Ara
Menü

Seyyid Ahmed-i Buhâri

SEYYİD AHMED-İ BUHARI Bir Ahmed-i Buhari daha vardır. Emin-i Buhari'den tefrik için buna "Ahmed-i Buhari" derler. lstanbul'da Unkapanı civarında "Yeşiltulumba" denilen mahallin yakınındadır. Sene-i hicriyyenin 950/( 1 543 ) veya 960/( 1 55 3 ) tarihinde Buhara'dan lstanbul'u teşrif buyurmuşlar ve elyevm medfûn bulundukları mahalde kain hanelerinde imrar-ı…

Yol
Nakşibendiyye
Mekân
9 bağlantı
Unvan
Yeşil Tulumba çevresinin Nakşibendî şeyhi

Hayatı ve irşad çevresi

Bir Ahmed-i Buhari daha vardır. Emin-i Buhari'den tefrik için buna "Ahmed-i Buhari" derler. İstanbul'da Unkapanı civarında "Yeşiltulumba" denilen mahallin yakınındadır. Sene-i hicriyyenin 950/( 1 543 ) veya 960/( 1 55 3 ) tarihinde Buhara'dan İstanbul'u teşrif buyurmuşlar ve elyevm medfûn bulundukları mahalde kain hanelerinde imrar-ı hayat edip, meşayıh ve ulemanın mazhar-ı hürmeti olmuşlardır. 994/( 1 586) senesinde alem-i bekaya intikal eylediler. Padişah-ı zamanın iradesiyle hanelerine defo olunmuşlardır. Medfenleri üzerine türbe inşa edilmiş idi. Fakat

mürûr-ı zaman ile münhedim olunca ittisalindeki hane sahibi burayı kendi hanesine ilhak eylemişti. Hadikatü'l-Cevami'de böyle yazılıdır. 1 230/( 1 8 1 5 ) senesinde Sultan Mahmud-ı sani'nin rü'yasında görünerek, "Beni bulunduğum mezbeleden kurtar." diye beyan-ı hal eylemekle, emr-i padişah! üzerine medfenlerini aramışlar, bulamamışlar. Padişah'a arz olunmuş; "Erbllb-ı kuluba müracaatla keş/en bulunsun. Zlrli be-heme-hiıl elzemdir." diye ferman etmiş. Bunun üzerine ulema-yı M ısriyye'den ve kibar-ı meşayıh-ı Nakşiyye'den Mustafa Efendi nam zata müracaat etmişlerdir. Hz. Şeyh bir müddet taharri ve murakabeden sonra, nihayet medfen-i şerif piş-gahında tevakkufla işaret buyurmuşlardır. Şeyh Ali Fakri Efendi hazretleri böyle nakleylediler. Kapan tüccarından birinin hanesi derununda imiş. Hatta o gün hane halkı Kağıthane'ye mesireye gitmişler, hanede kimse yok imiş. Padişahın iradesindeki şiddet te'siriyle kapıyı açıp haneye girerler. Mustafa Efendi tarafından gösterilen mahal kazılmış, zuhûr etmemiş. Daha kazınız." demesiyle, kazmışlar; gayet "

derinde lahit zuhûr etmiş, açmışlar; na'ş-ı şerifleri ter ü taze bulunmuş. Yalnız kefenlerinin sararmış olduğu görülmüştür. Mustafa Efendi, Kuşadalı İbrahim Efendi hazretlerinin bendelerinden Kadıköylü Naşir Efendi'nin hocasıdır. Bu münasebetle o da hazır bulunmuş, kefen aldırıp, yeniden tekfin ettirmiş. Kabirleri bu sı1retle meydana çıkarılmış; emr-i padişah! üzerine türbe tecdid ve dergah inşa edilip, 1 232/( 1 8 1 5 ) 'de Şeyh Mustafa Efendi'ye buranın meşihati tevcih olunmuştur. Şeyh Mustafa Efendi, iki sene icra-yı meşihatten sonra irtihal-i dar-ı beka eylemiştir. Yerine ulema-yı kiramdan Kıbrıslı Hasan Efendi şeyh olup, vefatında Üsküdar! Şeyh Behcet Efendi hazretlerinin hulefiisından ve Hasan Efendi'nin damadı Şeyh Rıfkı Efendi'ye 1 248/( 1 832) senesi ibtidasında meşihat tevcih olunmuştur. Rıfkı Efendi'nin tercüme-i hali, Behcet Efendi'nin hulefiis ı sırasında yazılacaktır. Zamanında dergah ihtimal ki, tevsian inşa olunmuş olacak. Dergahın cümle kapısı balasındaki tarih kendisinindir:

