkıhArtık
Bir kaptan veya alanı yirmi beş metre kareden az olan küçük havuzdan bir canlı yiyip-içtikten sonra geriye kalan su. Mü'minin artığı şifâdır. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ) Domuzun, köpeğin ve yırtıcı hayvanların ve henüz fâre yiyen kedinin…
→İbadet ve FıkıhAsr-ı evvel
İkindi namazının ilk vakti. Gölgenin uzunluğuna ilişkin mezhep ölçülerine göre ikindi vaktinin başlangıç safhasını ifade eder.
→İbadet ve FıkıhAteşperest
Ateşe tapan, mecûsî. Zerdüşt tarafından kurulan bâtıl dîne inanan. Ateşperestler Cehennem'in Hutame denilen beşinci tabakasında yanacaklardır. Birini görünce kendi elini veya onun elini öpmek ve eli göğse koymak ve eğilmek ve yere kapanmak ateşperest…
→İbadet ve FıkıhAyn Harfi
Kur'ân-ı kerîmde Ömer-ül-Fârûk'un radıyallahü anh namaz kıldırırken, ayakta okumayı bitirip, rükû'a eğildiği yeri gösteren işâret. Ayn harfi hep âyet-i kerîmelerin sonunda bulunmaktadır.
→İbadet ve FıkıhAzm Etmek
Kalbde devamlı kalan ve yapmaya kesin kararlı olunan düşünce, kasd, niyet, karar verme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: İşlerinde Eshâbın ile meşveret et. Onlara danış. Bundan sonra bir işe azmettiğin zaman, Allahü…
→İbadet ve FıkıhBâb-Üs-Selâm
1. Mekke-i mükerremede bulunan Mescid-i Haram'ın doğu tarafına açılan kapı. Bâb-ı Şeybe de denir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem otuz beş yaşında iken, yağan yağmur ve seller sebebiyle Kâbe-i muazzama tahrîb olmuştu. Yeniden…
→İbadet ve FıkıhBâğî
Âsî. Haksız olarak devlet başkanına isyân eden. Çoğulu buğât'tır. Bâğîler başkaldırınca, devlet başkanı onların isyân etme sebeblerini araştırır. Niçin isyân ettiklerini sorar ve kendisine itâate dâvet eder. Şâyet bâğîler, yapılan dâveti kabûl etmeyip, harbe…
→İbadet ve FıkıhBâliğ
Bülûğa eren, ergenlik çağına gelen. Cünüp olup, gusül (boy) abdesti almağa başlayan, evlenecek yaşa gelen erkek. (Bkz. Âkıl-Bâliğ)
→İbadet ve FıkıhBasîr (el-Basîr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Gizli ve açık her şeyi hakkıyle görücü. (Bkz. Basar) Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Şüphesiz O, semî'dir (her şeyi hakkıyle işitendir), Basîr'dir. (İsrâ sûresi: 1) Bir…
→İbadet ve FıkıhBâtıl
1. Fânî, geçici, devamlı olmayan, yok olan. En güzel söz, (şâir) Lebîd'in "Allahü teâlâdan başka her şey bâtıldır" sözüdür. (Hadîs-i şerîf-Tefsîr-i Mazharî) 2. Abes, boş, boşuna, sebebsiz yere, yok yere. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde…
→İbadet ve FıkıhBâtıl Satış
Sahîh olmayan, yâni dînen bulunması lâzım gelen şartların hepsi veya bir kısmı bulunmayan satış, alış-veriş. Satılacak malın mütekavvim olması (kullanılmasına dînen izin verilmesi, kıymetli ve kullanılabilir olması) bu şartlardandır. Buna göre; domuz, içki ve…
→İbadet ve FıkıhBehâîlik
Müslüman görünüp İslâmiyet'i içerden yıkmak için çalışan El-Bâb Ali Muhammed ismindeki bir acemin talebesi olan Behâullah'ın, kurduğu bozuk yol. Behâîlere göre namaz, Hayfa'ya karşı durup, Allah'ı düşünmektir. Namaz ferdî olup duâdan ibârettir. Oruç, 2…
→İbadet ve FıkıhBerâât Satışı
Zekât toplayan âmillerin (memurların), köylüden alacakları zekât ve uşrun cins ve miktârını gösteren ve berâât adı verilen senedlerin satışı (Bkz. Bey'). Berâât satışı câiz değildir. Zîrâ verilen senetlerdeki yazılı mal mevcûd değildir. (İbn-i Âbidîn).
