HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Hz. Feyzullah'ın asdıka-yı mensubininden, arif, 3.şık, sadık bir zat-ı sütude-siyerdir. Tercüme-i hallerini Seflne-i Evliya 'ya yazmak arzusunda bulunduğumu mah dum-ı mükerremleri Mahmud Kemal Beyefendi'ye arz ile bunu kendilerinin yazmala rını rica ettim. Ricamı kabUl ve atideki izahatı i'ta buyurdular: "Seyyid Muhammed Emin Paşa, erbab-ı siyadet ü necabetten Seyyid Mustafa Efendi'nin oğludur. 1 249/( 1 833) senesinde doğdu. Sığar-ı sinninde lstanbul'a gelerek dayısı, Arap.dr hanedan-ı kadiminden Aynacıoğlu el-Hac Osmanağa-zade, Bab-ı Ali Atik Tomruk Dairesi Müdürü Hüseyin Efendi'nin243 nezdinde mebadi-i ulumu tahsil etti. Li-ümmin akrabasından bulunduğu efahım-ı efazıldan sadr-ı esbak Yusuf Kamil Paşa, 1 266/( I BSO)'da Mısır'dan lstanbul'a nakl-i mekan eylediği esnada, müşarüni leyhi zir-i cenahına alarak veled-i sulbisi derecesinde tahsil ü terbiyesine bi'z-zar i'ti na eyledi.
Muhammed Emin Paşa, vezir-i kamilin kemalat-ı müsellemesinden senelerce is tifaza ve onun encümen-i daniş ü irfan olan bezm-i kamilanesine müdavim, eazım-ı üdeba vü ulemadan, ulum-ı edebiyye vü diniyye vü hikemiyye taallüm eylediği gibi, fuhulin-i ulemadan Dağıstan! Hüseyin Nazım Efendi, Kastamonulu meşhur Hoca 243. Harb-i Umuml'de Çanakkale Kumandanlığı'nda hıdemat-ı fevka'l-adesi sebk eden maiyyet-i se niyye müşiri Şakir Paşa-zade Ferik Cevad Paşa, bu zat-ı muhteremin kerime-zadesidir. Dr. Avni Paşa'nın pederidir.
318 Sef'ine-i Evliya Mustafa Efendi244, Hoca Mecid Efendi, Kırşehirli Mahmud Efendi, urefa-yı Mevle viyye'den Bursalı Zeki Dede'den de müddet-i med!de ders gördü. Kamil Paşa, 1 268/( 1 85 2 ) 'de Ticaret Nezareti'ne ta'ylninde, müşarünileyhi mühür-darlığa ta'yln eyledi. Paşa'nın vefatına kadar mühür-darlığında bulundu. Beyne'r-rical, Kamil Paşa mühür-darlığıyla ma'rfifdur. 1 272/( 1 856)'de, Bab-ı All'nin en mühim ve mu'teber aklamından olan Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliyye Mazbata ve muahharan Mektubl Odası'na me'mfir olarak Şura-yı Devlet'in hln-i teşkilinde oraya nakledildi.
lzz ü ikbal ü saadet hali içinde ya şamakta iken, Kamil Paşa'nın ve bi'l-ahare hal!le-i muhteremesi sahibetü'l-hayrat ve'l-hasenat Zeyneb Hanım Efendi'nin irtihalleri ile, muhassasatının inkıtaı ve Bab-ı All'deki maaşının tenklhat-ı mükerrerede tenezzül-i mikdarı üzerine, keslru'l-efrad olan ailesiyle d!k-ı maişete girif-dar oldu.
Hasbe'l-beşeriyye mükedder olduğundan, bir gece alem-i menamda bir plr-i ru şen-zamlr zuhur ederek, "Yazık, ben seni mütedeyyin ve mu'tekid bir adam bilirdim; seni bu ana kadar Kamil Paşa, Zeyneb Hanım, Şura-yı Devlet mi geçindirdi zannedersin?" di ye tevbih eylemesi üzerine müşarünileyh, istiğfar ve zamanını mütevekkilane imrar etti. Bir müddet sonra zuhur eden Kozan mutasarrıflığını kabule mecbur oldu. Mağ duren infisal ettikten sonra, üç sene bila-maaş zaruret içinde kaldı. Bi'l-ahare Amas ya , Malatya, Kırşehir, Denizli mutasarrıflıklarında bulundu. Rumeli Beylerbeyliği pa yesini ihraz eyledi. Denizli'de iken ahalinin tekallf-i emlriyye namına duçar olduğu tazylkatı, kava id-i hakk u adle mugayir ve nefsini de def-i mezalime gayr-i muktedir gördüğünden, tekaüdünü istid'a eylemesi üzerine az! edildi. Cüz'iyyü'l-mikdar ma'zuliyyet maaşına kanaat ve senelerce Yakacık'daki sayfiy yesinde ihtiyar-ı uzlet etti.