Hazret-i Sultan MahmUd'un Cenab-ı Kibriya
Feyz ü nusretle ferah-na.ki ide kalb-i pakin
Eyledi Alliih içün ihya bu valii tekyeyi
Yaveri ola her daim o şdhen-şehin*
Bendesi Derviş Rıfkı söyledi wrlhini
Kutb-ı devran yapdı bu yıl Nakşibendi dergehin
(.J.) L> Jı y. L>..lı.:ı ı.J J.)..,..ki ) = 1 252/( 1 836)

Rıfki Efendi, 1 2 7 1/( 1 85 5 )'de alem-i bekaya intikal etti. Beşiktaş! Yahya Efendi türbe-darlarından Şeyh Mahmud Efendi, seccade-nişin olup, 1 294/( 1 87 7 )'te vefatları vuku' bulmakla, oğlu Şeyh Ali Efendi, yerine geçmiş ve 1 3 2 1 /( 1 903 )'de rıhlet edince, atide tercüme-i haliyle tezyin- i sahife eylediğim Şeyh Ali Fakri Efendi, şeyh olmuştur. Zaman-ı alilerinde türbe ve dergah yeniden ihya olunduğundan elyevm ma'mfirdur. Zaman-ı ihyası 1 324/( 1 906) senesine müsadiftir. Mevlevi Tahir Dede Efendi'nin o zaman söylediği tarihtir:

Z111 ü sdye-güster-i R.abb- i Muin
Vans-i kudsi-i Fahri'l-Mürselin
Hazret-i Abdüllıamld ki zatıdır
Kutb-ı ekvô.n u Emfrü'l-mü'minln
Zô.hir ü batında b1-şüph.e odur
P"ışvô.-yı ô.li-i ehl-i yakin
Mehbit-ı ilhô.m-ı Hak' dır ki veli
Her umurundan kerô.met müstebin
Dew-i adli' çün dinilse çok mudur
Dew-i aıll-i çô.r-yô.r-ı pencüm1n
Olduğundan feyz ü irfô.ndan habir
Eylemekde hıdmet-i pirô.n-ı din
Nerde bir dergô.h-ı viran var ise
Dest-yô.r-ı himmeti eyler nevin
Sô.yesinde su-be-su itmektedir
Bang-i zikru'Uô.h çerhı pür-tanin
İşte ez-cümle bu alı hô.nkah
Uğramışken ihtirdka piş-ez-in
Emr ü ferman eyleyüp ihyasına
Himmetiyle oldu bünyô.n-ı rasin

Seyyid Ahmed b. M uhammed Buhari· i Hüseyni!05

Sanki sırr-ı biiz-geşti salike
Böylece gösterdi ol şah-ı güzln
Lutfına eyler bekada şüphesiz
Ruh-ı Şah-ı Nakşibendi aferin
/5 1/ Dir lisan-ı hal ile bu hô.nkiih
Menba' -ı feyzim gelin ey ô.şıkln
Ketbolunsa takıma şô.yestedir
İşte cennet "fe'dhuliıha halidin" 98
Cit.Je-gah-ı zikr-i Hak oldukça ben
Şah-ı alem müstedam olsun hemin
Yaverl-i feyz-i plr-i akdesin
Zô.tım kılsun dem-a-dem kam-bin
Olmak üzre sal.ikana yad-daşt
Ben de bir tarih yazdım cevherin
Nakş idilse babına Tcihir seza
Hankiih- ı Nakşıbendi-i bihin
{..:W. olZb:.} = 1 324/( 1 906)
COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Şeyhinin fazla ilgisinden rahatsız olmak

Semerkant'tan ayrılma sebebi.