→İbadet ve FıkıhBey'-İ Fâsid
Aslı İslâmiyet'e uygun, fakat sıfatı uygun olmayan satış. Bir kimse satın aldığı bir malın bedeli olan paranın yarısını peşin verip, yarısını da yolcum gelince vereyim dese, bu alış-veriş Bey'-i fâsid olur. Çünkü yolcunun geleceği…
→İbadet ve FıkıhBeyt-İ Ma'mûr
Meleklerin kıblesi. Göklerde meleklerin devâmlı tavâf ettikleri yer, makam. Beyt-ül-ma'mûrda her gün yetmiş bin melek namaz kılar. Bir kere namaz kılana bir daha sıra gelmez. Meleklerin büyüklerinden Kerûbîyân melekleri gece ve gündüz tesbih ederler,…
→İbadet ve FıkıhBî'a
Hıristiyanların mâbedi, tapınak, kilise. Bî'adaki küfür alâmetleri boşaltılırsa, namaz kılmak mekruh olmaz. (Alâüddîn Haskefî) Bî'aya gidip hazret-i Îsâ'dan, Meryem anadan bir şey isteyenin îmânı gider. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhBid'at Ehli
Peygamberimizin sallallahü aleyhi ve sellem ve Eshâb-ı kirâmının yolundan (Ehl-i sünnet îtikâdından) ayrılanlar. Bid'at sâhibi. Îtikâdda (îmânda) ve amelde (ibâdette) dinde olmayan yenilikler ortaya çıkaran kimseler, dinde reformcular. Allahü teâlâ, bid'at ehlinin orucunu, haccını,…
→İbadet ve FıkıhBirr
Hayır, iyilik, Allahü teâlânın emirlerine uymak. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Birr ve takvâ (haramlardan, günâhlardan kaçınmak)da birbirinize yardım edin. (Mâide sûresi: 2)
→İbadet ve FıkıhBorç
Bir kimsenin başka birine bir şey yapmasını veya vermesini gerekli kılan yükümlülük. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Sadakalar (zekâtlar) Allahü teâlâdan bir farz olarak, fakirlere (nafakasından fazla fakat nisâb miktarından az malı olana) ,…
→İbadet ve FıkıhBurhân_ı Temânü
Kelâm ilminde Allahü teâlânın varlığını ve birliğini isbâtta kullanılan delîl. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Eğer yer ile gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, âlemdeki nizâm bozulur karma karışık olurdu. (Enbiyâ sûresi: 22) Bu âyet-i…
→İbadet ve FıkıhBühtân
İftirâ. Bir kimseye onda olmayan bir kusuru isnat etme. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Mü'min erkek ve mü'min kadınlara, işlemedikleri (bir günâhı, bir suçu isnâd etmek sûretiyle) ezâ edenler, muhakkak bir bühtân…
→İbadet ve FıkıhCâiz
Dinî veya hukukî bakımdan yapılmasına izin verilen. Fıkıh dilinde çoğu zaman mübahla yakın anlamda, yapılması yahut terk edilmesi sebebiyle kişinin kınanmadığı davranış için kullanılır. “Câiz” kelimesi bazı bağlamlarda bir akdin geçerli olması veya bir…
→İbadet ve FıkıhCâiz Değil
1.Sahîh değil. Ağaçta belirmemiş olan meyveyi satmak, akıllı olmayan küçük çocuğun alış-verişi, yâni pazarlık edip, söz kesmesi câiz değildir. (İbn-i Hümâm) 2. Mekruh. Namaz kılmak için, Kâbe, câmi resmi bulunan seccâdeyi yere sermek câiz…
→İbadet ve FıkıhCâmi'
Toplayan. 1. Müslümanların ibâdet etmek için toplandıkları yer, mâbed. (Bkz. Mescid) Hayızlı ve cünüp olanın Câmi'e girmesi harâmdır. Abdestsiz olanın girmesi mekruhtur. (Molla Hüsrev) 2. Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Çeşitli hakîkatleri ve enfüs (iç)…
→İbadet ve FıkıhCebel-İ Rahmet
"Rahmet dağı" mânâsına, Arafat ovasındaki tepe. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem Vedâ haccında Arefe günü Cebel-i rahmet denilen koyu yeşil taş yığınlarından meydana gelen tepenin eteğinde, yüzbini aşkın müslümana Kusvâ adlı devesinin üzerinde…
→İbadet ve FıkıhCebîre
Kırık ve çıkığın iki yanına bağlanan tahtalar. Gusülde ve abdestte cebîre üzerine mesh câizdir. (İbrâhim Halebî)
→İbadet ve FıkıhCehrî