Teşkll olunan Adalar Livası için haysiyyet-i zatiyye ve if fet-i hakikıyye erbabından, mütedeyyin, muktedir, tecrübe-kar bir mutasarrıf taharri sine mecburiyyet görülmesi üzerine, Bab-ı Ali'ce arz olunan zevat-ı müteaddide me yanında, Sultan Abdülhamid Han-ı san!, müşarünileyhi intihab eylemesiyle, 1 323/( 1 907) Temmuz'unda inziva-gahından çıkarıldı, Büyük Ada'ya gönderildi. O muhterem adam, Hak'dan başka hiç bir kuvvetten korkmadığını, hükm-i za mana göre pek müşkil, pek hatar-englz olan o mühim me'mGriyyette zalime de, maz luma da tasdik ettirdi. l'lan-ı Meşrutiyyet'ten bir müddet sonra, livanın kazaya tahvi li üzerine ke-ma-kan guşe-i inzivaya çekildi. 244. Şeyhülislam esbak Bodrumi Ö mer Lütfi Efendi merhum bu zatın mücazlarındandır. Şeyh Muhammed Halid Zıyaeddln-i Nakşıbendi 319 8 Zi'l-ka'de 1 326/( Aralık 1908 ) 'da zatürreden vefat ederek Merkez Efendi Kab ristanı'na defn edildi.
Arşa pervaz eyledi rUhu'l-Emln RUhunu şad eylesün Rabb-ı Muin Zümre-i alıyara olsun plşva Ralımetu'lla.hi aleyhim ecmaln Merhum müşarünileyh, erbab-ı necabet ü faziletten idi. lbtida-yı neş'etinden be ri kemal-i salah u istikamet ile iştihar ederek emniyyet-i ammeye mazhar ve sigar u kibar nezdinde muvakkar olmuştu. Kendini pek yakından tanıyan eviddası, "Eminü'l ümme" namıyla yad ve i'zaz ederlerdi. Hayat-ı pakizesinin hangi devresine atf-ı na zar-ı im'an olunsa, fazfül-i giln-a-gilnuna şuhud-ı sadıka arz-ı didar eyler. Sireti silret ten istidlal edebilenler, o insan-ı kamilin vech-i nilranisine medd-i nigah eyleseler, ahlak-ı fazılanın misal-i müşahhası olduğuna hükm ederler ve, Nurdan rııahlUk idi insan idi Cebhesinde nur-ı Hak taban idi Pak-slret halisü'l-vecd-emr idi Hak-perestdi sahibü'l-ıman idi "Vtlubu'l-hayr" a245 yüzü burhan idi Hayrına alıyar anın hayran idi Her ne dinse şanına şayan idi Hasılı insan idi insan idi zemzemesiyle sitayiş-han olurlardı.
Avan-ı şebabından beri namus ve adaletle ma'rilf olan bir mü'min-i safiyyü'l kalb; hangi me'milriyyette bulunduysa, neşr-i adalete ve umran-ı memlekete bezl-i mesai etmişdir ki, me'milr olduğu vilayatın me'milrini ile ahalisi bu hakikati tasdik ederler. O mübarek adam, en müşkil, en mahilf demlerde, nefs-i emmarenin hevesat-ı habisesine ittiba'dan ril-gerdan ve her türlü mehalike rağmen, şah-rah-ı Hakk'a pil- 245 . ( • J"c ,ıı .Jl...> _r.'ll 1_,J11) "Hayrı güzel simalılarda arayın." el-Aclunı, Keşfü'l-Hafa, c . I , . 1 36 . ( H ) yan olan ahyar-ı ümmetten idi. Eline nice fırsatlar geçmiş iken, kalb-i pakini tenvir eden mehiifetu'llah, hutam-ı dünyaya rağbetten kendini vikaye etti. Onun istikamet ve iffet-i ciddiyyesiyle mesel darb olunsa layıktır. Aile-i kesiresiyle beraber akraba ve hişiinından nice bi-çareganı ve sfür derd mendanı iaşe etmek için, enva' -ı mezahime giriftar ve dik-ı maişetle dağ-dar olduğu demlerde de gına-yı tab'ına, uluvv-i cenabına, vakar u haysiyyetine, istikamet-i vic daniyyesine, meşreb-i ahriiriinesine, takdir-i ilahiye olan kemal-i i'timad u tevekkü lüne hiç bir sOretle halel vermedi.
