KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Abdestin sünnetleri
Hz. Peygamber’in abdest uygulamasından öğrenilen tamamlayıcı davranışlar. Niyet ve besmeleyle başlamak. Elleri bileklere kadar yıkamak. Ağız ve burnu temizlemek. Organları üçer defa yıkamak. Başın tamamını ve kulakları mesh etmek. Sıraya ve ara vermeden devam…
→Hadis ve SünnetAfiyet
Gönül huzuru, bela ve musibetten selamette kalma.
→Hadis ve SünnetAhlâk-I İlâhiyye
Allahü teâlânın sıfatlarına ve isimlerine uygun sıfatlarla sıfatlanmak. Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanmak. "Velî olmak için ahlâk-ı ilâhiyye ile ahlâklanmalıdır." demişlerdir. Bu sıfatlar evliyâda meydana gelir. Fakat bu benzerlik yalnız isimdedir ve uygunluk sıfatların…
→Hadis ve SünnetAhmediyye
1. Evliyânın gözbebeği İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Bu yola Müceddidiyye-i Ahmediyye de denir. Ahmediyye yolunun büyüğü İmâm-ı Rabbânî hazretleri bir nasîhatlerinde şöyle buyurdu: Her şeye kalbi bağlamaktan kurtulmadıkça, Hak teâlâya…
→Hadis ve SünnetAkaîd İlmi
Îmân esaslarını anlatan ilim dalı. Akâid ilmi, îmânın esaslarını geniş ve derin olarak anlatır. Bu ilme önceleri Fıkh-ı ekber,sonraları Kelâm ilmi denildi.Akâid ilmi ile ilgili ilk eser İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin yazdığı El-Fıkhu'l-Ekber'dir.Daha…
→Hadis ve SünnetAkîka kurbanı
Çocuğun doğumu vesilesiyle şükür amacıyla kesilen kurban. Sünnette doğumun yedinci günü isim verme ve saç kesmeyle birlikte anılır; daha sonraki bir zamanda da kesilebilir. Akîka farz değildir. Etinden aile ve yakınlar yiyebilir, ihtiyaç sahiplerine…
→Hadis ve SünnetAmelde Mezhep
Mutlak müctehid denilen derin âlimin, Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîf, icmâ ve Eshâb-ı kirâma âit nakilleri esas alarak, iş ve ibâdetle ilgili hükmü açıkça bildirilmeyen husûslarda çıkardığı hükümlerin hepsi. (Bkz. Müctehid) Amelde mezheblerin hak olanı…
→Hadis ve SünnetAsr-I Seâdet
Mutluluk devri. Peygamber efendimizin yaşadığı mübârek, bereketli ve hayırlı devir. Zamân-ı seâdet ve vakt-i seâdet de denir. Asr-ı seâdet, zamanların en iyisidir.Sevgili Peygamberimiz; "Asırların en iyisi benim asrımdır." buyurmuştur. (İmâm-ı Rabbânî) Resûl-i ekrem efendimizin…
→Hadis ve SünnetBâkî
Sözlük anlamı “sürüp gitmek, sebat etmek’ olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleriydin, olup Allah’ın sıfatı olarak “Varlığının sona ermesi düşünülemeyen” anlammdadır. Bütün İslâm âlimleri Allah’ın bu sıfatı etrafında görüş birliği içindedirler. Öte yanda…
→Hadis ve SünnetBârı
Sözlük anlamı “Yaratmak, borçtan kurtulmak’ olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak “Yaratan, eşi benzeri olmayanı yaratan” anlammdadır. “Bâri” adı Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki…
→Hadis ve SünnetBid'at
Dine sonradan sokulan uydurma şeyler. 2. Tarikate sonradan giren âdetler. “Kan et, kanun etme,” sözü “sakın tarikate bid'at sokma” anlamına gelir. Tarikate sonradan giren âdetler. “Kan et, kanun etme,” sözü “sakın tarikate bid'at sokma”…
→Hadis ve SünnetBid'at-I Hasene
Resûlullah'ın ve dört halîfesinin zamanlarında bulunmayıp da, dinde sonradan meydana çıkan ve bir sünnetin unutulmasına sebeb olmayan minâre, medrese, mektep yapmak, İslâmî ve faydalı kitaplar yazmak gibi güzel şeyler. (Bkz. Sünnet)
→Hadis ve SünnetCelîsü’l-âlim
Âlimin meclisinde bulunan kimse. Hadis meclisinde hocanın yanında oturup rivayeti dinleyen; yazmaktan çok işitme ve meclise katılma yoluyla öğrenen talebe için kullanılan bir tabirdir.
