Köken ve kullanım
i. ar.
طر يقة
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Yol
- tas Hakk’a ermek için tutulan, birtakım kuralları ve ayinleri bulunan yol. Mutasavvıflara göre tüm insanların, hatta bütün yaratıkların alıp verdiği nefes sayısınca Allah’a yol gider. İlk süfiler, kendilerinden tecrübeli ve yaşlı üstatlardan geniş ölçüde faydalanmakla beraber, belli bir tarikat kurma-
mışlar, herbiri kendine göre bir yol tutmuştur. Bunlar görüşlerini ve manevi tec-
rübelerini sohbet yoluyla çevrelerinde toplananlara aktarıyorlardı. Kendilerine
şeyh-i sohbet, şeyh ve üstat, sohbetinde bulunanlara da sahip deniliyordu. |
Tayfüriye, Sehliye, Muhâsibiye gibi bugünkü anlamda tarikat sayılmayan tasav- |
vufi hareketleri bir yana bırakacak olursak, gerçek anlamda tarikatler VL/XII. |
asırda ortaya çıkmaya başladı ve daha sonra da müesseseleşti. Kadiriye, Rifaiye,
Yeseviye, Bektaşiye, Nakşbendiye, Kübreviye; Mevleviye, Halvetiye ve Şazeliye
bunların en tanınmışlarıdır. Şeyhin ölümünden sonra bölünen tarikatler şube ve
kol denilen küçük çaplı tarikatleri doğurmuştur. Tarikatler arasında ortak esaslar
bulunduğu gibi, birçok farklı yönler de bulunur. Herkes kendi meşrebine, ruh
yapısına, dünya görüşüne ve manevi zevkine göre bir yol tutar (tarikate sülûk
eder) veya bir şeyhe bağlanır veya tamamıyla bunların dışında yaşar. Tarikat eh-
li, genel olarak gayet hür ve çok serbest olarak hareket eder, fikir ve kanaatlerini
ortaya koyar. Özellikle edebiyat, şiir, musiki, ahlak ve adap bunlar arasında çok
gelişmiş, aralarında büyük düşünürler ve hakimler (hükema) yetişmiştir. Tarikat-
SSS