Vaktiyle taliin her türlü füyGzuna niiil ve hazm-ı ikbal ile mertebe-i fazilete vasıl olmuştu. Bi'l-ahare, Görüp ahkfım-ı asrı münharif sıdk u selametden Çekildim izzet ü ikbal ile biilı-ı hükümeuen zemzemesiyle, Yakacık'daki inziva-gahına çekilerek, hakkında hüsn-i zanda bulunan lar, "Münzevi Emin Paşa" namıyla yad ettikleri zamanlarda her hal ü kali, .;=iJJ .:ıy. .ı...1 y Ll.J ı?-!J .)#" r.- J j JJ .r" .d'- ıf cı_,... 246 ıJ .:r-1..lı '54 .fiJ beyitlerinin tazammun ettiği ma'nayı tefsir ederdi. Müşarünileyhin cümle-i faziiilinden biri de, mehdden lahde kadar tahsil-i ilme hasr-ı hayat eden ashab-ı basiretten olmasıdır. Arab ve Fars lisanlarına, ulfım-ı diniy ye vü hikemiyye vü edebiyyeye vakıf, ilmiyle amil idi. Tasavvuf, hikemiyyat, edebiy yat, muhadarata diiir onsekiz aded eser-i mütercemi vardır. Esamisi, Osmanlı Müel lifleri nam eserin ikinci cildinde muharrerdir. Gayet nefis olan hattıyla pek çok ki tab-ı kıymet-dar istinsah etmiştir.
Eyyam-ı sabavetinden beri ferfüz-i llahiyye'yi ke mal-i ihlas ile ifa ve sünnet-i seniyye-i Muhammediyye'ye iktida eylerdi. Din ü millet uğrunda her sOretle feda-kar idi. Fevka'l-ade rakiku'l-kalb ve rahim idi. Zühd ü takvada ve iffet ü istikamette hiiiz -i mertebe-i kemal idi. 1 283/( 1 866) Muharreminde vaki' olan bir işaret-i ma'neviyye üzerine, post-ni şin-i dergah-ı Mevlana, Mahmud Sadreddin Çelebi Efendi tarafından Şeyh Osman 246. "Genç ihtiyar herkes gelip gidicidir. Gece ve gündüz göz açıp kapamak gibidir. Allah'tan başkası nın kapısına yönelirsen, bu bir sarhoşluktur." ( H ) Şeyh Muhammed Halid Zıyaeddin-i Nakşıbendi 32 1 Salahaddin Dede Efendi'ye gönderilen sikke-i şerif, bir Perşembe günü Yenikapı Mevlevihanesi'nde qıüşarünileyhe iksa ve daavat-ı hayriyye eda olundu. Bu sOretle tarikat-ı aliyye-i Mevleviyye'ye dahil oldu. Diğer bir işaret-i ma'neviyye üzerine 7 Muharrem 1 289/( 1 7 Mart 1 872)'da tarikat-ı aliyye-i Nakşıbendiyye-i Halidiyye ea zım-ı meşayıhından arif-i bi'llah, vasıl- ı ila'llah, Mevlana Feyzullah el-Kudsi (kuddise sırruhu) hazretlerine intisab ve kesb-i feyz-i bi-hisab eyledi.