→Hadis ve SünnetCevşen
Zirh, savas elbisesi. tas. Okunduğu zaman kişiyi zırh gibi koruduğuna inanılan dua, vird.
→Hadis ve SünnetCizye
Klasik İslâm devletinde belirli şartları taşıyan gayrimüslim erkek vatandaşlardan alınan baş vergisi. Karşılığında can ve mal güvenliği ile askerlik yükümlülüğünden muafiyet gibi hukukî statüler sağlanırdı. Kadınlar, çocuklar, din görevlileri, yoksullar ve çalışamayacak durumda olanlar…
→Hadis ve SünnetDelîl-İ Aslî
Din bilgilerinin kaynakları olan Kitâb, sünnet, icmâ ve kıyâstan her biri. Aslî delîl.
→Hadis ve SünnetDivan
Yüksek derecedeki devlet adamlarından oluşan meclis, tas, Güneydoğuda Nakşbendiye tekkelerine verilen ad. Misafirhane, medrese, Dost Dost Cemaatla namaz kılınan, zikir yapılan mahkeme görevi yapan, sosyal meseleler müzakere edilen dini, tasavvufi, idari, adli merkezler. Divane…
→Hadis ve SünnetEbû Hanîfe
Ehl-i Sünnetin reisi, Hanefî mezhebinin İmâmı. İmâm-ı A'zam. ( Bkz. İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe )
→Hadis ve SünnetEhl-İ Hak
Doğru yolda olanlar. ( Bkz. Ehl-i Sünnet )
→Hadis ve SünnetEhl-İ Sünnet âlimleri
İnanılması lâzım olan din bilgilerini Eshâb-ı kirâmdan (Peygamber efendimizin arkadaşlarından) doğru olarak öğrenip, kitablara yazan ve Ehl-i sünnet îtikâdında olan İslâm âlimleri. Ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda gitmedikçe, kurtuluş olamaz, seâdete kavuşulamaz. ( İmâm-ı Rabbânî…
→Hadis ve SünnetEhl-İ Sünnet îtikâdı
Peygamber efendimizin veEshâb-ı kirâmın (arkadaşlarının) ve onların yolunda bulunan İslâm âlimlerinin bildirdikleri doğru îtikâd, inanış. Ehl-i sünnet îtikâdında olmayan din adamlarının yazılarını okuyanın kalbi kararır. ( Süleymân bin Cezâ ) Kalbe gelen bütün keşifleri,…
→Hadis ve SünnetEş'arî
1. Ehl-i sünnet vel-cemâat yolunun iki büyük imâmından biri. Ebü'l-Hasen Ali bin İsmâil Eş'arî. 879 (H. 266) yılında Basra'da doğdu. 941 (H. 330) yılında Bağdâd'da vefât etti. İmâm-ı Eş'arî ve İmâm-ı Mâtürîdî, selef-i sâlihînin…
→Hadis ve SünnetFarîdât-I âdile
Dînimizin dört temel kaynağından icmâ' ve kıyâs. (Bkz. İcmâ', Kıyâs) İlim üçtür: Âyet-i muhkeme (hükmü açık âyet-i kerîmeler) , sünnet-i kâime (Peygamber efendimizin hadîs-i şerîfleri, mübârek söz ve davranışları) ve farîdât-ı âdile. (Hadîs-i şerîf-…
→Hadis ve SünnetFâtımîler
Aslen mecûsî olan Meymûn el-Kaddah'ın neslinden gelen Ubeydullah bin Sa'îd'in etrâfında toplanan, kendilerinin hazret-i Fâtıma'nın neslinden geldiklerini iddiâ eden; Mısır, Kuzey Afrika, Filistin ve Sûriye'de 910-1171 seneleri arasında hüküm süren, Eshâb-ı kirâm düşmanlığını yaymaya…
→Hadis ve SünnetFesâd
Bozukluk, karışıklık, fitne, anarşi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Allah'a ve Peygamberine karşı harp edenlerin ve yeryüzünde fesâd çıkarmaya çalışanların cezâsı ancak öldürülmeleri veyâ asılmaları yâhut elleriyle ayaklarının çapraz kesilmesi veya o…
→Hadis ve SünnetFırka-İ Nâciye
Kurtuluş fırkası. Cehennem'den kurtulacağı bildirilen fırka. İslâm dîninde doğru îtikâd üzere olanlar. Peygamber efendimiz ve Eshâbının ve bu büyüklere tâbi olan Ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda bulunanlar (Bkz. Ehl-i Sünnet ve Cemâat). Ey mü'minler! Ehl-i…
→Hadis ve SünnetGayr-I Müekked Sünnet