Açıktan, alenî olarak, yüksek sesle söylemek, okumak. Namazın vâciblerinden on dördüncüsü cehrî okunacak yerde cehrî okumaktır. (İbrâhim Halebî) Bayram namazını kılmak için câmiye giderken bayram tekbirlerini, Fıtr (Ramazan) bayramında sessiz, Kurban bayramında cehrî söylemek…
→İbadet ve FıkıhCelse-İ Hafife
İkinci secdeyi yapıp kıyâma kalkmadan önce olan kısa oturma. Şâfiî mezhebinde Celse-i hafîfe sünnettir. (İbn-i Hacer)
→İbadet ve FıkıhCidâl
Kavga, çekişme, münâkaşa. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Hacda kadına yaklaşmak, günâh işlemek ve (hizmetçileri, arkadaşları ve başkaları ile) cidâl yoktur. (Bekara sûresi: 197) Başka hiç bir kusurun olmasa bile, kusur olarak…
→İbadet ve FıkıhCilbâb
Uzun ve geniş örtü, manto. Çoğulu Celâbîb'dir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey sevgili Peygamberim! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına cilbâblarını üstlerine giymelerini söyle... (Ahzâb sûresi: 59) Haramdan olan cilbâb giyenin namazı…
→İbadet ve FıkıhCins
Fıkıhta; çeşit, tür, kullanıldıkları yerler arasında çok fark bulunmayan şeylere ortak olarak verilen isim. Deve hayvan sınıfının bir cinsidir. Tüylü deve, bu cinsten bir nevidir. Aslı, kaynağı başka olan veya kullanıldığı yer çok farklı…
→İbadet ve FıkıhCircîs (aleyhisselâm)
Îsâ aleyhisselâmdan sonra gönderildiği rivâyet edilen peygamber veya velî. Şam diyârında ve Filistin'de yaşadı. Îsâ aleyhisselâmın dîninin hükümlerini insanlara bildirdi. Circîs aleyhisselâm, ticâretle uğraşır, her sene zekâtını verir, bütün kazancını fakir mü'minlere sadaka olarak…
→İbadet ve FıkıhCum'a (cumâ)
Müslümanlara mahsûs mübârek, kıymetli bir gün. Cumartesi günleri yahûdîlere, Pazar günleri hıristiyanlara verildiği gibi, Cumâ günü, müslümanlara verildi. Bugün, müslümanlara hayır, bereket, iyilik vardır. (Hadîs-i ş erîf-Rıyâdün-Nâsihîn) Güneş, Cumâ gününden daha iyi bir gün…
→İbadet ve FıkıhCum'a Hutbesi
Cumânın ilk dört rek'atlik sünnetten sonra ve iki rek'atlik farzdan önce, imam tarafından cemâat huzurunda minberden Arabça olarak okunan hutbe. Cumâ hutbesi okunurken, bir kimsenin başka bir kimseye, sus yâhut iyi dinle demesi lüzumsuzdur.…
→İbadet ve FıkıhCünûn
Delilik. Âhireti verip dünyâyı almak. Hak'tan halka yüz çevirmek. Cünûn ve sefâhettir. (İmâm-ı Rabbânî) Cünûn hâlindeki kimse yirmi dört saatte ayılamazsa iyi olunca namazlarını kazâ etmez. (İbrâhim Halebî) Cünûn hâlindeki kimsenin namaz kılmaması için…
→İbadet ve FıkıhCünüb
Gusletmesi (boy abdesti alması) gereken kimse. (Bkz. Gusl) Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: Eğer, cünüb iseniz (yıkanmak, gusül abdesti almak sûretiyle) temizleniniz... (Mâide sûresi: 6) Kirlenince çabuk gusül abdesti alın! Çünkü Kirâmen kâtibîn melekleri…
→İbadet ve FıkıhDa'vet (dâvet)
1. Hak dîne çağırmak. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ey Muhammed! Rabbininin yoluna hikmetle, güzel öğütlerle dâvet et. Onlarla en güzel şekilde tartış. (Nahl sûresi: 125) Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Allahü…
→İbadet ve FıkıhDahk (dıhk)
Gülmek, kendi işiteceği kadar gülmek. Dahkı azaltınız. Zîrâ çok dahk kalbi öldürür. (Hadîs-i şerîf-Edeb-ül-Müfred) Namazda kahkaha ile gülmek namazı ve abdesti bozar. Tebessüm, namazı da abdesti de bozmaz. Dahk, yalnız namazı bozar. (İbrâhim Halebî)
→İbadet ve FıkıhDâire-İ Hindiyye
Namaz vakitlerinin tesbitinde kullanılan ve güneş gören düz bir yere çizilen dâire veya bu şekle uygun olarak yapılan âlet. Dâire-i Hindiyye'nin ortasına, yarıçapı uzunluğunda mikyâs denilen düz bir çubuk dikilir. Tam dik olması için…
