Ara
Menü
ذ

Dergâh

دركا

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-275
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
112
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(« (دركا +. Eşik, atebe. 2. tas. Tekke, âsitâne, zaviye.</p><blockquote>Ne dünyadan sâfâ bulduk ne ehlinden recâmız var<br>Ne dergâh-ı Huda’dan maâde bir ilticamız var<br>Nef'i<br>Bu şek, bağrımda hergün gah u bigâh<br>Dolaştım “Ha, deyup dergah dergah<br>Yahya Kemal</blockquote>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-5813
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
112
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(« (دركا +. Eşik, atebe. 2. tas. Tekke, âsitâne, zaviye.</p><blockquote>Ne dünyadan sâfâ bulduk ne ehlinden recâmız var<br>Ne dergâh-ı Huda’dan maâde bir ilticamız var<br>Nef'i<br>Bu şek, bağrımda hergün gah u bigâh<br>Dolaştım “Ha, deyup dergah dergah<br>Yahya Kemal</blockquote>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-504
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
176
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>GlSp) [F.] bk. âsitâne r k ders a. [Ar.] (ç. b. dürûs) Bir ö bilimin veya bilginin öğrenilme / si için resmî ve özel kurumlarda l- veya özel hocalar önünde düe zenli ahnan eğitim. k § tam. ders-i âmm a. ÇL^jj)</p><ol><li>Müderrislerin cami ve n benzeri yerlerde verdikleri al ders, va’az. 2. Medreselerde k öğrencilere, camilerde halka ı ders veya va’az verme yetkia- sine sahip müderris. Bu uni. vanı alabilmek için medreser den mezun olduktan ve ica / zet aldıktan sonra ayrıca ” va’az verebilecek nitelikte e olup olmadığının ölçüldüğü e bir imtihana da girmek gerez kiyordu. Bu şekilde icazet m, alan bir “ders-i âmm” halk e arasında oldukça etkili bir a konumda bulunuyor; sevilie yor ve sayılıyordu. ş</li><li>Medreselerde k öğrencilere, camilerde halka ı ders veya va’az verme yetkia- sine sahip müderris. Bu uni. vanı alabilmek için medreser den mezun olduktan ve ica / zet aldıktan sonra ayrıca ” va’az verebilecek nitelikte e olup olmadığının ölçüldüğü e bir imtihana da girmek gerez kiyordu. Bu şekilde icazet m, alan bir “ders-i âmm” halk e arasında oldukça etkili bir a konumda bulunuyor; sevilie yor ve sayılıyordu. ş</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-8127
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>1. Makam, kapı girişi, eşik. Tasavvuf mektebi. Tasavvufta yetişmiş ve yetiştirebilen evliyâ zâtlar tarafından, talebelere, tasavvuf, İslâm ahlâkı ve diğer dînî ilimlerin ve zamânın fen ilimlerinin okutulduğu yer. (Bkz. Tekke)</p><p>2. Cenâb-ı Hakk'ın rahmet kapısı.</p><p>Yâ Rabbî! Yüz bin günah işledim ise de, bu kara yüzüm ile, yüce dergâhına sığınıyorum. Senden affımı diliyorum. (Abdurrahman Sâmi Paşa)</p><p>Bir şehid dahî budur ki yüzünü Hak dergâhına tutup, Ey benim ma'budum! Ne ki, ömrüm olsa, bir şeye ümid bağlamadım. Ancak sana bağladım. Ve dahî kimseye boyun eğmedim. Dünyâya ve din düşmanlarına aldanmadım. Yâ Rabbî! Senden ümidim budur ki bütün ümmet-i Muhammedi afv ve mağfiret edesin diye duâ ede. Bu dahî şehiddir. (Kutbüddîn İznikî)</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11183
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Farsça. Kapı, eşik, kapı yeri, sığınılacak yer, makam, tekke gibi mânâları vardır. Tarikat mensubu şeyhlerle, dervişlerin ikâmetgâhı olan büyük tekkelere dergâh denir. Hürmeti arttırmak için şerif sıfatı eklenerek Dergâh-ı Şerîf de denilir. Kelime hafifletilerek “dergeh” şeklinde de telaffuz edilir.Bâb-ı Hak açıktır merd-i agâha Candan geçenlerdir eren Allah’a Hakikat yolundan ben bu dergâha İsteğiyle gelmiş kurbanlar gördüm.Tokadîzâde ŞekibŞah-ı evrenk-i velayet ki sezadır dense, Seg-i dergâh-ı sipihrin esedinden efdal.La edrî</p>

Köken ve kullanım

i. fars.