Müekked olmayan sünnet. Resûlullah efendimizin bâzan yapıp, bâzan yapmadığı ibâdet ve tâatler. (Bkz. Sünnet)
→Hadis ve SünnetHadîs İmâmı
Üç yüz binden çok hadîs-i şerîfi, râvîleri (rivâyet edenleri, nakledenleri) ile birlikte bilen büyük hadis âlimi. Buna, hadîs müctehidi de denir. Hadîs imâmlarının en büyüklerinden olan İmâm-ı Buhârî'nin rivâyet ettiği (naklettiği) bir hadîs-i şerîf…
→Hadis ve SünnetHadîs-İ Maktû'
Söyleyenleri (râvîleri), Tâbiîn-i kirâmakadar bilinip, Tâbiîn'den rivâyet olunan hadîs-i şerîfler. Tâbiîn'den rivâyet edilen, bildirilen maktû' hadîslerin sonraki râvîleri (nakledenleri) Ehl-i sünnet âlimlerinden iseler, bunlar hakîkaten hadîs-i maktû'dur. Mevdû sanmamalıdır. (İbn-i Kudâme-Buhârî)
→Hadis ve SünnetHadîs-İ Müfterâ
Müseylemet-ül-Kezzâb'ın ve ondan sonra gelen münâfıkların (kalbiyle inanmayıp, sözleriyle inandık diyenlerin), zındıkların (kâfirlerin), müslüman görünen dinsizlerin uydurma sözleri. Ehl-i sünnet âlimleri (Resûlullah efendimiz, dört halîfesinin ve ashâbının arkadaşlarının yolunda olan âlimler), müfterâ hadîsleri aramış,…
→Hadis ve SünnetHakîkat-İ Câmia
Toplayıcı hakîkat. Tasavvufta kalb. İnsan, âlem-i kebîrde yâni insan dışında bulunan her şeyi kendinde topladığı için, mahlûkların en kıymetlisi olduğu gibi, hakîkat-ı câmia olan kalb de Âlem-i sagîrdeki yâni insanda bulunan her şeyi kendinde…
→Hadis ve SünnetHalef-İmüttekîn (bkz. Halef-İ Sâdıkîn) Halef-İsâdıkîn:
Selef-i sâlihînden yâni Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i tâbiînden sonra gelen Ehl-i sünnet âlimleri. Halef-i sâdıkîn, îmân (inanç) ve amel bilgilerinde ve kalb bilgilerinde, hep Selef-i sâlihîne (Hicrî ilk iki asırda yaşayan müslümanlara) tâbi…
→Hadis ve SünnetHanbelî
Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebine mensub kimse.
→Hadis ve SünnetHanbelî Mezhebi
öz.a. Dört büyük Sünnî fıkıh mezhebinden birine verilen ad. Ahmed b. Hanbel (öl. 241 / 855) ’in görüş ve düşünceleri etrafmda oluşan ve ona nispet edilen bu mezhep, öteki üç mezhep olan Hanefî, Mâlikî…
→Hadis ve SünnetHanefî Mezhebi
öz.a. Dört büyük sünnî fıkıh (ehl-i sünnet) mezhebinden birine verilen ad. İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe (öl. 156 / 770) ’nin görüş ve düşünce leri etrafında oluşan ve ona nis pet edilen bu mezhep, öteki…
→Hadis ve SünnetHasta ziyareti
Hastanın hâlini sormak, ona moral ve yardım vermek amacıyla yapılan ziyaret. İslâm ahlâkında müminin diğer mümin üzerindeki haklarından sayılır. Ziyaret kısa tutulur, hastayı yoracak konuşmalardan kaçınılır, ümit veren sözler söylenir ve dua edilir. Bulaşıcı…
→Hadis ve SünnetHaşeviyye
Allahü teâlâyı mahlûklara,yaratıklarına benzeten, madde, cism diyen bozuk fırka, topluluk. Haşeviyye, "Rabbinin vechi bâkî kalır" meâlindeki Rahmân sûresi yirmi yedinci âyetinin ve "Allah'ın yedi onların ellerinin üstündedir" meâlindeki Tâhâ sûresi onuncu âyetinin zâhir (görünen)…
→Hadis ve SünnetHateneyn
İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali. Ehl-i sünnet ve cemâat (doğru yolun) âlimleri, Hateneyn'i sevmek lâzım geldiğini bildirmişlerdir. Böylece, bir câhilin çıkıp da Resûlullah'ın Eshâb-ı kirâmına (arkadaşlarına)…
→Hadis ve SünnetHavâtır
