Köken ve kullanım
i. fars.
دركا
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
(« (دركا +. Eşik, atebe. 2. tas. Tekke, âsitâne, zaviye.
Ne dünyadan sâfâ bulduk ne ehlinden recâmız var
Ne dergâh-ı Huda’dan maâde bir ilticamız var
Nef'i
Bu şek, bağrımda hergün gah u bigâh
Dolaştım “Ha, deyup dergah dergah
Yahya Kemal
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
GlSp) [F.] bk. âsitâne r k ders a. [Ar.] (ç. b. dürûs) Bir ö bilimin veya bilginin öğrenilme / si için resmî ve özel kurumlarda l- veya özel hocalar önünde düe zenli ahnan eğitim. k § tam. ders-i âmm a. ÇL^jj)
- Müderrislerin cami ve n benzeri yerlerde verdikleri al ders, va’az. 2. Medreselerde k öğrencilere, camilerde halka ı ders veya va’az verme yetkia- sine sahip müderris. Bu uni. vanı alabilmek için medreser den mezun olduktan ve ica / zet aldıktan sonra ayrıca ” va’az verebilecek nitelikte e olup olmadığının ölçüldüğü e bir imtihana da girmek gerez kiyordu. Bu şekilde icazet m, alan bir “ders-i âmm” halk e arasında oldukça etkili bir a konumda bulunuyor; sevilie yor ve sayılıyordu. ş
- Medreselerde k öğrencilere, camilerde halka ı ders veya va’az verme yetkia- sine sahip müderris. Bu uni. vanı alabilmek için medreser den mezun olduktan ve ica / zet aldıktan sonra ayrıca ” va’az verebilecek nitelikte e olup olmadığının ölçüldüğü e bir imtihana da girmek gerez kiyordu. Bu şekilde icazet m, alan bir “ders-i âmm” halk e arasında oldukça etkili bir a konumda bulunuyor; sevilie yor ve sayılıyordu. ş
Dinî Terimler Sözlüğü
1. Makam, kapı girişi, eşik. Tasavvuf mektebi. Tasavvufta yetişmiş ve yetiştirebilen evliyâ zâtlar tarafından, talebelere, tasavvuf, İslâm ahlâkı ve diğer dînî ilimlerin ve zamânın fen ilimlerinin okutulduğu yer. (Bkz. Tekke)
2. Cenâb-ı Hakk'ın rahmet kapısı.
Yâ Rabbî! Yüz bin günah işledim ise de, bu kara yüzüm ile, yüce dergâhına sığınıyorum. Senden affımı diliyorum. (Abdurrahman Sâmi Paşa)
Bir şehid dahî budur ki yüzünü Hak dergâhına tutup, Ey benim ma'budum! Ne ki, ömrüm olsa, bir şeye ümid bağlamadım. Ancak sana bağladım. Ve dahî kimseye boyun eğmedim. Dünyâya ve din düşmanlarına aldanmadım. Yâ Rabbî! Senden ümidim budur ki bütün ümmet-i Muhammedi afv ve mağfiret edesin diye duâ ede. Bu dahî şehiddir. (Kutbüddîn İznikî)
Tasavvuf Sözlüğü
Farsça. Kapı, eşik, kapı yeri, sığınılacak yer, makam, tekke gibi mânâları vardır. Tarikat mensubu şeyhlerle, dervişlerin ikâmetgâhı olan büyük tekkelere dergâh denir. Hürmeti arttırmak için şerif sıfatı eklenerek Dergâh-ı Şerîf de denilir. Kelime hafifletilerek “dergeh” şeklinde de telaffuz edilir.Bâb-ı Hak açıktır merd-i agâha Candan geçenlerdir eren Allah’a Hakikat yolundan ben bu dergâha İsteğiyle gelmiş kurbanlar gördüm.Tokadîzâde ŞekibŞah-ı evrenk-i velayet ki sezadır dense, Seg-i dergâh-ı sipihrin esedinden efdal.La edrî