→İbadet ve FıkıhDâvûd Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde adı geçen ve İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdâr idi. Soyu Yâkûb aleyhisselâmın Yehûda adlı oğluna ulaşır. Süleymân aleyhisselâmın babasıdır. Kudüs'te doğdu. Orada yaşadı ve orada vefât etti. Allahü…
→İbadet ve FıkıhDefn
Cenâzenin yıkanıp kefenlendikten ve namazı kılındıktan sonra kabre konularak üzerinin toprakla örtülmesi. Definden sonra cemâat dağılırken ölü bunların ayak sesini işitir. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Ölüyü defnetmek, cenâze namazı kılmak gibi ibâdettir. (İbn-i Âbidîn) Meyyiti (ölüyü),…
→İbadet ve FıkıhDela^let-İ Nass
Nassın delâleti. Nass'da (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîfte) zikredilen şeyin hükmünün, müşterek (ortak) illet sebebiyle zikredilmeyen şey hakkında da sâbit olduğuna delâlet etmesi. Bâzı âlimler delâlet-i nass'a, kıyâs-ı celî(açık kıyâs) demişlerdir. "Ana-babana öf (bile)…
→İbadet ve FıkıhDelil
Rehber, kılavuz. tas. a Şeyh, mürşit. b Cem ayinlerinde mumları yakmakta kullanılan mum. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Onu şeytan kodu dinsiz imansız Gerekdir bil sana yolda kılavuz Varamazsın bu yolu kılavuzsuz Eşrefzâde
→İbadet ve FıkıhDelîl-İ Kat'î
Mânâsı açıkça anlaşılan âyet-i kerîme ve tevâtürle bildirilmiş olan hadîs-i şerîf. Bunlar, farzlar ile haramları bildirirler. Kesin delil. Namazı inkâr eden kâfir olur, îmânı gider. Çünkü namazın farz oluşu, delîl-i kat'î ile sâbittir, bildirilmiştir.…
→İbadet ve FıkıhDelîl-İ Zanni
Mânâsı açıkça anlaşılmayan, tek bir mânâya, delâlet etmeyen âyet-i kerîme ve tek bir Sahâbî tarafından bildirilen, mânâsı açık hadîs-i şerîf. Delîl-i zannî vâcib ile tahrîmen mekruhu (harama yakın mekruhu) bildirir. Tek Sahâbînin bildirdiği mânâsı…
→İbadet ve FıkıhDerezîler
Anuştekin ed-Derezî adlı bir bâtınî dâî (propagandacı) tarafından ortaya çıkarılan bozuk yol. Bunlar; Bâtıniyyeden ayrılarak ortaya çıkan, Fâtımî hükümdârı Hâkim bi-emrillah'ın ilâh olduğuna ve onun vezîri Hamza'nın imamlığına inanırlar. Kelimenin doğrusu Derezî olup, yanlış…
→İbadet ve FıkıhDevr
Bir şeyi elden ele aktarma. Vefât eden bir müslümanın sağlığında kılamadığı namaz, tutamadığı oruç ve veremediği zekât gibi borçlardan kurtulması için birkaç fakirin kendilerine ölünün vasî veya velîsi tarafından verilen fidyeyi alıp, gönül rızâsıyla…
→İbadet ve FıkıhDeyn
Borç, hazır ve mevcûd olmayan mal. 1. Hazır olmayıp, ayrı olarak bulunduğu yeri bildirilmeyen her türlü mal ile hazır ise de ayrı olarak gösterilmeyen kıyemî (çarşıda benzeri bulunmayan, bulunsa da fiyatları farklı olan) mal.…
→İbadet ve FıkıhDeyn-İ Kavî
Ödünç verilen zekât malı ve zekât malının satışı karşılığı alınacak olan semen (bedel). Deyn-i kavî, zekâtta nisâb hesâbına katılır. Alınacak paranın veya bunun ile yanında bulunanın toplamının nisâbı üzerinden bir sene geçince, eline geçen…
→İbadet ve FıkıhDeyn-İ Mütevassıt
Ticâret malı olmayan zekât hayvanları ile köle, ev, yiyecek, içecek gibi ihtiyâç maddelerinin satışları karşılığı ve binâların kirâ alacakları. Deyn-i mütevassıt, nisâb hesâbına katılır. Bir sene sonra, eline nisâb miktârı veya daha çok geçince,…
→İbadet ve FıkıhDeyn-İ Zaîf
Mîrâs ve mehr malları. Deyn-i zaîf, nisâb hesâbına katılır. Nisâb miktârı malı teslim aldıktan bir yıl sonra yalnız o yılın zekâtı verilir. Elinde nisâb miktârı mal da varsa, deynden aldığını, buna katıp, elindekinin bir…
→Bu görünüm temizlenmiş ilk 180 maddeyi gösteriyor. Harf, konu veya arama kullanarak listeyi daraltabilirsiniz.