İnsanın kalbine gelen düşünceler. (Bkz. Hâtır) Havâtır, bâzan Allahü teâlânın insanın kalbinde meydana getirdiği şeyler olur. Bunlara hak, doğru havâtır denir. Bâzan melekler vâsıtasıyla gelir. Buna ilhâm denir. Bâzan, şeytan onları insanın kalbine atar,…
→Hadis ve SünnetHayız
Kadında belirli dönemlerde rahimden gelen tabiî kan. Fıkıhta namaz, oruç, tavaf ve aile hukuku bakımından sonuçları bulunan özel hâllerden biridir. Hayız kanı, doğum sonrasında görülen nifas ve hastalık sebebiyle gelen istihâza kanından ayrılır. Süre…
→Hadis ve SünnetHulefâ-İ Râşidîn
Her bakımdan olgun ve Resûlullah Efendimize uyan yüksek halîfeler mânâsına, Resûl-i ekremden (sallallahü aleyhi ve sellem) sonra sırasıyla halîfe olan hazret-i Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (radıyallahü anhüm) için kullanılan tâbir. Allahü teâlâdan…
→Hadis ve SünnetIka
(8 ( Atma, fırlatma. tas. Kalbe gelen varit ve hitap. Bunların bir kısmı sahih, bir kısım fasittir. Sahih olanlarına ilka-i rabbani, ilka-i ilâhî, ilka-i meleki, ilka-i ruhani denir. Allah'tan olan ilka marifet ve irfanla…
→Hadis ve SünnetIslâh
1. Terbiye etmek, iyi hâle getirmek. Herhangi bir kimseyi ıslâh etmeye çalışmak, ona İslâmiyet'i bildirmekle olur. (İmâm-ı Rabbânî) Kulun ıslâhı kalbinin ıslâhına, bozukluğu da kalbinin bozukluğuna bağlıdır. (Muhammed Ma'sûm-ı Fârûkî) Kim kalbini ıslâh edip…
→Hadis ve SünnetIyd-I Fıtr
Ramazan bayramı. Kamerî seneye göre Şevvâl ayının birinci günü. Sabahleyin câmi'e giderken bayram tekbirlerini Iyd-ı fıtrda sessiz, ıyd-ı edhâda (kurban bayramında) açıktan yüksek sesle söylemek sünnettir. (Halebî)
→Hadis ve Sünnetİ'tikâdda Mezheb
Îmân edilecek, inanılacak husûslarda tâbi olunan, uyulan yol. Îtikâdda mezhebler, Ehl-i sünnet ve'l-cemâat ve Ehl-i bid'at mezhebleri olmak üzere iki kısma ayrılır. Her müslümanın, Ehl-i sünnetin iki îmâmından birine yâni Îmâm-ı Mâturîdî ve İmâm-ı…
→Hadis ve Sünnetİctibâ Yolu
Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için peygamberlerin aleyhimüsselâm ve seçilmiş evliyâların yolu. Mürid değil, murâdlar ve mahbûblar yolu. Sevilenleri, çabuk ilerletme yolu. İctibâ yolunda riyâzetler çekmek (nefsin isteklerini yapmamak), kavuşmak nîmetine şükretmek içindir. (İmâm-ı Rabbânî)…
→Hadis ve Sünnetİhtilâf
Farklılık, ayrılık. Aynı gâyeye ayrı ayrı yollardan gitme. Müctehid denilen âlimlerin amelî (işle ilgili) mes'elelerdeki ictihad ayrılıkları. Ümmetimin ihtilâfı rahmettir. (Hadîs-i şerîf-Beyhekî) Halîfe Hârûn Reşîd, İmâm-ı Mâlik hazretlerine; "Senin kitaplarını çoğaltıp her yere göndereceğim…
→Hadis ve Sünnetİhtiyârî Fiiller
İstek ile yapılan işler. (Bkz. İrâde) Ehl-i sünnet âlimleri, insanın yaptığı işte kendi kuvveti de te'sir (etki) ediyor dediler ve bu te'sire kesb ismini verdiler. Çünkü elin titremesi ile istekle kaldırılması arasında fark vardır.…
→Hadis ve Sünnetİmam
Önde bulunan ve kendisine uyulan kimse. Namazda cemaate önderlik eden kişiye imam denir. Terim mezhep kurucuları ve büyük âlimler için saygı unvanı; siyaset ve kelâm literatüründe toplumun yöneticisi anlamında da kullanılır. Şiî düşüncedeki imamet…
→Hadis ve Sünnetİmâm-I Ahmed Bin Hanbel
