KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Abdestin sünnetleri
Hz. Peygamber’in abdest uygulamasından öğrenilen tamamlayıcı davranışlar. Niyet ve besmeleyle başlamak. Elleri bileklere kadar yıkamak. Ağız ve burnu temizlemek. Organları üçer defa yıkamak. Başın tamamını ve kulakları mesh etmek. Sıraya ve ara vermeden devam…
→Hadis ve SünnetAfiyet
Gönül huzuru, bela ve musibetten selamette kalma.
→Hadis ve SünnetAkîka kurbanı
Çocuğun doğumu vesilesiyle şükür amacıyla kesilen kurban. Sünnette doğumun yedinci günü isim verme ve saç kesmeyle birlikte anılır; daha sonraki bir zamanda da kesilebilir. Akîka farz değildir. Etinden aile ve yakınlar yiyebilir, ihtiyaç sahiplerine…
→Hadis ve SünnetBâkî
Sözlük anlamı “sürüp gitmek, sebat etmek’ olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleriydin, olup Allah’ın sıfatı olarak “Varlığının sona ermesi düşünülemeyen” anlammdadır. Bütün İslâm âlimleri Allah’ın bu sıfatı etrafında görüş birliği içindedirler. Öte yanda…
→Hadis ve SünnetBârı
Sözlük anlamı “Yaratmak, borçtan kurtulmak’ olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak “Yaratan, eşi benzeri olmayanı yaratan” anlammdadır. “Bâri” adı Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki…
→Hadis ve SünnetBid'at
Dine sonradan sokulan uydurma şeyler. 2. Tarikate sonradan giren âdetler. “Kan et, kanun etme,” sözü “sakın tarikate bid'at sokma” anlamına gelir. Tarikate sonradan giren âdetler. “Kan et, kanun etme,” sözü “sakın tarikate bid'at sokma”…
→Hadis ve SünnetCelîsü’l-âlim
Âlimin meclisinde bulunan kimse. Hadis meclisinde hocanın yanında oturup rivayeti dinleyen; yazmaktan çok işitme ve meclise katılma yoluyla öğrenen talebe için kullanılan bir tabirdir.
→Hadis ve SünnetCevşen
Zirh, savas elbisesi. tas. Okunduğu zaman kişiyi zırh gibi koruduğuna inanılan dua, vird.
→Hadis ve SünnetCizye
Klasik İslâm devletinde belirli şartları taşıyan gayrimüslim erkek vatandaşlardan alınan baş vergisi. Karşılığında can ve mal güvenliği ile askerlik yükümlülüğünden muafiyet gibi hukukî statüler sağlanırdı. Kadınlar, çocuklar, din görevlileri, yoksullar ve çalışamayacak durumda olanlar…
→Hadis ve SünnetDivan
Yüksek derecedeki devlet adamlarından oluşan meclis, tas, Güneydoğuda Nakşbendiye tekkelerine verilen ad. Misafirhane, medrese, Dost Dost Cemaatla namaz kılınan, zikir yapılan mahkeme görevi yapan, sosyal meseleler müzakere edilen dini, tasavvufi, idari, adli merkezler. Divane…
→Hadis ve SünnetHanbelî Mezhebi
öz.a. Dört büyük Sünnî fıkıh mezhebinden birine verilen ad. Ahmed b. Hanbel (öl. 241 / 855) ’in görüş ve düşünceleri etrafmda oluşan ve ona nispet edilen bu mezhep, öteki üç mezhep olan Hanefî, Mâlikî…
→Hadis ve SünnetHanefî Mezhebi
öz.a. Dört büyük sünnî fıkıh (ehl-i sünnet) mezhebinden birine verilen ad. İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe (öl. 156 / 770) ’nin görüş ve düşünce leri etrafında oluşan ve ona nis pet edilen bu mezhep, öteki…
