Ara
Menü

Şeyh Ömer Ziyâeddin Efendi

Ömer Ziyâeddin Efendi, Dağıstan'ın Mırtay köyünde doğan, Şeyh Şâmil'in çevresinde bulunan ve İstanbul'da Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'ye intisap eden âlim-sûfîdir.

Yol
Nakşibendiyye
Mekân
3 bağlantı
Unvan
Dağıstanlı Nakşibendî-Hâlidî şeyh ve âlim

Dağıstan ve Şeyh Şâmil çevresi

Dağıstan'ın Çerkay bölgesine bağlı Mırtay köyünde doğdu. Lezgi topluluklarının Avar koluna mensuptu. İlk öğrenimini memleketinde gördü; Şeyh Şâmil'in mücadele yıllarında onun maiyetinde hizmet ettiği kaydedilir.

İstanbul'daki tahsili

İstanbul'a göç ettikten sonra yüksek dinî ilimlerde öğrenimini sürdürdü. Aynı dönemde Gümüşhâneli Hacı Ahmed Ziyâeddin Efendi'ye intisap ederek Nakşibendî-Hâlidî terbiyesi aldı.

Bu iki dönem, askerî-siyasî Kafkas tecrübesi ile İstanbul'daki ilim ve tekke çevresini aynı hayat çizgisinde birleştirir; Şeyh Şâmil'le temas doğrudan tarikat hilâfeti anlamına gelmez.

Kafkas cephesi ve İstanbul'a geliş

Kaynak, Ömer Ziyâeddin'in 1876 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Şeyh Şâmil'in oğlu Gazi Mehmed Paşa'nın maiyetinde Kafkas cephesinde muharebeye katıldığını kaydeder. Savaşın ardından İstanbul'a gitti ve bir müddet sonra Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Gümüşhânevî Ahmed Ziyâeddin Efendi'ye intisap etti.

Buradaki bağ, doğrudan Şeyh Şâmil'in kendisiyle değil oğluyla kurulmuş bir askerî hizmet ilişkisidir; bu ayrımın korunması, Kafkas muhaceretine mensup âlimlerin biyografilerinde sık görülen bir karışıklığı önler.

Kadılık ve müderrislik yılları

Aralık 1879'da Edirne İkinci Ordu Alay müftülüğüne getirildi; ertesi yıl kendisine İstanbul müderrisliği tevcih olundu. Edirne'deki görevi Eylül 1892'ye kadar sürdü. Haziran 1893 - Mayıs 1901 arasında Malkara kadılığında bulundu. 1903'te Kudüs mevleviyetine, ertesi yıl Tekirdağ kadılığına tayin edildi; bu görevde iki yıl kaldıktan sonra 1906'da İstanbul'a yerleşti.

31 Mart, sürgün ve Mısır yılları

Haziran 1909'da 31 Mart Vak'ası'na karıştığı, İttihâd-ı Muhammedî Cemiyeti ve Derviş Vahdetî ile ilgisi olduğu iddiasıyla Dîvân-ı Harb-i Örfî tarafından müebbet kalebentliğe mahkûm edildi. Cezası bir süre sonra sürgüne çevrilerek Medine'ye gönderildi.

Medine'ye gelen Hidiv Abbas Hilmi Paşa'nın daveti üzerine yedi ay sonra İskenderiye'ye gitti ve Müntezeh Sarayı'nda hidivin saray hocalığı ile imamlığını yaptı. 1912'de çıkarılan genel af üzerine şeyhülislâmlığa başvurup görev istediyse de olumlu cevap alamadı. Mısır'da yaklaşık yedi yıl kaldıktan sonra 1916'da İstanbul'a döndü.

Meşihat, vefatı ve ailesi

5 Ağustos 1919'da Süleymaniye Medresesi'nde hilâfiyat, 27 Ekim 1920'de hadis müderrisliğine tayin edildi. 1919'da İsmâil Necati Efendi'nin vefatıyla boşalan Gümüşhânevî Dergâhı meşihatına getirildi. 18 Kasım 1921'de vefat etti ve Süleymaniye Camii hazîresinde Gümüşhânevî'nin halifelerine ayrılan bölüme defnedildi.

Dört defa evlenen ve yirmi dört çocuğu olan Ömer Ziyâeddin'in ilk üç evliliğinden doğan çocukları yaşamamıştır; soyu, son eşi Nazife Hanım'dan (Binatlı, ö. 1962) doğan sekiz çocuğundan beşiyle devam etmektedir.

COĞRAFÎ HAFIZA3 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi3 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Hadîs-i Erbaîn fî hukūki's-selâtîn

Saltanat ve hilâfeti savunmak üzere 1908'de neşrettiği kırk hadis kitabı.

Metni gösterMetni daralt

Ömer Ziyâeddin 1908'de saltanat ve hilâfeti savunan Hadîs-i Erbaîn fî hukūki's-selâtîn'i neşretti (İstanbul 1326). Eserin bir yazma nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'ndedir (TY, nr. 3729).