Ehl-i sünnetin (Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının yolunda olanların) amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin reîsi. Künyesi, Ebû Abdullah'tır. 780 (H. 164)'de Bağdâd'da doğdu. 855 (H. 241) senesinde bir Cumâ günü Bağdâd'da vefât…
→Hadis ve Sünnetİnâbe (inâbet)
Bir büyüğe, evliyâ bir zâta intisab etmek, bağlanmak sûretiyle yapılan tövbe. İnâbetin haklarını ve şartlarını elden geldiği kadar gözetmelidir. Bu işin aslı Ehl-i sünnet vel-cemâate (Peygamber efendimiz ve arkadaşlarına) uymaktır. (İmâm-ı Rabbânî) Yüzüm dergâhına…
→Hadis ve Sünnetİnkisâr
Kırıklık, kırılma. Allahü teâlânın huzûrunda kalbin kırık olması. Ben, kalbleri benim için inkisârda olanların yanındayım. (Hadîs-i kudsî-Keşf-ül-Hafâ) Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyorlar ki, Allahü teâlâ ilim ve kudret gibi bütün sıfatlarından kullarına biraz ihsân buyurmuştur.…
→Hadis ve Sünnetİrâde-İ Külliyye
Allahü teâlânın irâdesi. İrâde-i ilahiyye de denir. Ehl-i sünnete göre bütün fiiller ve davranışlar irâde-i külliyyeye bağlı olarak meydana gelir. İrâde-i külliyye ezelîdir, başlangıcı yoktur, yaratılmamıştır. Güneş, ay, yıldızlar, bulut, yağmur, rüzgâr ve tabiattaki…
→Hadis ve Sünnetİrşâd
Yol gösterme, rehberlik etme. İnsanları, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına ve Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesine uymaya, her zaman Allahü teâlâyı anmaya, O'nu unutmamaya, kalbde O'ndan başkasının sevgisine yer vermemeye çağırmak, Allahü teâlânın râzı olduğu…
→Hadis ve Sünnetİstavroz
Hıristiyanlığın alâmeti, işâreti sayılan şekil ve bu şekilde yapılmış put, haç. (Bkz. Haç) İSTİÂZE: Sığınmak, Kur'ân-ı kerîmi başından veya herhangi bir yerinden okumaya başlarken, şeytanın vesvesesinden (insanın kalbine attığı şüphe ve tereddütten) Allahü teâlâya…
→Hadis ve Sünnetİtâb
Azarlama. Mekrûh (Resûlullah efendimizin beğenmediği ve ibâdetlerin sevâbını gideren şeyleri) işleyen veya müekked sünneti (Resûlullah efendimizin devamlı yaptıkları, pek az terk ettikleri kuuvvetli sünneti) özürsüz terk etmeyi âdet edinen kimse, itâb olunur. (Muhammed Es'ad)…
→Hadis ve Sünnetİyâdet-İ Mariz
Hasta ziyâreti. İyâdet-i mariz sünnettir. Hastanın kimsesi yoksa bunu yoklamak vâcib olur. (İbn-i Âbidîn)
→Hadis ve SünnetKader
Allah’ın bütün varlık ve olayları ezelî ilmiyle bilmesi ve bir ölçüye göre takdir etmesi. Bir şeyin zamanı geldiğinde yaratılması ise kazâ kavramıyla birlikte açıklanır. Tasavvuf ahlâkında kadere iman, sebepleri terk etmek veya sorumluluktan kaçmak…
→Hadis ve SünnetKâmil
Tam, eksiksiz, olgun. Îmânı kâmil olanınız, ahlâkı güzel olanınızdır. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Eğer îmânının kâmil olmasını istersen, kendini müslümanlardan yüksek görme. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Bir kişi îmânının kemâlini (olgunluğunu) isterse, kendine…
→Hadis ve SünnetKasîde-İ Emâlî
Ehl-i sünnet vel-cemâat îtikâdını anlatan ve altmış yedi beytten meydana gelen meşhûr kasîde. Kasîdenin asıl adı Bed-ül-Emâlî olup, yazarı Ali Ûşî'dir. Eskiden her din âlimi Kasîde-i Emâlî'yi ezbere bilirdi. (Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî) Kasîde-i Emâlî'nin…
→Hadis ve SünnetKebîr