Metni gösterMetni daralt

Seyyid ve Fağnevî'nin torunu olması sebebiyle mürşidinin kendisine özel ilgi göstermesinden rahatsız olduğu için, sülûkünü tamamlayıp Anadolu'ya dönme hazırlığı yapan Abdullah-ı İlâhî ile birlikte gitmek üzere şeyhi Ahrâr'dan izin aldı.

Çerçeve. Sebep alışılmışın tersidir: mürid şeyhinden uzaklaşmak istemektedir, çünkü ona fazla iltifat edilmektedir. Nesep — Hz. Peygamber soyundan gelmek ve büyük bir Nakşî şeyhinin torunu olmak — burada bir imtiyaz değil, sülûkün önünde bir engel sayılmıştır. Nakşibendiyye'nin gizlilik ve nefis kırma esasına birebir uyan bir tavırdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
BİYOGRAFİK KAYIT

Vakıf ekmeği yerine kitap istinsahı

Kudüs'te geçimini sağlaması.

Metni gösterMetni daralt

Kudüs'te Mescid-i Aksâ'nın yanındaki odalardan birinde otururken vakıf imkânlarından faydalanmayı kabul etmeyip kitap istinsah ederek geçimini sağladı.

Kutsal beldelerin feyizli ortamından ayrılamayan Emîr Buhârî, Mekke'de kaldığı sürece her gün yedi tavaf yedi sa'y yaptı.

Çerçeve. Nakşibendiyye'de dervişin el emeğiyle geçinmesi (kesb) esastır; vakıf tahsisatıyla yaşamak hoş görülmez. Şeyhi Ubeydullah Ahrâr da bu prensibin en meşhur temsilcisidir. Emîr Buhârî'nin İstanbul'a geldiğinde de bir tekke istememesi, tekkenin sonradan padişah tarafından yaptırılması aynı çizgidedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
BİYOGRAFİK KAYIT

Farsça bir beyitle çağırmak

Şeyhini İstanbul'a getiren mesaj.

Metni gösterMetni daralt

Şeyh Vefâ ile görüşen ve bir süre onun misafiri olan Emîr Buhârî birkaç ay sonra şeyhine Farsça bir beyit gönderdi. Bu beyitte gönül rahatlığından, sevgilinin eteğine yapışmaktan ve bir köşeye çekilmekten söz ediliyordu.

Lâmiî Çelebi'nin ifadesine göre Abdullah-ı İlâhî bu beyti okuduktan uzun bir müddet sonra İstanbul'a geldi. Emîr Buhârî'ye hilâfet vererek ardından Evrenoszâde Ahmed Bey'in daveti üzerine Vardar Yenicesi'ne gitti.

Çerçeve. Şehrin dinî durumunu bildirmesi şartıyla gönderilen mürid, raporunu bir beyitle yazmıştır. Sonuç şudur: şeyh gelir, halifesini bırakır, kendisi Balkanlar'a çekilir. Böylece İstanbul Nakşîliğinin başında Abdullah-ı İlâhî değil Emîr Buhârî kalmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kesilen defne ağacı

Türbe istemeyen şeyhin vasiyeti.

Metni gösterMetni daralt

Emîr Buhârî vefat ettiğinde Fatih'teki tekkenin bahçesine gömülmesini, buradaki defne ağacının kesilmemesini vasiyet ederek ima yoluyla kendisine türbe yapılmamasını söylemişse de sonraki yıllarda ağacın kesilerek orada bir türbe yapılması dervişler arasında bazı sıkıntılar meydana getirmiştir.