→Hadis ve SünnetHasta ziyareti
Hastanın hâlini sormak, ona moral ve yardım vermek amacıyla yapılan ziyaret. İslâm ahlâkında müminin diğer mümin üzerindeki haklarından sayılır. Ziyaret kısa tutulur, hastayı yoracak konuşmalardan kaçınılır, ümit veren sözler söylenir ve dua edilir. Bulaşıcı…
→Hadis ve SünnetHayız
Kadında belirli dönemlerde rahimden gelen tabiî kan. Fıkıhta namaz, oruç, tavaf ve aile hukuku bakımından sonuçları bulunan özel hâllerden biridir. Hayız kanı, doğum sonrasında görülen nifas ve hastalık sebebiyle gelen istihâza kanından ayrılır. Süre…
→Hadis ve SünnetIka
(8 ( Atma, fırlatma. tas. Kalbe gelen varit ve hitap. Bunların bir kısmı sahih, bir kısım fasittir. Sahih olanlarına ilka-i rabbani, ilka-i ilâhî, ilka-i meleki, ilka-i ruhani denir. Allah'tan olan ilka marifet ve irfanla…
→Hadis ve Sünnetİmam
Önde bulunan ve kendisine uyulan kimse. Namazda cemaate önderlik eden kişiye imam denir. Terim mezhep kurucuları ve büyük âlimler için saygı unvanı; siyaset ve kelâm literatüründe toplumun yöneticisi anlamında da kullanılır. Şiî düşüncedeki imamet…
→Hadis ve SünnetKader
Allah’ın bütün varlık ve olayları ezelî ilmiyle bilmesi ve bir ölçüye göre takdir etmesi. Bir şeyin zamanı geldiğinde yaratılması ise kazâ kavramıyla birlikte açıklanır. Tasavvuf ahlâkında kadere iman, sebepleri terk etmek veya sorumluluktan kaçmak…
→Hadis ve SünnetKebîr
Sözlük anlamı, “Bifyük ve cüsseli, ulu ve yüce olmak.” olan bu söz, Allah’a nipet edildiğinde “Zatının ve sıfatlarının niteliği keşfedilemeyecek kadar büyük ve ulu.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın doksan dokuz ismini…
→Hadis ve SünnetKitâbü’l-megāzî
Hz. Peygamber’in savaş ve seferlerini anlatan siyer bölümü veya müstakil eser. Hadis külliyatlarında megāzî başlıkları olaylara ilişkin rivayetleri senedleriyle toplar. Kronoloji, askerî hareketler, antlaşmalar ve sahâbe biyografileri bakımından önemlidir; tarihî ayrıntılar farklı rivayetlerin karşılaştırılmasıyla…
→Hadis ve SünnetKüsûf
Güneş tutulması. Ay tutulması için çoğunlukla husûf terimi kullanılır; bazı kaynaklarda iki kelimenin birbirinin yerine geçtiği de görülür. Tutulma sırasında cemaatle veya tek başına kılınan nâfile namaza küsûf namazı denir. İslâm öğretisinde tutulmalar herhangi…
→Hadis ve SünnetKütüb-i Sitte
Hadislerin önemli bir bölümünü bir araya getiren ve Sünnî hadis geleneğinde temel kabul edilen altı kitaba verilen ortak ad. Buhârî’nin el-Câmiʿu’s-sahîh i. Müslim’in el-Câmiʿu’s-sahîh i. Ebû Dâvûd’un es-Sünen i. Tirmizî’nin el-Câmiʿ veya es-Sünen i.…
→Hadis ve SünnetKütüb-i tis‘a
Dokuz hadis kitabı. Kütüb-i sitteye İmam Mâlik’in el-Muvatta’ ı, Dârimî’nin es-Sünen i ve Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned inin eklenmesiyle oluşan yaygın hadis külliyatı tasnifidir. Listeleme biçimi modern neşir ve araştırma geleneklerine göre küçük farklılıklar…
→Hadis ve SünnetMahv
Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var…