Sözlük anlamı, “Bifyük ve cüsseli, ulu ve yüce olmak.” olan bu söz, Allah’a nipet edildiğinde “Zatının ve sıfatlarının niteliği keşfedilemeyecek kadar büyük ve ulu.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın doksan dokuz ismini…
→Hadis ve SünnetKesel
Tembellik, gevşeklik, uyuşukluk. Yâ Rabbî! Beni keselden koru. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim) Keselin ilâcı, çalışkanlarla konuşmak, tenbel, uyuşuk kimselerden kaçınmak, Allahü teâlâdan hayâ etmek lâzım geldiğini ve azâbın şiddetli olduğunu düşünmektir. Dînini iyi bilen ve…
→Hadis ve SünnetKırâet İlmi
Kur'ân-ı kerîmin kelimelerinin okunuş şekillerini râvileriyle berâber bildiren ilim. Kırâet ilminin faydası; Kur'ân-ı kerîmin kelimelerini hatâlı, yanlış okumaktan korumaktır. (Taşköprüzâde) Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve ondan sonra gelen Tebe-i tâbiîn nesli, kırâet ilmini muhâfaza ederek,…
→Hadis ve SünnetKıyâs
Bir şeyi diğer bir şeyle ölçme, bir şeyi başka şeye benzetme; hakkında nass (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf) bulunmayan bir mes'elenin hükmünü, buna benzeyen ve hakkında nass bulunan başka bir mes'elenin hükmüne benzeterek anlama.…
→Hadis ve SünnetKitâbü’l-megāzî
Hz. Peygamber’in savaş ve seferlerini anlatan siyer bölümü veya müstakil eser. Hadis külliyatlarında megāzî başlıkları olaylara ilişkin rivayetleri senedleriyle toplar. Kronoloji, askerî hareketler, antlaşmalar ve sahâbe biyografileri bakımından önemlidir; tarihî ayrıntılar farklı rivayetlerin karşılaştırılmasıyla…
→Hadis ve SünnetKüsûf
Güneş tutulması. Ay tutulması için çoğunlukla husûf terimi kullanılır; bazı kaynaklarda iki kelimenin birbirinin yerine geçtiği de görülür. Tutulma sırasında cemaatle veya tek başına kılınan nâfile namaza küsûf namazı denir. İslâm öğretisinde tutulmalar herhangi…
→Hadis ve SünnetKütüb-i Sitte
Hadislerin önemli bir bölümünü bir araya getiren ve Sünnî hadis geleneğinde temel kabul edilen altı kitaba verilen ortak ad. Buhârî’nin el-Câmiʿu’s-sahîh i. Müslim’in el-Câmiʿu’s-sahîh i. Ebû Dâvûd’un es-Sünen i. Tirmizî’nin el-Câmiʿ veya es-Sünen i.…
→Hadis ve SünnetKütüb-i tis‘a
Dokuz hadis kitabı. Kütüb-i sitteye İmam Mâlik’in el-Muvatta’ ı, Dârimî’nin es-Sünen i ve Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned inin eklenmesiyle oluşan yaygın hadis külliyatı tasnifidir. Listeleme biçimi modern neşir ve araştırma geleneklerine göre küçük farklılıklar…
→Hadis ve SünnetLa'b
Oyun, boş şey. Oyun ile boş yere vakit geçirme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki, dünyâ hayâtı elbette la'b ve lehv (eğlence) ve zînet yâni süslenmek ve tefâhür yâni öğünme ve…
→Hadis ve SünnetLifâfe
Kefenin bir parçası. (Bkz. Kefen) Lifâfe baştan ve ayaklardan aşırı uzunlukta olup kefenin en geniş parçasıdır. Baş üstünden ve ayak altından uçları büzülüp bezle bağlanır. (Halebî) Kadının kefeni beş parça olup sünnettir: Kamîs, izâr,…
→Hadis ve SünnetMa'nevî
Mânâya, rûha ve gönüle âit olan, inançla ilgili. Maddî olmayan. Târih boyunca, îmânlılar ile îmânsızlar çarpışmakta, kuvvetli, çalışkan olan taraf, gâlib ve hâkim olmakta, inançlarını, düşüncelerini yaymaktadır. Bu çarpışma, harb vâsıtaları ile olduğu gibi,…
→Hadis ve SünnetMahv
Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var…
→