Çerçeve. Vasiyet doğrudan “türbe yapmayın” demez; ağacı korumayı ister — çünkü ağaç dururken oraya yapı yapılamaz. Bu dolaylı anlatım, adına türbe yapılmasını istememenin edeplice bir ifadesidir. Vasiyetin çiğnenmiş olması ise, velîlerin kendi istekleriyle sonraki nesillerin ziyaret ihtiyacı arasındaki gerilimin açık bir örneğidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
BİYOGRAFİK KAYIT

İki tarih düşürme

“Vâh Şeyh” ve “Ey Seyyid Buhârî âh vâh”.

Metni gösterMetni daralt

Emîr Buhârî vefat edince müridlerinden Bursa Kaplıca Medresesi müderrisi Hızır Bey Çelebi “Vâh Şeyh”, Lâmiî Çelebi ise “Ey Seyyid Buhârî âh vâh” ifadelerini tarih düşürmüşlerdir. Abdürrezzâk Efendi adlı bir kişi onun hakkında bir menâkıbnâme kaleme almıştır.

Çerçeve. İki tarih de bir feryattan ibarettir; ebced hesabı 922'yi verirken kelimeler yalnızca “âh” ve “vâh”tır. Tarih düşürme sanatında bu kadar sade bir tercih, yapmacıksız bir yas ifadesi sayılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Emîr Buhârî Tekkeleri

Fatih, Ayvansaray ve Edirnekapı.

Metni gösterMetni daralt

Fâtih Camii'nin batısında (bugün Fevzipaşa caddesinin Malta kesiminde Emîrbuhârî sokağında) oturan Emîr Buhârî'nin tâliplerinin artması üzerine II. Bayezid bir mescidle dervişler için hücreler yaptırarak burasını Nakşibendî tekkesine dönüştürdü. Mensupları giderek çoğalınca daha sonra Ayvansaray ve Edirnekapı'da birer tekke daha açılmıştır (bk. EMÎR BUHÂRÎ TEKKESİ).

Emîr Buhârî'den sonra damadı Mahmud Efendi (ö. 938/1531) Fatih ve Edirnekapı'daki tekkelerde şeyhlik görevini sürdürmüştür.

Çerçeve. Geride bıraktığı asıl eser kitap değil kurumdur: İstanbul'daki üç Nakşî tekkesi ve onu izleyen halifeler. Semtin bugünkü adı — Emîrbuhârî sokağı — dört asır sonra hâlâ yerindedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
ESER / METİN

Halifeleri

Hekim Çelebi ve Lâmiî Çelebi.

Metni gösterMetni daralt

Muslihuddin Tavîl, Âbid Çelebi, Bedreddin Baba gibi birçok sûfî de Abdullah-ı İlâhî'nin yanında başladıkları sülûklerini Emîr Buhârî'nin tekkesinde tamamlamışlardır (Abdülmecîd el-Hânî, s. 174).

Emîr Buhârî'nin halifelerinden Hekim Çelebi (ö. 974/1566), Fatih Halıcılar'da kendi adıyla anılan bir dergâh açarak irşad faaliyetini sürdürmüş, Lâmiî Çelebi de (ö. 938/1531) Bursa'da Nakkaş Ali Tekkesi'nde hizmet etmiştir.

Çerçeve. Lâmiî Çelebi yalnız bir halife değil, aynı zamanda kaynaktır: hakkında bilinenlerin çoğu onun Nefehât Tercümesi'nden gelir. Şeyhi hakkındaki bilgiyi bize ulaştıran, onun kendi müridi olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
ESER / METİN

Şiirleri ve şerhleri

Kayıp bir divançe.

Metni gösterMetni daralt

Mecdî, Emîr Buhârî'nin Mevlânâ'ya ait bazı gazelleri şerhettiğini… söyler.