→Hadis ve SünnetMetîn
olan ancak Allah’tır.” ibaresiyle Allah’a nispet edilmektedir. “Metin adı, Allah’ın doksan dokuz ismi ni veren İbn Mâce ve Tirmizî ri vayetlerindeki listede de yer al mıştır. Ayrıca bu isim. Peygamberimizin bir hadi sinde İslâm…
→Hadis ve SünnetMu'îd
Sözlük anlamı “Güvenliği sağlayan.” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleriydin olup “Ölümden sonra diriltecek.” anlamında Allah’a nispet edilmektedir. “Mu'îd” adı, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer…
→Hadis ve SünnetMuhsî
Ç^^) [Ar.] Sözlük anla mı “Sayarak ayrıntılarıyla tesp eden.” olan bu söz, “Her şeyi bü tün ayrıntılarıyla bilen.” anla mıyla “esmâ'ü’l-hüsnâ”dan olup Allah’a nispet edümektedir Allah’ın doksan dokuz ismin veren sadece Tirmizî rivayetle 483…
→Hadis ve SünnetMuhyî
Sözlük anlamı “Yaşatan, dirilten.” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleriydin olup “Varlıklara hayat veren, can veren.” anlamında olup Allah’a nispet edilmektedir. “Muhyî” adı, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki…
→Hadis ve SünnetMukaddim
Sözlük i anlamı “Öne geçiren veya alan.” e olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” y (Allah’ın güzel isimleri)dan olup a “Dilediği şeyi öne alan, öncelik e veren.” anlamında Allah’a nispet edilmektedir. Bu isim, Allah’ın doksan dokuz…
→Hadis ve SünnetMüceddidiyye
Nakşibendiyye’nin İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî’ye nispet edilen kolu. 17. yüzyıldan itibaren Hindistan’dan Orta Asya, Osmanlı coğrafyası ve Hicaz’a yayılmış; şeriata bağlılık, sünnetin ihyası, zikr-i hafî ve rabıta uygulamasıyla tanınmıştır. İmâm-ı Rabbânî’nin “ikinci bin yılın…
→Hadis ve SünnetMüdebbec hadis
bk. müdebbec üdebber a. ^) [Ar.] fık. İslâm hukukunda, azat edilmesi sahibinin ölümü şartına bağlanmı köle.
→Hadis ve SünnetNafaka-i akārib
Yakın akrabaların geçimini sağlamak için ödenen nafaka. Anne-baba, çocuklar ve belirli şartlarda diğer hısımlar arasındaki bakım yükümlülüğünü ifade eder. Yükümlülük yakınlık derecesi, ihtiyaç, ödeme gücü ve mezhep hükümlerine göre değişir. Eş nafakası ile hısım…
→Hadis ve SünnetNâfile ibadet
Farz ve vâcip dışında, Allah’a yakınlık ve sevap amacıyla yapılan ibadet. Nâfile namaz, oruç, sadaka, zikir ve Kur’ân tilâveti bu çerçevede değerlendirilir. Tasavvuf yollarında nâfileler farzların yerine geçirilmez. Önce zorunlu ibadetler ve kul hakları…
→Hadis ve SünnetNeccâriyye
İslâmî bilimler alanmda 9. yüzyılda Hüseyin b. Muhammed en- Neccâr (öl. 230 / 845) tarafından kurulan ve ilkeleri tespit edilen kelâm ekolü için kullanılan ad ve terim. Kurucusunun admdan dolayı “Hüseyniyye (II) ” (bk.…
→Hadis ve SünnetOsmâniyye
Başla gıçta, Hz. Osman’a bağlı olanl anlamında kullanılırken sonr dan Müslüman çoğunluğu olu turan “ehl-i sünnet” [bk. b madde) cemaati için kullanıla bir terim durumuna gelmiştir
→Hadis ve SünnetRaks