Çerçeve. Kitabın neşrinden bir yıl sonra, Haziran 1909'da 31 Mart Vak'ası'na karıştığı, İttihâd-ı Muhammedî Cemiyeti ve Derviş Vahdetî ile ilgisi bulunduğu iddiasıyla Dîvân-ı Harb-i Örfî tarafından müebbet kalebentliğe mahkûm edildi. Kırk hadis gibi klasik ve tarafsız görünen bir türün, siyasî bir mevzide nasıl konumlandığını ve müellifinin akıbetini nasıl belirleyebildiğini gösteren bir örnektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Beyânât-ı Fetâvâ-yı Ömeriyye fi't-tarâiki'l-aliyye

Tasavvuf ve tarikatlarla ilgili meseleleri fetva diliyle ele alan risâle.

Metni gösterMetni daralt

Edirne'de 1301'de basılan eser, tasavvuf ve tarikat meselelerini fetva usulüyle işler. İrfan Gündüz ve Yakup Çiçek tarafından Tasavvuf ve Tarikatlarla İlgili Fetvalar adıyla sadeleştirilerek yeniden yayımlanmıştır (İstanbul 1984).

Çerçeve. Metnin dikkate değer yanı müellifinin çift sıfatıdır: Gümüşhânevî'den hilâfet almış bir Nakşibendî-Hâlidî halifesi, aynı zamanda ordu müftülüğü ve kadılık yapmış bir ilmiye mensubu olarak tarikat meselelerini fetva diliyle yazıya geçirir. Tekke ile ilmiyenin XIX. yüzyıl sonunda ayrı dünyalar olmadığını gösteren somut bir örnektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Avarca telifler

Mevlid ve manzum Kısas-ı Enbiyâ'yı anadili Avarca ile kaleme aldı.

Metni gösterMetni daralt

Eserleri arasında Avarca yazılmış bir Mevlid-i Şerîf (Edirne, tarihsiz) ile yine Avarca ve manzum bir Kısas-ı Enbiyâ (Dağıstan, tarihsiz) bulunur. Babasından Arapça ile birlikte çeşitli Kafkas dillerini öğrenmiş olması bu telifin zeminini oluşturur.

Çerçeve. Kaynak, eserlerinin şöhreti sebebiyle İstanbul dışında Dağıstan, Mısır, Trabzon, Bursa ve Edirne'de de basıldığını kaydeder. Aynı müellifin Kahire'de Arapça hadis muhtasarı, Edirne'de Osmanlıca fetva risâlesi, Dağıstan'da Avarca manzume yayımlaması, bir Osmanlı âliminin dolaşım alanının tek dille sınırlı olmadığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Zübdetü'l-Buhârî ve hadis çalışmaları

Buhârî muhtasarı ve tercümesiyle Zebîdî zevâidi, hadis merkezli teliflerinin başında gelir.

Metni gösterMetni daralt

Zübdetü'l-Buḫârî Kahire'de (1330), iki ciltlik Zübdetü'l-Buhârî Tercümesi ise Trabzon'da (1341-1345) basılmıştır. Zevâʾidü'z-Zebîdî de (Kahire 1325) aynı çizgidedir. Bunların yanında Sünenü'l-aḳvâli'n-nebeviyye mine'l-eḥâdîs̱i'l-Buḫâriyye, kıraate dair et-Teshîlâtü'l-ʿaṭıre ve Âdâbü ḳırâʾati'l-Ḳurʾân sayılabilir.

Çerçeve. Şeyhi Gümüşhânevî'den tefsir, hadis ve fıkıh icâzeti almış olması ile telifinin hadis çevresinde yoğunlaşması aynı terbiyenin iki yüzüdür. Metnin Arapçasını neşretmekle yetinmeyip Türkçeye çevirmesi, hedef okurun yalnız medrese değil daha geniş bir çevre olduğunu düşündürür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Çerkay, Dağıstan · RusyaMiyatlı köyü (Çerkay)Kuzey Kafkasya'da Koysu nehri kıyısındaki Çerkay kasabasına bağlı köy. Ömer Ziyâeddin burada, sekiz çocuklu bir ailenin yedincisi olarak dünyaya geldi; babası Avar Türkleri'nden Abdullah Dağıstânî'dir. Babasından Arapça ve çeşitli Kafkas dillerini öğrendi, ayrıca medreseye devam ederek dinî ilimleri tahsil etti. Sitedeki mevcut biyografide köyün adı “Mırtay” biçiminde kayıtlıdır; kaynak “Miyatlı” yazmaktadır.İstanbul · TürkiyeGümüşhânevî DergâhıÖmer Ziyâeddin, şeyhi Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'ye burada bağlanan halkanın mensubudur. 1919'da İsmâil Necati Efendi'nin vefatı üzerine boşalan dergâhın meşihatına getirildi ve bu görevi 1921'deki vefatına kadar sürdürdü.İstanbul, Fatih · TürkiyeSüleymaniye Camii Hazîresi18 Kasım 1921'de vefat eden Ömer Ziyâeddin, Süleymaniye Camii hazîresinde Gümüşhânevî'nin halifelerine ayrılan bölüme defnedildi. Aynı yıllarda Süleymaniye Medresesi'nde hilâfiyat (5 Ağustos 1919) ve hadis (27 Ekim 1920) müderrisliği yapıyordu.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Yerel Nakşibendî-Hâlidî biyografi kayıtları
Ortak kaynak kataloğunu aç →