Hüseyin Vassâf, Risâle-i Hazret-i Sünbül Sinân (Âtıf Efendi Ktp., Tasavvuf, nr. 1398) adlı eserin sonunda onun divançesini gördüğünü söyleyerek buradan bir şiiri iktibas etmiştir (Sefîne, II, 33).

Çerçeve. Divançenin bugün elde olup olmadığı belirtilmez; onu gördüğünü söyleyen Sefîne-i Evliyâ müellifi Hüseyin Vassâf'tır (ö. 1929). Yirmi yıl boyunca tekke tekke dolaşıp kayıt tutmasının değeri tam da böyle noktalarda ortaya çıkar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Terkedilen silsile

Hâlidiyye gelince değişen zincir.

Metni gösterMetni daralt

Nakşibendiyye silsilesi, bu tarikatın Müceddidiyye ve Hâlidiyye kolları Anadolu'ya girene kadar Ubeydullah Ahrâr, Abdullah-ı İlâhî ve Emîr Buhârî şeklinde yürümüş (Hüsâmeddin Bursevî, vr. 308b), daha sonra Hâlid el-Bağdâdî ile (ö. 1242/1827) başlayan Nakşibendî-Hâlidî silsilesinin yaygınlaşmasıyla bu silsile terkedilerek Ahrâr'dan sonra diğer halifesi Muhammed Zâhid ile devam ettirilmiştir.

Çerçeve. Bu, tarikat tarihinde ender rastlanan bir kaydıdır: bir silsile hattının fiilen terkedilmesi. Üç asır boyunca Anadolu Nakşîliğinin ana zinciri Emîr Buhârî'den geçmiş, XIX. yüzyılda Hâlidiyye'nin yayılmasıyla zincir Ahrâr'ın öteki halifesine kaydırılmıştır. Emîr Buhârî'nin bugün İmâm-ı Rabbânî veya Hâlid-i Bağdâdî kadar tanınmamasının sebebi budur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
KAVRAM

Nakşibendiyye'nin on iki esası

Lâmiî Çelebi'nin sıraladığı prensipler.

Metni gösterMetni daralt

Lâmiî Çelebi, mürşidinin özellikle üzerinde durduğu, esasen Nakşibendiyye'nin prensipleri olan konuları şöyle sıralamaktadır: Sohbet, uzlet, tevekkül, sünnete bağlılık, zikr-i hafîye devam, az yemek, az konuşmak, az uyumak, şekil ve sûrete önem vermemek, bid'atlardan kaçınmak, teheccüd namazı kılmak, ibadetlerde azîmet yolunu tercih etmek.

Çerçeve. Listenin iki maddesi Nakşîliği öteki yollardan ayırır: zikr-i hafî (sessiz zikir) ve şekil ve sûrete önem vermemek. İkincisi tâc, hırka ve alenî âyin konusundaki mesafeyi açıklar — nitekim Nakşîlikte semâ ve devran yoktur. Azîmet ise ruhsatla yetinmeyip en zor olanı seçmek demektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
KAVRAM

Dört çeşit terk

Dünya, âhiret, varlık ve terkin terki.

Metni gösterMetni daralt

Mecdî, Emîr Buhârî'nin Mevlânâ'ya ait bazı gazelleri şerhettiğini, tasavvufî muhitlerde çok yaygın olan dünyayı, âhireti, varlığı ve terki terk olarak bilinen dört çeşit terk konusunu işleyen Farsça beytin ona ait olduğunu söyler.

Çerçeve. Sıralamanın mantığı basamaklıdır: önce dünya, sonra âhiret talebi (yani cennet arzusu), sonra kendi varlık iddiası, en sonunda “ben terk ettim” demenin kendisi bırakılır. Dördüncü basamak olmadan ilk üçü bir gizli benlik hâline gelir. Bir Nakşî şeyhinin Mevlânâ gazelleri şerhetmesi de dikkate değer.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
KAVRAM

Üç Buhârî'yi ayırmak

Sık karıştırılan isimler.