Dans. tas. Sema, deveran. Topluca zikir yapılır ve ilahiler okunurken bir halka oluşturan dervişlerin oturarak veya ayakta yaptıkları ritmik hareketler. “Ashab-ı kiram sürür vaktinde raks ederdi. Fukaranın raksı dahi bu kabildendir.” Az olur ki…
→Hadis ve SünnetSalâtü’l-havf
Savaş veya ciddi tehlike sırasında cemaatin güvenliği korunarak kılınan korku namazı. Cemaatin gruplara ayrılarak nöbetleşe imama uyması Kur’ân’da açıklanır. Uygulama tehlikenin türüne ve mezhep görüşüne göre farklı biçimler alabilir; amaç namazı bütünüyle terk etmeden…
→Hadis ve SünnetSilsiletu’z- zeheb
Altın silsile, tas. a İçinde ehl-i beytten birinin yer aldığı sil. b Oniki imamı sevme,
→Hadis ve SünnetŞâfi'î Mezhebi
Dört büyük mezhepten biri olup Hicrî yılın ikinci yüzyılında Medine’de doğan ve îmam Ebû Abdullah Muhammed ibn Îdrîs eş-Şâfiî (öl. 204 / 820) tarafindan oluşturulan ve geliştirilen, ismini de kurucusundan alan mezhep için kullanılan…
→Hadis ve SünnetTa- vaz'
(^fi [Ar.] Hadis biliminde, ikat hadis uydurma veya Hz. Peymle gamberin söylemediği bir sözü lara O’na nispet etme. için
→Hadis ve SünnetTatavvu namazı
Farz ve vâcip dışında gönüllü olarak kılınan namaz. Nâfile namazın diğer adıdır. Revâtib sünnetler, gece namazı, kuşluk, tahiyyetü’l-mescid ve abdest şükrü gibi namazlar bu geniş başlık içinde yer alır. Nâfile ibadetler farzların ihmaline gerekçe…
→Hadis ve SünnetTevâtür
Yalan üzerinde birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen çok sayıda kişinin, her nesilde yine çok sayıda kişiden naklettiği haberin aktarım niteliği. Bu yolla gelen habere mütevâtir denir. Hadis usulünde tevâtür, haberin kesin bilgi ifade etmesi tartışmalarıyla…
→Hadis ve SünnetVakfe
Duraklama, duraksama. tas. İki makam arasında kalma, burada mahpus olma (kı; iFM). Bunun sebebi, bir önceki makamın gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi, o makama hakkının verilmemiş olması, bu yüzden de bir sonraki makama yükselme…
→Hadis ve SünnetVazzâ‘
Hadis uyduran veya uydurma rivayet nakleden kimse. Cerh ve ta‘dîl dilinde ağır bir güvenilmezlik nitelemesidir.
→Hadis ve SünnetVedâ hutbesi
Hz. Muhammed’in Vedâ haccı sırasında Arafat, Mina ve çevresinde yaptığı hitapların İslâm geleneğinde topluca anıldığı ad. Can, mal ve namus dokunulmazlığı; faiz ve kan davalarının kaldırılması; emanet, aile hukuku, kardeşlik ve dinî sorumluluk bu…
→Hadis ve SünnetYemin
Bir söz veya iddiayı Allah’ın adını anarak kuvvetlendirme. Fıkıhta geleceğe ilişkin bir işi yapmak veya yapmamak üzere edilen yeminler; kasıt, içerik ve bozulma durumuna göre farklı hükümlere ayrılır. Lağv yemini Kasıt olmadan ağız alışkanlığıyla…
→Hadis ve SünnetZa'îf
a'îf a. (. j.«.h [Ar.] Hadis biliminde, sahih hadisin şartlarmdan birini veya birkaçını taşımamakla beraber “mevzû” (bk. bu madde) olduğu da söylenmeyen hadisler.
→Hadis ve SünnetZaîf hadis
Rivayet zinciri veya râvilerindeki eksiklik sebebiyle sahih ve hasen derecesine ulaşmayan hadis. Zayıflığın türü ve şiddeti değişir; her zayıf rivayet uydurma hadis değildir.
→