Meşagıl-i gı1n-a-gun ile adab-ı tarikata tamamıyla riayet edememekte olduğunu arz edince, Hz. Aziz, "Oğlum! Sen iş-güç sahibisin, boş vakit bulamazsın; bir mahall- i mahsUsda oturup meşgUl alınana lüzum yok. Gezerken , otururken, kalben meşgUl ol." bu yurduğundan, mürid Emin, ma-dame'l-hayat, zikr-i Hak'la tenvir-i can u cenan eyle di. İrtihaline beş-on dakika kalıncaya kadar şuuruna malik olarak illetinin evca' -ı eli mesiyle bir kaç defa, "Of! " dediği sırada, büyük oğlu Mahmud Kemal Bey, "Niçin of diyorsunuz? Alliih deyiniz ki, inbisiit hasıl olsun." demesiyle müşarünileyh, "Daima All1ih diyorum. Hatta birkaç geceden beri rü'yada bile zikrediyorum." cevabını verdi ve bi-faz lihi teala hüsn-i hatimeye mazhar oldu. Evail-i şebabında Yusuf Kamil Paşa ve Mısır Valisi Said Paşalarla beraber Medi ne-i Münevvere'ye giderek hak-pa-yı saadet-ihtiva-yı Seyyidi'l-Mürselin'e cebin-sa yı ubudiyyet olmuştu.
Can u dilden aşık-ı sadık-ı Muhammedi idi. Mükerreren alem-i ma'nada cemal i cemil-i Habib-i ekrem'i müşahede ile karirü'l-ayn oldu. Alem-i cemal'e intikalinden sonra, bir gece küçük oğlu Muhammed Selim Bey, alem-i ma'nada görmüştür ki: Çemenler arasında nehirler revan olan bir saha-i latifede, pederinin bir kasr-ı dil-rübası varmış. Rasul-i Ekrem (salla' lliihu aleyhi ve sellem) efendimiz hazretlerinin teşrif buyurmakta olduklarını haber vermeleriyle, Selim Bey, koşup Veliyy-i ni'met-i alem efendimizi kasrın bir odasına isal etmiş, Emin Paşa kulları temiz bir setre giymiş, lıhyesi muntazam bir halde olarak nezd-i saadet-bahş-ı risalet-penahilerinde tavr-ı ih tiram ile oturmuş. Selim Bey, mübarek kademeyn-i muhteremeyn-i Muhammedi'yi takbil etmek saadetine niiil olmuş, men' etmemişler, "Bu küçük dervişim mahdumunuz mu? " buyurmuşlar. Emin Paşa tasdikan arzeylemiştir. (Kaddesa' lliihu sırrahu) Müşarünileyhin hin-i irtihalinde, kadr-danan şuara, kıymet-dar tarihler söyledi ler.
Paşa'nın vaktiyle maiyyetinde bulunarak her türlü ahvaline muttali' olan v e in sanları şaz kabilinden medh eden şfür-i meşhfir Eşref Efendi, atideki manzume-i tari hiyye ile merhumun şahs-ı ma'nev'isini tasvir eylemiştir: Öyle namus-ı mücessemdi şu sahib-i terceme Varlığıyla iftihar eylerdi Fahru'l-mürselin 322 Sef!ne-i Evliya Bir musibet gelse Allfıh 'a tevekkül eyleyüp Bin beliiya karşı göstermezdi hiç çfn-i cebin Eğriyi şöyle bırak doğru olan bir iş içün İ tmemişdir müddet-i ömründe bir kerre yemin İşte dünyada bir adem böyle adem alınalı Eyleyüp Hakk'a havale hasmına tutmazdı kin Sıhhat-i ııllmusudur evladının yoksulluğu Hepsinin de çehre-i zerdi züJ!ürtlükden hazin Orda erv{i/ı-ı rusül itse sezadır iltifat Burda mevcadiyyetiyle iftihar eylerdi din Ağladı gaybabetiyle yer yüzünde asfiyii Hfn-i tedfininde doldu nur ile zlr-i zemin Girmemişdir defter-i a'miiline hatt-ı hatlı Bir kusuru yokdu kim yazsun Kirilmen Katibin Geldi vaktii kim 'ecel' Eşref didim tarihin Semt-i ılliyylne pervaz eyledi rUhu'l-Emln ( ıJyt':ı'1 CJJ 151 h.1- .;... ) ( j>:- 1) + Eşref Efendi'nin bu tarihiyle beraber, kendi namına mensub gazeteye, "Merhum-ı müşarünileyhin ruhuna hediyye edilen bir kıt'a" unvanıyla dere eylediği kıt'a-i nefise: Beka-yı ııllmına hadim Kemiil ' in kaldı dünyada Tarlk-ı cennete nur-ı huda fiinüsun olmuşdur Dolaş alnı açık Firdevs-i a'liida vakurilne Eınfn ol necl-i pakin vilris-i ııtlmüsun olmuşdur Meşahlr-i şuaradan Halil Edib Bey'in (tarihi ): Var mıdır bilmem gören dünyada hiç Meşreb ü zevkince bir de kam-bin Zıll-ı mevhamdur safii-yı devleti Gül-şeninde kim olursa zehre-çln Şeyh Muhammed Halid Zıyaeddin-i Nakşıbendi 323 İtmez istişmam bir bU-yı vefa Çünki asıb-i hazandır dürr-i kemin Akibet gitdi Eınln Paşa revah (?) Hak-perest Hak-aşina sahih-yakin Az gelir misli cihana doğrusu Mesleğinde kavl ü azminde metin Şahidiz Allah içün her hal ile Çıkdı ber-vech-i Kemal ü bihterln Maksadı ma' şUku şevki daima zatı her yüzdendi fahru'l-kümmeun Yüz çevirse var yeri ejlakden Saklayup ol gevheri rn-yı zemin Kadrinin ıanhi de burhanı.dır Arşa çıkdı can virüp rUhu'l-Emln < ')1 1 CJJ ..., JJ..