Metni gösterMetni daralt

Emîr Ahmed-i Buhârî ile Bursa'da medfun Emîr Sultan (ö. 833/1429) ve İstanbul Unkapanı'nda dergâhı olan diğer bir Nakşî şeyhi Ahmed Buhârî (ö. 994/1586) zaman zaman birbirine karıştırılmıştır.

Çerçeve. Üçü de Buhara nisbelidir, ikisi “Emîr”, ikisi “Ahmed” adını taşır; üçü de Osmanlı topraklarında medfundur. Ayırt edici tarihler: 833/1429 (Emîr Sultan, Bursa), 922/1516 (Emîr Ahmed-i Buhârî, Fatih), 994/1586 (Ahmed Buhârî, Unkapanı). Bu kart ortadakine aittir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.
TARİHÎ KAYIT

Şeyh Vefâ Tekkesi'nde konaklamak

İstanbul tasavvufunun ilk kapısı.

Metni gösterMetni daralt

Orta Asya, Hicaz bölgesi ve Anadolu'yu yakından tanıyan Emîr Buhârî'nin İstanbul'da arayıp bulduğu ilk yer Şeyh Vefâ Tekkesi'ydi. Şeyh Vefâ ile görüşen ve bir süre onun misafiri olan Emîr Buhârî…