دركا

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

(« (دركا +. Eşik, atebe. 2. tas. Tekke, âsitâne, zaviye.

Ne dünyadan sâfâ bulduk ne ehlinden recâmız var
Ne dergâh-ı Huda’dan maâde bir ilticamız var
Nef'i
Bu şek, bağrımda hergün gah u bigâh
Dolaştım “Ha, deyup dergah dergah
Yahya Kemal

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

GlSp) [F.] bk. âsitâne r k ders a. [Ar.] (ç. b. dürûs) Bir ö bilimin veya bilginin öğrenilme / si için resmî ve özel kurumlarda l- veya özel hocalar önünde düe zenli ahnan eğitim. k § tam. ders-i âmm a. ÇL^jj)

  1. Müderrislerin cami ve n benzeri yerlerde verdikleri al ders, va’az. 2. Medreselerde k öğrencilere, camilerde halka ı ders veya va’az verme yetkia- sine sahip müderris. Bu uni. vanı alabilmek için medreser den mezun olduktan ve ica / zet aldıktan sonra ayrıca ” va’az verebilecek nitelikte e olup olmadığının ölçüldüğü e bir imtihana da girmek gerez kiyordu. Bu şekilde icazet m, alan bir “ders-i âmm” halk e arasında oldukça etkili bir a konumda bulunuyor; sevilie yor ve sayılıyordu. ş
  2. Medreselerde k öğrencilere, camilerde halka ı ders veya va’az verme yetkia- sine sahip müderris. Bu uni. vanı alabilmek için medreser den mezun olduktan ve ica / zet aldıktan sonra ayrıca ” va’az verebilecek nitelikte e olup olmadığının ölçüldüğü e bir imtihana da girmek gerez kiyordu. Bu şekilde icazet m, alan bir “ders-i âmm” halk e arasında oldukça etkili bir a konumda bulunuyor; sevilie yor ve sayılıyordu. ş

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Makam, kapı girişi, eşik. Tasavvuf mektebi. Tasavvufta yetişmiş ve yetiştirebilen evliyâ zâtlar tarafından, talebelere, tasavvuf, İslâm ahlâkı ve diğer dînî ilimlerin ve zamânın fen ilimlerinin okutulduğu yer. (Bkz. Tekke)

2. Cenâb-ı Hakk'ın rahmet kapısı.

Yâ Rabbî! Yüz bin günah işledim ise de, bu kara yüzüm ile, yüce dergâhına sığınıyorum. Senden affımı diliyorum. (Abdurrahman Sâmi Paşa)

Bir şehid dahî budur ki yüzünü Hak dergâhına tutup, Ey benim ma'budum! Ne ki, ömrüm olsa, bir şeye ümid bağlamadım. Ancak sana bağladım. Ve dahî kimseye boyun eğmedim. Dünyâya ve din düşmanlarına aldanmadım. Yâ Rabbî! Senden ümidim budur ki bütün ümmet-i Muhammedi afv ve mağfiret edesin diye duâ ede. Bu dahî şehiddir. (Kutbüddîn İznikî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Farsça. Kapı, eşik, kapı yeri, sığınılacak yer, makam, tekke gibi mânâları vardır. Tarikat mensubu şeyhlerle, dervişlerin ikâmetgâhı olan büyük tekkelere dergâh denir. Hürmeti arttırmak için şerif sıfatı eklenerek Dergâh-ı Şerîf de denilir. Kelime hafifletilerek “dergeh” şeklinde de telaffuz edilir.Bâb-ı Hak açıktır merd-i agâha Candan geçenlerdir eren Allah’a Hakikat yolundan ben bu dergâha İsteğiyle gelmiş kurbanlar gördüm.Tokadîzâde ŞekibŞah-ı evrenk-i velayet ki sezadır dense, Seg-i dergâh-ı sipihrin esedinden efdal.La edrî

Sözlüğe dön ←