J .:.ı '5 ..r > Efazıl-ı üdebadan Süleymaniyeli Muallim Fani Efendi'nin (tarihi): Aılil-i Kamil Muhammed Sadıku'l-Va'di'l-emln Me'men-i a'lada oldu ınde-zi'l-arşı mekln Geldi gitdi bir didim hecrile Fcini salini Cennetü'l-Me'va'ya vardı tair-i ruhu'l-Emln247 ( ')il CJ J )lk '5 .:l ) J ı }.1. 1 ) Eınln Paşa idi bi'llah mücahid fi-seblli'llah Enls-i Şeyh Feyzu'llah mükerrem zat-ı dil-agah 247. "Geldi ( bir), hicri, gitti (bir) rumi." Buradaki son mısram toplamından 1 çıkarılırsa rumi tarih ( 1 325- 1 = 1 324); bu toplama 1 eklenirse hicri tarih ( 1 325+ l = 1 326) elde edilir.
(H) 324 Sef'ine-i Evliya Re sulu' l1ilJı 'a dil-dilde cemfıl-i yô.ra sevdada Tarik-ı aşk-ı Mevla'da sivô.dan itdi istinzô.h O merd-i kô.mil-i dana selrmü'l-kalb idi hakka Gözünde yok idi dünyô.
olur ukbiida ali-cô.h Muhibb-i halisi Vassaf Hudô.'dan eyler isçi'tô.f Ki olsun nôil-i eltô.f o pir-i muhterem hoş-hô.h Kemô.l-i lutfile mağ{Ur bütün ahvalini mebrftr Revô.n-ı pakini mesrur buyursun Hazret-i Allah (J) = 1326/( 1 908) Fuzala-yı şuaradan Yenişehirli Fenari Hüseyin Haşim Bey'in: Ulviyyetini cihana kıldın ibrô.z Ervô.h-ı zekiyye içre oldun mümtô.z Nasfıt yerin değildi itdin işte Ey rUh-ı fanin bezm-i Cemô.l'e pervaz Şuaradan Filorinalı Nazım Bey'in: Meali mündemicdi nüsha-i kübrô.-yı zatında Sırat-ı Müstakim-i adle sô.likdin hayatında Semô.-yı sermedl-i rahmeti buldun vefatında Huzfır-ı Hakk' a vardın lıhye-i beyza-yı şô.nmla Açık bir cebhe-i ulviyye-i behcet-nişanınla "Kemiıl"inle peyirıde müş'il-i "Tevfik"-ı tiib-efnb.
"Selimu"t-tab' olan timsô.l-i zl-rUhun nazar-pirô.
Bu üç sürededir iisô.r-ı hayriyyen bekô.-fermô. Huzfır-ı Hakk ' a vardın lıhye-i beyza-yı şô.mnla Açık bir cebhe-i ulviyye-i behcet-nişô.nınla Mücessem bir güneşdir nfır-ı lmô.nm senıôl.arda Musavver sô.z-ı vicdanın olur encüm fezalarda Uçar envô.r-ı cô.vldin sabô.h-ı i'tilô.larda Huzfır-ı Hakk' a vardın lıhye-i beyza-yı şanınla Açık bir cebhe-i ulviyye-i behcet-nişô.nınla