Çerçeve. Muslihuddin Vefâ (ö. 896/1491), fetihten sonraki İstanbul'un en nüfuzlu şeyhidir ve Zeyniyye'ye mensuptur. Yeni bir yolu şehre sokmak isteyen bir dervişin önce yerleşik en büyük tekkenin kapısını çalması, tarikat âdâbının gereğidir: yeni gelen, kendini tanıtır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Fatih, İstanbul · TürkiyeEmîr Buhârî Tekkesi ve TürbesiFâtih Camii'nin batısında, bugün Fevzipaşa caddesinin Malta kesimindeki Emîrbuhârî sokağında bulunan yer; II. Bayezid'in mescid ve hücreler yaptırmasıyla Nakşî tekkesine dönüşmüştür. Tekkenin bahçesine defnedilmesini vasiyet etmiş, sonradan yerine türbe yapılmıştır. Konum yaklaşıktır.Buhara · ÖzbekistanBuhara849/1445 civarında doğduğu ve ilk tahsilini tamamladığı şehir; Nakşibendiyye'nin ana yurdudur ve dedesi Mahmûd-ı Fağnevî de bu silsilenin büyüklerindendir. İlişkili kişi dosyası Seyyid Ahmed-i Buhârî : Seyyid Ahmed-i Buhârî (ö. 994/1586), XVI. yüzyıl ortalarında Buhara’dan İstanbul’a gelerek Unkapanı-Yeşil Tulumba çevresine yerleşen; türbesi II. Mahmud döneminde yeniden ortaya çıkarılan Nakşibendî şeyhidir.Semerkant · ÖzbekistanSemerkantDevrin en meşhur mutasavvıfı Ubeydullah Ahrâr'a intisap ettiği ve Abdullah-ı İlâhî ile tanıştığı şehir. İlişkili kişi dosyası Seyyid Ahmed-i Buhârî : Seyyid Ahmed-i Buhârî (ö. 994/1586), XVI. yüzyıl ortalarında Buhara’dan İstanbul’a gelerek Unkapanı-Yeşil Tulumba çevresine yerleşen; türbesi II. Mahmud döneminde yeniden ortaya çıkarılan Nakşibendî şeyhidir.Kütahya · TürkiyeSimavAbdullah-ı İlâhî'nin memleketi ve Anadolu'daki ilk Nakşibendî tekkesini açtığı yer; sülûkünü burada tamamlamış, tekkenin imamlığını yapmıştır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Ahmed-i Buhârî : Seyyid Ahmed-i Buhârî (ö. 994/1586), XVI. yüzyıl ortalarında Buhara’dan İstanbul’a gelerek Unkapanı-Yeşil Tulumba çevresine yerleşen; türbesi II. Mahmud döneminde yeniden ortaya çıkarılan Nakşibendî şeyhidir.Kudüs · FilistinMescid-i AksâHac yolculuğunda yanındaki odalardan birinde kaldığı yer; vakıf imkânlarını kabul etmeyip kitap istinsah ederek geçinmiştir. İlişkili kişi dosyası Seyyid Ahmed-i Buhârî : Seyyid Ahmed-i Buhârî (ö. 994/1586), XVI. yüzyıl ortalarında Buhara’dan İstanbul’a gelerek Unkapanı-Yeşil Tulumba çevresine yerleşen; türbesi II. Mahmud döneminde yeniden ortaya çıkarılan Nakşibendî şeyhidir.Mekke · Suudi ArabistanMekkeKaldığı süre boyunca her gün yedi tavaf ve yedi sa'y yaptığı şehir. İlişkili kişi dosyası Seyyid Ahmed-i Buhârî : Seyyid Ahmed-i Buhârî (ö. 994/1586), XVI. yüzyıl ortalarında Buhara’dan İstanbul’a gelerek Unkapanı-Yeşil Tulumba çevresine yerleşen; türbesi II. Mahmud döneminde yeniden ortaya çıkarılan Nakşibendî şeyhidir.Vefa, İstanbul · TürkiyeŞeyh Vefâ Tekkesiİstanbul'a geldiğinde arayıp bulduğu ilk yer; Şeyh Vefâ ile görüşüp bir süre misafiri olmuştur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Ahmed-i Buhârî : Seyyid Ahmed-i Buhârî (ö. 994/1586), XVI. yüzyıl ortalarında Buhara’dan İstanbul’a gelerek Unkapanı-Yeşil Tulumba çevresine yerleşen; türbesi II. Mahmud döneminde yeniden ortaya çıkarılan Nakşibendî şeyhidir.Giannitsa · YunanistanVardar Yenicesi (Giannitsa)Şeyhi Abdullah-ı İlâhî'nin, kendisine hilâfet verdikten sonra Evrenoszâde Ahmed Bey'in daveti üzerine gittiği ve vefat ettiği yer. İlişkili kişi dosyası Seyyid Ahmed-i Buhârî : Seyyid Ahmed-i Buhârî (ö. 994/1586), XVI. yüzyıl ortalarında Buhara’dan İstanbul’a gelerek Unkapanı-Yeşil Tulumba çevresine yerleşen; türbesi II. Mahmud döneminde yeniden ortaya çıkarılan Nakşibendî şeyhidir.İstanbul · TürkiyeAhmed-i Buhârî Dergâhıİstanbul’daki erken Nakşibendî merkez Sefîne-i Evliyâ, Ahmed-i Buhârî’yi İstanbul’da ilk Nakşibendî dergâhını kuran şahsiyet olarak anar. Dergâh, daha sonraki şeyh ve aile halkalarıyla yaşamaya devam etmiştir. Sonraki meşihat çevresi Kaynakta Şeyh Emin Efendi ile oğlu Ali Fakrî Efendi dergâhın sonraki meşihat bağlamında geçer. Bu bilgi kurucu Ahmed-i Buhârî ile geç dönem post zincirinin aynı kişi olmadığını gösterir. Mükerrer kayıt ayrımı “Nakşıbndi Dergahı” başlığıyla çıkarılan kayıt, Ahmed-i Buhârî’nin kuruluş cümlesinin genel ad gibi bölünmesinden doğmuştur; bağımsız yapı sayılmayıp bu dosyaya aktarılmıştır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Emîr Buhârî”, c. 11
  2. [2]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 656-662
  3. [3]Kişi kartı kaynak paketi — Seyyid Ahmed-i Buhârî
  4. [4]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, Ahmed-i Buhârî Dergâhı bağlamları
Ortak kaynak kataloğunu aç →